BluTV, pandemi nedeniyle evlere kapanacağımız bu hafta sonunu renklendirmek için 16-17-18 Nisan tarihlerinde tüm içeriklerini ücretsiz erişime açıyor.

Türkiye’nin en büyük yerli video platformu BluTV, pandemi önlemleri sebebiyle aralıksız sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu bu hafta sonunu herkes adına daha eğlenceli hâle getirmek için tüm içeriklerini üç günlüğüne ücretsiz erişime açıyor. 16-17-18 Nisan tarihlerinde BluTV’nin zengin içeriği, herkesin ücretsiz erişimine açılacak. İzleyiciler yarın saat 09:00’dan itibaren “blutvizliyorum” şifresini kullanarak BluTV platformundaki içeriklere ücretsiz olarak erişebilecekler.

Bu hafta sonu ücretsiz olarak erişilebilecek BluTV içerikleri arasında pek çok dikkat çekici yapım yer alıyor. Elbette bunların başında BluTV orijinalleri geliyor. Masum, Alef, Saygı, Yarım Kalan Aşklar, Bozkır, Pavyon, Aynen Aynen, 7Yüz, Bonkis bu yapımlar arasında öne çıkıyor.

Öte yandan Normal People, Euphoria, Ramy, We Are Who We Are, Chernobyl ve Killing Eve gibi son dönemin çok konuşulan dizileri de BluTV içerikleri arasında bulunuyor.

BluTV içeriklerinde lisanslı film tarafına geldiğimizde ise karşımıza oldukça zengin bir içerik seçkisi çıkıyor. Bu seçki içerisinde şans verilmeyi hak eden, önceki haftalarda öneri listelerimizde kendisine yer bulmuş 25 filmi bir araya getirdiğimiz listeyi aşağıda bulabilirsiniz.

Hafta Sonu Ücretsiz Erişime Açılacak BluTV Kataloğundan 25 Film Önerisi

İçimdeki Güneş – Let the Sunshine In – Un beau soleil intérieur

Film Önerisi

Claire Denis’nin, başrolünü Juliette Binoche’a emanet ettiği; Binoche’un zarafeti ve doğallığıyla ışıldayan Let The Sunshine In; aşk, arzu, tutku ve kadın hassasiyeti üzerine yaptığı mizahi çıkarımlarla büyük keyif veren bir film. Paris’te ressamlık yapan, 50’li yaşlarında, boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek” aşkı ve kimlik arayışını ironik bir dille ekranlara taşıyan Denis; Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümünden de büyük ödülle dönmüştü. Juliette Binoche’un mutsuz, gelgitleri olan ve hayatını duygularının yönlendirmesine izin veren Isabelle isimli bir sanatçıyı canlandırdığı İçimdeki Güneş; Fransız edebiyat eleştirmeni ve kuramcısı Roland Barthes’ın ‘Bir Aşk Söyleminden Parçalar’ isimli eserinin serbest bir uyarlaması olarak da dikkatleri çeken bir niteliğe sahip.

Love & Friendship

Film Önerisi

Oscar adaylığı kazandığı Metropolitan ve The Last Days of Disco gibi filmlerle tanınan Whit Stillman’ın son filmi Love & Friendship, yönetmenin insan ilişkilerine dair mizahi yaklaşımını 18. yüzyıl İngiltere’sine taşıyor ve ortaya pek alışık olmadığımız bir dönem filmi çıkıyor. Stillman’ın filmi şık kostümleri ve yapım tasarımıyla dönemin ruhunu yansıtıyor yansıtmasına ama, geri kalan her şey modern bir hisse bürünüyor. Başrolündeki Kate Beckinsale’ın Lady Susan Vernon rolünde şahane bir iş ortaya koyduğu film, çevresindeki erkekleri kendi istekleri doğrultusunda manipüle etme konusunda usta olan, kurnaz ve nüktedan Lady Vernon’ın bir yandan kendisine bir yandan da kızına eş arayarak geleceğini garanti altına alma çabasına odaklanıyor. Oyuncu kadrosunda Beckinsale’a Chloë Sevigny ve Xavier Samuel gibi isimler eşlik ediyor.

