Sinema tarihin belli dönemlerini yansıtmak, her daim başarılı bir araç olmuştur. Bazen geçmişi bazen de henüz yaşanan, yahut yaşanmakta olan bir dönemi en iyi şekilde anlatan, o dönemle anılan filmler ya da bazı filmlerle anılan dönemler olmuştur. Her ne hikmetse 1968 kuşağını tam anlamıyla ve doğru zamanda anlatan pek film çıkmamış. 68’in ifade ettiği özgürlük rüzgarını hemen öncesinde müjdeleyerek beyazperdeye getiren en önemli filmlerden biri de şüphesiz Easy Rider. Easy Rider, büyük bir oyuncu olduğunu söylemenin pek de kolay olmadığı bir aktörün yönetmen koltuğuna oturduğu ilk film olarak karşımıza çıkar. Cannes’da aldığı övgüler ile önü açılan kişi ise Dennis Hopper’dır. İkinci filmini çekmesi ya da bir karakter oyuncusu olarak yeniden keşfedilmesi için maalesef yıllar geçmesi gerekecektir.

Dennis Hopper: Hollywood’da Bir Asi

Dennis Hopper, 1936 yılında ABD’de doğan, stüdyo ile başı her daim belaya girmiş, hakkı teslim edilememiş büyük usta Nicholas Ray’in filmleri ile sinemaya adım atmış bir Actors’ Studio mezunu oyuncu. Metot oyunculuğunun yetiştirdiği en önemli ve orijinal kişiliklerden olan Dennis Hopper, 1960’larda rol aldığı Parmaklıklar Arkasında – Cool Hand Luke ve İz Peşinde – True Grit gibi önemli filmlerden sonra kendi filmini çekmeye karar verir. Mardi Gras’ya gitmek isteyen iki özgür ruhlu motorcuyu anlatan Easy Rider, tüm dünyadan övgüler alır. Jack Nicholson’ı tam anlamıyla sinemaya kazandıran film olarak da ayrı bir önemi vardır. ABD’deki hippie ve uyuşturucu kültürü, motor kullanımını da içeren özgürlük rüzgarı ve yolların sahibi olma hissini en iyi şekilde yansıtan filmlerden biri olarak Easy Rider, Dennis Hopper’ın oyuncu/yönetmen olarak gelecek vaat ettiğini müjdeler aslında. Fakat Hopper için bu tam olarak böyle olmaz. 1971’de yedek yönetmen olarak Son Film – The Last Movie’yi yönetir. Kişisel ilişkilerinin dengesizliği kariyerine yansır.

1979 ise Dennis Hopper için bir dönüm noktasını teşkil etmektedir. Kıyamet – Apocalypse Now’da oynadığı kısa ama etkili Amerikan fotoğrafçı rolü – bu yapımda Marlon Brando’nun ve Robert Duvall’in ne kadar kısa ama etkili performanslar sergilediği düşünülürse filmin ve yönetmen Coppola’nın başarısı da denebilir buna- ile yeniden keşfedilir ve birçok oyuncunun oynamadan önce iki kere düşüneceği önemli rolleri üstlenir. Siyam Balığı – Rumble Fish, Mavi Kadife – Blue Velvet, Çılgın Romantik – True Romance, Süper Mario Kardeşler – Super Mario Bros., Hız Tuzağı – Speed gibi filmlerde kritik ve zorlu rollerin üstesinden gelir. 80’lerde Kazanmak Arzusu – Hoosiers isimli basketbol filmindeki karakteri ile Oscar’a aday bile olur.

Hareketli sinema yaşamı ve karmaşık ilişkileri dışında Dennis Hopper, fotoğrafları ve resimleri ile de gündemde olan bütünlüklü bir sanatçıydı. Kendi oyunculuk misyonunu oğlu Henry Hopper’a devreden Dennis Hopper, uzun süre uyuşturucu tedavisi de görmüştü. Her daim yeni deneyimlere açık olması, oynadığı her rolün üstesinden gelmesi, kendisine pek yönetmenlik şansı tanınmamasından ötürü büyük bir kayıp yaşadığımızı bize düşündürtmesi, Dennis Hopper’ı zaten son yarım yüzyılın en önemli sinema figürlerinden biri yapıyor.  2010 yılında kaybettiğimiz Hopper, eğer yaşıyor olsaydı bugün 83. yaşını kutluyor olacaktı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information