Spencer’dan The Power Of The Dog’a, Dune’den The Lost Daughter’a, yarın başlayacak 78. Venedik Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak en dikkat çekici 15 film!

2020 yılında pandemiden sonra düzenlenen ilk büyük film festivali olmasıyla sinema dünyasındaki konumunu farklı bir noktaya taşıyan ve bu konuda önemli bir misyon üstlenen Venedik Film Festivali, bu yıl 78. kez kapılarını açıyor.

1-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalin Ana Yarışma jürisinde, jüri başkanı olan usta yönetmen Bong Joon-ho ile beraber son dönemde adından Nomadland’in başarısı ile sıklıkla söz ettiren Chloé Zhao, Paul Verhoeven’ın Benedetta isimli filminin başrolünde yer alan Virginie Efira, Emmy adaylığı bulunan Cynthia Erivo, Saverio Costanzo, Alexander Nanau ve Sarah Gadon da yer alıyor.

Roberto Benigni ile birlikte Jamie Lee Curtis’e Yaşam Boyu Başarı Ödülü olarak Altın Aslan’ın verileceği festivalde heyecanla beklenen pek çok film sinemaseverlerle buluşacak. Spencer’dan The Power Of The Dog’a, The Lost Daughter’dan The Hand Of God’a 78. Venedik Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak en dikkat çekici 15 filmi ve filmlerle ilgili önemli bilgileri derlediğimiz listeyi aşağıda bulabilirsiniz.

78. Venedik Film Festivali’nde İzleyiciyle Buluşacak En Dikkat Çekici 15 Film

Spencer – Pablo Larraín

No, Neruda, Jackie gibi filmlerle sinemaseverlerin gönlünü kazanan, son olarak Ema ile sinemalarımıza konuk olan Şilili yönetmen Pablo Larraín, Jackie’den sonra bir diğer ikonik kadına odaklanan Spencer filmiyle sinema dünyasına damga vurmaya hazırlanıyor.

Kristen Stewart’ın Prenses Diana’yı canlandırdığı film, 1990’ların başında, Diana’nın Prens Charles ile olan evliliğin artık yürümediğine karar verdiği hafta sonuna odaklanıyor. Diana, Noel kutlaması için Norfolk’taki sarayda geçirdiği bu kritik hafta sonunun ardından bir gün kendini kraliçe yapabilecek yoldan uzaklaşmaya karar veriyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Kirsten Stewart’a Timothy Spall, Sally Hawkins ve Sean Harris gibi isimler eşlik ediyor. Poldark dizisi oyuncularından Jack Farthing, Prens Charles’ı canlandırıyor. Peaky Blinders ve Taboo gibi sevilen dizilerin yaratıcısı olarak tanınan Steven Knight‘ın senaryosunu yazdığı film, gerek Kristen Stewart’ın sergileyeceği performans açısından gerek Prenses Diana gibi ikonik bir figürü merkezine almasıyla yılın en heyecan verici projelerden biri olarak görülüyor.

The Power of the Dog – Jane Campion

Festivalin en merak edilen yapımlarından biri; The Piano, The Portrait of a Lady, Holy Smoke!, An Angel at My Table gibi mükemmel filmleri sinema dünyasına kazandıran, 2009 yapımı Bright Star’dan sonra neredeyse 12 yıllık bir aranın ardından beyazperdeye geri dönen Jane Campion’ın yönetmenliğini üstlendiği The Power of the Dog filmi hiç kuşkusuz.

Campion’ın Netflix çatısı altında hayata geçirdiği filmin başrollerinde Benedict Cumberbatch, Kirsten Dunst ve Jesse Plemons yer alıyor. Oyuncu kadrosunda onlara Leave No Trace ve Jojo Rabbit gibi filmlerle dikkatleri üzerine çeken Thomasin McKenzie, The Road ve Let Me In gibi filmlerle tanınan Kodi Smit-McPhee, Frances Conroy, Keith Carradine ve Adam Beach eşlik ediyor.

