Ödül sezonunda adından söz ettirecek filmlerin yavaş yavaş belli olmasıyla birlikte, En İyi Uluslararası Film Oscarı için yarışacak, Oscar aday adayı filmler de açıklanmaya başladı.

1 Mart 2022‘de düzenlenecek olan 94. Akademi Ödülleri için heyecanlı bekleyişimiz sürüyor.

78. Venedik Film Festivali‘nin de ardından ödül sezonunda adından söz ettirecek filmler yavaş yavaş belli olmaya başlarken; önümüzdeki yıl pandemi şartları altında gerçekleştirilmesi beklenen 94. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film Oscarı (eski adıyla Yabancı Dilde En İyi Film) için yarışacak filmler ise farklı ülkeler tarafından açıklamaya başladı.

94. Akademi Ödülleri için adayların ülkelerinde 1 Ocak 2021 – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında vizyona giren filmler değerlendirmeye alınıyor. 21 Aralık‘ta 15 finalistten oluşan kısa listenin açıklanacak olmasından sonra son beş adayın 8 Şubat 2022‘de açıklanması planlanıyor.

Şimdiye kadar açıklanan En İyi Uluslararası Film Oscarı’nın aday adaylarını ve filmlerle ilgili güncellenmeye devam edecek olan bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

En İyi Uluslararası Film Oscarı Aday Adayları

I’m Your Man – Ich Bin Dein Mensch / Almanya

Almanya, Maria Schrader’in imzasını taşıyan, dünya prömiyerini 71. Berlin Film Festivali’nde gerçekleştiren Ich Bin Dein Mensch – I’m Your Man’i aday adayı olarak seçti.

Başrollerinde Downton Abbey, Legion, Beauty and the Beast gibi yapımlarla adını geniş kitlelere duyuran Dan Stevens’a ve performans kategorilerinde cinsiyet ayrımının kaldırıldığı Berlin Film Festivali’nde En İyi Oyuncu Ödülü’nü kazanarak ayrılan Maren Eggert’a yer veren film, esiri olduğumuz teknolojinin duygusal ihtiyaçlarımızı ne kadar karşılayabileceği sorusuna cevap arıyor ve çağdaş aşk hikâyelerine bilimkurgu açısından bakarken, günümüzün algoritmalarla dolu dünyasını bu düzene göre değişen ilişkiler açısından ele alıyor.

The Intruder – El Prófugo / Arjantin

Arjantin’in bu seneki Oscar aday adayı olarak seçtiği, 2020 Berlin Film Festivali’nde gösterilen The Intruder, partneriyle yaptığı yolculukta yaşadığı travmatik bir olaydan sonra, gerçek ve hayali arasındaki çizgiyi karıştırmaya başlayan Inés’in yaşadıklarını anlatıyor.

Two Lions Heading to Venice / Arnavutluk

Jonid Jorgji’nin imzasını taşıyan Two Lions Heading to Venice, iki Arnavut yönetmenin Venedik Film Festivali’nin ödül törenine gidip, yetişkin film endüstrisinden iki aktrisle tanıştıktan sonra yolculuklarının amacı değişmesiyle yaşanan olayları kameraya aktarıyor.

Konusuyla bir yol filmi hikâyesini bizlere sunacağının sinyallerini veren filmin senaryosunu da yönetmen Jonid Jorgji kaleme alıyor.

When Pomegranates Howl – Avustralya

Granaz Moussavi’nin Afganistan’da çektiği ikinci uzun metrajlı filmi When Pomegranates Howl, hayatta kalmak için Kabil sokaklarında koşuşturan, ancak bir film yıldızı olmayı hayal eden Hewad (Arafat Faiz) adlı dokuz yaşındaki bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Hewad, Avustralyalı bir foto muhabiri ile arkadaş olduğunda şansının değişmeye başlayabileceğinden dolayı umutlanır.

When Pomegranates Howl filminin Avustralya’nın Oscar yarışındaki şansını ne ölçüde değiştireceğini hep birlikte göreceğiz.

Große Freiheit – Great Freedom / Avusturya

Avusturya, Sebastian Meise imzalı Große Freiheit – Great Freedom filmini En İyi Uluslararası Film dalında Oscar aday adayı olarak seçti. Große Freiheit, 74. Cannes Film Festivali‘nde Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olmuştu.

Savaş sonrası Almanya’da geçen Große Freiheit, eşcinsel olduğu için art arda hapis cezasına çarptırılan Hans karakterine odaklanmaktadır. Ceza Kanunu’nun 175. paragrafı, Hans’ın özgürlük arzusunun önünde sistematik bir engeldir. Hans’ın yaşamında en tutarlı şey bu engelin yanı sıra uzun süredir birlikte aynı hücreyi paylaştığı katil Viktor’dur. İki mahkûmun karşılıklı tiksintisi, bir süre sonra sevgiye dönüşecektir.

