Bu yıl 6-17 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan 74. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak ilgi çekici filmlere yakından bakalım.

Geçtiğimiz yıl pandemi döneminin olumsuz etkileri sebebiyle iptal edildikten sonra bu yıl gerekli önlemler alınarak, 6-17 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan 74. Cannes Film Festivali’nin programı dün açıklandı.

Seçkisiyle göz dolduran festivalin açılış filmi Leos Carax’ın merakla beklenen yeni filmi Annette olacak. Aynı zamanda Aghar Farhadi’nin A Hero isimli filmi, Paul Verhoeven’in Benedetta filmi ve Wes Anderson’ın The French Dispatch’i de Altın Palmiye için mücadele edecek.

Ana Yarışma bölümünde Altın Palmiye için yarışacak filmleri Spike Lee‘nin başkanlık yaptığı jüri değerlendirilecek. Jodie Foster’a ise bu yılki festivalde Onursal Altın Palmiye Ödül takdim edilecek.

Programın açıklanmasıyla birlikte Altın Palmiye için yarışacak filmlerden ilk bilgiler ise yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Gelin hep birlikte, festival seçkisinde yer alan filmlere yakından bakalım.

74. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye İçin Yarışacak Filmlerden Kısa Kısa

Benedetta – Paul Verhoeven

Paul Verhoeven’ın yeni filmi Benedetta, festivalin en merak edilen yapımlarından biri. Virginie Efira ve Charlotte Rampling’in başrollerini üstlendiği film, izleyicileri 17. yüzyıl İtalya’sına götürüyor ve girdiği lezbiyen ilişkiler nedeniyle kilise tarafından yargılanan Benedetta Carlini’nin yaşam öyküsünü konu alıyor.

Virginie Efira, Toskana bölgesindeki manastıra yeni katılan acemi rahibe Benedetta Carlini’yi canlandırıyor. Genç yaşından beri yetenekleriyle mucizeler gerçekleştiren Benedetta kısa süre içerisinde katıldığı yeni topluluğun hayatını etkiliyor. Ancak başka bir rahibe ile arasındaki yasak ilişki büyük bir skandala yol açıyor ve Benedetta’yı tehlikeli bir yola sürüklüyor.

Konusuyla merak uyandıran film, festival yolculuğunu nasıl bir şekilde sonlandıracak hep birlikte göreceğiz.

Annette – Leos Carax

Köprü Üstü Âşıkları – Les amants du Pont-Neuf ve Holy Motors gibi filmlerle adından övgüyle söz ettiren Leos Carax‘ın, ilk İngilizce ve müzikal filmi Annette uzun zamandır sinemaseverler tarafından heyecanla bekleniyor.

Adam Driver ve Marion Cotillard’ın başrollerinde yer aldığı müzikal türündeki bu film, Amerikan sanat-rock grubu Sparks‘ın orijinal şarkılarını içeriyor, oyuncular aynı replik içinde hem konuşuyor hem de şarkı söylüyor.

İki yaşındaki kızlarının oldukça özel bir yeteneğe sahip olduğunu fark eden bir çiftin hikâyesini anlatan filmde Adam Driver genç bir stand-up komedyenini, Marion Cotillard ise bir opera şarkıcısını canlandırıyor.

The French Dispatch – Wes Anderson

Wes Anderson‘ın merakla beklenen yeni filmi The French Dispatch, yarışmanın en iddialı filmlerinden biri.

Timothée Chalamet, Benicio Del Toro, Tilda Swinton, Bill Murray, Frances McDormand, Saoirse Ronan, Léa Seydoux, Adrien Brody, Owen Wilson gibi önemli isimleri bir araya getiren film, 20. yüzyılda Fransa’nın hayali bir şehrinde yaşayan Amerikalı gazetecilere yazılmış bir aşk mektubu olarak tanımlanıyor.

