74. Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ve FIPRESCI ödülleriyle dönen Doraibu mai kā - Drive My Car, Toronto sonrası ABD’de 59. New York Film Festivali kapsamında gösterildi. Yönetmen Ryusuke Hamaguchi’nin 2021’de çektiği iki filmden biri olan Drive My Car (diğer film, Wheel of Fortune and Fantasy, Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanmıştı), baştan söyleyelim, bu yılın en iyi filmlerinden biri - belki de en iyisi. Dışarıdan basit gözüken ancak katmanlı bir dramatik yapıya sahip film, Haruki Murakami’nin aynı isimli öyküsünden uyarlanmış. Kafuku (Hidetoshi Nishijima) bir aktör ve tiyatro yönetmenidir. Geçmişte yaşanmış trajik bir olaydan sonra her şeyiyle tiyatroya yönelirken, oyuncu olan karısı Oto (Reika Kirishima), oyunculuğu bırakıp televizyon için diziler yazmaya başlamıştır. Kafuku’ya göre hayatı ve eşi ile ilişkisi gayet iyi gitmektedir. Ancak talihsiz ve az hasarlı bir trafik kazasında, bir gözünde glokom olduğunu ve ileride araba kullanamayabileceğini öğrenir. Karısının kendisini aldattığını öğrenen Kafuku bunu karısına belli etmez ve hayatını aynı şekilde yaşamaya devam eder. Ancak karısı aniden ölünce, Kafuku’nun hayatı da aniden değişir. Filmin kırk dakikadan oluşan bu giriş kısmından sonra asıl film başlıyor diyebiliriz. Filmin geri kalan kısmı, Kafuku’nun Hiroşima’da bir tiyatro festivali için farklı dilde oynayan oyuncuları bir araya getirerek Anton Çehov’un Vanya Dayı isimli eserini sahnelemesine odaklanıyor. Seçmelerde karısının kendisini aldattığı ve sonradan gözden düşmüş genç bir aktör olan Takatsuki’yi (Masaki Okada) ve Kore işaret dili konuşan Yoon-a'yı (Yoo-rim Park) da oyuna dahil ediyor Kafuku. Ayrıca, festival ona zorunlu olarak bir şoför atıyor. Başta istemese de çok genç bir kadın şoför olan Misaki (Tōko Miura) ile her gün bir saat git bir saat gel yol gitmek zorunda kalıyor. Yolda ise karısının onun için kaydettiği teybi dinleyerek Vanya Dayı rolü için pratik yapıyor. Filmin ana kısmı tiyatro provasının gerilimini karakterler arasındaki gerilimi yansıtmakta kullanan katmanlı ve derinlikli bir dramaya evriltiyor kendini. İlk bakışta şoför ve “önemli kişi” ikilisi bizi The Hireling (1973), Driving Miss Daisy (1989) ve The Green Book (2018) gibi filmler ile kıyasa sevk ediyor. Ancak Drive My Car’ın bu filmlerle tek ortak yanı bir şoför ve şoförün sürdüğü kişiyi barındırıyor olması. Öte yandan, Hiroşima’nın filme görsel biçimde dahli, Hiroshima Mon Amour (1959) kıyasını beraberinde getiriyor. Ancak film, bu kolaycı yakıştırmalardan kendini şık biçimde ayırıyor. Drive My Car, insanlık durumu üzerine, çok katmanlı, referans verdiği Çehov dramalarına yakın bir film. Drive My Car: Çehov’a Yaraşır Bir Drama Drive My Car, yas, yüzleşme, hayatın ağırlığı ve acısı, eylemlerimizin -yahut, eylememeyi tercih etmemizin- sonuçları üzerine söyleyecek sözleri olan bir film. Kafuku ve Takatsuki, Kafuku ve Oto, Kafuku ve Misaki, hayatlarının farklı aşamalarında, farklı sebeplerden ve farklı cephelerde karşı karşıya geliyorlar. Birbirlerine açıldıkları anlar, sinemada -ve tiyatroda da- en zor olan anlar. Ancak Hamaguchi’nin sinemasında bu anlar kolayca çözülüveren düğümler gibi etkileyici bir hâl alıyor. Karakterlerin uzun diyalogları ve bazen de monologları gibi tiyatroda izlemeye alıştığımız şeylerin, sinemanın kelime dağarcığı ile nasıl yapıldığını gösteriyor bize. Diyaloglar karakterlerin içindeki hakikati açık ediyor - tıpkı Kafuku’nun Çehov için söylediği gibi. Filmin hikâyesi basit olsa da filmi özetlemek pek güç. Bu da filmin dayandığı pek çok dinamiğin birbiriyle çok iyi…