The Island Within / Azerbaycan

Azerbaycan’ın Oscar yarışına sunduğu The Island Within filmi, uluslararası başarılara imza atan bir satranç ustası olan Seymour Tahirbekov’un, satranç şampiyonu olan Skroten Gudmonson’la yarışmadan önce üzerindeki baskılardan kaynaklı yaşadığı psikolojik sorunları mercek altına alıyor. Bu sırada büyükbabasının ölüm haberini alması Seymour’un her şeyi ardında bırakıp kaçmasına da neden oluyor.

Rehana / Bangladeş

74. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen Rehana filmi bir tıp fakültesinde iş ve aile hayatı arasındaki barışı ve dengeyi korumak için mücadele eden bir yardımcı doçentin hikâyesini anlatıyor.

Yönetmen Abdullah Mohammad Saad’ın 2016 yılındaki Live From Dakka’dan sonra çektiği ilk yapım olan bu film bakalım Oscar’da başarı yakalayabilecek mi?

Playground – Un Monde / Belçika

Playground

65. Londra Film Festivali‘nde En İyi İlk Film ödülünü kazanan Laura Wandel imzalı Playground, En İyi Uluslararası Film Oscarı için Belçika’nın bu yılki aday adayı oldu. Yönetmen Wandel’in Yabancı Bedenler – Les Corps Étrangers adlı kısa filminden sonraki ilk uzun metrajlı projesi Playground, akran zorbalığı temasına ilkokul çağındaki bir çocuğun gözünden bakıyor. Film, çevresine uyum sağlama ihtiyacı ile zorbalığa maruz kalan erkek kardeşine yardım etme isteği arasında parçalanan Nora’yı odağına alıyor.

Dying to Divorce / Birleşik Krallık

Chloe Fairweather’in beş yıllık süreçte çektiği Dying to Divorce, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’yla birlikte hayatta kalma mücadelesi veren kadınları konu ediniyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na bağlı bir avukat olan İpek Bozkurt ve bir kadın hakları aktivisti olan Ayşen Ece Kavas ile birlikte olayları takip ettiğimiz belgeselde ülke gündemini ve bu gündemin belgeselde yer alan karakterler üzerindeki etkisini de inceleme şansına tanık oluyoruz.

Türkiye’de kadın hareketini odağına alan belgesel, günümüzün önemli bir sorununa parmak basması açısından Oscar yarışında son beşe kalma şansını güçlendiriyor.

Fear / Bulgaristan

Ivaylo Hristov, daha önce yönettiği Losers filmiyle 2017 yılında Bulgaristan’dan Oscar aday adayı olarak seçildikten dört yıl sonra bir kez daha Oscar yolcusu olmaya hazırlanıyor. Hristov’un Fear ismindeki yeni filmi, bu yıl Bulgaristan tarafından Oscar aday adayı olarak belirlendi.

Türkiye sınırına yakın bir Bulgar köyünde geçen film, ormanda avlanırken Afrikalı bir göçmenle (Michael Fleming) karşılaşan dul bir kadını (Svetlana Yancheva) merkezine alıyor.

Deserto Particular – Private Desert / Brezilya

Aly Muritiba’nın imzasını taşıyan Deserto Particular – Private Desert, aktif polis görevinden uzaklaştırıldı ve şiddet nedeniyle soruşturma altında olan 40 yaşındaki Daniel’ı merkezine alıyor. İnternetten tanıştığı Sara’nın mesajlarına cevap vermeyi bırakması sonucunda Daniel, onu aramak için kuzeye gitmeye karar veriyor ve olaylar gelişiyor.

2021 Venedik Film Festivali’nde gösterilen film, Brezilya’nın Oscar konusundaki şanssızlığını kırmayı hedefliyor.

The Great Movement – El Gran Movimiento / Bolivya

Yönetmen Kiro Russo, 2018 yapımı Dark Skull’dan sonra ikinci kez Oscar sahnesinde Bolivya’yı temsil ediyor.

Bu yıl Venedik’te gösterilen bu film, arkadaşlarıyla birlikte iş arayan genç bir madenciyi ve bu madencinin gizemli bir hastalığa yakalanmaya başlamasını konu alıyor.

The White Fortress – Tabija / Bosna Hersek

71. Berlin Film Festivali’nin Generation seçkisinde gösterilen The White Fortress – Tabija filmi, savaş sonrası Saraybosna’da hayatın zıt kutuplarında yer alan iki gence yeşeren aşkını konu alıyor.

Filmi 2015 yapımı The Waiting Room filmiyle Toronto Film Festivali’ne konuk olan Igor Drljaca yönetiyor.

Lunana: A Yak in the Classroom – Lunana Dzongkha Pawo Choyning Dorji / Butan

Butanlı fotoğrafçı Pawo Choyning Dorji’nin ilk uzun metrajlısı olan Lunana Dzongkha Pawo Choyning Dorji, Himalayalar buzullarında, dünyanın en ücra okullarından birinde çekildi. Film, neredeyse tüm dünyadan kopuk hâldeki bu okula gönderilen bir öğretmene odaklanıyor. Öğretmen zor şartlar nedeniyle bir an önce buradan ayrılmanın hayalini kurarken, öğrencileri onu okulda tutmak için ellerinden geleni yapıyor.

