Dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 74. Cannes Film Festivali‘nden En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle ayrılan Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı – Verdens verste menneske, ülkemizde 4. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali ve Filmekimi’nde gösterildikten sonra 19 Kasım’da nihayet sinemalarda izleyiciyle buluşuyor.

Oyuncu kadrosunda Renate Reinsve, Anders Danielsen Lie ve Herbert Nordrum gibi isimlere yer veren ve yönetmenin bir kez daha Eskil Volgt’la bir araya gelerek kaleme aldığı film, Julie isimli genç bir kadının hayatında 4 yıllık bir döneme odaklanıyor. Bu süreçte Julie, hem aşk hayatını yoluna koymaya çalışırken hem de kendi benliğini tanımak için çabalıyor. Film, hareketli ve hafif başlayıp hüzünlü bir sona doğru ilerlerken; coşku ile ciddiyeti harmanlayan anlatımıyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Bu Hafta Sinemada Dünyanın En Kötü İnsanı İzlemek İçin 10 Sebep

Joachim Trier’in Oslo Üçlemesinin Sonuncu Filmi Olması

2006 yılında ilk uzun metrajlısı olan Reprise’la dikkatleri üzerine çeken Joachim Trier, 2011 yılında Oslo, 31 August’a imza attı. Her iki filmde de önemli bir rol oynayan Oslo şehri, bu filmlerin ortak bir çatı altında buluşmasını sağladı ve Reprise, Oslo, 31 August’la başlayan bu ortaklık The Worst Person in The World – Dünyanın En Kötü İnsanı’yla son buldu. “Oslo Üçlemesi”nin son filmi olan Dünyanın En Kötü İnsanı, yine Oslo’da geçiyor. Üçlemenin diğer filmlerinde olduğu gibi bir kez daha Eskil Volgt ve Joachim Trier’in kaleminden çıkan hikâye hangi mesleği seçeceğine karar veremeyen, nasıl bir insanla mutlu olacağından emin olamayan, enerjik ve şen şakrak bir kişiliğe sahip olan Julie’ye odaklanıyor. Yönetmenin ilk iki filmde olduğu gibi bir kez daha Anders Danielsen Lie’yle birlikte çalışıyor olması filmin dikkat çekici özellikleri arasında yerini alıyor.

Trier, Variety’e verdiği bir röportaj sırasında bu konuyla ilgili açıklamalarda bulunurken “Anders yaş alırken Oslo da değişmeye devam ediyor. Bu yüzden kim bilir belki bir noktada üçlemenin bir dördüncü filmini de hayata geçirebiliriz.” sözlerini kullanıyor.

Renate Reinsve’nin Performansı

Profesyonel anlamda ilk oyunculuk performansını sergileyen Renate Reinsve, filmin dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 74. Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanarak ayrıldı. Oyuncu, hikâyenin merkezinde yer alan Julie karakterinin dört yılını en samimi, gerçekçi ve sıcak hâliyle canlandırmasıyla filmi bambaşka bir noktaya taşıyor. Yönetmen, Deadline’a verdiği bir röportaj esnasında Reinsve’yi 10 yıl boyunca tiyatro oyunlarında sergilediği performanslar aracılığıyla izledikten sonra bu rolü özellikle onun için yazmaya karar verdiğini söylüyor ve sözlerine “Filmi Renate taşıyor, oldukça çalışkan bir oyuncu.” ifadeleriyle devam ediyor.

Aşk Hikâyelerine Bakış Açısı

20’li yaşlarının sonlarında olan Julie uzun süreli ilişkisinin içerisinde sıkışmış hissediyor. Erkek arkadaşı Aksel’in yaşamını desteklerken kendi hayatını keşfetmeyi askıya aldığını, kendi hayatına seyirci kaldığını fark etmesi üzerine bu ilişkiden sıyrılıp daha genç ve daha özgür hissedebildiği başka bir ilişkiye geçiş yapıyor. Aşkı anlatırken  sıkça kaçırılan melodramatik çizgiyi oldukça belirgin bir şekilde çekmeyi başaran filmde karakterler ilişkilerine dışardan bir gözle bakıp, kendi konumlarını analiz etmeyi başarabildikleri gibi zamanı geldiğinde ayrılığın da bir seçenek olduğunun ve gerekliliğinin de bilincine varabiliyor. Bireysel kimliklerini koruyarak ilişkilerinde varlıklarını sürdürürken, benliklerini kaybettiklerini düşündükleri noktada ilişkiyi sonlandırmaktan çekinmiyor.

Yönetmen Screen Daily için yaptığı bazı açıklamalarda aşkı benliğimizi bulmaya çalışırken bizleri zorlayan bir his olarak adlandırırken 30 yaşına girmek üzere olan genç bir kişinin kendi değerinin farkına varmayı bilemediği ve aşk hayatını yoluna koymaya çalıştığı bir dönemini anlatmak istediğini söylüyor. Trier bu sebeple George Cukor ve Eric Rohmer’in sinemalarındaki romantik komedilerden örnek almak istediğini, aşkı iki insanın öpüşmesinden öte bir tema olarak kullanmayı hedeflediğini ve bunun yanı sıra günümüze uygun düşen, When Harry Met Sally ya da Notting Hill gibi bir hikâye yaratmak istediğini belirtirken “Aşk hikâyelerinin merkezinde varoluşsal sıkıntılar olabiliyor. Aşk hayatta yapılan en büyük seçim, bu yüzden aşk hikâyeleri bizleri her seferinde meraklandırıyor.” sözlerini kullanıyor.

