Almost Famous (2000)

almost-famous-2-filmloverss

Bu yıl “Aloha” filmiyle yarattığı büyük hayal kırıklığı kulaktan kulağa dolaşan Cameron Crowe’un yıllar önce kalbimizi çalan filmi Almost Famous, sanırım hiçbir gencin reddedemeyeceği o soruyu soruyor: Favori müzik grubunuzla turlamak ister misiniz? Rolling Stone dergisi için hazırlayacağı bir yazı için hayalleri gerçek olan William Miller, bu yolculuğa çıkmadan önce en önemli tavsiyeyi alıyor: “Asla rock yıldızlarıyla arkadaş olma”. Peki bu tavsiyeye uyuyor mu? Tabii ki hayır! 70’ler rock’n roll sahnesinde karşınıza çıkabilecek her şey –seks, uyuşturucu, dev egolar ve para-, annesinin koruyucu şemsiyesinin altından çıkan William’ın hayatını etkilerken; o dönemi görmeyen yeni nesle de “70’lerde çocuk olmak” fantezisini yaşatıyor.

Y tu Mama Tambien (2001)

y-tu-mama-tambien-filmloverss

Günümüzün teknik anlamda en yetkin yönetmenlerinden biri olarak gösterilen Alfonso Cuaron’un kariyerinde önemli birkaç kırılma noktasından biri de Y tu Mama Tambien filmi. Yönettiği Great Expectations ile beklentileri karşılamayan Cuaron, bir sonraki filmi için özüne, yani Meksika’ya geri dönmüş ve Y tu Mama Tambien’i çekmişti.

İki gencin, kendilerinden yaşça büyük çekici bir kadınla çıktıkları yolculuğu odağına alan filmin benzerlerinden farkı, sadece konu aldığı iki gencin yolculuk boyunca edindikleri tecrübelere odaklanmamasıydı. Kendinden yaşça küçükler ile bir yolculuğa çıkan Ana’nın kendini bulma öyküsüne de değinmesi filmin en önemli artısıydı.

Ghost World (2001)

ghost-world-filmloverss

Daniel Clowes’un çizgi romanından uyarlanan, Terry Zwigoff’un yönetmenliğini yaptığı Ghost World, sancılı geçmekte olan lise hayatlarından sonra beraber eve çıkma hayalleri ile yaşayan Enid ve Rebecca’nın sıradan hayatlarına odaklanıyor. İkilinin bu sıradan hayatı, gazetede gördükleri bir ilana şaka amaçlı cevap vermeleri ile değişir.

Başrollerinde Scarlett Johansson ve Thora Birch’ün yer aldığı film, adeta ruh ikizi gibi gözüken iki karakterinin bir olay sonrası farklılaşan hayatlarını anlatmasıyla benzer büyüme hikayelerinden farklılaşmayı başarıyor.

Pan’s Labyrinth (2006)

Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro’nun ve üç dalda Akademi Ödülü kazanan 2006 yapımı filmi Pan’s Labyrinth, son dönem İspanyol sinemasının en başarılı filmlerinden birisi olarak görülür. İspanya İç Savaşı dönemlerinde 10 yaşındaki Ofelia’nın annesiyle başka bir yere taşınmalarını ve sonrasında bir labirentin içinde yaşayan mitolojik bir canlı olan Pan ile tanışmasını konu alan film bir büyüme hikâyesini sembolik, masalsı, dramatik ve gerçeküstü anlatımıyla ele alır. Ofelia bu labirentin içinde bir amaç uğruna kendisine verilen görevleri yerine getirmeye çalışırken bu süreçte deneyimledikleri ona bambaşka bir kapı açar.

This is England (2006)

this-is-england-filmloverss

Falkland Savaşı’nın gölgesindeki Britanya’da 12 yaşındaki Shaun’ı takip ederek açılır This is England. Falkland Savaşı’nda ölmüş olan babasıyla ilgili şaka yapılınca okulda kavgaya giren ve bu olay sonrasında civardaki genç dazlaklar tarafından koruma altına alınan Shaun, yavaş yavaş grubun lideri konumundaki Woody’yi hiç sahip olmadığı ağabeyi olarak görmeye başlar. Hapisten çıkan aşırı milliyetçi Combo aralarına geri döndüğünde uyguladığı ırkçı uygulamalar ile grubun dağılmasına neden olur.

Yönetmen Shane Meadows’un kendi anılarından esinlenerek yazdığı This is England, küçük Shaun’un gözünden Margaret Thatcher dönemi İngilteresine sert bir bakış atar. Tüm politik materyalinin yanında film, 12 yaşındaki Shaun’un babasına olanları kabullenmesi ve çok daha olgun bir insan olma yolunda ilerlemesiyle finalini yapar.

