Neredesin Firuze, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? ve 7 Kocalı Hürmüz ile eğlenceli, bol müzikli ve en önemlisi kendine özgü diyebileceğimiz bir tarz yaratmış olan Ezel Akay, filmlerinde belli bir standart vadeden yönetmenlerden. Bu yüzden Akay’ın 11 yıl sonra çektiği ilk uzun metraj kurmaca film olan 9 Kere Leyla duyurulduğunda heyecanla karşılandı. Buna bir de başrollerde Haluk Bilginer ve Demet Akbağ gibi iki usta oyuncunun yer alması eklenince bu heyecan daha da arttı. Tüm bunlar 9 Kere Leyla’nın izleyici nezdinde pozitif bir önyargı oluşturmasına zemin hazırladı. Ancak beklentiler geride kalıp film nihayet başladığında, 9 Kere Leyla’nın bir araya getirdiği isimlerle elde ettiği bu krediyi harcaması çok uzun sürmüyor. Filmin ilk bloğu geride kaldığında, karşımızda alışık olduğumuz Ezel Akay filmlerinden ziyade, son yıllarda sinemamıza musallat olan “yerli komedi”lere yakın duran bir yapımın durduğu aşikâr bir hâl alıyor. İbrani mitlerinde Adem’in günahkâr olan ilk karısı ve şeytani bir figür olarak tasvir edilen, günümüzde ise erkek egemen düzene karşı başkaldırının sembollerinden biri hâline gelen Lilith’in günümüz dünyası ve erkeklere dair yorumlarıyla başlayan film, anlatısını da kadın-erkek ilişkileri üzerine kuruyor. Hikâyenin merkezine ise Demet Akbağ ve Haluk Bilginer’in canlandırdığı Leyla ile Adem çiftini koyuyor. Leyla’nın servetiyle gününü gün eden Adem, aşırı domestik karısından sıkıldığı için ayrılmak istiyor. Adem’in, Leyla’yla birlikte görüştükleri evlilik terapisti Nergis (Elçin Sangu) ile birlikte olmaya başlaması, Leyla’dan kurtulma motivasyonunu kuvvetlendiriyor. Öyle ki iş Leyla’yı öldürmeye karar vermesine kadar gidiyor. 9 Kere Leyla: Ezop'tan Bir Yerli Komedi Masalı Adem’in Leyla’yı ayrılığa ikna etmekten umudu kesip cinayete yönelmesi, filmdeki ilk müzikal sekansla gerçekleşirken, 9 Kere Leyla’nın en elle tutulur yanı da karşımıza çıkmış oluyor. Adem’in bayıldığı anlarda bilinçaltındaki farklı yanlarıyla –ince ruhlu Adem, şeytani Adem gibi- şarkılar yoluyla irtibat kurduğu bu anlar, filmi bugüne kadar pek çok örneğini gördüğümüz ucuz komedilerden ayıran belki de tek özelliği. ***Yazının bundan sonraki bölümü 9 Kere Leyla ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.*** Süresi 15 dakikayı aşmayacak bu müzikal parçaların dışındaki kısım ise çeşitli dalaverelerin, aksiliklerin birbirini izlediği, yakın dönemin alışıldık yerli komedileri gibi ilerliyor. Bu noktada devreye Fırat Tanış'ın hayat verdiği koleksiyoner Mahdum Aksaman giriyor. Soyundan geldiğini söylediği Lilith'e özel bir ilgisi olan Aksaman, bir müzayedede kaybettiği Lilith yazması nedeniyle Adem ile karşı karşıya geliyor. Adem yazmayı satmaya yanaşmayınca, çareyi Adem ile Leyla çiftinin avukatı Haris (Alican Yücesoy) ve Nergis'le işbirliği yapmakta buluyor. Ancak bu işbirliği de istediği gibi sonuçlanmıyor. Yazmayı elde etmek için Adem'le yaptığı pazarlık, onu Leyla'yı öldürme girişimlerinin bir parçası hâline getiriyor. Ne var ki Leyla bir türlü ölmüyor. Kafasına düşen dev bir saat, sokan zehirli bir örümcek, merdivenden düşmek... Leyla'yı hiçbir şey öldürmüyor. Adem'in Leyla'yı öldürmek için planlar yapıp başarısız olması tekrar tekrar yaşanırken, 9 Kere Leyla'nın ilk seferinde bile etki yaratmayan şakaları da kendisini tekrarlayıp duruyor. Mahdum'un iki takıntısı, Haris ile Adem arasındaki atışmalar, "aç sinemacı" şakaları, eksantrik ilk yardım görevlilerinin anlamsız tavırları, birilerini bayıltıp kaçırmalar tekrar tekrar birbirini takip ederken, böyle bir ekibin bir araya gelip nasıl bu filmi çektiği sorusu da film boyunca akla geliyor. Filmin kendisinin de komikten gülünce doğru hızlıca geçmesine neden olan bu manasız davranışlar…

