The Social Network ve Moneyball gibi filmlerin senaryosunu kaleme alan, aynı zamanda yönetmen olarak Molly’s Game ve The Trial of the Chicago 7’a imza atan Aaron Sorkin’den 10 yönetmenlik tavsiyesi!

Sinema kariyerine senarist olarak başlayan Aaron Sorkin; A Few Good Men, Steve Jobs ve The Social Network gibi filmleri kaleme alarak Hollywood’un en dikkat çekici senaristlerinden biri olarak adını duyurdu. The Social Network filmi ile En İyi Uyarlama Senaryo Oscarı’na layık görüldü. Biyografik yapımlar ile tanınan yazar, gerçekle bağını koparmadan yarattığı yapımlar ile hem başarılı biyografiler sunarken hem de kendine has hikâye kurgusu ile de dikkat çeken bir yazar olarak tanındı.

Sorkin, senaristle yetinmeyerek zamanla kamera arkasına da geçti. Filmografisinde iki adet yönetmenlik tecrübesi bulunan Sorkin bu alanda da umut veriyor. 2017 yılında yönettiği Molly’s Game ile ilk filmi olmasına karşın aldığı olumlu yorumlar ile başarı yakaladı. Ayrıca yine En İyi Uyarlama Senaryo dalında akademi ödülüne aday gösterildi. Sorkin’in yönetmen koltuğunda oturduğu bir diğer yapım ise The Trial of the Chicago 7. Vietnam savaşını eleştiren biyografik film, Sorkin tarzı ile birleşince ortaya oldukça başarılı bir yapım çıktı ve dillerden düşmedi. Film; sinematografi, kurgu, yardımcı erkek oyuncu ve müzik gibi birçok dalda Oscar’a aday gösterildi. Ayrıca En İyi Film dalında da adaylar arasında yer aldı.

Şu sıralar yeni filmi Being the Ricardos için hazırlıklarını sürdüren Aaron Sorkin’in farklı zamanlarda verdiği demeçleri bir araya getiren Outstanding Screenplays adlı YouTube kanalı, Sorkin’in sinemacılara senaryo yazımı ve yönetmenlik konusunda verdiği 10 tavsiyeyi derlediği bir video hazırladı.

Aaron Sorkin’den 10 Yönetmenlik Tavsiyesi

Yazarlık Kurallarını Dikkate Alın

Aaron Sorkin

Aaron Sorkin, yazarlık kurallarının var olduğunu ve Aristoteles tarafından 2000 yıl önce Poetika isimli kitaba yazıldığını söylüyor. Drama, komedi ve trajedi hakkında önemli detaylar ve kurallar içeren eserin her yazar tarafından okunmasını ve dikkate alınmasını öneriyor. Bu kitabın ve içindeki kuralların Hristiyanlıktan bile eski olduğunu ekliyor.

Başka Yazarlardan Yeni Şeyler Öğrenin

Aaron Sorkin

Aaron Sorkin başka yazarlardan kolayca etkilendiğini fakat kendi tarzını kaybetmemek için de uğraştığını belirtiyor. Genç yazarların da başka yazarlardan çok şey öğrenebileceklerini fakat bu süreçte kendi tarzlarına da sahip çıkmaları gerektiğini söylüyor. Bu durumu ise The Social Network ile örneklendiriyor. 21. yüzyılda geçen ve 19-25 yaşlarında karakterlere sahip olan hikâyeyi kaleme almak için gençlerin nasıl iletişim kurduğunu öğrenmek isteyen yazar ilk başta genç yazarları taklit etmek istemiş. Fakat bu taklit onu çok zorlamış ve bir buçuk sayfa kadar yazabildikten sonra baştan başlayarak kendi kalemi ile tekrardan yazmış. Bu durumda da hem diğer yazarlardan yeni şeyler öğrenmiş hem de kendi tarzını kaybetmeden The Social Network filminin senaryosunu ortaya çıkarmış. Fakat Sorkin, bu süreçte sadece iyi yazarlardan etkilenilmesi gerektiğinin, kötü yazarlardan etkilenmenin kötü sonuçlar doğuracağının altını çiziyor. Yani seçici olmakta fayda var.