Gizem Treni – Mystery Train

Film Önerisi

Tek bağlantıları aynı otelde kalmak olan üç birbirinden bağımsız hikâyeyi verdiği ipuçlarıyla birleştirmemizi isteyen Jim Jarmusch, günlük hayatta başımıza gelebilecek absürtlükleri karakterler arasındaki arızalı iletişimler üzerinden ön plana çıkararak Amerikan rüyasına alaycı bir yaklaşım sergiler filmografisinin en nadide eserlerinden olan Mystery Train’de. Biri Elvis Presley biri Carl Perkins hayranı Japon turistler, bir gece daha şehirde kalmak zorunda kalan kaçak İtalyan bir kadın ve terk edilmiş bir koca ile onun mahalle delikanlısı kayınbiraderinin öyküsüne daldığımız film, çokkültürlü bir anlatı sunuyor. Mystery Train; Elvis Presley’in, Otis Redding’in, Junior Parker’ın, Roy Orbison’un koşup oynadığı Memphis sokaklarda bize bir şey hatırlatıyor: hiç karşılaşmamış bile olsak aynı hikâyenin parçasıyız aslında.

Toz Bezi

Film Önerisi

35. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde Altın Lale’nin sahibi olan Ahu Öztürk imzalı Toz Bezi, sadece güçlü senaryosuyla değil, ele aldığı Türkiye coğrafyasına özgü etnik, ekonomik, kültürel ve cinsiyet bazlı birçok temel problemi ince ince işlemesiyle dikkatleri çeken bir yapım olmuştu. Başrollerinde Asiye Dinçsoy ve Nazan Kesal’ın yer aldığı film, evlere temizliğe giden iki gündelikçi kadının yaşam mücadelesini ekranlara taşıyor. Kocası tarafından terk edilen Nesrin, küçük kızına bakabilmek için geçimini sağlayabileceği bir iş ararken, ona kıyasla daha üzün süredir İstanbul’da olan Hatun, bir gün temizlediği evlerin bir benzerinde yaşamanın hayalini kuruyor.

Minding the Gap

2019 yılında En İyi Belgesel dalında Oscar adalığı kazanan Minding the Gap, sadece 2019’un değil, son 10 yılın da en iyi belgesellerinden biri. Bing Liu’nun ilk uzun metrajlısı olan Minding the Gap, kaykaya olan tutkuları sayesinde bir araya gelen üç gencin hayatlarını ve dostluklarını kayıt altına alıyor. Üçü de çocukken aileleri tarafından incitilmiş olan bu üç gencin yaşadıklarını anlatan belgesel, görünüdürdeki odak noktası olan kaykay tutkusunun çok ötesine geçip aile içi şiddet, sistematik ırkçılık, sınıf ayrımı ve Amerika’da yetişkin olmak gibi önemli konulara ışık tutuyor.

Cennetten de Garip – Stranger Than Paradise

Film Önerisi

Cannes’dan Altın Kamera ve Locarno’dan Altın Leopar gibi iki saygın ödül kazanmış bir film olan Stranger Than Paradise, Jim Jarmusch’un dehasını güçlü bir şekilde yansıttığı ilk eseridir de aynı zamanda. Amerikan sinemasının en sık kullanılan motiflerinden yol filmi kalıplarını kendi üslubuna göre yorumlar bu yapımda Jarmusch. Yaşadığı New York’ta tam bir yersiz yurtsuz portresi çizen Macaristan göçmeni Willie, arkadaşı Eddie ve 16 yaşındaki kuzenini merkezine alır bu anlatı. New York’ta başlayan hikâye karakterlerin oradan oraya sürüklenmesiyle Florida’ya kadar varır. Jarmusch’un asıl önemsediği yolculuğun kendisinden çok bu yolcuğuna çıkan karakterlerin durumudur. Üç karakter de farklı nedenlerle mevcut durumdan sıkılmışlardır ve vardıkları her yeni noktanın cennet olmasını hayal etmektedirler. Jarmusch’un tüm filmografisine yayılacak melankoli hissinin baskın olduğu atmosferdir bu arayışın asıl tonunu belirleyen. Ne çok karamsar ne de çok pozitif bir filmdir Stranger Than Paradise; üç gencin adını ya da ne olduğunu bilmedikleri “yeni” bir şeye doğru çıktıkları, hayatın kendisi gibi bazen komik bazen kalp kırıcı bir yolculuktur. Stranger Than Paradise, BluTV içerikleri arasında gözden kaçırılmaması gereken bir film.

