0Mi3XFfAiCU


Televizyon tarihinin unutulmaz dizilerinden Breaking Bad’in akıllara kazınan karakteri Walter White iyiden kötüye mi evrildi, yoksa başından beri kötü yanlarını da içinde mi barındırıyordu? The Take’in YouTube kanalındaki videosu, Walter White karakterini derinlemesine inceliyor.

Dizinin yaratıcısı olan Vince Gilligan Breaking Bad’i, “değişim” hakkında bir dizi olarak tanımlıyordu. Walter’ın kimya öğrencilerine yaptığı konuşmada dizinin değişim üzerine yaptığı vurguyu görüyoruz: “Kimya maddenin bilimi olarak tanımlanıyor. Bense kimyayı, değişimin bilimi olarak tanımlamayı tercih ediyorum.” Walter’in karakterinin gücü kimya üzerine sahip olduğu bilgi ve kabiliyetten geliyor.  Walter kimyayı “değişim” olarak tanımlıyor: yani Walter karakterinin gücü, “değişim”den geliyor.

Dizinin ismi bize karakterin kötü yola saptığı bir hikâye vadediyor; dizi boyunca ana karakter Walter White’ın bu değişimini izliyoruz. Görünürde zararsız ve iyi olan bu adam, öleceğini öğrendiğinde borçlarını ödeyecek parayı kazanabilmek için ondan beklenmeyen bir aksiyon alıyor. Kimya bilgilerini uyuşturucu madde üretmek için kullanıyor. Hikâyenin başında gerçekten iyi olduğunu varsayarsak, Walter’da değişen şey neydi?

Hikâyenin başında, hayatında utanç verici birçok durumla karşı karşıya olan bir adam izliyoruz: iki aşağılayıcı iş ve doğum gününde bile yemek zorunda kaldığı sebzeli pastırma. Kötü bir insana benzemiyordu ama yıkılmış bir adamdı; kayınbiraderi onunla dalga geçiyordu, patronu ona kaba davranıyordu ve öğrencileri ona karşı saygısızdı. Bütün bunlara kayıtsız kalması “iyi” olarak nitelenebilir. Bu hâli pasifti, Walter’in iyiliği, eylemsizlikten geliyordu. Walter aynı zamanda çok iyi bir kimyagerdi, Nobel Ödülü alan bilimsel bir çalışmaya katkısı olmuştu. İlk bölümdeki bir sahnede, Walter’ı sabaha karşı beşte egzersiz yaptığı sırada Nobel Ödülü plaketine bakarken izliyoruz, bu onun hakkında çok kritik bir özelliği açığa çıkarıyor: egosu. Egosu ve yeteneği, ilk defa Meth hazırladığı sahnede açığa çıkıyor: bu sahnede Walter adeta yeteneklerini yeni keşfeden bir Spiderman gibi. O artık yeni bir adam, yetenekli ve tutkulu bir dahi. Hayatında eksik olan şeyi, var oluşu üzerindeki egemenliğini keşfetti artık. Aksiyonlarının bir değişim yaratabildiğini anladı. Bu sebeple Walter’in “iyi”den “kötü”ye doğru evrildiğini söyleyemeyiz; bundan ziyade Walter aksiyonsuzluktan aksiyon almaya, edilgenlikten etkenliğe doğru evrildi.

Walter uyuşturucu ticaretine daldığı zaman kendisi de bağımlı olmuştu; uyuşturucuya değil ama güce. Walter artık, bu işe girmeden yenilmiş birisi olarak yaşadığı hayatında kazanan kişiye dönüşmüştü. Onu bu denli güçlü hissettiren oyunun içinde kalabilmek için, tıpkı bağımlı birinin yapacağı gibi zoraki bahaneler uydurmaya başladı. Sürekli, işi bırakmadan önce son bir iş daha alması gerektiğini söylüyordu.

Dizinin vaadine uygun bir şekilde, Walter’ın değişimi kimyasal bir reaksiyon gibi. Tamamlanmamış büyük bir potansiyel ve egonun birleşmesinin, son derece stresli bir hayatın basıncının altında ve kanser gerçeğinin sağladığı dönüştürücü enerjiyle patlayıcı bir bütüne dönüşmesi.

Walter – Heisenberg

Walter White ne zaman kimliğini tamamen Heisenberg’e teslim ediyor? Gerçek şu ki Heisenberg daha en başından beri Walter’ın bir parçası. Henüz uyuşturucu işine girmemişken bile Walter’ın patronuna isyanında ve karısına kendisini rahat bırakmasını söylemesinde, karakterinin bu saldırgan ve güç isteyen yanını görebiliyoruz. Walter White ve Heisenberg, Stevenson’un yazdığı hikâyedeki Dr. Jekyll ve Mr. Hyde gibiler. Hikayede Dr. Jekyll Mr. Hyde’i, içindeki iyiyi engellemek için yaratıyor. Heisenberg, Walter’ın içindeki bir canavar gibi ortaya çıkıyor, Heisenberg’in Walter’dan farklı karakter özellikleri olduğu izlenimi oluşuyor. Öyle ki, Heisenberg’ün görünüşü bile Walter’dan farklı. Bryan Cranston, bu neredeyse bölünmüş kişilikli karakteri oynamakta çok iyi bir iş çıkarıyor, anında baba figüründen kötü adam figürüne dönüşebiliyor.

