Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Başka Sinema Ayvalık Film Festivali dolu dolu geçen bir haftanın ardından 8 Eylül’de sona erdi. Festival gösterimleri boyunca takip ettiğimiz filmlere dair izlenimlerimizi yayınladığımız festival günlüğümüzü Örümcek ve Kız, Dünyanın En Kötü İnsanı ve Yeni Düzen ile kapatıyoruz.

Örümcek ve Kız | Das Mädchen und die Spinne

Das Mädchen und die Spinne Ayvalık Film Festivali

İlk filmleri 2013 yapımı Tuhaf Kedicik – Das merkwürdige Kätzchen ile gösterildiği her yerde beğeniyle karşılanıp ilgiyi üzerlerine çeken Ramon Zürcher ve Silvan Zürcher uzun bir aradan sonra yeni filmleriyle karşımızdalar. Örümcek ve Kız – Das Mädchen und die Spinne, iki ev arkadaşından birinin paylaştıkları daireden yeni bir daireye taşındığı iki günlük süreci çerçeveliyor. Hatta çerçeveleme eylemini burada yan anlamından azade şekilde kullanmak da mümkün. Zira metniyle biçimi arasında kurdukları ilişkiden ayrıca bir sinema dinamiği yaratmayı seven Zürcher Kardeşler’in Örümcek ve Kız’ı bu sebeple her anlamıyla taşınma ve hareket üzerine bir film. Sıradaki projeleriyle tamamlamayı planladıkları üçlemelerinin ilk ayağı Tuhaf Kedicik tek bir mekanda ve tek bir günde geçen bir toplaşma filmiydi. İkinci film Örümcek ve Kız konu gereği taşınma temasının getirdiği A ve B noktalarıyla seriye hareketi tamamlayan bir ikinci durak ekliyor ve bu kez film iki farklı dairede ve iki günde geçen bir hikâyeyi kapsıyor. İkilinin sadık kaldıkları sabit kadraj estetiği içinde neredeyse her adımı hesaplanmış bir koreografi seyretme deneyimi sunan mizansen tercihleri sahneler arasında doğal bir tansiyon yaratıyor. Fakat tüm bunların hepsi izole olduğumuz alanların ihlaliyle, bu alanların dışında kalanlarla kurmak istediğimiz iletişimle ve hâlihazırda kurduğumuz bağlarla ilgili. İlk uzun metraj yapımlarının kaygan zemininden kendilerini sıyırıp üzerinde çok daha rahat hareket edebilecekleri bir alan inşa eden Zürcher Kardeşler’in bu söz konusu üçlemeyi tamamlayacak olan sıradaki filmleri Der Spatz im Kamin için heyecanlanmamak çok zor.

Dünyanın En Kötü İnsanı | Verdens Verste Menneske

Verdens Verste Menneske Ayvalık Film Festivali

Zürcherler gibi ikiz kardeş olmasalar da yirmi yılı aşkın süredir beraber çalışan bir yönetmen-senarist ikilisine geçiyoruz. Kariyerinin tamamında senaryolarını birlikte kaleme aldığı Eskil Vogt ile bir kez daha bir araya gelen Norveç sinemasının bayrak taşıyan yönetmeni Joachim Trier‘in bu yıl ilk kez Cannes’da görücüye çıkan son filmi Dünyanın En Kötü İnsanı – Verdens Verste Menneske, Türkiye prömiyerini 4. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali dahilinde gerçekleştirdi. Filmin kahramanı Julie, henüz otuz yaşına gelmemiş, defalarca o an duyduğu ilgi alanlarına göre kariyer planlarını değiştirmiş, sürekli deneme güdüsüne ve yeni tatlara karşı bir iştaha sahip hayat dolu bir genç kadın. İlk bakışta kalbinin götürdüğü yere savrulan Fransız Yeni Dalga kahramanlarını anımsatan Julie’nin hayatından birkaç yılı kapsayan bir parça içerisinde yaşadıklarına, heyecanlarına ve ilişkilerine şahit oluyoruz. Bu Yeni Dalga bağı belli ki basit bir benzetme olarak kalmıyor ki filmin perdelere bölünmüş yapısı içinde birçok referansa rastlamak mümkün. Buna rağmen Dünyanın En Kötü İnsanı tam olarak günümüzün filmi. Bugünün yirmili yaş portresini bugünün eski kafalı olarak anılmaya başlayan kuşağıyla çarpıştıran ve güncel politik tartışmaları karakterlerinin profilini oluşturmak için kullanan bir film. Yer yer filmde geçen cinsiyetçilik üzerine tartışmalarla birlikte düşününce, her şeye rağmen bu kadar canlı bir kadın kahramana sahipken o kahramanın tüm kırılma anlarını, duygularını ve motivasyonlarını çevresindeki erkeklerin şekillendirdiği bir senaryo tercihi istemeden de olsa göze çarpıyor. Öyle ki Cannes’dan ödül alan performansıyla filmin ihtiyacı olan havayı tek başına üfleyen Renate Reinsve’ye rağmen film zaman zaman Julie’yi odağının dışında bırakmayı başarabiliyor.

Yeni Düzen | Nuevo orden

Nuevo orden Ayvalık Film Festivali

‘Rahatsız edici filmlerin yönetmeni’ kalıbını, yıllardır çektiği ve her seferinde büyük festivallerde boy gösterme şansını yakaladığı filmleriyle birlikte başka bir boyuta taşıyıp artık kariyerinin doğrudan filmlerini izleme eyleminin rahatsızlık vermeye başladığı bir dönemine giren Meksikalı yönetmen Michel Franco‘nun son filmi Yeni Düzen, Ayvalık Film Festivali seçkisinde görücüye çıktı. Meksika’da, şehirde ayaklanmaların ve eylemlerin sürdüğü esnada üst sınıf bir ailenin zengin evlerinde kızlarının evliliği için düzenledikleri şatafatlı bir düğünün içinde başlıyor film. Alt sınıfın organize olup zenginleri alaşağı ettiği bir yakın gelecek fantazisinden oluşan metnin günümüz yerel ya da global siyasi kondisyonuyla herhangi bir bağı bulunmuyor. Filmin kahramanları ise tamamen dış görünüşleriyle paketlenip seyirciye kimin hangi sınıftan olacağını anlayabileceği bir ambalajla servis ediliyor. Açılıştaki yaklaşık bir dakikalık montaj sekansıyla daha baştan sunulmak istenilen tüm grafik kareler hızlıca geçerek filmin seyircisi üzerinde bir gerilim inşa etme ya da etkileme ihtimali de peşinen ortadan kalkıyor. Ortamın yaratıldığı ilk yarım saat filmin en yolunda işleyen bölümüyken o da şok etmesi beklenen kırılma anıyla sona eriyor. Ne sınıf farklılığından, ne de dünyadan haberi olan ilgi meraklısı bir kalemden çıkmış bir sınıf savaşı müsameresi Yeni Düzen. Hatta belki de zenginlerin izlemek isteyebileceği tek “zengini ye” filmi olabilir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information