Yazar Puanı

Puan - 90%

90%

Drive My Car, incelikli senaryosu, derinliği ve kapsamını sadeliğinden alan dramatik yapısı, tiyatro referanslarına rağmen ve teatral anlarında bile sinema olmaktan vazgeçmeyen görselliği ile yılın en iyi filmi olmaya aday çağdaş bir başyapıt.

Kullanıcı Puanları: 4.85 ( 1 oy)
90

74. Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ve FIPRESCI ödülleriyle dönen Doraibu mai kā – Drive My Car, Toronto sonrası ABD’de 59. New York Film Festivali kapsamında gösterildi. Yönetmen Ryusuke Hamaguchi’nin 2021’de çektiği iki filmden biri olan Drive My Car (diğer film, Wheel of Fortune and Fantasy, Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanmıştı), baştan söyleyelim, bu yılın en iyi filmlerinden biri – belki de en iyisi. Dışarıdan basit gözüken ancak katmanlı bir dramatik yapıya sahip film, Haruki Murakami’nin aynı isimli öyküsünden uyarlanmış.

Kafuku (Hidetoshi Nishijima) bir aktör ve tiyatro yönetmenidir. Geçmişte yaşanmış trajik bir olaydan sonra her şeyiyle tiyatroya yönelirken, oyuncu olan karısı Oto (Reika Kirishima), oyunculuğu bırakıp televizyon için diziler yazmaya başlamıştır. Kafuku’ya göre hayatı ve eşi ile ilişkisi gayet iyi gitmektedir. Ancak talihsiz ve az hasarlı bir trafik kazasında, bir gözünde glokom olduğunu ve ileride araba kullanamayabileceğini öğrenir. Karısının kendisini aldattığını öğrenen Kafuku bunu karısına belli etmez ve hayatını aynı şekilde yaşamaya devam eder. Ancak karısı aniden ölünce, Kafuku’nun hayatı da aniden değişir. Filmin kırk dakikadan oluşan bu giriş kısmından sonra asıl film başlıyor diyebiliriz. Filmin geri kalan kısmı, Kafuku’nun Hiroşima’da bir tiyatro festivali için farklı dilde oynayan oyuncuları bir araya getirerek Anton Çehov’un Vanya Dayı isimli eserini sahnelemesine odaklanıyor. Seçmelerde karısının kendisini aldattığı ve sonradan gözden düşmüş genç bir aktör olan Takatsuki’yi (Masaki Okada) ve Kore işaret dili konuşan Yoon-a’yı (Yoo-rim Park) da oyuna dahil ediyor Kafuku. Ayrıca, festival ona zorunlu olarak bir şoför atıyor. Başta istemese de çok genç bir kadın şoför olan Misaki (Tōko Miura) ile her gün bir saat git bir saat gel yol gitmek zorunda kalıyor. Yolda ise karısının onun için kaydettiği teybi dinleyerek Vanya Dayı rolü için pratik yapıyor. Filmin ana kısmı tiyatro provasının gerilimini karakterler arasındaki gerilimi yansıtmakta kullanan katmanlı ve derinlikli bir dramaya evriltiyor kendini.

