Azizler, patolojik yalnızlığın içinde kıvranan ve bu derdine derman arayan insanlarla dolu sıradan dünyanın içinde kendisine ait zaman ve alan isteyen, yalnız kalmayı arzulayan yegane karakter olan Aziz’in tuhaf hikâyesini anlatan bir film. Taylan Biraderler'in Vavien’den sonraki on yıl boyunca beklentiyi daimi bir şekilde yükselterek biriktirdikleri şu günlerde Azizler kimsenin beklentisiyle ilgilenmiyor, kendi başına bir evren kurup orada oyununu oynuyor, bu nedenle de seyircinin “inançsızlığını askıya almasının” sınırlarını da biraz zorluyor. Güzel ve yalnız ülkemizin sinema tarihinde çok kez ele alınan “bireyin yalnızlığı” temasını alışık olduğumuz taşra soğukluğu ve kasvetten fersah fersah ötede bir yerlerde komedi ile yeniden kurgulayan Azizler, herkesin onayını bekleyen ve seyirci dostu bir yapım değil kesinlikle. Yer yer sıkıcı ve banal şakalarının arasından sıyrılan parlak fikirleri, klişeleşmiş temaları ve karakter yapısını yeniden masaya yatırıp içinden taze durumlar yakalamayı amaçlayan arayışlarıyla Azizler yeni bir soluk getiriyor ama çok da derin bir soluk değil bu. ***Yazının bundan sonraki bölümü Azizler ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.*** Film Aziz’in sevgilisi Burcu’dan ayrılma provasını biz seyirciye karşı sergilediği bir sahneyle açılıyor. Aziz vakitsizlikten, kendisine ait bir alanının olmamasından yakınıyor ve ilişkisini sonlandırmak istiyor. Burcu’nun yüzüne karşı söylemeye çekinse de en nihayetinde bunu başarıyor ve tüm olaylar da bundan sonra patlak veriyor. Önce sevgilisi Burcu (İrem Sak) kendisine hediye ettiği kolyeyi kaybetmiş olan Aziz’in bu sorumsuzluğuna takılı kalıyor, sonra sırasıyla filmdeki tüm karakterler kendi yalnız evrenlerinden kurtulabilmek için Aziz’i çekiştirmeye başlıyor. Büyük bir reklam ajansında kurgu ve görsel efekt yapan Aziz, iş yerindeki patronu Alp’in (Öner Erkan) uğruna büyük bedeller ödemekten çekinmeyeceği arkadaşlık taleplerine maruz kalırken, diğer yandan evini işgal eden ablası ve onun canavar çocuğu Caner’in (Göktuğ Yıldırım) baskısını üzerinden atabilmek için bir yalana başvuruyor ve Alp’in arkadaşlık satın alabilmek için anahtarını seve seve teslim ettiği malikânesine yerleşiyor. Tüm bu süreç boyunca Alp tıpkı bizim yaptığımız gibi Aziz’i uzak mesafeden kameralarla dikizlemeye devam ederken, bir yan hikâyede Haluk Bilginer’in canlandırdığı Erbil karakteri yavaşça ölüme doğru giden yalnızlığıyla debeleniyor. Karısı Kamuran’ı (Binnur Kaya) on yıl önce kaybeden ve şimdilerde Kamuran’ın buzdolabının üzerindeki siyah beyaz cenaze fotoğrafıyla hâlâ bir “Sevmek Zamanı” sendromuyla iletişim hâlinde olan Erbil, hikâyenin sonunda tıpkı Kamuran gibi yakalandığı amansız hastalığa değil, çektiği acıya ve yalnızlığına yenik düşerek intihar ediyor. Giderken evin anahtarını bir notla birlikte Aziz’e bırakıyor ve en nihayetinde Aziz, Alp’in sistematik ve örtülü istismarından kurtulup yeni bir Erbil’e dönüşeceği eve taşınıyor. Bu yeni mekânda sevgilisi Burcu’nun hediye ettiği ve film boyunca da bir MacGuffin işlevi gören kolyeyi de buluyor ve karakterimiz Aziz başladığı noktaya geri dönerek düğümü çözüyor. Azizler: Güldürürken Düşündürmeyi Yeniden Keşfetmek Kağıt üzerinde bir nebze bütünlüklü duran hikâyenin daha tutarlı olabilmesi için aralara serpiştirilen bazı sahnelerle filmin esas kaygısı da belli oluyor. Azizler’de, iletişim teknolojisinin ve sosyal medyanın günlük yaşam içinde bu kadar yoğunluklu kullanıldığı bir çağda insanlar arasındaki doğrudan iletişimin çok daha sorunlu hâle geldiğinin altı defalarca çiziliyor. Yönetmen kardeşler bu iletişim sorununun yeni nesle etkisini de filmdeki iki çocuğun içler acısı hâliyle betimlemeyi tercih ediyor. Popüler kültüre erken yaşta fazlasıyla maruz kalan Caner’in “denyoluğu” ve sorunlu anne babasının para makinasına dönüşen…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Azizler, büyük oranda amaçladığını yapabilen, herhangi bir film izlerken ezbere gittiğimiz yolları takip etmekte zorlandığımız ve belki bu nedenle de çok da sevimli bulamayacağımız ama ne olursa olsun bize –çoğunlukla sıkıcı- doğruları söylemekten çekinmeyen bir film.