Héliopolis / Cezayir

Adını Guelma’nın eski isminden alan Héliopolis, izleyicileri 1945 yılına, Almanya’nın teslim olmasıyla Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın sona erdiği güne götürüyor. Djaafar Gacem’in yönettiği film, Cezayir’in bağımsızlığı için düzenlenen protesto sırasında Fransız sömürge güçlerinin saldırmasıyla yaşanan katliama odaklanıyor.

Cezayir’i temsil etmek için ikinci kez seçildi ancak geçen yıl Cezayir Oscar komitesi tarafından bildirildiğine göre pandemiden dolayı Akademi üyelerine önizleme sağlanamadığı için geri çekildi ve film, bu yıl tekara Oscar yarışına aday adayı olarak girmeye hak kazandı.

Lingui, The Sacred Bonds / Çad

Üçüncü kez Oscar’da yarışması film gönderen Çad, bu sene 2021 Cannes Film Festivali’ne Altın Palmiye için seçilen Lingui, The Sacred Bonds’u seçti.

Film, bir annenin dünyasının, genç kızının hamile olduğunu öğrendiğinde aniden değişmesini konu alıyor. Çad’da kürtajın yasaklanmış olması ve genç kızın çocuğu istememesi işleri daha anne açısından daha da zora sokuyor.

Zatopek / Çekya

Bu yıl Karlovy Vary Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterilen Zatopek, tüm zamanların en ünlü Çekyalı sporcularından biri olan atlet Emil Zatopek’in Avustralya’dan Prag’a seyahat etmesini konu alıyor.

Çekya’nın Oscar zirvesi 1997’de Jan Svěrák’ın imzasını taşıyan Kolya filminin ödülü kazanmasıyla geldi. 2019 yılında ise The Painted Bird filmiyle kısa listeye kaldığını belirtmeden geçmeyelim.

Xuan ya zhi shang – Cliff Walkers / Çin

Kırmızı Fenerler – Da hong deng long gao gao gua, Kahraman – Ying xiong, Parlayan Hançerler – Shi mian mai fu gibi beğeni kazanan filmlere imza atan, yakın dönem Çin sinemasının önemli isimlerinden Zhang Yimou’nun yönettiği Xuan ya zhi shang – Cliff Walkers, Çin’de gişe anlamında iyi bir başarı elde etti ve bu başarı onu Oscar yoluna taşıdı.

Bir casusluk hikâyesini gerilim tonuyla birleştiren film, Mançukuo’da çok gizli bir görevde dört Komünist Parti özel ajanını anlatıyor.

Flee / Danimarka

2021 Sundance Film Festivali’nin Dünya Sineması-Belgesel seçkisinde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan, yapımcılığını Riz Ahmed ve Nikolaj Coster-Waldau’nun üstlendiği, Jonas Poher Rasmussen imzalı Flee filmi, Danimarka’nın bu seneki Oscar aday adayı.

Jonas Poher Rasmussen, bu filmde çocukken Afganistan’dan çocuk mülteci olarak göç eden Amin Nawabi’nin hikâyesini konu alıyor. Erkek arkadaşıyla evlenmenin eşiğinde olan Amin’in hayatı, 20 yıldır saklı kalmış sırların açığa çıkmaya başlamasıyla rayından çıkıyor. Belgesel estetiğinde ve animasyon türündeki filmde yönetmen Jonas Poher Rasmussen, Afganistan’dan göçen mülteci bir çocuğun yaşadıklarını anlatıyor. Filmde Amin’in verdiği röportajlar da kullanılıyor.

Holy Beasts / Dominik Cumhuriyeti

Geraldine Chaplin ve Udo Kier gibi usta isimlerin başrolünde yer aldığı filmde Geraldine Chaplin, eski ününü kaybetmiş olan, arkadaşı J. L. Jorge’nin geride bıraktığı bitmemiş bir senaryoyu tamamlamak ve bunu filme aktarmak için canla başla çalışan Vera V. isimli bir aktriste hayat veriyor. Film, Israel Cárdenas ve Laura Amelia Guzmán ikilisinin imzasını taşıyor.

Submersible / Ekvador

Alfredo León León’un imzasını taşıyan Submersible, şu ana kadar Oscar adaylığı olmayan Ekvador’un bugüne kadar Akademi’nin değerlendirmesi için gönderdiği onuncu filmi olma özelliğini taşıyor.

Hayatta kalma temasını ana hikâyesine yerleştiren film, bir narkotik denizaltı mürettebatının değerli yükleriyle birlikte batmaması için birtakım önlemler almak zorunda kalmasıyla yaşanan olayları konu alıyor.

Yuni / Endonezya

En İyi Uluslararası Film OscarıEndonezya, En İyi Uluslararası Film Oscarı için Kamila Andini imzalı Yuni filmini seçti. Yuni, 9-18 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 46. Toronto Film Festivali’nde Platform Ödülü’nün sahibi olmuştu.

