Beau travail, 35 rhums, Let the Sunshine In ve High Life gibi filmlerle tanınan Claire Denis’den 6 yönetmenlik tavsiyesi!

90’ların başında beyazperdeye adım atan, kısa sürede adını geniş kitlelere duyurarak her filmini takip ettiğimiz bir yönetmen hâline gelen, birbirinden harika Beau travail, 35 rhums, Chocolat, Bastards, Let the Sunshine In ve High Life filmleriyle hafızalara kazınan Claire Denis, filmlerinde yarattığı ilginç dünyalarla akıllarda yer edinen bir yönetmen olmakla beraber senarist kimliğiyle de akılda kalıcı işlere imza attı.

Her filmiyle izleyiciyi kendisine hayran bırakan Claire Denis, önümüzdeki yıllarda High Life’da birlikte çalıştığı Robert Pattinson’la yeniden bir araya geleceği The Stars at Noon filmiyle izleyici karşısına çıkacak.

Bir roman uyarlamasına imza atacak olan yönetmenin bu filmini merakla beklerken; Claire Denis’nin altın değerindeki 6 yönetmenlik tavsiyesini aşağıda bulabilirsiniz.

Claire Denis’den 6 Yönetmenlik Tavsiyesi

Açıklamadan Kurtulun

Alışılmış anlatımın dışına çıkarak katmanlı hikâyeleri izleyicinin beğenisine sunan, şairane görsellikteki filmler çekerek sinema dünyasında adından söz ettiren Claire Denis, sinemanın kendisi için ne anlama geldiğini şu şekilde açıklıyor:

“Sinema psikolojik bir açıklama yapmak için yapılmamıştır, benim için sinema bir montajdır, bir kurgudur. İzlenim ya da duygu blokları yapmanın, başka izlenim ya da duygu bloklarıyla buluşturmak ve bunu açıklamalardaki parçaların arasına koymak, benim için çok sıkıcı. Bunu zorlaştırmaya çalışmıyorum ama bence, bir seyirci olarak, bir film izlerken bir blok beni başka bir iç duygu bloğunun içerisine götürüyorsa, bu sinemadır. Bu bir karşılaşmadır. Bence sinema, edebiyata birçok toplumsal yolla bağlıdır. Bizim beyinlerimiz edebiyat ile doludur – benim beynim öyle. Ama bence bir rüya dünyamız  var, beyin de resim ve şarkılar dolu ve bence benim için film yapmak açıklamalardan kurtulmaktır. Çünkü açıklamalardan kurtularak bir anlam elde edersiniz. Bundan eminim.”

Ana Motifleri Dayanak Noktası Olarak Kullanın

Filmlerindeki motifleri etkili bir şekilde kullanmanın, harika bir hikâye anlatımıyla mümkün olabileceğini belirtiyor Claire Denis:

“Bir araç gibi değil, yemek pişirirken kullandığınız bir şey gibidir senaryonuzu yazıyorken kendini gösteren bir şeydir. Senaryo yazma çabası- herhangi bir hikâyenin içerisinde bir dayanak noktası olacak şekilde derinleşmek, bir tür içsel nedene ya da ana motife sahip olmak önemlidir, tıpkı bir motif gibi. Bence bu biçimin senaryoda zaten olması gerektiğini düşünüyorum.”

Oyuncu Seçimlerini İçgüdülerinize Güvenerek Yapın

Claire Denis, bir röportajında çekeceği filmdeki oyuncu kadrosunu belirlemede içgüdülerini takip etmenin önemine vurgu yapıyor:

“Oyuncu seçimi hayattaki gibidir. Bir şekilde, biriyle tanışırsınız [ve] bilirsiniz. Belki tecrübesi az olan birisidir, belki herkes size kötü bir tercih olduğunu söyler ama siz işe yarayacağını bilirsiniz – onunla tanıştığınıza her gün mutlu olursunuz. Bu oldukça etkileyicidir. Bu bir tür aşktır, anlarsınız ya.”

Lokasyon Her Şeydir

Bir filmin lokasyonunu seçmek ve bunun önemi konusunda Claire Denis, önemli tavsiyeler veriyor:

“Lokasyonu keşfetmek bir kovalamaca gibidir. Lokasyonu aramıyorsunuz, filmin kendisini arıyorsunuz. Bir lokasyon seçtiğim zaman, filmi nasıl çekeceğimi anlıyorum. Öyle değilse, o zaman benim için iyi bir lokasyon olmadığını anlıyorum. Lokasyon da söz konusu- ‘Sevdim ya da sevmedim.’ değil- bir lokasyon beni yakalamak zorundadır ve o anlarda önemli olduğunu biliyorum. Filmin o belirli alanda nasıl olacağını hissetmeliyim.”

Koreografiyi Kamerayla Yapın, Oyuncularda Değil

Claire Denis, bir röportajında filmlerindeki hareket ve kamera kullanımıyla ilgili ilginç bir yorum yaptı. Ona göre koreografi, oyuncularla ilgili bir şey değil. Koreografinin kamerayla ilişkili olduğunu açıklayan yönetmen, bu konudaki düşüncelerini şu şekilde kelimelere döküyor:

“Oyuncuların belirli bir şekilde hareket etmelerini istemiyorum. Bunun hakkında konuşuyoruz ve bir ruh hâli buluyoruz. Bir neden buluyoruz. Koreografi kameradadır. Sevmek, yakın ve saygılı olmak ama birlikte olmak. Oyuncularla birliktelik, gerçekten hareket eden tek şey bu. Geniş çekime karar versem ve karakter uzun koridorda çok uzağa gitse bile, o zaman orada değişmez çekimdeki hızlılık da bir çeşit koreografidir çünkü süre, orada kalan zaman, statik olarak birine bakmak, onlarla birlikte olmak anlamına da gelir. Kamerayı yargılamak için kullandığımı düşünmüyorum, Asla. Ama her zaman bir refakatçi olmak için kullanıyorum.”

Diyalogların Miktarı Hakkında Endişelenmeyin

Filmlerinde az diyalog kullanmayı tercih eden Denis, neden bu anlatım tarzını benimsediğini şu şekilde açıklıyor:

“İnsanlar bana ‘Filmlerinde çok fazla diyalog yok.’ diyor. Peki film çok fazla şey söylüyorsa farkı ne ki? Bazen, diyalog sadece gürültüdür – blah, blah, blah, blah, blah. Ve hiçbir şey söylemiyor, biliyor musun. Diyalog konusunda şimdi nicelik bir yemek tarifi gibi. Eğer kek pişirmek istiyorsanız, bundan 200 gram koymalısınız, şundan koymalısınız, şeker de eklemelisiniz gibi. Mesela dış ses. Dış sese ihtiyacımız var mı yok mu? Bu bir filmde diyalogdan çok daha önemli bir soru.

Kaynak: Film School Rejects

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information