Dexter dizisinin Dexter: New Blood adını taşıyan yeni sezonunu izlemeden önce Dexter evrenindeki önemli anları ve yeni sezondan beklentilerimizi sizler için derledik.

2006–2013 yılları arasında yayınlanan, Michael C. Hall‘un başrolünde yer aldığı Dexter, Miami Polis Departmanı’nda kan sıçrama analisti olarak çalışan aynı zamanda bir seri katil olarak yaşamını da sürdüren Dexter Morgan’ın çalkantılı hayatını mercek almış ve yayınlandığı dönemde izleyiciler tarafından büyük ilgi görmüştü. Ancak orijinal serinin son sezonunda hayranlarına hayal kırıklığı yaşatan bir finalle veda etmesi, yeni sezon Dexter: New Blood için daha da büyük bir heyecan yaratıyor. Aradan yıllar geçmiş ve Dexter: New Blood’ı izlememize sayılı günler kalmışken, Dexter tarihinde bir yolculuğa çıkmaya var mısınız?

***Bu yazı henüz izlemeyenler için Dexter ile ilgili izleme deneyimini etkileyebilecek detaylar (spoiler) içerebilir.***

Dexter, yayınlandığı süre boyunca izleyici tarafından beğeniyle karşılanan bir dizi olmasına rağmen sevenlerini üzen bir finalle yayın hayatını noktalamıştı. Olumsuz eleştirilerin odağında yer alan dizinin final bölümünde Dexter, üvey kız kardeşi Debra’nın ölümünden sonra inzivaya çekilmiş, ortadan kaybolarak birçok insanı kendisinin öldüğüne inandırmış ve son sahnede karşımıza bir oduncu olarak çıkmıştı. O dönemde yapımcıların diziyi sonraki yıllarda devam ettirmek adına böyle bir hamlede bulunduğuna yorumlar çıkmıştı. Bu yorumlar artık gerçekliğe kavuştu. Çünkü Dexter, yeni sezonuyla yıllar sonra ekranlara geri dönmeye hazır!

Dizinin Dexter: New Blood adını taşıyan yeni sezonu, Dexter’ın Laura Kasırgası’nda kaybolmasının ve New York’taki kurgusal Iron Lake kasabasında takma bir isimle yaşamaya başlamasının on yıl sonrasında geçiyor.

Eğer kahramanımızın yeni sezondaki maceraları için heyecanlanıyorsanız sizin için hazırladığımız Dexter listesi tam da size göre! Dexter: New Blood’a başlamadan önce dizinin tarihinden hatırlamanız gerekenlere bakmak için sizleri şöyle alalım.

Dexter: New Blood’ı İzlemeden Önce Hatırlanması Gereken Dexter Bölümleri

Dexter, sekiz sezona yayılmış uzun bir dizi. Her sezonunda farklı dinamikler var. Bir seri katilin hayatının sıradan olmasını kimse bekleyemez, değil mi? Dizinin senarist ekibi de bu durumdan hareketle her bölümde izleyicinin kafasını karıştırıp, karakterlerin duygu değişimlerini ekrana yansıtıyor.

Peki Dexter: New Blood’u izlemeden önce hangi Dexter bölümlerini tekrar hatırlamalıyız? Bu sorunun cevabını bizlere filmin başrolünde kahramanımızı canlandıran Michael C. Hall veriyor ve dört muhteşem Dexter bölümünü yeniden izlememizi istiyor. Bu bölümlerin hangileri olduğuna yakından bakalım.

Dexter (1. Sezon, 1. Bölüm)

”Bu gece, o gece…” sözleriyle hayatımıza giriş yapar Dexter. Dizinin ilk bölümü, tabii ki de ana karakterimizin nasıl bir hayat sürdüğünü, ne iş yaptığını ve neden insanları öldürmek istediğini anlamamız açısından oldukça önemli bir bölüm.