Kamila Andini’nin görücü usulü evlenmeyi merkeze aldığı filminde Yuni, üniversiteye gitme hayalleri olan zeki bir genç kızdır. Tanımadığı iki adam onunla evlenmek isteyince, tekliflerini reddeder ve üç teklifi reddeden bir kadının asla evlenemeyeceğine dair bir efsane hakkında dedikodulara yol açar. Üçüncü bir adam ondan yardım isteyince baskı artar ve Yuni evlilikte son şansın olduğu efsanesi ile gelecekteki mutluluk hayali arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Should The Wind Drop – Si le vent tombe / Ermenistan

Geçtiğimiz yıl Cannes 2020 etiketiyle gösterilen 56 film arasında yer alan Nora Martirosyan imzalı Si le vent tombe – Should The Wind Fall filmi, yönetmen Nora Martirosyan’ın sinema kariyerine adım attığı ilk filmi.

Savaşın getirdiği kaosla dağılan Dağlık Karabağ bölgesinde geçen film, yerel havaalanını açıp açmama konusunda karar vermesi gereken bir mühendise odaklanıyor. 2001’den bu yana Oscar’a aday olabilmek için dokuz yere şansını deneyen ancak şu ana kadar bu konuda piyangoyu bir türlü tutturamayan Ermenistan’ın bu filmle Oscar’da dikkat çekip çekmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

On The Water – Vee peal / Estonya

Filmin senaryosunu da yazan Olavi Ruitlane’in aynı adlı romanından uyarlanan On The Water, 1980’lerin başında yaşayan babası Sovyet Rusya’da kaybolan, annesi İsveç’e kaçan ve büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütülen Andres (Rasmus Ermel) adlı bir gencin hayatını konu alan bir büyüme hikâyesini anlatıyor temelde.

Casablanca Beats – Haut et fort/ Fas

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Les chevaux de Dieu, Much Loved ve Razzia fillmeriyle tanınan Nabil Ayouch, bu yıl Cannes’da Ana Yarışma’da yer alan yeni filmi Casablanca Beats – Haut et fort ile üç yıl aradan sonra beyazperdeye geri dönüyor.

Film, Kazablanka’nın popüler bir semtinde bulunan bir kültür merkezinde çalışan, öğrencilerini geleneksel öğrenme kalıplarının dışarısına çıkararak kendilerini ifade etmelerine izin veren eski bir rapçi olan Anas karakterini odak noktasına alıyor. Anas ve öğrencileri, bir süre sonra aile baskısıyla ve türlü türlü engellerle karşılaşıyorlar. Ancak ne olursa olsun önlerine çıkan engellerin üstesinden gelmeye kararlı yapılarıyla her şeye meydan okuyorlar.

The Stranger – Grants / Filistin

Ameer Fakher Eldin’in ilk uzun metraj filmi The Stranger – Grants, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı ve burada en iyi film dalında Edipo Re Ödülü’nü kazandı.

İsrail’in Suriye ve Lübnan ile tartışmalı sınır bölgesi olan işgal altındaki Golan Tepeleri’nde geçen film, ruhsatsız bir doktorun hayatında meydana gelen bir krizi konu alıyor.

Hytti nro 6 – Compartment No. 6 / Finlandiya

74. Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’ne layık görülen Juho Kousmanen imzalı Compartment No. 6, Finlandiya’nın En İyi Uluslararası Film dalında Oscar aday adayı olarak seçildi. Rosa Liksom‘un aynı isimli romanından uyarlanan film, Finlandiyalı arkeoloji öğrencisi Laura ile maden işçisi Vadim’in tesadüfen aynı kompartımanı paylaşmak zorunda kaldığı uzunca bir tren yolculuğunu mercek altına alıyor.

İlk uzun metrajı The Happiest Day in the Life of Olli Mäki ile başarılı bir çıkış yakalayan Kuosmanen’in ikinci filmi Compartment No. 6, iki farklı karakteri ele alıyor. Finlandiyalı arkeoloji öğrencisi Laura ve kazınmış saçları, içip durduğu votkası, kaba saba haliyle, kadın düşmanı sözler söylemekten geri durmayan Vadim. Bu iki karakter, ayrı dünyaların insanları olsalar da çıktıkları bu yolculuk onları bir tür dostluğa mecbur ediyor.

Titane / Fransa

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 74. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile ayrılan, Türkiye prömiyerini Filmekimi’nin açılış filmi olarak yapan Julia Ducournau imzalı Titane, Fransa’nın bu yıl seçtiği Oscar aday adayı filmi.

Titane, on yıldır kayıp olan bir gencin babasıyla yeniden buluşmasına değin geçen olayları bir dizi cinayet eşliğinde anlatıyor; fakat bu olay örgüsü, her sahnesi şaşırtmacayla dolu Titane’ı anlatmak için yetersiz. Ateş-metal, gölge-ışık, sıcak-soğuk gibi zıtlıklardan beslenen film, David Cronenberg’den Refn’e birçok sinemacıdan izler taşısa da özgünlüğüyle hafızalara kazınıyor.