Benim Babam, Benim Oğlum – Like Father, Like Son – Soshite chichi ni naru

Like Father, Like Son, 2018 yılında Altın Palmiye kazanan Arakçılar – Shoplifters ile adından bir kez daha övgüyle söz ettiren Japon yönetmen Hirokazu Koreeda’nın filmografisindeki en dikkat çekici yapımlardan biri. Koreeda’nın yazıp yönettiği film, altı yıldır bir başkasının oğlunu büyüttüğünün, gerçek oğlunun doğum esnasında değiştirilmiş olduğunun farkına varan bir ailenin yaşadıklarını ve gerçek oğullarına bakan aileyle tanışma sürecini konu alıyor. Film, 2013 yılında Cannes’da Jüri Ödülü’nün sahibi olmuştu.

İnsanları Seyreden Güvercin – A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence – En duva satt på en gren och funderade på tillvaron

Film Önerisi

Usta yönetmen Roy Andersson’ın imzasını taşıyan A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence, 2014 yılında Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ın sahibi olmuştu. İsveçli yönetmenin Yaşayanlar Üçlemesi’nin son halkası olan film, değerler ve normlar üzerine inşa ettiği iskeletine bireysel ögeleri de yerli yerinde ilave ederek etkileyici bir tecrübe sunuyor. Andersson yine tek bir hikâye anlatmak yerine, insan olma hâli üzerine geniş bir tablo çizen farklı mekânları ve farklı olayları ekrana taşıyor.

Bir Liderin Çocukluğu – The Childhood of a Leader

The Childhood of a Leader, faşizmin yükselişini ve faşist bir liderin doğuşunu, kendi bildiğini okumakta ısrarlı küçük bir çocuğun yaşadığı krizler ve güç çatışmaları içinde arıyor. Filmde; Birinci Dünya Savaşı’nı bitirecek Versay Barış Antlaşması öncesinde Paris’te yürütülecek barış müzakereleri için ABD’den Fransa’ya gelmiş güçlü bir diplomat baba ve oldukça dindar bir annenin, küçük oğullarının inanç ve davranış kalıplarına nasıl yön verdiğine ve nihayetinde ortaya çıkan korkunç bir egonun doğuşuna tanıklık ediyoruz. Oyuncu kimliğiyle tanınan Brady Corbet‘in yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Bérénice Bejo, Liam Cunningham, Stacy Martin, Robert Pattinson gibi isimler yer alıyor.

David Lynch: Yaşam Sanatı – David Lynch: The Art Life

Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan 2016 yapımı bu belgesel, sinema dünyasının en nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden David Lynch‘i odağına alıyor. Twin Peaks, Blue Velvet, Mulholland Drive gibi unutulmaz yapımları sinema dünyasına kazandıran Lynch’in Montana’da küçük bir kasabada başlayan hikâyesini, Philadelphia’ya taşınıp resim dünyasına adım attığı gençlik yıllarından ilk filmi Eraserhead’in prodüksiyonuna kadar takip ediyoruz. Lynch bu yolculukta bize rehberlik ederek, farklı alanlarda ortaya koyduğu eserlerin arkasındaki deneyimleri izleyiciyle paylaşıyor.

Saf

Ali Vatansever‘in dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan son filmi Saf, 2019 yılında pek çok önemli festivali ziyaret etmiş; hem ulusal hem uluslararası festivallerde ödüle layık görülmüştü. Erol Afşin ve Saadet Işıl Aksoy‘un başrollerini üstlendiği Saf, Fikirtepe’de bir gecekonduda yaşayan genç evli bir çiftin kentsel dönüşüm söylentilerinin mahallelerine düşmesiyle beraber dönüşen hayatlarını anlatıyor. Bu dönüşümün beraberinde getirdiği endişeler, genç çiftin hayatlarının göçmen bir ailenin hayatıyla kesişmesine neden oluyor ve bu kesişme üzerinden film göçmen meselesine de kamerasını çeviriyor.

Öykü – The Tale

Film Önerisi

Daha çok belgeselleriyle tanınan Jennifer Fox’un yönettiği ve senaryosunu kaleme aldığı, otobiyografik ögeler taşıyan kurmaca filmi The Tale, sarsıcı bir olarak tanımlanabilir. Yönetmenin kendi başından geçen bir istismar hikâyesini perdeye aktardığı The Tale, çocuk yaşta tecavüze uğrayanlar hakkında bir belgesel çekerken kendi çocukluğundaki bazı ilişkileri sorgulamaya başlayan bir kadını takip ediyor. Fox, zihnimizin ne tür oyunlar oynayarak travmalarımızın üzerini örtebildiğini anlatmak adına görsel bir biçimde en doğru işleyecek yolu buluyor ve kendisiyle aynı adı taşıyan karakteri aracılığıyla bu savunma mekanizmasının sınırlarının içine girerek rahatsız edici bir keşfe çıkıyor. The Tale’ın başrolünde, filmdeki performansıyla Altın Küre adaylığı kazanan Laura Dern bulunuyor.