Kullanıcı Puanları: 3.27 ( 175 oy)
65

Azizler, patolojik yalnızlığın içinde kıvranan ve bu derdine derman arayan insanlarla dolu sıradan dünyanın içinde kendisine ait zaman ve alan isteyen, yalnız kalmayı arzulayan yegane karakter olan Aziz’in tuhaf hikâyesini anlatan bir film. Taylan Biraderler’in Vavien’den sonraki on yıl boyunca beklentiyi daimi bir şekilde yükselterek biriktirdikleri şu günlerde Azizler kimsenin beklentisiyle ilgilenmiyor, kendi başına bir evren kurup orada oyununu oynuyor, bu nedenle de seyircinin “inançsızlığını askıya almasının” sınırlarını da biraz zorluyor. Güzel ve yalnız ülkemizin sinema tarihinde çok kez ele alınan “bireyin yalnızlığı” temasını alışık olduğumuz taşra soğukluğu ve kasvetten fersah fersah ötede bir yerlerde komedi ile yeniden kurgulayan Azizler, herkesin onayını bekleyen ve seyirci dostu bir yapım değil kesinlikle. Yer yer sıkıcı ve banal şakalarının arasından sıyrılan parlak fikirleri, klişeleşmiş temaları ve karakter yapısını yeniden masaya yatırıp içinden taze durumlar yakalamayı amaçlayan arayışlarıyla Azizler yeni bir soluk getiriyor ama çok da derin bir soluk değil bu.

***Yazının bundan sonraki bölümü Azizler ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Film Aziz’in sevgilisi Burcu’dan ayrılma provasını biz seyirciye karşı sergilediği bir sahneyle açılıyor. Aziz vakitsizlikten, kendisine ait bir alanının olmamasından yakınıyor ve ilişkisini sonlandırmak istiyor. Burcu’nun yüzüne karşı söylemeye çekinse de en nihayetinde bunu başarıyor ve tüm olaylar da bundan sonra patlak veriyor. Önce sevgilisi Burcu (İrem Sak) kendisine hediye ettiği kolyeyi kaybetmiş olan Aziz’in bu sorumsuzluğuna takılı kalıyor, sonra sırasıyla filmdeki tüm karakterler kendi yalnız evrenlerinden kurtulabilmek için Aziz’i çekiştirmeye başlıyor.