Walter White ve Heisenberg isimleri, tarihte var olmuş gerçek insanlardan esinlenmiş. Bu iki tarihi figür arasındaki fark Walter’ın bu iki kişiliği arasındaki çatışmaya işaret ediyor. Walter White, 1930’lar ve 1940’larda bir insan hakları aktivistiydi. Heisenberg ise Nazilerin nükleer silah projesindeki öncü bilim insanlarından biriydi. Heisenberg, Walter’ın derine gizlenen elementlerini yüzeye taşıyor. Bunlardan ilki, bir kimyager olarak yeteneği. Walter ne zaman kimyager olarak  olsa, kararlı Heisenberg yanı ortaya çıkıyor. İkincisi, Walter’ın gururu ve egosu. Üçüncü özellik, Walter’in asla bitmeyen güç tutkusu. Dördüncü özellikse, Walter’in şiddete olan yatkınlığı, ki bu onun güç tutkusuyla ilişkili. Heisenberg şiddetten keyif alıyor. Heisenberg bazen beklenmedik anlarda ortaya çıkabiliyor, Walter ne zaman gücünü kaybettiğini hissetse, yumuşak karakterinin altındaki canavar ortaya çıkıyor. Bu iki ayrı karakter, birbirini tamamlıyor, biri olmadan diğeri var olamaz. Bu nedenle Breaking Bad, kötü olmanın ve olmamanın birbirinden sandığımız kadar uzak olmadığını düşündürerek bizi korkutuyor.

Walter’ın Maskülenliği

Walter, döneminde televizyonlarda yayınlanan diğer dizilerdeki güçlü erkek karakterlerden farklı bir maskülenlik resmi çiziyor. Onun maskülenliği, cinselliğinden değil, olgunluğundan geliyor. O tam anlamıyla bir baba figürü. Walter detaycı, nasihatçı, net konuşan orta yaşlı bir adam. Walter’in babacan tavırları, kötü yola sapan karakter klişesiyle bir tezat oluşturarak duruma mizah ekliyor ve hikayedeki gerginliği azaltıyor. Heisenberg haliyle gücünün en zirvesindeyken bile Walter cazibeli biri olarak betimlenmiyor.

Walter, başarılı bir uyuşturucu anlaşması yaptığı birkaç durumdan sonra Skylar’la seks yapmak icin hamlede bulunuyor; bunun sebebiyse Walter’ın kendi gücünden tahrik olması. Tuco’yla yaşadığı kavgadan sonra eve geldiğinde Walter karısına cinsel tacizde bulunuyor, bu durum karısı tarafından öfkeyle karşılanıyor.

Popüler kültürde seksin, gücün bir başka boyutu olarak resmedilmesine alıştık. Birçok dizi ve film anlatısı üzerinden eğer bir adam güçlüyse, kadınlar üzerinde de otorite kurması gerekiyormuş  algısı yaratılıyor. Breaking Bad, bu ‘güçlü erkekler ve cinsellik’ kalıplarının işe yaramadığını gözler önüne seriyor. Bu sayede dizi, Walter’i çekicileştirmiyor ve yanlış davranışlarını mazur göstermeye çalışmıyor.

Walter’ın Ahlakı

Walter kendini, Meth üretmesinin ahlaki olarak gerekli olduğuna inandırıyor. Buna inanmasını sağlayan düşünce ağının şöyle olduğunu söyleyebiliriz: Walter’ın en iyi ihtimalle yaşayacak birkaç yılı kaldı, satanların çok kısa zamanda çok iyi paralar kazanabildiği Meth’i iyi bir kimyacı olması sebebiyle mükemmel şekilde üretebiliyor; ailesininin rahat yaşayabilmesi icin bol miktarda para kazanması gerekiyor. Meth üretmeyip, ölümünden sonra ailesini beş parasız bırakması daha bencilce olmaz mıydı? Yaptığı şeyi ailesi için yaptığını tekrar tekrar dile getiriyor. Fakat hikâye ilerledikçe, yaptığı şeyi meşrulaştırması gittikçe zorlaşıyor. Buna rağmen o, yaptığı şey için bahaneler üretmeye devam ediyor.

Walter Heisenberg’ken başkalarına yalan söylemekte çok başarılı, en başarılı olduğu şeyse kendine yalan söylemek. Walter’ın ahlaki felsefesi, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki Raskolnikov’unkine benziyor: Raskolnikov, yaşlı kadını öldürmesine birçok bahane buluyordu, en sonunda sadece kendisi için öldürdüğünü itiraf etmişti. Sonunda Walter’ın söylediği şey de aynı: “Kendim için yaptım, ve bu işte başarılıydım.”

Walter’ı harekete geçiren şey güce olan tutkusuydu, ama sonunda sahip olduklarını da kaybetti. Parasını kaybetti, ailesi ondan uzaklaştı, hayalini kurduğu krallığı asla kurulmadı ve kanseri geri döndü. Tüm bunlara rağmen, hikayenin sonunda Walter kazandı. Gercek güç, isminin bir efsaneye dönüşmesinde yatıyordu, ve finalde Heisenberg ismi efsane olmuştu. Walter sakin ve yanlız bir hayatla başbasa kaldı, huzurluydu çünkü ölümünden sonra istediği her şeyin gerçekleşeceğini biliyordu. Ailesi, istemeseler bile Walter’ın parasını alacaktı. Hayatının hiçbir değeri kalmamış olmasına rağmen gücü tamamlanmıştı. Bu yüzden Walter ölmeye yattığında mutlu ve huzurluydu.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information