Aynı ismi taşıyan bir dergide yıllar boyunca yaşananları beyazperdeye taşıyan olan film, 1925-1975 yılları arasındaki zamana yayılıyor ve filmin ana hikâyesi, bahsi geçen derginin genel yayın yönetmeninin ölümü ile başlıyor. Dergi ekibi bir araya gelerek, anma niteliğindeki sayıda yer vermek üzere üç yazı seçiyor. Bu üç yazı için; çifte cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan bir sanatçı, 68’in öğrenci protestoları ve bir şef tarafından çözülen kayıp vakası seçiliyor.

A Hero – Asghar Farhadi

Elly Hakkında – Darbareye Elly, Bir Ayrılık – Jodaeiye Nader az Simin ve Forushande gibi filmleri sinema dünyasına kazandıran, yakın dönem İran sinemasının en önemli isimlerinden Asghar Farhadi imzalı A Hero, Farhadi’nin 2016 yapımı Forushande’den sonra İran’a dönüp Farsça çektiği ilk film olma özelliğini taşıyor.

Filmde Amir Jadidi, Mohsen Tanabandeh, Fereshteh Sadr-Orafai ve Sarina Farhadi rol alıyor. Konusuyla ilgili detayların gizli tutulduğu filmin yönetmenin takipçileri tarafından heyecanla beklendiğini sözlerimize ekleyelim.

Tout s’est bien passé – François Ozon

Geçtiğimiz yıl sinemaseverleri 1985 yazına götürdüğü son filmi Été 85 izleyici karşısına çıkan, günümüzün en saygıdeğer yönetmenlerinden François Ozon, uzun bir aradan sonra Tout s’est bien passé filmiyle Cannes’a geri dönüyor.

Ozon’un, Emmanuèle Bernheim’ın romanından sinemaya uyarladığı filmde Sophie Marceau, Charlotte Rampling, Hanna Schygulla, André Dussollie, Géraldine Pailhas gibi isimler yer alıyor.

Film, 85 yaşındaki babası Andre’nin felç geçirdiğini öğrenen Emmanuelle karakterini odak noktasına alıyor. Apar topar babasının yanına giden Emmanuelle, hayatına bu şekilde devam etmek istememektedir. Babası ise hasta yatağında ondan hayatına son vermesine yardımcı olmasını ister. Peki Emmanuelle, babasının isteğini yerine getirecek midir? Filmin can alıcı sorusu da işte burada yatıyor.

Titane – Julia Ducournau

Raw ile adından övgüyle söz ettiren Julia Ducournau, başrollerinde The Measure of a Man, La haine filmleriyle tanınan başarılı oyuncu Vincent Lindon ve ilk kez bir sinema filminde rol alan Agathe Rousselle’in yer aldığı yeni bir filmle büyük yankı uyandırmaya hazırlanıyor.

Titane ismindeki bu filmi konusu ise şöyle: 10 yıl önce kaybolduğu ortaya çıkan ve yüzü morarmış bir şekilde havaalanında bulanan Adrien Legrand, yıllar sonra babası Vincent ile bir araya gelir. Kabus gibi süren bu dönemin sona ermesiyle eş zamanlı olarak bir dizi dehşet verici cinayetler etrafta varlık göstermeye başlar. Araba showroom‘unda model olarak görev alan Alexia ise cinayetlere kurban gidecek bütün karakteristik özellikleri gösterir.

Konusuyla gerilim sularında yüzeceğinin sinyalini veren filmin, korku janrına hitâp eden bir yapım olarak festival yolculuğunu nasıl noktalayacağı merak konusu.

Petrov’s Flu – Kirill Serebrennikov

Özellikle 2018’de 80’lerin Sovyet rejimindeki baskıcı politikalar altında yaptıkları rock müziği tanıtmaya çalışan insanların hikâyesini anlattığı Leto filmiyle sinema dünyasına damgasını vuran yönetmen Kirill Serebrennikov, 2019 yılında ev hapsinde tutulduğu dönemde senaryosunu yazdığı Petrov’s Flu filmiyle Cannes yolcusu.