Barakat / Güney Afrika

Kamerasını parçalanmış ailesini Ramazan Bayramı’nda bir araya getiren Müslüman bir kadına çeviren bu film, ilk uzun metrajını çeken yönetmen Amy Jephta’nın imzasını taşıyor.

Güney Afrika’nın 11 resmi dilinden biri olan Afrikaans dilinde çekilen bu film, 2005’te Gavin Hood’un Tsotsi filmiyle Oscar kazanan Güney Afrika’nın bir kez daha Oscar kazanması için seçiliyor.

Escape from Mogadishu / Güney Kore

2019 yılında Parasite filmi ile Akademi Ödüllerine damga vuran Güney Kore, bu sene Oscar yarışına Escape From Moagadishu filmi ile katılacak. Kore Film Konseyi tarafından seçilen  Seung-wan Ryoo imzalı Escape From Moagadishu Güney Kore’de gişe rekoru kırdı ve 3,1 milyon izleyiciye ulaşarak yılın en popüler filmi oldu.

Gerçek bir hikâyeye dayanan film, 1990’lardaki Somali iç savaşı sırasında Güney ve Kuzey Koreli diplomatların ölüm kalım savaşını konu alıyor. İç savaşla parçalanan Somali’nin başkenti Moagadishu’den kaçabilmek için Kuzey ve Güney Koreli diplomatlar bir araya gelerek zorlu bir mücadeleye atılıyorlar. Escape From Moagadishu’un oyuncu kadrosunda Kim Yoon-seok, Jo In-sung, Heo Joon-ho ve Kim So-jin gibi isimler yer alıyor.

Brighton 4th / Gürcistan

Haziran ayında ABD’de Tribeca Film Festivali’nde prömiyerini yapan, Levan Koguashvili’nin yönettiği Brighton 4th, oğlunun kumar borcundan kurtulmasına yardım etmek için Brooklyn’e giden Gürcü bir güreşçi hakkında, komedi ve dram türlerini bir araya getiren bir film.

Freda / Haiti

Bu yıl Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünde yer alan Gessica Geneus’un yönettiği Freda filmi, Haiti’nin popüler bir mahallesinde ailesiyle birlikte yaşayan genç bir kadını merkezine alıyor. Sahibi oldukları bakkalla hayatta kalmaya çalışan aile, günlük yaşamlarının güvencesizliğinden dolayı yaşadıkları hayattan kaçmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar.

Tereza37 / Hırvatistan

Danilo Šerbedžija’nın yönettiği Tereza37, kocasıyla cinsel açıdan uyumsuz olabileceği düşüncesiyle hayatındaki bir rutini değiştimeye çalışan bir kadını merkezine alıyor.

Hırvatistan, bugüne kadar Oscar yarışına girmek için 30 kez denemede bulundu ama henüz adaylık aşamasına ulaşmadı.

Pebbles / Hindistan

PS Vinothraj’ın ilk uzun metraj filmi olan Pebbles, Hindistan Film Federasyonu tarafından kurulan 15 kişilik bir seçici kurul tarafından oybirliğiyle Oscar’a gönderilmek üzere seçildi.

Film, Güney Hindistan’da kırsal bir köyde geçiyor ve alkolik bir baba ve küçük oğlunun, şiddet nedeniyle kaçan eşinden babayı yeniden bir araya getirmek için kavurucu sıcakta sekiz millik bir yürüyüşe çıkmalarını beyazperdeye aktarıyor.

Do Not Hesitate / Hollanda

Hollanda, bu yıl Oscar aday adayı olarak 2014 yapımı Infiltrant isimli uzun metraj filminden sonra kariyerini televizyon dizilerinde yönetmen olarak geçiren Shariff Korver’ın yönettiği Do Not Hesitate filmini seçiyor.

Joes Brauers, Spencer Bogaert ve Tobias Kersloot’un başrollerinde yer aldığı filmde Orta Doğu’daki bir barışı koruma görevi sırasında, Hollandalı bir askeri konvoy, araçlardan biri aniden yoldan çıkınca ıssız dağların ortasında ayrılmak zorunda kalır. Üç genç asker, Erik, Roy ve Thomas’a aracı korumak için geride kalmaları emredilir. Çalılardaki hışırtılardan korkan Thomas, yanlışlıkla bir keçiyi vurur ve öldürür. Keçinin sahibi olan 14 yaşındaki çoban Halil, üçlüyle tanışınca feci olayların ardı arkası kesilmez. Yerel bir kervan onları pusuya düşürüp su ve yiyecek kaynaklarını çaldığında ise üç asker çaresiz bir su arayışı içinde Khalil’i düşman topraklarına kadar takip etmek zorunda kalır.