İkili bir hayat yaşayan Dexter, kendi ahlâk perspektifinden hareketle adalet sisteminden kaçmayı başaran suçluların peşine düşerek onları bu dünyadan yok etmeye çalışıyor. Dizinin ilk bölümünde ise kız kardeşi Debra vasıtasıyla kendini seri cinayetlere kurban giden kadınlarının ölümlerini araştırırken buluyor. Dexter için kendisini adeta ‘kan çekiyor’ desek yeridir. Öldürme arzusunun daha da artmasına vesile olan bu olaylar zinciri, bizleri Dexter’ın dünyasına sokuyor. Bir yandan da normal görünmek, iyi bir insan olmak ve sosyal hayata uyum sağlamak için elinden geleni yapıyor Dexter. İzleyici olarak Dexter’e antipati beslememeye tam da bu noktada karar veriyoruz.

Seeing Red (1. Sezon, 10. Bölüm)

Dizinin 1. sezon 10. bölümü, Dexter’ın geçmişindeki karabasanlarla yüzleştiğini gördüğümüz, Buz Kamyonu Katili’nin işlediği bir cinayet mahalline giden ve belki de Dexter’ı en korkunç suç mahallinde bırakarak onu geçmişindeki bastırılmış bir duyguyla yüz yüze bırakan kilit bölümlerden biri. Dahası bir seri katil ve normal insan olarak onu bu noktaya getiren geçmişinden bir olaya tanık olmak, biz izleyiciler açısından paha biçilemez bir an.

Go Your Own Way (3. Sezon, 10. Bölüm)

Adeta satranç hamlelerini andıran, Dexter ve Miguel arasındaki üstünlük yarışına şahit olduğumuz, Debra’nın Anton’la olan ilişkisinden yeni kıvılcımlar gördüğümüz 3. sezon 10. bölüm, karakterlerin hikâyelerinde yeni pencereler açtığımız, sonraki sezonlarda işlerin özellikle Dexter açısından çığrından çıkacağını bizlere gösteren ve Dexter fanlarının hemen radarına alması gereken bir bölüm olarak dikkat çekiyor.

The Getaway (4. Sezon, 12. Bölüm)

Dördüncü sezon, dizinin en çok beğenilen sezonlarından biri aynı zamanda. Beklediğimiz şeylerin yanı sıra Rita’nın ölümü sezonun en şok edici anı olmuştu. Dexter’ın uzun bir süre Üçlemeci’nin peşinde gezip onu öldürdükten sonra artık normal hayatına dönebileceğini düşündüğü anda Rita’nın cansız bedenini buluyordu. Özellikle Rita’nın cesedini bulduktan sonra Harrison’ı kucağına alıp ağlamaklı olması, Dexter izleyicisinin unutamadığı anlardan biri.

Unutulmayan Anlar

Michael C. Hall’un söylediği bölümleri, sahneleri ayrı tutarsak dizide unutulmayan sahnelerden aklınıza ilk gelenler hangisi? Size hemen Trinity Killer (Üçlemeci Katil) olarak bildiğimiz Arthur Mitchell karakterinin olduğu sahneleri ya da  Laguerta’nın ölümü gibi önemli sahneleri sayabiliriz. Kuşkusuz dizide unutulmayan daha çok sayıda sahneler bulunuyor ama bahsettiğim bu sahneler, Dexter ve Debra’nın hayatlarında unutulmayan anlar. İkilinin olaylar karşısında gösterdikleri dirençleri resmeden bu anlardan bazılarına yakından bakalım.