İşe Yarar Bir Şey

BluTV

2018’in en iyi yerli yapımlarından biri olan İşe Yarar Bir Şey, Pelin Esmer’in imzasını taşıyor. Esmer’in senaryosunu Barış Bıçakçı ile yazdığı filmin başrollerinde Başak Köklükaya, Öykü Karayel ve Yiğit Özşener yer alıyor. İzleyenleri büyüleyen bir sinematografiyle birbirinden çok farklı karakterlerin yollarının kesiştiği bir yolculuğu derinlikli bir varoluş sorgusuna evriltebilen İşe Yarar Bir Şey, bir gece trende yolları kesişen iki kadının ölmek isteyen bir adama doğru gerilim dolu yolculuklarını anlatıyor. İşe Yarar Bir Şey, BluTV kataloğundaki en dikkat çekici yerli filmlerden biri.

Robin Williams: Come Inside My Mind

Film Önerisi

2018 Sundance Film Festivali’nde gösterilen HBO belgeseli Robin Williams: Come Inside My Mind, 2014 yılında kaybettiğimiz usta oyuncu Robin Williams’ı hem başarılı bir komedyen hem de iyi bir insan olarak ele alıyor. Daha önce 2008 yapımı Roman Polanski belgeseliyle Emmy kazanan Marina Zenovich‘in yönetmenliğini üstlendiği ve yapımcıları arasında usta belgeselci Alex Gibney‘in de yer aldığı Robin Williams: Come Inside My Mind, Williams’ın hayatını arşiv görüntüleri ve onun hayatına tanıklık etmiş pek çok ismin ağzından bizlere aktarıyor. Belgeselde Williams’ın ailesinin yanı sıra Billy Crystal, Eric Idle, Whoopi Goldberg, David Letterman, Steve Martin, Pam Dawber ve Zak Williams gibi isimlerin de yer alıyor.

Toprağın Tuzu – The Salt of the Earth

BluTV

Wim Wenders’ın Sebastião Salgado’nun oğlu olan Juliano Ribeiro Salgado ile birlikte yönettiği The Salt of the Earth belgeseli, usta fotoğrafçı Sebastião Salgado’nun yolculuğunu takip ediyor. Kırk yıl boyunca Sınır Tanımayan Doktorlar ile birlikte savaşlar, açlık ve göçler gibi toplumsal dramları objektifine aktaran Sebastiaõ Salgado, göz alıcı manzaralardan yerli topluluklarına, madenlerden Afrika savanlarına el değmemiş bölgelere seyahat etti. Sebastiaõ Salgado’ya oğlu Juliano da bazen eşlik etti. Salgado’yu izleyen bu benzersiz film, hem bu özgün fotoğrafçının müthiş kariyerini belgeliyor hem de gezegenimizin trajediler ve acılar dışında muhteşem bir yer olduğunu da gözler önüne seriyor.

Cannes’da Ekümenik Jüri Mansiyonu’nun yanı sıra Belirli Bir Bakış bölümünde de Jüri Özel Ödülü’nü kazanan The Salt of the Earth, 87. Oscar Ödülleri’nde En İyi Belgesel adayları arasında yer aldı.

Bitmeyen Yürüyüş – Still Walking – Aruitemo aruitemo

Still Walking, 2018 yılında Altın Palmiye kazanan Arakçılar – Shoplifters ile adından bir kez daha övgüyle söz ettiren Japon yönetmen Hirokazu Koreeda’nın filmografisindeki en önemli yapımlardan biri. Koreeda’nın yazıp yönettiği film, Yokoyama ailesinin bir gününe odaklanıyor. Yokoyama çiftinin artık yetişkin çocuklarının da kendi aileleriyle birlikte eve dönmesiyle Yokoyama ailesi yeniden bir araya gelirken, yıllar önce yaşadıkları büyük bir kaybın aile üzerindeki etkisi yavaş yavaş ortaya dökülüyor.