Zero to Hero / Hong Kong

Jimmy Wan’ın yönettiği Zero to Hero, 1996 yılında Hong Kong için ilk Paralimpik altın madalyayı kazanan ve daha sonra birçok madalya kazanarak adından söz ettiren Hong Konglu atlet So Wa Wai’nin gerçek hikâyesini anlatıyor ve Oscar yarışında Hong Kong’u temsil etmeye hazırlanıyor.

Europa / Irak

74. Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin 15 Günü seçkisinde yer alan Europa, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki sınırdan yürüyerek Avrupa’ya girmeye çalışan, polislerden kaçarak kendini uçsuz bucaksız bir ormanda bulan ve üç gün ve üç gece boyunca hayatta kalmak için savaşan Kamal karakterini mercek altına alıyor.

Ghahreman – A Hero / İran

Şöhretin değerinin ucuzladığı sosyal medya çağında gerçek kahraman kimdir, gerçek kahramanlık nedir, suç veya ahlaksızlık nasıl tanımlanır? Alacaklısını ikna etmeye çalışan bir adam, yolunda gitmeyen bir plan, birdenbire büyüyen bir hayır işi, birbiri üzerine yığılan yalanlar ve çaresizlik… Madrid ve Buenos Aires’te geçen 2018 yapımı Everybody Knows / Herkes Biliyordan sonra Asghar Farhadi İran’a dönüyor, ahlaki ve duygusal çatışmaları ele aldığı her dramda ne kadar yetkin bir yönetmen olduğunu kanıtlıyor. 74. Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan A Hero – Ghahreman, ödeyemediği bir borç yüzünden hapis yatan Rahim karakterini odak noktasına alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Amir Jadidi, Mohsen Tanabandeh, Fereshteh Sadroafaii, Sahar Goldust, Maryam Shahdei, Alireza Jahandideh, Sarina Farhadi ve Eshan Goodarzi gibi isimler yer alıyor.

Shelter – Foscadh / İrlanda

Akademi kuralları gereği İrlanda, En İyi Uluslararası Film Oscarı’nda yarışmak için dili İngilizce olmayan bir yapımı göndermek zorunda. Bu kuraldan dolayı İrlanda, İrlandaca olarak çekilen, Seán Breathnach’ın ilk uzun metrajını çektiği Shelter – Foscadh filmini Oscar aday adayı olarak seçiyor.

Donal Ryan’ın The Thing About December isimli ödüllü romanından uyarlanan film, aşırı korumacı ebeveynleri öldükten sonra hayata atılmaya çalışan ve 28 yaşında saf bir genç olan John’un hikâyesini konu alıyor. Ailesinden kendisine bir arazi kaldığında John, ilk kez bağımsız olma duygusuyla tanışıyor ve romatizmin sularında geziniyor. Filmin başrollerinde Dónall Ó Héalai, Fionnuala Flaherty ve Cillian O’Gairbhi yer alıyor.

El buen patrón – The Good Boss / İspanya

İspanyol Film Akademisi, bu yıl Uluslararası Oscar aday adaylığı için Fernando León de Aranoa imzalı The Good Boss filmini seçti. The Good Boss, Pedro Almodovar’ın Parallel Mothers ve Marcel Barrena‘nın Mediterraneo: The Law of The Sea‘sinin bulunduğu aday listesi arasında zirvede yer aldı.

Yönetmen León de Aranoa’nın onuncu uzun metrajlısı olan The Good Boss’ın başrolünü Oscarlı oyuncu Javier Bardem üstleniyor. Filmde Bardem yerel bir meslek ödülüne aday gösterileceğini düşünen aile şirketinin iyi niyetli sahibini canlandırıyor. Bir hafta içinde verimliliği artırmak ve ödülü kazanmak için sınırları aşmakta ve şirket çalışanlarının özel hayatlarına karışıncaya dek her şeyi yapmaktadır.

Let It Be Morning / İsrail

Dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nde yapan Eran Kolirin’in yönettiği Let It Be Morning, filmde rol Filistinli oyuncuların, filmin organizatörler tarafından “İsrail filmi” olarak tanımlanması nedeniyle festivali boykot etme kararı almasıyla gündeme geldi. Oyuncuların bu boykot kararıyla akıllarda yer edinen film, şimdi de İsrail tarafından Oscar aday adayı olarak seçildi.

Tigers / İsveç

Genç futbol yıldızı Martin Bengtsson’un hayatını ve modern bir futbol endüstrisindeki ölüm kalım yolculuğunu anlatan Tigers filmi, İsveç’in bu seneki Oscar aday adayı olarak seçildi.

İsveç Oscar ödülüne bugüne kadar 16 kez kez aday gösterildi. Ingmar Bergman’ın İsveç adına 1961’de The Virgin Spring, 1962’de Through a Glass Darkly ve 1984’te Fanny ve Alexander ile üç Oscar ödülü kazandığını belirtmedeng geçmeyelim.