Yazar Puanı

Puan - 25%

25%

Toplamda süresi 15 dakikayı geçmeyecek müzikal kısımları çıkardığımızda geriye alışık olduğumuz Ezel Akay filmlerinden ziyade, son yıllarda sinemamıza musallat olan içi boş yerli komedilere yakın duran bir film kalıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.61 ( 77 oy)
25

Neredesin Firuze, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? ve 7 Kocalı Hürmüz ile eğlenceli, bol müzikli ve en önemlisi kendine özgü diyebileceğimiz bir tarz yaratmış olan Ezel Akay, filmlerinde belli bir standart vadeden yönetmenlerden. Bu yüzden Akay’ın 11 yıl sonra çektiği ilk uzun metraj kurmaca film olan 9 Kere Leyla duyurulduğunda heyecanla karşılandı. Buna bir de başrollerde Haluk Bilginer ve Demet Akbağ gibi iki usta oyuncunun yer alması eklenince bu heyecan daha da arttı. Tüm bunlar 9 Kere Leyla’nın izleyici nezdinde pozitif bir önyargı oluşturmasına zemin hazırladı. Ancak beklentiler geride kalıp film nihayet başladığında, 9 Kere Leyla’nın bir araya getirdiği isimlerle elde ettiği bu krediyi harcaması çok uzun sürmüyor. Filmin ilk bloğu geride kaldığında, karşımızda alışık olduğumuz Ezel Akay filmlerinden ziyade, son yıllarda sinemamıza musallat olan “yerli komedi”lere yakın duran bir yapımın durduğu aşikâr bir hâl alıyor.

İbrani mitlerinde Adem’in günahkâr olan ilk karısı ve şeytani bir figür olarak tasvir edilen, günümüzde ise erkek egemen düzene karşı başkaldırının sembollerinden biri hâline gelen Lilith’in günümüz dünyası ve erkeklere dair yorumlarıyla başlayan film, anlatısını da kadın-erkek ilişkileri üzerine kuruyor. Hikâyenin merkezine ise Demet Akbağ ve Haluk Bilginer’in canlandırdığı Leyla ile Adem çiftini koyuyor. Leyla’nın servetiyle gününü gün eden Adem, aşırı domestik karısından sıkıldığı için ayrılmak istiyor. Adem’in, Leyla’yla birlikte görüştükleri evlilik terapisti Nergis (Elçin Sangu) ile birlikte olmaya başlaması, Leyla’dan kurtulma motivasyonunu kuvvetlendiriyor. Öyle ki iş Leyla’yı öldürmeye karar vermesine kadar gidiyor.

9 Kere Leyla: Ezop’tan Bir Yerli Komedi Masalı

Adem’in Leyla’yı ayrılığa ikna etmekten umudu kesip cinayete yönelmesi, filmdeki ilk müzikal sekansla gerçekleşirken, 9 Kere Leyla’nın en elle tutulur yanı da karşımıza çıkmış oluyor. Adem’in bayıldığı anlarda bilinçaltındaki farklı yanlarıyla –ince ruhlu Adem, şeytani Adem gibi- şarkılar yoluyla irtibat kurduğu bu anlar, filmi bugüne kadar pek çok örneğini gördüğümüz ucuz komedilerden ayıran belki de tek özelliği.