Sonsuzluk Üzerine – About Endlessness – Om det oändliga

Film Önerisi

Usta yönetmen Roy Andersson‘ın son filmi About Endlessness, dünya prömiyerini 2019 yılında Venedik Film Festivali’nde yapmış, sonrasında Toronto ve Rotterdam gibi önemli festivalleri de ziyaret etmişti. Usta yönetmen, Binbir Gece Masalları’nın anlatıcısı Şehrazad’ın öykü anlatımından ilham alarak hazırladığı son filminde, bir kez daha tüm güzelliği ve acımasızlığıyla, tüm görkemi ve yavanlığıyla insan hayatına ışık tutan manzaraları bir araya getiriyor. Andersson’a Venedik’te En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran About Endlessness, aynı anda insanlığa hem bir ağıt, hem bir methiye.

Sinek Kuşu – House of Hummingbird – Beolsae

Film Önerisi

Güney Koreli yönetmen Bora Kim’in ilk uzun metrajlısı olan House of Hummingbird, 38. İstanbul Film Festivali’nde gösterilmiş ve Uluslararası Altın Lale ödülünün sahibi olmuştu. Film, ergenlikten eğitim koşullarına, aile ve toplum baskısından arkadaşlığa pek çok kavramı sorgulamaya açan bir büyüme hikâyesini ekrana taşıyor. Güney Kore gibi kemikleşmiş ataerkil düşünce kalıplarına sahip bir toplumda, cinsiyet ayrımcılığı taşıyan bakışı merkezine alan Bora Kim, ana karakteri Eunhee’nin belirsiz geleceğine bizleri de ortak ederken genç oyuncu Park Jihu’nun şaşırtıcı derecedeki başarılı performansı Sinek Kuşu’nu etkileyici bir portreye dönüştürüyor.

Dünyada Bir Gece – Night on Earth

Film Önerisi

Jim Jarmusch sinemasında görmeden geçemeyeceğimiz; eşsiz karakterler, uzun araba yolculukları, günlük hayatın cazibesi, sigara ve kahve harmanı elbette en etkileyici şekilde bizlere yansıdığı filmlerdendir Night on Earth. Eş zamanlı beş farklı taksi şoförünün, beş farklı şehirde, yolcularıyla beraber yaşadıklarının anlatıldığı kısa hikâyelerden oluşan film, Jim Jarmusch karakterlerini son derece yalın ve minimalist bir şekilde ele alıyor. Sırasıyla Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helsinki’ye yolculuk yapan Jarmusch, bir kez daha hayatın ayrıntılarla ve tesadüflerle daha güzel olduğunu vurgulamayı ihmal etmiyor. Filmin senaryosunu yaklaşık 8 gün içerisinde yazan Jarmusch; filmde yer alan şehirleri ise aklındaki oyuncu kadrosuna göre karar verdiğini söylüyor. Winona Ryder, Roberto Benigni, Giancarlo Esposito gibi başarılı isimlerin yer aldığı film, her öyküde Jarmusch’un yakaladığı samimiyetle izleyiciyi adeta mest eder.

Oray

BluTV

69. Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film seçilen Oray, Mehmet Akif Büyükatalay’ın imzasını taşıyor. Almanya’da yaşayan Müslümanlardan biri olan Oray, bir tartışma esnasında eşine İslam’a göre boşanma anlamına gelen “talak” sözlerini söylüyor ve bunun üzerine hayatı altüst oluyor. Zira bu olayın ardından filmin ana karakteri, duyguları ve dini arasında bitmek bilmeyen bir ikilemin arasında kalıyor kendini. Karakterin yaşadığı ikilemi aktarırken takındığı tarafsız tavır, yönetmen Büyükatalay’ın Oray üzerinden anlatmak istediğini de açık ediyor; Avrupa’da yaşayan Müslüman topluluğun içinde bulunduğu güncel durumu, son derece içeriden bir bakışla aktarıyor. Avrupa ve Amerika sinemasındaki iki boyutlu Müslüman temsillerinin aksine, güçlü bir karakter çalışması sunan Oray, Mehmet Akif Büyükatalay’ın sıradaki çalışmalarını merak etmemizi sağlamak adına güçlü bir yönetmen dokunuşu barındırıyor.

Ana Yurdu

BluTV

Senem Tüzen‘in beğeniyle karşılanan ilk uzun metraj filmi Ana Yurdu, dünya prömiyerini 72. Venedik Film Festivali’nde yapmış, o yıl 49. SİYAD Ödülleri’nde En İyi Film Ödülü’ne layık görülmüştü. Esra Bezen Bilgin ve Nihal Koldaş’ın başrollerini paylaştığı film, romanını bitirmek için anneannesinden kalan köy evine giden Nesrin ile beklenmedik bir şekilde ziyaretine gelen annesi Halise’nin tansiyonu gitgide yükselen öyküsünü anlatıyor. Çekimleri Niğde’de gerçekleştirilen Ana Yurdu’nun oyuncu kadrosunda Fatma Kısa ve Semih Aydın da yer alıyor.

Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı – The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford

BluTV

BluTV kataloğuna kısa süre önce eklenen filmlerden biri Andrew Dominik’in modern başyapıtı The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford. Brad Pitt, Sam Rockwell ve Casey Affleck’in başrollerinde yer aldığı film, Vahşi Batı’nın sembol isimlerinden Jesse James (Pitt)’in ölümüne uzanan süreci ele alıyor. Jesse James çetesinin 1881 yılında gerçekleştirdiği meşhur tren soygunuyla başlayan film, çocukluğundan beri James’e hayran olan Robert Ford’un, idolize ettiği bu adamın en yakınındakilerden biri hâline gelmesini ve zamanla ona içerlemeye başlamasıyla yaşadığı dönüşümü anlatıyor. Andrew Dominik ve Roger Deakins işbirliğinden görülmeye değer bir görsel şölen çıkarken, başrol oyuncuları da performanslarıyla övgüyü hak ediyor.

Kelebek ve Dalgıç – The Diving Bell and the Butterfly – Le scaphandre et le papillon

BluTV

BluTV kataloğuna kısa süre önce eklenen bir diğer dikkat çekici yapım da The Diving Bell and the Butterfly. Elle dergisinin eski editörü Jean-Dominique Bauby’nin gerçek yaşam öyküsünü anlattığı kitabından uyarlanan film, felç geçirmesinin ardından sadece sol gözünü hareket ettirebilen Bauby’nin yeniden hayata tutunmasını anlatır. Bauby sol gözünü kırpma yetisi ile basit sorulara evet veya hayır şeklinde cevap verirken, terapistinin yardımıyla muazzam bir iş ortaya çıkarır. Terapistin harfleri teker teker okuması ve Bauby’nin istediği harfte göz kırpmasıyla, bu filme de kaynaklık eden kitap ortaya çıkar. Julian Schnabel’ın yönettiği film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dâhil dört dalda Oscar’a aday olmuş, aynı zamanda Cannes Film Festivali’nde de Schnabel’e En İyi Yönetmen ödülünü getirmişti.

Mekanlar ve Yüzler – Faces Places – Visages villages

BluTV

Fransız Yeni Dalgası’nın öncü isimlerinden Agnes Varda, 89 yaşına gelmiş olsa da üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Sanatın birçok farklı alanında başarılı eserler vermesinin yanı sıra kariyerine onlarca kısa ve uzun metrajla birlikte bolca da ödül sığdıran Varda, yeni belgeseliyle bizlere sımsıcak bir dünya sunuyor. 33 yaşındaki Fransız fotoğraf sanatçısı JR ile birlikte bir yandan Fransız köylerini gezip köy sakinleriyle sohbet ederken diğer yandan birbirlerine yaşça uzak iki insanın sanat icra etme tutkusuyla tek bir yürek olmasının hikayesine odaklanan Faces Places ya da orijinal ismiyle Visages, Villages; bu yönüyle oldukça özel bir yapım. Belgeselin yönetmenliğini ise Agnes Varda, JR ile birlikte üstleniyor.

Hitchcock/Truffaut

BluTV

François Truffaut’un Alfred Hitchcock ile 3 gün boyunca yaptığı ve 1966 yılında yayımlanan kitabından, Kent Jones tarafından belgeselleştirilen Hitchcock/Truffaut sinemanın yaşayan usta yönetmenlerine “bu kitap ve Alfred Hitchcock sinemanızı nasıl etkiledi?” sorusunu soruyor. Wes Anderson’dan David Fincher’a Amerikan, Peter Bogdanovich’ten Kiyoshi Kurosawa’ya dünya sinemasının usta yönetmenleri Hitchcock sinemasının üzerlerindeki etkisini heyecanlı bir dille anlatıyorlar. Yönetmenlerin bu anlatımı, uzun süre beklediğimiz bir filmi izledikten sonra yaşadığımız heyecanla, aramızda yaptığımız sinefil sohbetlerini anımsatıyor. Hitchcock/Truffaut, BluTV katalığındaki en dikkat çekici belgesellerden biri.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information