Olga / İsviçre

En İyi Uluslararası Film OscarıAkademi tarihinde daha önce 1985 yılında Dangerous Moves ve Xavier Koller imzalı Journey of Hope filmleriyle iki kez Oscar ödülünün kucaklayan İsviçre, bu yıl aday adayı olarak 74. Cannes Film Festivali Eleştirmenlerin Haftası seçkisinde yer alan yapımlardan biri olan Elie Grappe’nin Olga isimli filmini seçti.

Elie Grappe’nin ilk uzun metrajına imza attığı film, İsviçre’de sürgünde bulunan ve ülkenin Ulusal Spor Merkezi’nde yer almaya çalışan 15 yaşındaki Ukraynalı bir jimnastikçinin hayatını konu alıyor. Filmde Olga karakterine ilk kez bir sinema filminde rol alan Anastasia Budiashkina hayat veriyor.

È Stata La Mano Di Dio – The Hand of God / İtalya

Loro‘dan The Young Pope‘a, Le conseguenze dell’amore – Aşkın Bedeli‘nden La Grande Bellezza – Muhteşem Güzellik‘e, Paolo Sorrentino güzellik, aşırılık, aşk, hayat ve İtalya siyaset ve din çevrelerine dalıp büyük bir hayran kitlesi edindi. Usta sinemacının 78. Venedik Film Festivali‘nde dünya prömiyerini yapan filmi festivalden Büyük Jüri Ödülüyle döndü. Kendi gençlik günlerinden esinlenen Sorrentino, 1980’lerde, karmaşanın kucağındaki Napoli’de bir delikanlının büyüme sancılarını ve acı-tatlı anılarını perdeye yansıtıyor: Kader, müzik, sinema aşkı, kalp acısı ve kayıplar, rengârenk aile fertleri, futbol ve elbette filmin adının gönderme yaptığı, Napoli’ye o zamanlar yeni transfer olan Maradona.

Lamb / İzlanda

74. Cannes Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde yer almamasına rağmen en çok ilgi gören filmlerinden biri olan, ülkemizde Türkiye prömiyerini Filmekimi’nde yapan Lamb, İzlanda’nın Oscar aday adayı olarak Akademi üyelerine sunduğu film oldu.

Valdimar Jóhannsson’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Lamb, İzlanda’nın kırsal bölgesinde yaşayan çocuk sahibi olmayan bir çiftin, koyunlarının bulunduğu ahırda bir gün endişe verici bir keşifte bulunmasını konu alıyor. Noomi Rapace ve Hilmir Snær Guðnason tarafından canlandırılan çift, çok geçmeden doğanın iradesine karşı gelmenin sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda kalıyor.

Doraibu mai kā – Drive My Car / Japonya

Japonya, Uluslararası En İyi Film Oscarı aday adaylığı için Ryusuke Hamaguchi‘nin Doraibu mai kāDrive My Car filmini seçti. Japonya Sinema Filmi Yapımcıları Birliği tarafından seçilen film, Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ve FIPRESCI ödülleriyle döndü.

Haruki Murakami’nin aynı isimli öyküsünden uyarlanan Doraibu mai kā – Drive My Car, kaybettiği eşinin yasını tutan başarılı yönetmen Yusuke Kafuku ve festivalin kendisine tahsis ettiği 20 yaşındaki bir kadın şoförünün hikâyesini ele alıyor. Ryusuke Hamaguchi, Kafuku’nun, hiç beklemediği bir şekilde, gizemli şoförüyle yalnızlık, kayıplar ve yasla bezeli, sırların karşılıklı olarak açıklandığı bir dizi yolculuğa çıkmasını izleyenlere yansıtıyor.

After The Winter – Poslije zime / Karadağ

İlk gösterimini Karlovy Vary festivalinde yapan After The Winter – Poslije zime, yirmili yaşlarının sonlarında, eski Yugoslavya’ya dağılmış olsalar da, bir ekonomik durum ve getirdiği sonuçlarıyla karşı karşıya kalsalar da dostluklarını sürdürmeye çalışan beş arkadaşı anlatıyor.

Hidden Dreams / Kamerun

Ngang Romanus imzalı Hidden Dreams, Kamerunlu bir köye göç eden genç bir İngiliz izciyi ve bu izcinin 1960’larda hayata meydan okumasını sinema perdesine aktarıyor.

Bugüne kadar dört kez Oscar’da şansını deneyen Kamerun, son beşin yer aldığı kısa listeye girmeyi başarırsa ilk defa Oscar yarışında yer almasıyla adından söz ettirecek.

Les oiseaux ivres – Drunken Birds / Kanada

46. Toronto Film Festivali’nin Platform bölümünde gösterilen Les oiseaux ivres – Drunken Birds, göçmen bir Meksikalı işçinin, onu Meksika’dan Kanada’ya, Montréal yakınlarındaki Bécotte çiftliğinde mevsimlik işçi olarak işe alındığı kayıp aşkını bulma arayışına odaklanıyor.

Kaderlerin içe içe geçtiği filmin oyuncu kadrosunda Jorge Antonio Guerrero, Claude Legault, Helene Florent, Yoshira Escárrega ve Marine Johnson yer alıyor.