Sinematografisi

Dünyanın En Kötü İnsanı

Son yıllarda daha yüksek bütçeli filmlerin görüntü yönetmenliğini üstlense de kariyerinde Mike Mills’in dramatik komedisi Beginners gibi filmler de bulunan Kasper Tuxen, ilk kez çalıştığı Joachim Trier’le şimdiden yıllardır beraber çalışıyormuşçasına bir uyum yakalamış gibi gözüküyor.

Senaryonun hissini kavramak, lensleri ve ışığı verilmek istenen hisse göre şekillendirmek hususunda Tuxen’in hikayenin hissiyle bağlantıyı korumak konusunda oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Bir ışığın süzülerek odaya dolması, gün doğumunu birlikte geçiren iki âşığın ruh hâlinin birer yansıması veya beyaz hâkimiyetinde bir görüntüde kendisine yer bulan silüetler ya da uzayıp giden yollar, kesişen caddeler, koşan insanlar… The Worst Person in The World’ü izlerken hissettiklerimiz, gözümüzü her kapattığımızda karşımıza yeniden çıkan bu sahnelerin bir eseri.

Müzikleri

Genç yaşta bir kadının aşk hayatı içerisindeki dengeyi bulmaya çabalarken bir yandan da hayatının gidişatını yönlendirmeye çalışmasına odaklanan film, yönetmenin de belirttiği üzere romantizmi tema olarak alırken oldukça modern bir hikâye anlatıyor. Modern zamanda yaşanan romantik bir hikâyeyi konu alan filmin nostaljik etkisini ise başta Harry Nilsson, Christopher Cross ve Cobra Man şarkıları olmak üzere ağırlıklı olarak 1970’li be 80’li yıllardan kullanılan şarkılar yakalıyor. Aynı zamanda film Julie’nin peşinden sürüklenirken yarattığı hafif ve akıcı tonuyla öne çıkıyor. Bu tonu sağlamasında yardımcı olan unsurlardan biri de Ola Fløttum imzası taşıyan müzikleri oluyor.

Jenerasyon Farklılıkları Üzerine Düşündürmesi

Joachim Trier, kahramanı Julie’nin, özellikle bir ilişkiyi paylaşma sürecinde Aksel ile aralarında geçen sohbetlerinde ortaya net bir kuşak farklılığı koyuyor. Özellikle Aksel’i, Julie’nin yanında değilken dahi gördüğümüz sahnelerde günümüz politik gündemi hakkındaki görüşlerinde ya da zamanın ruhunu yakalama konusunda eski kafalı kalmış görüyoruz. Bu durum çiftin arasındaki ilişkiyi de katmanlandırıyor.

Gerçekçi ve Samimi Yapısı

Joachim Trier & Eskil Vogt iş birliğiyle izlediğimiz filmlerin bizler üzerinde yarattığı olumlu hissiyatın ana unsurlarından bir tanesi -belki de en önemlisi- hayatın içerisinden, sahici karakterlere sahip olması ve ikilinin gerek metinsel gerekse biçimsel tercihleriyle o samimiyeti son ana kadar hissettirmesi oluyor.

Dünyanın En Kötü İnsanı izlerken aklımızdan eski sevgililerimiz geçiyor, kendi hayatımızda yaşadığımız benzer tecrübeleri düşünerek hatalarımızı değerlendiriyor, yer yer ise karakterin düştüğü gülünç durumlar üzerinden kendimizle dalga geçiyoruz. Üstelik filmin yarattığı bu sahici atmosfer, sadece empati yaptığımız bir karakterle geçirdiğimiz iki saatlik bir zihin deneyimi değil aynı zamanda zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız bir seyirsel bir şölen sunuyor ki film, tüm bu özellikleriyle zihnimizde günlerce kalmaya devam ediyor.

20’li Yaşların Hayata Atılma Sancısını Resmetmesi

Neredeyse Fransız Yeni Dalgası karakterlerini esinlendiren Julie’nin 20’li yaşları boyunca ne istediğini bulana dek eğitim aldığı ve çalışmayı düşündüğü alanları değiştirmesiyle film, günümüze çok yakın duran bir gençlik endişesini resmediyor. Üstelik bu hayata atılma sıkıntısı kahramanımızın yalnızca profesyonel hayatıyla da sınırlı kalmıyor.

Festival Yolculuğu

Dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren film daha sonra yoğun bir festival yolculuğuna çıktı. Bu yolculuktaki durakları arasında 46. Toronto Film Festivali, 59. New York Film Festivali ve 65. BFI Londra Film Festivali’nin yanı sıra 4. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali ve bu yıl 8-17 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Filmekimi bulunuyor.

Fragmanı

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information