***Yazının bundan sonraki bölümü 9 Kere Leyla ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Süresi 15 dakikayı aşmayacak bu müzikal parçaların dışındaki kısım ise çeşitli dalaverelerin, aksiliklerin birbirini izlediği, yakın dönemin alışıldık yerli komedileri gibi ilerliyor. Bu noktada devreye Fırat Tanış’ın hayat verdiği koleksiyoner Mahdum Aksaman giriyor. Soyundan geldiğini söylediği Lilith’e özel bir ilgisi olan Aksaman, bir müzayedede kaybettiği Lilith yazması nedeniyle Adem ile karşı karşıya geliyor. Adem yazmayı satmaya yanaşmayınca, çareyi Adem ile Leyla çiftinin avukatı Haris (Alican Yücesoy) ve Nergis’le işbirliği yapmakta buluyor. Ancak bu işbirliği de istediği gibi sonuçlanmıyor. Yazmayı elde etmek için Adem’le yaptığı pazarlık, onu Leyla’yı öldürme girişimlerinin bir parçası hâline getiriyor. Ne var ki Leyla bir türlü ölmüyor. Kafasına düşen dev bir saat, sokan zehirli bir örümcek, merdivenden düşmek… Leyla’yı hiçbir şey öldürmüyor. Adem’in Leyla’yı öldürmek için planlar yapıp başarısız olması tekrar tekrar yaşanırken, 9 Kere Leyla’nın ilk seferinde bile etki yaratmayan şakaları da kendisini tekrarlayıp duruyor. Mahdum’un iki takıntısı, Haris ile Adem arasındaki atışmalar, “aç sinemacı” şakaları, eksantrik ilk yardım görevlilerinin anlamsız tavırları, birilerini bayıltıp kaçırmalar tekrar tekrar birbirini takip ederken, böyle bir ekibin bir araya gelip nasıl bu filmi çektiği sorusu da film boyunca akla geliyor.

Filmin kendisinin de komikten gülünce doğru hızlıca geçmesine neden olan bu manasız davranışlar silsilesinin arkasında karikatürize edilmiş erkeklerin olması, bu tonun erkeklere yönelik eleştirinin yansıması olarak kasıtlı olarak tercih edildiğine dair bir varsayıma kapı aralıyor. Ancak filmdeki kadın karakterlerin de bundan çok da farklı olmayan davranışlar sergilemesi -ki kadın karakterlerin Leyla ve Nergis’ten ibaret olduğunu not düşmemiz gerekiyor- böyle bir varsayımda da ortaya çıkan sonucun hayal kırıklığı olacağını gösteriyor. Çünkü karşımızda “düşünmeyi sevmiyorum” diyen, bir kadının kocası tarafından öldürülmesine razı olan bir Nergis ve en derin arzusu sorulduğunda “Adem’im” diye cevaplayan bir Leyla var. Üstelik sonunda Leyla’nın Lilith olduğunun ortaya çıkması bu sorunlu temsili daha da derinleştiriyor. Lilith gibi, kadınların erkek egemen anlayışa başkaldırısının sembolü hâline gelmiş bir figürün, kendisini sevmeyen bir erkeği elinde tutmaya çalışan, arada bir başka kadınlara ufak yardımlarda bulunmakla yetinen bir karaktere indirgenmesi, finalde izleyiciye sunulan mesajın içini büyük ölçüde boşaltıyor.

Müzikal sekansların son anlara kadar sadece Adem karakterine ve Haluk Bilginer’e ayrılması ise, filmin kusurlarını bir nebze olsun kapatan tek kozunu da efektif şekilde kullanmasının önüne geçiyor. Günün sonunda ortaya Ezel Akay’ın iyi kotarılmış işlerle dolu filmografisindeki en zayıf film çıkıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information