Montana’da büyük bir çiftliğin sahibi olan Phil ve George Burbank kardeşleri odak noktasına alıyor. Phil Burbank hem korkulan hem de hayranlık duyulan biridir. Erkek kardeşinin eve yeni eşini getirmesinin ardından Phil’in, kadına ve kadının oğluna yapmadığı eziyet kalmaz. Ta ki kendini aşk olasılığıyla karşı karşıya bulana kadar. Bu noktadan sonra işler geri dönüşü olmayan bir batağın içerisine saplanır.

The Lost Daughter – Maggie Gyllenhaal

Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Maggie Gyllenhaal, Elena Ferrante‘nin aynı isimli romanından uyarlanan ilk uzun metrajlı sinema filmi The Lost Daughter ile Venedik Film Festivali’nin Ana Yarışma seçkisinde yer alma fırsatı yakalıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Oscar ödüllü Olivia Colman, Dakota Johnson, Jessie Buckley, Paul Mescal, ve Peter Sarsgaard ile beraber Ed Harris, Oliver Jackson-Cohen, Dagmara Dominczyk, Jack Farthing, Robyn Elwell, Ellie Blake, Panos Koronis, Alexandros Mylonas, Alba Rohrwacher, Nikos Poursanidis ve Athena Martin gibi önemli isimler yer alıyor.

Film, bir üniversite profesörünün gittiği yaz tatilinde geçmişindeki sırlarla karşılaşmasını ve anneliğinin ilk dönemlerinde hissettiği duygu karmaşasını konu alıyor. Olivia Colman, hayatına giren yeni insanlar sonucunda bir kaosun içerisine sürüklenen üniversite profesörü Leda’yı; Dakota Johnson ise Leda’yı deniz kenarında gören ve bütün olayların başlamasına vesile olan Nina karakterini canlandırıyor. Tatil sırasında tanıştığı Nina’nın kızı ile olan ilişkisi Leda’ya kendi travmatik anılarını anımsatıyor. Bu esnada düşünmeden yapılan bir hareket Leda’yı genç bir anneyken yaptığı geleneklerin dışındaki tercihlerine ve kaygılarla dolu zihninin dünyasına götürüyor.

The Hand of God – Paolo Sorrentino

Il divo, Youth ve La grande bellezza gibi sevilen filmlere imza atan, yakın dönem İtalyan sinemasının önemli isimlerinden Paolo Sorrentino imzalı The Hand of God, izleyiciyi 1980’lerin çalkantılı Napoli’sine götürüyor ve Fabietto Schisa adlı ergenlik çağındaki sıra dışın bir gencin eğlenceli, canlı ailesinin aniden altüst olmasını anlatıyor.

İlk önce futbol dünyasının efsaneleşmiş isimlerinden Diego Maradona hayatına giriyor ve daha sonra Maradona’nın Fabietto’yu farkında olmadan kurtardığı bir kaza yaşanıyor. Böylece Maradona, Fabietto’nun geleceği için ilk adımı atıyor. Sorrentino, memleketine kaderin ve ailesinin hikâyesini yani bugüne dek anlattığı en kişisel hikâyeyi, anlatmak üzere geri dönüyor.

Hikâyesiyle merak uyandıran filmin başrollerinden Filippo Scotti ve yönetmenin Oscar ödüllü La grande bellezza filminde birlikte çalıştığı Toni Servillo üstleniyor.

Oui Rido Io – Mario Martone

Venedik Film Festivali’nin gediklileri arasında yer alan Mario Martone, bu yıl yeni filmi Oui Rido Io ile bir kez daha Venedik’te yer alıyor.

Napolili aktör ve tiyatro yazarı Eduardo Scarpetta’nın hayatını konu alan filmde efsanevi oyuncuya La grande bellezza, Loro ve Gomorroh filmlerinden tanıdığımız Toni Servillo hayat veriyor.

Toni Servillo ile beraber filmde Maria Nazionale, Cristiana Dell’Anna, Antonia Truppo, Eduardo Scarpetta, Roberto De Francesco, Lino Musella, Paolo Pierobon, Gianfelice Imparato, Iaia Forte, Roberto Caccioppoli, Greta Esposito, Nello Mascia, Gigio Morra gibi isimler yer alıyor.