İlk bakışta şoför ve “önemli kişi” ikilisi bizi The Hireling (1973), Driving Miss Daisy (1989) ve The Green Book (2018) gibi filmler ile kıyasa sevk ediyor. Ancak Drive My Car’ın bu filmlerle tek ortak yanı bir şoför ve şoförün sürdüğü kişiyi barındırıyor olması. Öte yandan, Hiroşima’nın filme görsel biçimde dahli, Hiroshima Mon Amour (1959) kıyasını beraberinde getiriyor. Ancak film, bu kolaycı yakıştırmalardan kendini şık biçimde ayırıyor. Drive My Car, insanlık durumu üzerine, çok katmanlı, referans verdiği Çehov dramalarına yakın bir film.

Drive My Car: Çehov’a Yaraşır Bir Drama

Drive My Car, yas, yüzleşme, hayatın ağırlığı ve acısı, eylemlerimizin -yahut, eylememeyi tercih etmemizin- sonuçları üzerine söyleyecek sözleri olan bir film. Kafuku ve Takatsuki, Kafuku ve Oto, Kafuku ve Misaki, hayatlarının farklı aşamalarında, farklı sebeplerden ve farklı cephelerde karşı karşıya geliyorlar. Birbirlerine açıldıkları anlar, sinemada -ve tiyatroda da- en zor olan anlar. Ancak Hamaguchi’nin sinemasında bu anlar kolayca çözülüveren düğümler gibi etkileyici bir hâl alıyor. Karakterlerin uzun diyalogları ve bazen de monologları gibi tiyatroda izlemeye alıştığımız şeylerin, sinemanın kelime dağarcığı ile nasıl yapıldığını gösteriyor bize. Diyaloglar karakterlerin içindeki hakikati açık ediyor – tıpkı Kafuku’nun Çehov için söylediği gibi.

Filmin hikâyesi basit olsa da filmi özetlemek pek güç. Bu da filmin dayandığı pek çok dinamiğin birbiriyle çok iyi çalıştığını gösteriyor. Hiçbir şey durduk yere olmuyor – öyle oluyor gibi gözükse bile. Her şey hayatın akışına çok yakın bir biçimde, sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi gerçekleşiyor. Misaki’nin araba sürüşü gibi… Misaki, Kafuku’ya göre arabayı sanki gitmiyormuş gibi sürmektedir. Misaki ise bunu annesini uyandırmadan araba sürmeyi öğrenmek zorunda olduğu gençlik yıllarında öğrendiğini anlatır Kafuku’ya. Kafuku ve Misaki’nin arasında araba üzerinden kurulan ilişki, aslında arabanın onlar için iki farklı ama yakınlaşabilecekleri yas hikâyelerini temsil ediyor olması ile ilişkilidir. Vanya ve Sonya gibi yaşamaya karar verirler sonunda.

Filmin dramatik yapısı, tiyatro provasının gerilimini ve anlaşmanın imkânsızlığını bir araya getirerek hikâyeyi katmanlandıran bir şekilde kurulmuş. Vanya Dayı metnine yapılan doğrudan gibi gözüken ama aslında epey ustalıklı biçimde gizlenmiş referanslar ile birlikte Drive My Car, Çehov metinlerine yaraşır bir drama ortaya koyuyor. Öte yandan göz dolduran oyunculuklar Vanya Dayı’nın filmin içinde provası yapılan hâlini görme isteği uyandırıyor insanda. Filmin sonuna doğru Sonya’yı canlandıran Yoon-a’nın Kore işaret dilinde attığı ünlü “Yaşayacağız Vanya Dayı” tiradı çok etkileyici.

Drive My Car, bambaşka şekillerde ilişkilenen ve bambaşka hayatlar süren insanların birbirlerine açıldıkları, birbirleriyle kesiştikleri ve bu şekilde de -başkalarını anlamak suretiyle- kendilerine yeni bir gözle baktıkları bir film. Drive My Car’daki karakter gelişimleri, tıpkı hayattaki gibi. Belki sadece daha az gerçekçi ve belki sadece daha hakiki bu yüzden… Drive My Car, incelikli senaryosu, derinliği ve kapsamını sadeliğinden alan dramatik yapısı, tiyatro referanslarına rağmen ve teatral anlarında bile sinema olmaktan vazgeçmeyen görselliği ile yılın en iyi filmi olmaya aday çağdaş bir başyapıt.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information