Afterschool, Christine, The Devil All the Time filmlerinin yönetmeni Antonio Campos, izleyici şaşırtacağını, belki de sarsacağını düşündüğü 5 gözden kaçmış filmi listeledi.

2008 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera ve Belirli Bir Bakış ödüllerine aday olan Afterschool, 1974 yılında canlı yayında intihar eden TV spikeri Christine Chubbuck’ın hayatını anlatan Christine ve son olarak da 11 Eylül’de Netflixte gösterime giren The Devil All the Time filmlerinin yönetmeni Antonio Campos, kendine göre izlenmesi gereken filmleri derledi. Campos derlediği listedeki filmleri favori beş filmi olarak görmüyor. Ancak listesini, duymamış olabileceğiniz, sizi şaşırtacak ve muhtemelen sarsacak beş filmden oluştuğunu dile getiriyor.

Campos, tamamen aklını başından alan ve filmler hakkında düşünme biçimini değiştiren filmler olduğunu dile getirirken, bir yönetmen olarak kalıpları yıkan ve sürprizler yaratan filmlere olan bağlılığını dile getirdi. Campos, Akademi üyelerinin kendi filmleriyle ilgili önemli detayları sinemaseverlerle paylaştığı Aframe isimli internet sitesi için hazırladığı bu listede Ingmar Bergman, Bernardo Bertolucci gibi sinema tarihinin önemli yönetmenlerinin filmlerine yer verdi.

Antonio Campos’a Göre İzleyiciyi Sarsacak 5 Gözden Kaçmış Film

1. Come and See – Elem Klimov (1985)

2. Dünya Savaşı sonlarında Nazilere karşı direnişe katılan Belaruslu genç bir oğlana odaklanan film, Campos’a göre şu ana dek yapılmış en etkileyici ve sarsıcı savaş filmi. Campos, filmin izleyici en derinden sarsacağını söylüyor.

2. Murder by Contract – Irving Lerner (1958)

Film, ahlaki değerleri sınanan bir suikastçının hikâyesini anlatıyor. Campos, filmde garson yamağının Vince Edwards’a üzerinde bir ruj izi bulunan bir kupada kahve getirdiği sahnede favori monoloğunun yer aldığını belirtiyor. Filmin müziklerindeki gitarın hafif bir dokunuş yapmasına rağmen gerginliği korumasına olanak sağladığını söylüyor.

3. The Rite – Ingmar Bergman (1969)

The Rite, Campos’a göre Bergman’ın az izlenen filmlerinden biri. The Rite, hayali bir yabancı ülkede, kültür bakanının, müstehcen kabul edilen performanslarını gözden geçirip onaylamasını beklemek zorunda olan bir oyunculuk grubunun hikâyesini anlatıyor. Performansın neden bu kadar tartışmalı olduğu ise şok edici son sekansa kadar gizemini koruyor.

4. The Conformist – Bernardo Bertolucci (1970)

Campos, NYU’da öğrenci oldukları dönemde Sean Durkin ile birlikte The Conformist’i izlediklerini ve ikisinin de çalışmalarında önemli bir etkisi olduğunu söylüyor. Campos The Comformist’in baştan aşağı bakılması güzel bir film olduğunu ama aynı zamanda güç unutulan ve tedirginlik içinde bırakan bir yapım olduğunu söylüyor.

5. Heaven’s Gate – Michael Cimino (1980)

Michael Cimino’nun beğeni toplayan The Deer Hunter’ın ardından çektiği bu film, ancak son on yılda başyapıt olarak görülmeye başlandı. Campos, bunun gibi kendisini farklı yerlere ve zamana götüren filmleri beğendiğini dile getiriyor. Cimino, izleyiciyi 1890’larda Wyoming’e götürüyor. Bu sarsıcı hikâye, ABD hükûmeti tarafından toprak sahiplerine sığırlarını çalan herkesi, özellikle Doğu Avrupalı göçmenleri öldürme izninin verildiği Wyoming Menzil Savaşı’ndan esinleniyor. Campos, 3 saat 39 dakika uzunluğundaki filmin her bir dakikasının izlenmeyi hak ettiğini belirtiyor.

Kaynak: Aframe

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information