Film Sadece İzlemeyin, İnceleyin

Aaron Sorkin

Sorkin’in bir diğer önerisi film izlemekle alakalı. Sorkin film izlerken bir öğrenci gibi davranılmasını öneriyor. Her ne kadar bir filmi birkaç kez zevk için izlemenin zararı olmasa da bir seviyeden sonra inceleme yapmaya başlanmasını öneriyor. Eğer bir filmi beğenmediyseniz filmi kapatıp söylenmek yerine neden beğenmediğinizi ve neyin kötü yapıldığını bulun diyor. Aynı şekilde bir filmi beğendiyseniz de neden iyi bir film olduğunu ve filmin neyi başardığını ortaya çıkartmanızı öğütlüyor. Kendisinin de izlediği filmler için bu süreci uyguladığını vurguluyor.

Karakterin Kim Olduğundan Çok Amacına Odaklanın

Aaron Sorkin

Sorkin’e karakter yaratırken diyaloglardan önce onları kısa hikâye olarak mı yazdığını yoksa gerçek insanlardan mı esinlendiği sorulduğunda hiçbiri cevabını veriyor. Sorkin, her yazarın kendine has bir karakter yaratma serüveni olduğunu vurguluyor. Lakin kendisinin kullandığı yol ise karakterin kim olduğundan çok ne istediğini vurgulamak. Bunu yapmasının sebebi ise karakterin amacına giden yoldaki engelleri aşma taktiklerinin karakteri tanımlayan önemli unsurlar olması. Bu tip bir karakter tanıtımı modeli, karakterin yazar tarafından değil, karakterin kendisi tarafından tanıtılmasını sağlıyor ve izleyiciye alışılmadık bir haz yaşatıyor.

Diyalogları Söylenebilir Kılın

Aaron Sorkin

Sorkin’den gelen bir diğer öneri ise diyaloglar hakkında. Bir diyaloğun söylenebilir olması gerektiğini belirten yazar, bu konuda çaba gösterdiğini belirtiyor. Bir diyalog yazdıktan sonra bunları kafasında okuduğunu ve söylemeye çalıştığını ifade ediyor. Böylece diyalogların ne denli okunabilir olduğunu anladığını söyleyen yazar, geleceğin yazarlarına da bu konuda özen göstermelerini öneriyor. Söylemesi imkânsız bir repliğin bir oyuncudan da istenemeyeceğini ekliyor.

Sürekli Pratik Yapın

Aaron Sorkin

Sorkin şu ana kadar aldığı en iyi tavsiyenin ‘’Sakın profesyonel bir yazar olmaya kalkma, açlıktan ölürsün.’’ olduğunu söylüyor ve bu tavsiyeyi dinlemediğini de ekliyor. Aaron Sorkin, açlıktan ölmemesinin sebebinin ise çok çalışmak olduğunu söylüyor. Tıpkı keman çalmak gibi pratik isteyen yazarlığın da zamanla ve çalışarak geliştiğini belirtiyor. Bu öğrenim sürecinde ise reddedilmeye alışılmasını ve pes edilmemesi gerektiğini de vurguluyor.

Seyirciye Karakterlerin Hakimiyetini Anlatın

Sorkin, karakterlerin ne dediğinin her zaman bir öneminin olmadığını söylüyor. Bazı durumlarda seyircinin tüm sözleri anlamasına gerek olmadığını ve sadece ‘’Bu karakterler ne hakkında konuştuklarının farkında.’’ demelerini sağlamanın yeterli olacağını söylüyor. Kendisi de geçmiş projelerinde seyircinin bu diyalogları anlayamayacağı için yapımcılar tarafında eleştirildiğini söylüyor. Fakat Sorkin’e göre seyircinin karakterlerin konuya hakimiyetini anlaması daha önemli.