The Card Counter – Paul Schrader

Blue Collar, Hardcore ve Cat People gibi filmlerle tanınan, son yıllarda The Canyons ve The Walker gibi hayal kırıklığı yaratan filmlere imza atan Paul Schrader, First Reformed ile eski günlerini aratmayan bir filmle geri döndü ve hiç zaman kaybetmeden yeni filmi The Card Counter’ı çekmek için çalışmalara başladı.

Schrader’ın yazıp yönettiği filmin başrolünde başarılı oyuncu Oscar Isaac yer alıyor. Isaac, Martin Scorsese’nin de yapımcıları arasında bulunduğu filmde eski bir asker ve kumarbaz olan William Tell’e hayat veriyor. Isaac’e Willem Dafoe, Tiffany Haddish ve Tye Sheridan gibi isimler eşlik ediyor. Cirk karakterine Tye Sheridan hayat verirken, onun hedefinde olan albayı Willem Dafoe, kumarbazlara finansman sağlayan La Linda’yı ise Tiffany Haddish canlandırıyor.

Filmin aynı zamanda Schrader’ı First Reformed’ın görüntü yönetmeni olan Alexander Dynan ve kurgucusu Benjamin Rodriguez Jr. ile yeniden bir araya getirdiğini belirtmeden geçmeyelim.

Madres paralelas – Pedro Almodóvar

78. Venedik Film Festivali’nin açılış filmi, usta yönetmen Pedro Almodóvar’ın imzasını taşıyan ve Almodóvar’ın Penélope Cruz’la yeniden bir araya geldiği Madres paralelas.

Madrid’de geçen film, aynı gün doğum yapan üç kadının paralel şekilde ilerleyen hayatlarını anlatıyor. Penélope Cruz, Aitana Sánchez Gijón ve Milena Smit hikâyenin merkezindeki üç kadına hayat veriyor. Almodóvar, daha önce filmin çocuk yetiştirmenin ilk ya da ikinci yılında olan annelerin feminist dünyası ve bu süreçte yaşanan şeyler ile ilgili bir hikâye olduğunu söylemişti. Ayrıca bir hikâye anlatıcısı olarak, şu sıralar kendisine en çok kusurlu, hatalar yapan annelerin ilham verdiğini de dile getirmişti.

Öte yandan film, geçtiğimiz günlerde ilk afişinin yayınlanmasıyla başka bir şekilde gündeme gelmişti. Instagram, filmden yayınlanan afişe “çıplaklığa karşı kuralları çiğnediği için” sansür uyguladı. Ancak daha sonra alınan tepkiler üzerine uygulanan sansür kaldırıldı ve Instagram afişi kaldırdığı için özür diledi. Pedro Almodóvar ise Instagram’ın geriye attığı bu adımı büyük bir zafer olarak nitelendirdi

Sundown– Michel Franco

Başrollerinde Tim Roth ve Charlotte Gainsbourg’un yer aldığı Sundown, son filmi New Order’la olumlu yorumlar alan ve geçtiğimiz yıl 77. Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Michel Franco’nun imzasını taşıyor.

Michel Franco’nun bir yıl sonra festivale yeniden konuk olduğu film, tatil için Acapulco’ya gelen ve yeni tanıştıkları Colin ve Alexa çiftiyle tatillerini geçiren Alice ve Neil Bennett’in hikâyesini konu ediniyor. Başta her şeyin mükemmel gittiği bu tatil, acil bir durum sonucunda yok olur. Uzaktan gelen bir akraba ailenin sıkı düzenini bozduğunda, gerilimin had safhada olduğu şaşırtıcı olaylar ön plana çıkıyor.

Bir aile trajedisinin etkilerini bizlere hissettirecek olan filmin Ana Yarışma’da nasıl yorumlar alacağını hep birlikte göreceğiz.

Mona Lisa and the Blood Moon – Ana Lily Amirpour

İran’da yalnız bir vampirle yolları kesişen genç bir kadının hikâyesini anlattığı A Girl Walks Home Alone at Night ile adından söz ettiren, 2016 yılında The Bad Batch ile ikinci uzun metrajlısına imza atan, sonrasında Legion ve Castle Rock gibi dizilerde yönetmen koltuğuna oturan Ana Lily Amirpour, bu yıl yeni filmi Mona Lisa and the Blood Moon ile adından söz ettirecek gibi gözüküyor.

