Son döneme damga vuran HBO mini dizisi Chernobyl’in yönetmeni Johan Renck, verdiği bir demeçte dizinin bir korku filmini andıran atmosferi ve projede yer alma süreci hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Yaklaşık dört hafta önce yayın hayatına başlayan HBO’nun beş bölümlük mini dizisi Chernobyl, adından anlaşıldığı üzere, 26 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna’nın Çernobil şehrindeki nükleer santralin patlaması sonucunda yaşanan trajedinin etkilerini derinlemesine inceliyor. İnsanların hataları sonucunda gerçekleşen bu patlama, Avrupa’yı sonu bilinmez bir yıkımın içerisine sürüklerken yaşanması olası yeni bir yıkımdan korumak için canla başla çalışan insanların hikâyesi anlatılıyor dizide.

Chernobly’in belki de en büyük başarısı olayları hiçbir ajitasyona ve duygusal sömürüye başvurmadan, belgesel gerçekliğinde ele alması. Diziyi izlediğiniz süre boyunca bir dakika rahat nefes aldığınız bir kareye denk gelmiyorsunuz. Daha doğrusu dizi, bu konforun sağlanmasına imkan vermeyen bir anlatıma sahip. İzleyici olarak sürekli diken üstündesiniz, dehşet içerisinde kalıyorsunuz, korkudan gerim gerim geriliyorsunuz. Radyasyonun yayılmasının getirdiği korkuya, karakterlerin gözünden şahit oluyorsunuz. Bir yandan bu trajediye tanık olan, hayatları mahvolan insanların neler yaşadıklarına yakından bakıyorsunuz; diğer bir yandan işin bürokrasi tarafında sürecin nasıl işlediğini görüyorsunuz. Dizi, çok gerçekçi ve gergin bir üslupta işleyen bu kriz yönetimi sürecini Stellan Skarsgård‘ın canlandırdığı, Sovyetler Birliği tarafından durumu yönetmesi için görevlendirilen Başbakan Yardımcısı Boris Shcherbina aracılığıyla izleyiciye anlatıyor. Jared Harris‘in hayat verdiği, Çernobil’de yaşanan sızıntıyı kontrol altına almak için elinden gelen yapan nükleer fizikçi Valery Legasov vasıtasıyla da patlamanın korkunç sonuçlarını her bölüm izleyiciye aktarmaktan yana elini korkak alıştırmıyor. Chernobyl’i, ülkemizde Mersin Akkuyu’da kurulan nükleer santralin getirebileceği yıkımları bilerek izlemek oldukça göz korkutucu. Bununla beraber dizinin teknik başarısını es geçmeden olmaz. Chernobyl, ilmek ilmek işlenen olay örgüsünün yanında teknik anlamda başarısıyla da ön plana çıkan bir dizi. Atmosferinden tutun da kullanılan renk paletine, prodüksiyon tasarımından giyilen kostümlere kadar müthiş bir işçilik söz konusu. Patlamanın getirdiği  yıkımı etkili bir şekilde anlatmak için dizi soğuk, tekinsiz ve iç karartıcı atmosferinden güç alıyor.

The Hangover Part II, Superhero Movie, Scary Movie 3 gibi komedi gibi yapımların senaryosunu yazan Craig Mazin dizinin yaratıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Bugüne kadar çektiği projelerden farklı bir işe imza atan  Mazin, gerçek yaşanmış bir olayı beş bölümlük bir diziye sığdırmak konusunda büyük risk alıyor ama işin altından kalkmayı başarıyor. Craig Mazin’in yanı sıra dizinin yönetmeni Johan Renck de, en az Mazin kadar teşekkürleri hak eden bir  yönetmenlik performansı ortaya koyuyor. Kısa bir süre önce The Playlist ile bir röportaj gerçekleştiren Johan Renck, dizinin bir korku filmini andıran atmosferi ve projede yer alma süreci hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Johan Renck: “Dizinin Amacı Hikâyeyi Orada Olanların Bakış Açısıyla Mümkün Olduğu Kadar Net Bir Şekilde Anlatmak.”

Breaking Bad, Bloodline, Vikings gibi dizilerde yönetmen koltuğuna oturdu, daha çok dünyaca ünlü şarkıcıların müzik kliplerini çeken Johan Renck için Chernobyl kariyerinin zirve noktası olarak yorumlanabilir. Renck, senaryoyu gördüğü anda projeye kendisini çeken ilk şeyin adı olduğunu söyleyerek röportaja başlıyor. Çernobil’de nükleer santralin patladığı dönem Stockholm’de yaşayan yönetmen, İsveç’in bu durumdan çok fazla etkilenmemesine rağmen yaşananları net bir şekilde hatırladığını ve olayları bizzat yaşayan insanlarla derin bir bağ kurduğunu söylüyor. Prodüksiyon ve çekim sürecinin 100 gün sürdüğünü belirten Renck için önemli olan şey, dizinin mümkün olduğunca karmaşık ve insanın içine işleyen bir anlatıma sahip olmasıymış. Ayrıca projenin mini dizi formatında olması da Johan Renck’in diziye dâhil olmasının en önemli nedenlerinden biriymiş. Uzun soluklu televizyon dizilerinde uzun süre yer almak istemeyen yönetmen, bu gibi dizilerde içeriğin zorlama bir şekilde devam ettirilmesinden yana oldukça şikayetçiymiş. Bir yönetmen olarak baştan sona olayları görmek istediği dile getiren Renck, Chernobyl’in kendisine bu fırsatı vermesinden dolayı çok memnun.

Johan Renck, dizinin bir korku filmini andıran tonunun, bilinçli bir tercih olup olmadığı sorusuna şu şekilde cevap veriyor: “Yönetmenlik açısından Chernobyl’in deneysel bir proje olmasını istedim. Kurgusal ve geleneksel film dilinden hoşlanmıyorum. Ben daha çok geleneksel araçları kullanmak zorunda kalmak yerine kendi duygularımı ve gerçeklik algılarımı anlatmayı seviyorum. Evet bu dizide dehşet verici şeyler ve korku elementleri var ve bu durum diziye güzellik katıyor. Güzellik, melankoli ve birçok türün tonlarını içerisinde barındırıyor ki bu durum, daha geniş bir yelpaze oluşturuyor. Benim için güzellik ve bunun getirdiği görsellik önemli bir şey çünkü daha önceki tecrübelerim, bu tür şeylerde görüntülerin çok önemli olduğunu söylüyor. İmaj yaratma yaptığım işin büyük bir parçası çünkü görsel hikaye anlatıcılığını ve imajların size getirdiği ilk duyguları seviyorum.”

Öte yandan Johan Renck, dizinin amacının, hikâyeyi orada olanların bakış açısıyla mümkün olduğu kadar net bir şekilde anlatmak ve bu insanların seslerinin duyulmasının sağlamak olduğunu söylüyor. Bu yüzden diziyi çekerken ilk başta büyük bir baskı altına giren yönetmen, bu durumun kendisi için bir meydan okuma olduğunu sözlerine ekliyor. Gerçeklikten uzaklaşmamanın çok önemli bir kıstas olduğunu belirtmeden de geçmiyor. Elbetteki beş saatlik bir dizide, bütün bu süreci anlatmak için bazı küçük hileler kullanıldığını inkâr etmiyor, sadece işin doğasının bunu getirdiğini söylüyor. Drama uğruna dram yaratmaktan kaçınan Johan Renck, benimsediği bu tutum sayesinde Craig Mazin ile birlikte televizyon dünyasına kalıcı bir eser bırakıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information