İlk Önce Ne Yazmak İstemediğinize Karar Verin

Aaron Sorkin, ne yapmak istemediğine karar verdikten sonra yazarlığa başladığını belirtiyor. Yani yazar, kalemi ile kağıdını buluşturmadan önce ne istediğinden çok ne istemediğini gün yüzüne çıkarıyor. Steve Jobs filmini örnek gösteren yazar, senaryoyu kaleme almadan önce tüm seyircinin hâkim olduğu klasik biyografik film formatından kaçınmak istemiş. Var olan formatı değiştirmek adına Steve ile Steve Wozniak, kızı Lisa veya John Scully gibi insanların arasındaki ilişkiyi araştırmış ve bazıları ile iletişime geçmiş. Klostrofobik ögeleri seven Sorkin, kısıtlı bir zaman aralığında geçen hikâyeleri de sevdiğini fark etmiş ve böylece tüm bu ikili ilişkileri gerçek zamanlı kurgu ile seyirciye yansıtabileceğini düşünmüş. Seyirci için 30 dakikanın karakterler için de 30 dakika olduğu üç sahne oluşturmuş ve bu sahnelerin, karakterlerin ürünlerini sunacakları büyük etkinlerin sahne arakasında geçmesini sağlamış. Böylece kısıtlı zaman aralığı ve gerçek zamanlı kurgu ile seyircinin ekran başında ayrılmamasını sağlamış. Sorkin genç yazarlara da klişelerin dışına çıkmalarını ve yeni şeyler denemekten korkmamalarını öneriyor. Böylece kendilerine özel hikâye kalıpları oluşturup özgün yazarlar hâline gelebileceklerini de vurguluyor.

Kendi Alışkanlıklarınızı Oluşturun

Aaron Sorkin

Sorkin her yazarın kendine has alışkanlıkları olduğunu savunuyor. Gerek tıkanıklıktan kurtulmak gerekse herkesin aradığı o ilham perisini bulmak için her yazarın farklı aksiyonlara girdiğini belirtiyor. Kendisinin ise en büyük yardımcılarından birisi müzik. Sorkin kalemini eline almadan önce evde tur atıyor, kendisiyle tartışıyor ve müzik dinliyor. Böylece kendisini aklındakileri kâğıda dökmeye hazırladığını belirtiyor. Sorkin’in bir diğeri alışkanlığı ise duş almak. Yazar, günde 6-7 kez duş alıyor. Bu duşların ise neredeyse hiçbiri temizlik amacı gütmüyor. Sorkin yazım sürecinde tıkandığında veya ortaya çıkan eseri beğenmediğinde duş aldığını ve yeni kıyafetler giydiğini söylüyor. Bunun başlıca sebebi ise yenilenmek ve temiz bir başlangıç yapmak. Duş alıp kıyafet değiştirmenin psikolojik olarak kalemine yeni bir başlangıç hakkı tanıdığını belirten Sorkin, tüm genç yazarların da kendilerine rahatlatacak aktiviteyi bulmasını ve yazım sürecini bu aktiviteler ışığında sürdürmesini öneriyor.

Yazarlık Aşkınızın Sebebini Bulun

Aaron Sorkin

Aaron Sorkin’in yazma aşkı oldukça eskiye dayanıyor. Hayatı boyunca oyunculuk için çalışan ve buna hazırlanan Sorkin, New York’ta beş parasız bir şekilde stüdyo dairesinde oturduğu bir gün kendisini çok yalnız hissetmiş. Evde yapacak hiçbir şey bulamaması da onu arkadaşının emanet ettiği daktilo ile vakit öldürmeye itmiş. Bir şeyler yazmaya başlayan Sorkin tüm gece ayakta kalmış ve ilk hikâyesini kaleme almış. Maddi ve manevi sıkıntılar ile boğuşan bir oyuncu olan Sorkin’in hayatını değiştiren şey ise o an eline aldığı o daktilo olmuş. Sorkin de geleceğim yazarlarına kendi hikâyelerini keşfetmelerini ve yazı yazmaya neden âşık olduklarını bilmelerini öneriyor.

Kaynak: Outstanding Screenplays

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information