Persepolis (2007)

persepolis-filmloverss

Marjane Satrapi’nin aynı ismi taşıyan otobiyografik çizgi romanından 2007 yılında Vincent Paronnaud ile birlikte beyazperdeye uyarladığı Persepolis, İslam Devriminden sonraki yıllarda 1980’lerin Tahran’ında büyüyen dokuz yaşındaki Merjane’yi konu alıyor. Acımasız rejim değişikliğiyle birlikte yaşanan kadınların özgürlüklerinin kısıtlanması ve muhaliflerin susturulması gibi birçok baskıyla yüzleşmek zorunda kalan cüretkar ve asla lafını esirgemeyen Merjane, bu büyüme sürecinde kurduğu hayalleri gerçekleştirmek adına birçok şeyi karşısına alır ve hayatını şekillendirmeye her zaman zor kararlar alarak devam etmek durumunda kalır.

Let the Right One in (2008)

let-the-right-one-in-1-filmloverss

2011 yapımı Tinker Tailor Soldier Spy ile Hollywood’a transfer olan İsveçli yönetmen Tomas Alfredson’u dünyaya tanıtan Let the Right One in, vampir filmlerine yeni bir soluk getirmişti. Okulda arkadaşları tarafından rahatsız edilen Oskar, hakkında çok fazla bir şey bilmediği Eli ile kurduğu arkadaşlık sonucu korkuları ile yüzleşmeye başlar.

Klasik büyüme hikayeleri yapısını ergen bir vampir olan Eli ile başka sulara çeken John Ajvide Lindqvist’in aynı adlı romanından uyarlanan film, hikayesinin yanında sinematografisi ile yükselen bir yapım. Alfredson’un oluşturduğu karanlık atmosfer ile Oskar’ın ilk aşkını ve kendini buluşunu anlatan filmin 2010 yılında Let Me in adında bir de Hollywood uyarlaması yapılmıştı.

Fish Tank (2009)

fish-tank-fassbender-filmloverss

Mia okuldan atılmış, vurdumduymaz annesi ve adeta büyüyüp de küçülmüş kardeşi ile birlikte yaşayan sorunlu bir ergendir. Amaçsızca geçirdiği günlerine anlam katan, annesinin yakışıklı yeni sevgilisi Conor’ın yüreklendirmesi ile uğraştığı dans olur. Yarışmalara katılmak için dans videosu kaydetmeye çalışan Mia, bir yandan da Conor ile yakınlaşmaya başlar.

2003 yılında yönettiği kısa film Wasp ile Oscar’a uzanan sinemacı Andrea Arnold’un yazıp yönettiği Fish Tank, İngiltere’nin alt sınıfına mensup, umutları olsa da kendini dış dünyaya kapatmış Mia’ya odaklanıyor. Ken Loach tarzı bir anlatı yakalamayı başaran Andrea Arnold’un asıl başarısı, Mia’nın büyüme sancıları sırasındaki tecrübelerini etkileyici bir şekilde bizlere aktarması oluyor.

An Education (2009)

An Education - Filmloverss

İngiliz gazeteci Lynn Barber’ın aynı isimli anı kitabından uyarlanan 2009 yapımı Lone Scherfig imzalı An Education için başarılı oyuncu Carey Mulligan’ın yıldızını parlatan ve Akademi Ödüllerine aday gösterilmesini sağlayan film desek yanılmış olmayız. 1960’larda Londra’nın banliyölerinden birinde geçen film, 16 yaşındaki Jenny’nin kendi yaşından iki kat daha büyük bir adama âşık olmasıyla başlayan farkındalığını ve büyüme hikâyesini konu alıyor. Jenny’nin David ile yaşadığı ilişkinin şekillendirmeye başladığı yaşamı eğitimini yarıda bırakmasına kadar uzanır. Fakat bu ilişki sonucunda öğrendikleri, gördükleri ve deneyimledikleri ile Jenny yaşamını bambaşka bir yere çekmeye karar verir ve göze aldığı sorumluluklarını kabullenerek yeni bir başlangıç yapar.

Submarine (2010)

submarine-richard-ayoade-filmloverss

Annesinin eski erkek arkadaşının ortaya çıkması ve okulda yaşadığı sorunlar ile uğraşan Oliver, kendisi kadar “anormal” Jordana ile sevgili olduğunda yavaş yavaş hayatı farklı bir bakış açısından görmeye başlar.

Ünlü İngiliz dizisi The IT Crowd ile tanınan oyuncu Richard Ayoade’nin ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi olan Submarine, Joe Dunthorne’un aynı adlı romanından uyarlanmış, garip “İngiliz mizahı” ile bezeli bir gençlik hikayesi anlatıyor. Ayoade’nin komedi unsuru ile Oliver’ın yaşadığı sorunların getirdiği dram ögelerini güzel harmanladığı film, yönetmenin takip edilmesi gereken sinemacılar listesine girmesine vesile olmuştu. Ayoade, Submarine’in başarısı ile bir sonraki filmi, Dostoyevski uyarlaması The Double’ı kotarma şansına erişmişti.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information