80’li ve 90’lı yılların fantastik aksiyon filmlerinden ilham alan film, akıl hastanesinden kaçtıktan sonra New Orleans’ta modern dünyanın kaotik yaşamana adapte olmaya çalışan, özel güçlere sahip bir kadının hikâyesini anlatıyor.

Heavy metal’den İtalyan tekno müziğine uzanan tuhaf bir soundtrack eşliğinde hikâyesini sunacak olan filmin başrollerinde Kate Hudson, Craig Robinson, Evan Whitten, Ed Skrein ve 2018’in en iyi filmlerinden Burning’de rol alarak sinema dünyasına adım atan Jong-seo Jun yer alıyor.

The Last Duel – Ridley Scott

Ridley Scott’ın yeni filmi The Last Duel, izleyiciyi 14. yüzyıl Fransa’sına götürüyor ve çok yakın iki arkadaş olan Jean de Carrouges ve Jacques Le Gris arasındaki intikam hikâyesini mercek altına alıyor. Jean de Carrouges, gittiği savaştan geri döndüğünde en yakın arkadaşı Jacques Le Gris’nin eşine tecavüz ettiğini öğrenir. Kimsenin kadına inanmadığı bir ortamda ana karakterimiz Jean de Carrouges, adaletin sağlanması için Fransa kralına çağrıda bulunur ve çıkan karara göre iki arkadaş, ölümüne bir düelloda hayatta kalma mücadelesi verir.

Matt Damon ve Ben Affleck‘i 1997 yapımı Good Will Hunting’den 24 yıl sonra beyazperdede yeniden bir araya getiren film, oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Filmin başrollerinde Matt Damon ve Ben Affleck’e Adam Driver ve Jodie Comer eşlik ediyor.

Konusu itibariyle Ridley Scott’ın 1977 yapımı ilk uzun metraj filmi The Duellists’i akıllara getiren filmin senaryosunu Matt Damon ve Ben Affleck ile beraber Can You Ever Forgive Me?’nin senaristlerinden Nicole Holofcener kaleme aldı.

Dune – Denis Villeneuve

Dune

Dennis Villeneuve‘ün Frank Herbert imzalı efsanevi seriden beyazperdeye uyarladığı Dune, son zamanların en çok merak edilen filmlerinden biri.

Etkileyici bir oyuncu kadrosunu bir araya getiren filmde Timothée Chalamet, Javier Bardem, Rebecca Ferguson, Stellan Skarsgård, Josh Brolin, Jason Momoa, Oscar Isaac, Dave Bautista, Zendaya ve Charlotte Rampling rol alıyor.

Villeneuve’ün senaryosunu Eric Roth ve Jon Spaihts ile birlikte kaleme aldığı film, uzak bir gelecekte geçiyor ve ailesi çöl gezegeni Arrakis’i kontrol eden Paul Atreides’in hikâyesini anlatıyor. Galaksideki en değerli madene ev sahipliği yapan Arrakis’e diğer soylu ailelerin de talip çıkması, Paul’u hiç beklemediği bir mücadelenin içine sürüklüyor.

Last Night in Soho – Edgar Wright

Shaun of the Dead, Hot Fuzz ve Scott Pilgrim vs. the World gibi sevilen filmlere imza atan, son olarak ise beğeniyle karşılanan Baby Driver’ın yönetmen koltuğuna oturan Edgar Wright, korku sinemasına el atıyor ve yeni filmi Last Night in Soho ile dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor.

Last Night in Soho’nun başrollerinde The VVitch ve Split gibi korku filmlerindeki başarılı performansıyla adından söz ettiren ve The Queen’s Gambit dizisiyle yıldızı parlayan Anya Taylor-Joy, Doctor Who rolüyle adını geniş kitlelere duyurmayı başaran Matt Smith ve Leave No Trace ve Jojo Rabbit ile çıkış yapan Thomasin McKenzie yer alıyor. Bu üç isme Diana Rigg, Terence Stamp, Rita Tushingham, Michael Ajao ve Synnøve Karlsen gibi isimler eşlik ediyor.