Büyük bir reklam ajansında kurgu ve görsel efekt yapan Aziz, iş yerindeki patronu Alp’in (Öner Erkan) uğruna büyük bedeller ödemekten çekinmeyeceği arkadaşlık taleplerine maruz kalırken, diğer yandan evini işgal eden ablası ve onun canavar çocuğu Caner’in (Göktuğ Yıldırım) baskısını üzerinden atabilmek için bir yalana başvuruyor ve Alp’in arkadaşlık satın alabilmek için anahtarını seve seve teslim ettiği malikânesine yerleşiyor. Tüm bu süreç boyunca Alp tıpkı bizim yaptığımız gibi Aziz’i uzak mesafeden kameralarla dikizlemeye devam ederken, bir yan hikâyede Haluk Bilginer’in canlandırdığı Erbil karakteri yavaşça ölüme doğru giden yalnızlığıyla debeleniyor. Karısı Kamuran’ı (Binnur Kaya) on yıl önce kaybeden ve şimdilerde Kamuran’ın buzdolabının üzerindeki siyah beyaz cenaze fotoğrafıyla hâlâ bir “Sevmek Zamanı” sendromuyla iletişim hâlinde olan Erbil, hikâyenin sonunda tıpkı Kamuran gibi yakalandığı amansız hastalığa değil, çektiği acıya ve yalnızlığına yenik düşerek intihar ediyor. Giderken evin anahtarını bir notla birlikte Aziz’e bırakıyor ve en nihayetinde Aziz, Alp’in sistematik ve örtülü istismarından kurtulup yeni bir Erbil’e dönüşeceği eve taşınıyor. Bu yeni mekânda sevgilisi Burcu’nun hediye ettiği ve film boyunca da bir MacGuffin işlevi gören kolyeyi de buluyor ve karakterimiz Aziz başladığı noktaya geri dönerek düğümü çözüyor.

Azizler

Azizler: Güldürürken Düşündürmeyi Yeniden Keşfetmek

Kağıt üzerinde bir nebze bütünlüklü duran hikâyenin daha tutarlı olabilmesi için aralara serpiştirilen bazı sahnelerle filmin esas kaygısı da belli oluyor. Azizler’de, iletişim teknolojisinin ve sosyal medyanın günlük yaşam içinde bu kadar yoğunluklu kullanıldığı bir çağda insanlar arasındaki doğrudan iletişimin çok daha sorunlu hâle geldiğinin altı defalarca çiziliyor. Yönetmen kardeşler bu iletişim sorununun yeni nesle etkisini de filmdeki iki çocuğun içler acısı hâliyle betimlemeyi tercih ediyor. Popüler kültüre erken yaşta fazlasıyla maruz kalan Caner’in “denyoluğu” ve sorunlu anne babasının para makinasına dönüşen Cansu’yu fenomen hâline getiren aile içi travmaları filmin kurmaya çalıştığı evrenin ruhunu açık etmek için birer katalizör işlevi görüyor.

Azizler’de genel olarak son derece gerçekçi oyunculuklarla kotarılan çoğu sahnenin gerçek üstü bir zemine sıçraması temsil edilen şeylerin sorgulanmasına neden oluyor. Hatta dahası, gerçekliği temsil eden imgenin gücünün gerçekten öte bir yere doğru taştığı ve bazen de gerçeklikle temsilin iç içe geçtiği bir evren kurgulanıyor. Gerçek hayatta da evli olan Bergüzar Korel ve Halit Ergenç’in temsilen evli bir çifti canlandırması başta olmak üzere, gerçek hayatlarımızda sürekli karşılaştığımız ama bir temsile dönüştüğü anda sanki sadece o filmin evrenine aitmiş gibi düşündüğümüz her durum için Azizler, temsil ve gerçeklik arasındaki bağı hesaba katarak bir kere daha düşünmeyi salık veriyor. Bu görece heyecanlandırıcı fikrin tek sorunu bizim yeniden düşünmemizi istediği şeylerin çok güncel ama mizahının çok eskimiş olması. Azizler, yine de büyük oranda amaçladığını yapabilen, herhangi bir film izlerken ezbere gittiğimiz yolları takip etmekte zorlandığımız ve belki bu nedenle de çok da sevimli bulamayacağımız ama ne olursa olsun bize –çoğunlukla sıkıcı- doğruları söylemekten çekinmeyen bir film.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information