Alexey Salnikov’un ödüllü romanından sinemaya uyarlanan, Chulpan Khamatova ve Semyon Serzin‘in başrollerinde yer aldığı film, izleyiciyi Sovyet dönemi sonrası Rusya’ya davet ediyor ve sakladıkları sırlarıyla sıradan hayatlarını yaşayan ilginç bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Film, sıkıcı anlarını tuhaf Japon çizgiroman senaryolarına dönüştüren bir tesisatçı ile mutfak bıçağıyla küfürbaz erkekleri öldüren kütüphaneci eşini odak noktasına alıyor.

Daha önce konusuyla merak uyandıran film hakkında “Petrov’s Flu, günlük mücadelelerimizin ve onlarda nasıl kaybolduğumuzun bir hikâyesi. Fakat her şeyden öte, en sıradan durumların olağanüstü bir şey hâline gelmesinin hikâyesi.” şeklinde açıklama yapan yönetmen, filme karşı heyecanımızı doruk noktasına çıkarıyor.

Memoria – Apichatpong Weerasethakul

2010 yapımı Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor – Loong Boonmee raleuk chat filmiyle Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Taylandlı yönetmen Apichatpong Weerasethakul‘dan yeni bir film geliyor: Memoria!

Yıllar sonra Cannes’a geri dönen yönetmen, yeni filmi Memoria’da daha önceki filmlerinde birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Sayombhu Mukdeeprom ile yeniden bir araya gelirken; filmin başrolünde yönetmenle daha önce 2012 yılında Tayland’ta düzenlenen Rocks Yao Noi Film Festivali’nde küratörlük yapan usta oyuncu Tilda Swinton yer alıyor.

Tilda Swinton, filmde Kolombiya’nın başkenti Bogota’da hasta kardeşini ziyaret eden bir orkide çiftçisini canlandırıyor. Swinton’ın hayat verdiği bu karakter, Bogoto’da kaldığı süre boyunca bir proje kapsamında orada bulunan Fransız arkeolog (Jeanne Balibar) ve genç bir müzisyenle (Elkin Diaz) arkadaşlık kuruyor. Her gece uykusunu bölen yüksek sesli patlamalardan rahatsız olan ana karakterimiz, diğer bir yandan uykusuzlukla baş etmek zorunda kalıyor.

Red Rocket – Sean Baker

iPhone ile çektiği 2015 yapımı Tangerine ve 2017 yılında The Florida Project ile adından övgüyle söz ettirerek Amerikan bağımsız sinemasındaki en dikkat çekici yeni seslerden biri olduğunu gösteren Sean Baker’ın, Red Rocket adını taşıyan yeni filmi bir nevi kadın tüccarlığı yaparak porno film sektöründeki kadınlar üzerinden para kazanan, 39 yaşındaki Mikey Saber’ı takip eden bir kara komedi olarak tanımlanıyor.

Los Angeles’ta tutunamayan Mikey, uzun süredir görüşmediği karısı ve kaynanasının yaşadığı memleketi Teksas’a dönmeye karar veriyor. Mikey, ailesiyle işleri yoluna koymanın eşiğine gelse de, bir donut dükkanında kasiyer olarak çalışan Strawberry adlı genç kadınla tanışması, onu yeniden eski iş alanına döndürüyor.

Filmin başrolünde ise Scary Movie serisiyle tanınan Simon Rex yer alıyor. Oyuncu kadrosunda Simon Rex’e Bree Elrod ve Suzanna Son eşlik ediyor.

 The Worst Person in the World – Joachim Trier

Reprise, Oslo, 31. august ve Thelma gibi sevilen filmlere imza atan Joachim Trier, 2019 yılında bir sonraki projesinin, senaryosunu Eskil Vogt ile birlikte kaleme aldığı The Worst Person in the World olacağını açıklamıştı.

Zaman içerisinde Julie (The Worst Person in the World) ismine eğilen filmin dikkat çekici özelliği ise Oslo, 31. august’ta birlikte çalışan Joachim Trier, Renate Reinsve ve Anders Danielsen Lie’nin bu proje için yeniden bir araya geliyor olması. Şu ana kadar ortaya koyduğu işlerle etkileyici bir filmografi oluşturan Trier’in nasıl bir filmle Cannes’a döneceğini görmek için heyecanla bekliyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information