R4ePVu8J-XY


Parasite ile büyük yankı uyandıran Bong Joon-ho’nun röportajlarından derlenerek yönetmenin senaryo yazımı hakkındaki tavsiyelerini ortaya koyan bir video essay yayınlandı.

Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho, kariyeri boyunca çok önemli filmlere imza attı. İlk filmlerinden bu yana sahip olduğu dünya görüşünü her filminde hissetmek mümkün. Sınıf mücadelesi, ekosistem, hayvan hakları, devlet ve köhne zihniyetteki kurumlarının eleştirisi gibi temalar onun filmlerinde kendine yer buluyor. Özellikle son bir yıl içerisinde adını duymayan kalmamıştır. Alt tabakadan bir ailenin birer birer zengin bir ailenin evine sızarak orada yaşaması ile gelişen olayları anlattığı son filmi Parasite ile yalnızca izleyicilerin beğenisini kazanan bir film yapmadı, Akademi’nin dünya sinemasına olan bakışını değiştirerek tarihi başarılara imza attı.

Memories of Murder, The Host, Mother, Okja, Snowpiercer ve Parasite gibi filmlere imza atan Bong Joon-ho, izleyicilere senaryo yazımı konusunda tavsiyelerde bulundu. Outstanding Screenplays kanalının hazırladığı video essay, Bong Joon-ho’nun farklı zamanlarda verdiği röportajları içeriyor. Usta yönetmen röportajlarında , senaryo yazım konusunda önemli gördüğü 10 ipucunu paylaşıyor. Usta yönetmen, Parasite filminin fikrinin bir önceki filmi olan Snowpiercer’ın post-prodüksiyon sürecinde aklına geldiğini ve onunla çok uğraştığını söylüyor. Önce basit bir yapısı olduğunu, son dört ayında çok değiştiğini ifade ediyor.

Bong Joon-ho: “Beyninizdeki Fikirleri Ortaya Çıkarmak İçin Zihninizi Sürekli Uyarın, Dürtün”

Bong Joon-ho, Parasite filmi ile ilgili kafasındaki filmi dört yıl boyunca geliştirdiğini dile getiriyor. Sonrasında senaryo ile ilgili arkadaşı ile konuştuğunu ve senaryosunun yazılırken şekillendiğini belirtiyor. Bong Joon-ho fikirlerin kendiliğinden olgunlaşamayacağını ve üzerinde sürekli olarak çalışılmaya devam edilmesi gerektiğini söylüyor. “Beyninizde bulunan fikirleri ortaya çıkarmak için zihninizi sürekli uyarın, dürtün. Güçlü temel fikri bulduğunuzda tüm hikâyeniz onun içinden büyüyecek.

Aynı zamanda Bong Joon-ho karakter yazımında önemli olanın karakterlerin spesifik durumlar içerisindeki hâlleri olduğuna inanıyor. İlk önce hikâyedeki olaylara odaklandığını, sonrasında burada yer alan karakterlerin kim olduğunu düşünmeye başladığını söylüyor. “Karakterler için oldukça kapsamlı arka plan hikâyeleri yazmanıza gerek yok. Onun yerine hemen durumlara geçin ve bu durumlar içindeki karakterlerin kim olduğunu keşfedin.” Öte yandan yönetmen, çevrenizdeki insanları gözlediğinizde kimsenin tamamen iyi veya kötü olarak tanımlanamayacağını söylüyor. Bir noktaya kadar olan belirsizliğin varlığı kendi filmlerine de yansıyor. “Karakterlerinizi siyah veya beyaz olarak yazmayın. Kimse tamamen kötü değildir ya da tamamen bir kahraman. Çevrenizdeki insanları gözleyin ve onların iyi ve karanlık taraflarını keşfedin.

Bong Jooh-ho bununla birlikte filmlerdeki karakterleri geliştirmenin ve onları izleyiciye tanıtmanın yolunun yan karakterler üzerinden geçtiğini söylüyor. Gündelik bir hayattan örnek veriyor. Yoldan geçen sarhoş bir adama farklı aileler farklı tepkiler verir ki bu da onları tanımamıza yardımcı olur. Bong Joon-ho, filmlerdeki karakterlerin birbiriyle olan ilişkisinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. “Ana karakterleri geliştirmek için yan karakterleri kullanın. Eğer yan karakterin bir hareketine dört ana karakter farklı bir şekilde tepki gösterirse, bu onların kişiliklerini ortaya çıkarır.”