Dexter’le ortak bir geçmişe sahip olan Arthur, dışarıdan bakıldığında iyi bir aile babası olarak gözükür ancak çocukluğunda babası tarafından istismar edilmiş bir seri katildir. Kurbanlarını öldürdükten sonra onları diğer suç mahallerine bırakan Arthur, Dexter’ın radarına girer. Ancak Arthur, Dexter için hiç de kolay lokma değildir. Her ne kadar Dexter kendini farklı bir isimle tanıtarak Arthur’a yaklaşmaya çalıştıysa da onun gerçek kimliğini öğrenen Arthur, cinayetler üçlemesinin son halkasını Rita ile tamamlamıştı. Tam da Michael C. Hall’un yukarıda bahsettiği gibi 4. sezon finalinde Dexter, altı aylık oğlu Harrison’ı annesinin kan gölü içinde ağlarken bulmuştu. Arthur’un Rita’yı bu şekilde öldürmesi belki de Dexter’ın kendine itiraf edemese de içindeki sevgi kırıntısını yok eden bir hamleydi ve tabii ki Dexter’ın hayatı açısından önemli bir dönüm noktasıydı.

Laguerta’nın Ölümü: Evet, 7. sezonun finalini oluşturan bu sahnede hangimiz üzülmedik ki? Kaseti biraz başa saracak olursak; Dexter, bir konteynerde onun asıl kimliğini ortaya çıkarmayı başarmış olan Laguerta’yı vahşice öldürmeyi planlarken Debra içeri girer ve Dexter’ı tam da iş üstünde yakalar. Debra’nın hayatı için dönüm noktası olan bu sahnede Debra kendi içinde yaşadığı iç çatışmanın ardından, sırf Dexter’a olan aşkı yüzünden Laguerta’yı kendi silahıyla öldürür. Dönüm noktası olan bu sahneden sonra Debra ve Dexter, arkadaşlarının partisine el ele giderken görülür ve sezon sona erer. Debra’nın, Dexter’a karşı beslediği aşkın gücüyle işlediği cinayetin getirdiği vicdan azabını sadece birkaç hıçkırıkla atlatıp soğukkanlı bir tavırla partiye geri dönmesi akıldan çıkmayacak sahne. Dahası Debra’nın 8. sezondaki hayata bakışını, Dexter’a karşı beslediği duyguları yüksek yerden yaşadığını görmek açısından da önemli bir an. Debra’nın bu dönüşümü başarılı karakter yaratımın bir yansıması ayrıca.

Dexter: New Blood’da Bizleri Neler Bekliyor?

Peki yeni sezonda nelerle karşılaşacağız? Dexter: New Blood’dan tam olarak ne beklemeliyiz?

New Blood’da Dexter yeni hayatında sahte bir isimle beyaz bir sayfa açıyor. Ancak öldürme içgüdüsü onun içini kemirmeye devam edecek. Yaşadığı kasabada işlenen cinayetler onun geçmiş hayatını hatırlamasına sebep olacak. New Blood’ın yayınlanan fragmanlarında 8. sezon sonunda ölen Debra’yı görmemiz ise bu karakterin Dexter’ın kafasının içinde bir hayal ürünü olduğuna dair teori üretmemizi sağlıyor. Fragmanda Deb “Yeniden öldürmek için sabırsızlanıyorsun, hiçbir şey öğrenmedin mi?” diye soruyor ve Dexter’ın kafasını bulandırıyor.

Yayınlanan fragmanlarda Harrison’ın büyümüş hâlini görmemizin yanı sıra Arthur Mitchell’in yer alacağını öğrenmemiz hayranları için biraz sürpriz oldu aslında. Arthur’un nasıl bir şekilde dizide konumlanacağı tam bir soru işareti.

Bu arada New Blood, 10 bölümlük bir “limited” dizi. Başı sonu belli olan, hikâyesini tek bir sezon içinde tamamlayan, ancak mini dizilerin aksine sonrasında olası yeni sezonların ihtimalini de tamamen hesap dışı bırakmayan bir yapım. Yani sezonlarca sürecek yeni bir Dexter dizisinden ziyade, alacağı tepkilere ve yaratıcılarının tercihine göre devam ettirilebilecek, fakat temelde on bölümün sonunda toparlanacak bir hikâye. Dolayısıyla New Blood’ın yeni bir sezonla yayın hayatına devam edip edemeyeceğini hep birlikte göreceğiz. Şimdi izleyici olarak tek yapmamız gereken 7 Kasım‘da Dexter: New Blood’ı izlemek!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information