Barry Jenkins, karantina sürecinde izlenebileceğini düşündüğü filmleri paylaştı. Jenkins’in önerdiği filmler arasında Train to Busan, Stalker, Solaris gibi yapımlar yer alıyor.

Koronavirüs salgını nedeniyle herkesin evde kaldığı bu süreçte birçok ünlü yönetmen bu süreçte neler izlediklerini sinemaseverlerle paylaşıyor. Film tavsiyesinde bulunan Guillermo del Toro, Darren Aronofsky, Ari Aster, Taika Waititi, Ava DuVernay, Luca Guadagnino, Edgar Wright, Claire Denis gibi yönetmenlere yeni bir isim daha katılıyor.

Oscar ödüllü Moonlight ve If Beale Street Could Talk filmleriyle tanınan Barry Jenkins, The Atlantic isimli internet sitesine karantina sürecinde izlediği ve karantina sürecinde izlenmeye uygun olduğunu düşündüğü sekiz filmi açıkladı. Yönetmenin önerdiği sekiz film arasında Andrei Tarkovsky’in imzasını taşıyan Solaris’in, Steven Soderbergh yönetmenliğinde çekilen 2002 yapımı yeniden çevrimi Solaris; gerilim dozu yüksek, aksiyonu bol senaryosuyla izleyicileri mest eden, zombi filmlerine yeni bir soluk getiren Sang-ho Yeon imzalı Train to Busan; Eliza Hittman’in hem Sundance hem de Berlin Film Festivali’nde ödüle layık görülen ve beğeniyle karşılanan son filmi Never Rarely Sometimes Always gibi yapımlar yer alıyor.

Jenkins’in seçtiği filmler hakkındaki düşüncelerine de ulaşabileceğiniz bu listeye aşağıdan göz atabilirsiniz.

Barry Jenkins’e Göre Karantina Sürecinde İzlenebilecek 8 Film

Mid-August Lunch – Gianni Di Gregorio (2008)

“İtalya’nın bu süreçte yaşadığı krizi düşünüyordum da Mid- August Lunch, yıllar önce izlediğim küçük bir filmdi. Gomorrah’nın senaristinin ilk yönetmenlik denemesi. 75 dakika ve güzel. Mini bir keşif gibi.”

Selah and The Spades – Tayarisha Poe (2019)

“Bu muazzam filmi festivallerde yakalayamadım ama Amazon’da izleyebildim. Filmi çok sevdim. Atmosferi eşsiz.”

Solaris – Steven Soderbergh (2002)

“Şahsen bu Solaris’in bir başyapıt olduğunu hissediyorum. Çıktığı zaman film okulundaydım ve sanırım altı kez filmin sinemasında gittim. Atmosferi ve tonu harika. Görüntüler, renkler ve ışığın filmdeki kullanımı çok tematik ve duygusal – belki Soderbergh bundan nefret ederdi- ama ruhen uyarıcı bir film. “Bir bilimkurgu filmi olmasına rağmen, Chris [George Clooney] ve eşi Rheya [Natascha McElhone] arasındaki ilişkiyi basit duygularla anlatan bir film. ir anda, teorik fizik ve zamanın sınırlarını düşünüyorum ve başka bir anda kişisel ilişkilerimde geçirdiğim en ağır anlardan bazılarına geri dönüyorum. Benim için ıssız bir adaya düştüğümde yanıma alacağım bir film.”

Oslo, 31. august – Joachim Trier (2011)

“Oslo, 31. august bir başyapıt. Üzücü ama korkutucu değil. Şu anda, iyi hissettiren şeyler ve Oslo gibi bir şey arasında gidip geliyorum. Oslo, gerçek hayatla ilgili olan filmlerden biri.”

The Company – Robert Altman (2003)

“Bunu çok, çok uzun zamandır görmemiştim, ama ortaya çıktığında bende hoş anılar bıraktı. Solaris’te olduğu gibi, çok özel bir yönetmenliği var.Filmdeki dansçıların tasvirini görmek, çok garip bir hayat yaşamak, sanatlarını keşfetmeleri için alan vermek harika. Sadece şu anda tüm kasvetli, yavaş, melankolik şeyler izlemek istiyorum.”

Train to Busan – Sang-ho Yeon (2016)

“Gerçekten harika. İzlerken çığlık attım. Beni bir şekilde yükseklere çıkardı. Sonrasında yönetmenin filmin öncesini anlatan animasyon filmi Seoul Station’ı izledik ve hayret vericiydi. Şu an karantinada olmasaydık, onları arka arkaya izlemek için zaman bulamayabilirdim, ama şu an da boş zamanımızdan başka bir şeyimiz yok. ”

Stalker – Andrei Tarkovsky (1979)

The Underground Railroad’u çekerken bir şey izlemeye vakit ayırmak çok zordu. Bu prodüksiyon sürecinde kendime sadece Stalker’ı izlemeye izin verdim. Sabah erkenden uyanıyordum ve Stalker’ı tekrar izlemem gerektiğini söylüyordum. Başınızı koltuğa yaslamanız gereken türden bir film. Filmin, çektiğimiz diziyle ne kadar alakalı olduğunu öğrendiğimde şok olmuştum. Her hafta izleyemedim ama prodüksiyon sürecinde birkaç kez izledim. The Underground Railroad’daki ana karakter Cora’nın yolculuğu, bana biraz Stalker’daki karakterin yolculuğunu anımsattı.”

Never Rarely Sometimes Always – Eliza Hittman (2020)

“Zamanın ruhuyla ilgili harika ve güçlü bir film, çünkü korona günlerinde, kürtaj hakları bir kuşatma altında. Eliza, çok özel bir sanatsal yeteneğe sahip olan bir yönetmen. Bu estetik çok özel bir deneyim yaratır. Mükemmel bir dünyada, Never Rarely Sometimes Always, sinemalarda büyük ekranda görülebilecek ‘küçük bir film’. Şu an sinemalar açık değil. Ekranlarımız küçük, cebimizde ya da monitörümüzde. Bu hikayenin olması gereken yer burası.”

Kaynak: The Atlantic

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information