Senaryonun Evrensel Olması

Bong Joon-ho, Parasite filminin ilk gösterimlerinde harika bir tepkiyle karşılaştığını dile getirdi. Bunun önemli bir sebebinin hikâyenin izleyicilerde bir karşılığı olması. Öyle ki film zengin ve yoksul kesim arasında bir karşılaşmayı anlatıyor. Filmin Kuzey Amerika’daki dağıtımcısı olan Neon’un CEO’su Tom Quinn, izleyicilerde etkisinin ise filmin evrensel bir değere sahip olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Quinn Amerika’da, Bong Joon-ho Kore’de, FilmLoverss okuyucuları çoğunlukla Türkiye’de yaşıyor olsa da filmle kolayca etkileşime geçebilmesini sağlayan unsur kapitalizmin gerçek varlığı. Bu açıdan evrensel oluşu ve insanı şaşırtan bir yanının olması filmi değerli kılıyor. “Senaryonuzun temasını evrensel ve tüm dünyada ilişki kurulabilir yapın. Ancak bununla birlikte onu daha karmaşık ve şaşırtıcı yapın.

Güney Koreli yönetmen, senaryo yazarken farklı ortamlarda bulunmanın yaratıcılığı artırabileceğine değiniyor. Farklı ortamlarda beklenmedik farklı fikirlere sahip olunabileceğini söylüyor. “Gidin bir kahve dükkanında yazmayı deneyin. Ortam değişikliği sizi motive edebilir ve yeni fikirleri dürtebilir. Ayrıca insanların konuşmalarına yeni fikirler için kulak kabartabilirsiniz.” Öte yandan insanlar bir filmi izlemeden önce o filmin türüne göre beklentiye giriyor. İzleyicinin her türle ilgili bir beklentisi bulunur. Bong Joon-ho, eğer o beklentileri kıracak bir şey yapmazsa bunun felaketi olacağını söylüyor. Yalnızca bir tür ile film nitelendirilemez. Karakterlerin oyunculukları, beklentiyi farklı yöne çekip sonrasında istenen duyguyu şaşırtıcı bir şekilde ortaya koyuşu, filmin temposu ve ritminin bu kalıplara kırmaya yaradığını söylüyor. “İzleyicinin tür beklentilerini dönüştürün ve onları senaryonun tüm uzunluğu boyunca bağlı tutacaksınız.”

Türün Kalıplarını Kırmak

Bong Joon-ho, Oscar törenlerinde Parasite ile aldığı ödül sonrası konuşmasında sinema hakkında kendisi için önemli bir sözden bahsetmişti. “En kişisel olan en yaratıcı olandır.” ifadesini, En İyi Yönetmen Oscarı kategorisinde beraber yarıştığı Martin Scorsese’nin söylediğini belirterek bir anlamda usta yönetmeni onurlandırmıştı. Bong Joon-ho, 2009 yapımı Madeo filmindeki anne ve oğul arasındaki ilişkiyi de buradan yola çıkarak açıklıyor. Kendi oğlunun annesi ile olan ilişkisini gözlemlediğini söyleyen yönetmen, bu insani ilişkiyi keşfetmek istediğini de dile getiriyor. “Kendi hayatınızdaki ilişki dinamiklerini inceleyin ve sahnelerinizi daha gerçekçi kılmak için onlardan ilham alın.”

Filmlerin basit yapısının gittikçe alt katmanlara inerek derinleşebileceğini söylüyor yönetmen. Snowpiercer, merkezindeki tren ile yatay bir görsel sunarken Parasite filmindeki ev, katlarıyla dikey bir algı sunuyor. Aslında bu yapılar filmin kendi hikâyesine doğrudan doğruya bağlı. Özellikle bu geçişler Parasite filminin başında ve sonunda oldukça görülür bir hâl alıyor. “Yüzeyde film yapınızı çok basit inşa edin, ancak sonra daha derin katmanları ekleyin. Hikâye yapınıza uygun görsel referanslar eklemeye çalışın.”

Hevesli bir yönetmen için türün kalıplarını kırarak kendi tarzını oluşturmak ve bununla anılmak belki de en önemli iltifat olacaktır. Bong Joon-ho da bir türde film yapmaktan daha fazlasını yapıyor. Filmleri onun tarzı ile anılıyor. Yönetmen bunu senaryo yazımında önemli bir itici güç olarak görüyor. “Türün belirli kalıpları kırın ve senaryolarınızı eşsiz bir şekilde yazın, kendiniz bir tür olun.”

Outstanding Screenplays kanalının hazırladığı video essay‘i buradan izleyebilirsiniz.

Kaynak: Outstanding Screenplays

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information