Wright’ın tarz olarak 1973 yapımı Don’t Look Now ve Roman Polanski imzalı Repulsion filmlerini andıracağını söylediği film, biri 60’lı yıllarda, biri günümüzde yaşayan iki genç kadının tuhaf bir şekilde iç içe geçen hayatlarına odaklanıyor. Filmde Anya Taylor-Joy ‘un hayat verdiği Sandy, 60’lı yılların Londra’sında sanatta, müzikte ve moda sektöründe varlık gösteren, yeni kültür ve yaşam biçimlerinin ortaya çıktığı Swinging Sixties oluşumunun yaşandığı dönemde karşımıza çıkıyor. Thomasin McKenzie ise günümüzde yaşayan ancak 60’lı yıllara büyük ilgi duyan Eloise karakterine hayat veriyor. Elosie, Sandy ile kurduğu tuhaf bağlantı sayesinde, takıntı hâline getirdiği o dönemi deneyimleme şansı yakalıyor.

7 Prisoners — Alexandre Moratto

Alexandre Moratto’nun yönettiği 7 Prisoners, festivalin Horizons Ekstra bölümünde dünya prömiyerini yapacak. Yönetmenin 2018 yapımı Socrates filminde birlikte çalıştığı Christian Malheiros ile beraber Rodrigo Santoro’nun başrolünde yer aldığı filmde ikiliye Bruno Rocha, Victor Julian, Lucas Oranmian, Cecília Homem de Mello ve Dirce Thomaz eşlik ediyor.

Film, kırsal bölgede yaşayan ailesi için daha iyi bir yaşam kurmayı kendine açan edinen 18 yaşındaki Mateus’u odak noktasına alıyor. Mateus, São Paulo’daki bir hurdacıda çalışma teklifini kabul eder ve yeni patronu Luca’nın yanında işe başlar ancak insan kaçakçılığının hüküm sürdüğü bir dünyada sıkıp kalır. Mateus, onu bu hayata mahkûm eden kişi için çalışmak, hem kendi kaderini hem de ailesinin geleceğini riske atmak arasında bir seçim yapmak zorundadır.

Un Autre Monde – Stephane Brize

La loi du marché ve En guerre filmlerinde birlikte çalışan yönetmen Stéphane Brizé ve oyuncu Vincent Lindon, Un Autre Monde filmi için yeniden bir araya geliyor.

Film izleyiciyi profesyonel iş hayatı ve kişisel yaşam arasındaki çizginin çok bulanıklaştığı bir dünyaya davet ediyor. Vincent Lindon, bu dünyada hayatına bir anlam bulmaya çalışan Philippe Lemesle karakterine hayat veriyor. Eşiyle ayrılma sürecinde olan Philippe, bir holding için çalışan üst düzey bir yöneticidir. Patronlarının çelişkili taleplerine nasıl cevap vereceğini artık bilemeyen Philippe, hayatının gerçekten ne anlama geldiğini sorgulamaya başlar.

Usta oyuncu Vincent Lindon’a filmde Sandrine Kiberlain, Anthony Bajon, Marie Drucker gibi isimler eşlik ediyor.

Captain Volkonogov Escaped – Natasha Merkulova & Aleksey Chupov

2018 yapımı Chelovek, kotoryy udivil vsekh filmiyle Venedik Film Festivali’ne konuk olan Natasha Merkulova ve Aleksey Chupov, üç yıl aradan sonra festivale yeni bir filmle geri dönüyor: Captain Volkonogov Escaped!

Gizem ve gerilim ögelerini birbirine harmanlayan ve izleyiciyi mistik bir atmosferin içerisine sürüklemeyi hedefleyen film, kamerasını kolluk kuvvetlerinde görev yapan, komutanı tarafından takdir edilen ve meslektaşları tarafından saygı gören Kaptan Fedor Volkonogov’a çeviriyor. Fedor hakkında ani bir şekilde tutuklama kararının çıkması, olayların seyrini değiştirir. Fedor, tutuklanmadan önce kaçmayı başarı fakat meslektaşları tarafından avlanan bir suçlu hâline gelir. Kaçış sürecinde Fedor, cehennemden sonsuz işkencelere mâhkum edileceğine dair bir mesaj aldığında, tövbe etmenin bir yolunu aramaya başlar ve günahlarından arınmak için her yola başvurur.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information