White Building – Bodeng sar / Kamboçya

En İyi Uluslararası Film Oscarı

78. Venedik Film Festivali’nin Horizons bölümünde dünya prömiyerini yapan White Building – Bodeng sar, yönetmen Kavich Neang’ın ilk uzun metraj sinema filmi. Piseth Chhun, Sithan Hout, Sokha Uk, Chinnaro Soem, Sovann Tho, Jany Min, Chandalin Y’nin oyuncu kadrosunda yer aldığı film, Kamboçya’nın Oscar’da aday adayı filmi olma şansını yakalıyor.

İzleyiciyi Kamboçya’nın başkentine davet eden film, kamerasını Phnom Penh’de önemli bir apartmanda yaşatan 20 yaşındaki Samnang ve iki arkadaşına çeviriyor. Hızla değişen bu şehirde, ebeveynleri daha geleneksel bir yaşam tarzı sürdürürken, üç çocuk dans rutinlerini televizyondaki yetenek yarışmalarına katılmayı hayal ederek hayata geçiriyor. Ancak oturdukları apartmanın yıkılacak olması, olayların seyrini değiştirir. Samnang, her zaman evi olarak adlandırdığı konfor alanının titrek bir zeminde olduğunu fark eder.

Sary mysyq – Yellow Cat / Kazakistan

Adilkhan Yerzhanov’un yönetmenliğini üstlendiği Sary mysyq – Yellow Cat, 77. Venedik Film Festivali’nin Horizons bölümünde gösterildi.

Film, yozlaşmış bir kanun uygulama sisteminin eleştirisini sunarken, eski mahkûm Kermek ve sevgilisi Eva’nın suçla dolu hayatlarını geride bırakıp dağlarda bir sinema açmak için yaptıklarını beyazperdeye aktarıyor.

Mission to Rescue / Kenya

Kenya-Somali sınırındaki bir askeri kampta geçen film, 2011 yılında Manda Adası’nda yaşayan yaşlı bir kadının Somalili teröristler tarafından kaçırılmasıyla geçen gerçek bir hikâyeden esinlenen Mission to Rescue, Kenya’nın Oscar yarışında yer almak üzere altıncı kez şansını denediği bir yapım.

Shambala / Kırgızistan

Kırgızistanlı yazar Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi isimli romanından uyarlanan Shambala, dağların yükseklerinde, korunan bir ormanda, büyükbabası, üvey anneannesi, teyzesi ve amcasıyla birlikte yaşayan yedi yaşındaki bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Zamanını büyükbabasının efsanelerini, özellikle de kutsal Ana Geyik hakkındaki hikâyeleri keşfederek ve dinleyerek geçiren ana karakterimiz, büyüdükçe kendi kişisel sorunları ve ikilemleriyle karşı karşıya kalan yetişkinlerin dünyasının sert gerçekliğiyle tanışır.

İlk kez 2020’de Şanghay Uluslararası Film Festivali’nde gösterilen filmin yönetmenliğini yaklaşık 34 yıl aradan sonra sinemaya geri dönen Artykpai Suyundukov üstleniyor.

Memoria / Kolombiya

Loong Boonmee raleuk chat ile Cannes’da Altın Palmiye kazanan Apichatpong Weerasethakul’un 2021 Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandığı son filmi Memoria, Kolombiya’nın bu yıl Oscar aday adayı olarak seçtiği film.

Apichatpong Weerasethakul, yeni filmi Memoria’da daha önceki filmlerinde birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Sayombhu Mukdeeprom ile yeniden bir araya geliyor. Filmin başrolünde Apichatpong Weerasethakul ile daha önce 2012 yılında Tayland’da düzenlenen Rocks Yao Noi Film Festivali’nde küratörlük yapan usta oyuncu Tilda Swinton yer alıyor.

Tilda Swinton, filmde Kolombiya’nın başkenti Bogota’da hasta kardeşini ziyaret eden bir orkide çiftçisini canlandırıyor. Swinton’ın hayat verdiği bu karakter, Bogoto’da kaldığı süre boyunca bir proje kapsamında orada bulunan Fransız arkeolog (Jeanne Balibar) ve genç bir müzisyenle (Elkin Diaz) arkadaşlık kuruyor. Her gece uykusunu bölen yüksek sesli patlamalardan rahatsız olan ana karakterimiz, diğer bir yandan uykusuzlukla baş etmek zorunda kalıyor.

Hive / Kosova

2021 Sundance Film Festivali’nin Dünya Sineması-Drama kategorisinde hem Jüri Büyük Ödülü’nü hem de Seyirci Ödülü’nü kazanan, Blerta Basholli’nin yönettiği Hive filmi, eşi Kosova Savaşı’ndan beri kayıp olan Fahrije karakterini odak noktasına alıyor. Bu süreçte kendi işini kurup çocuklarına bakan Fahrije, ataerkil bir topluma karşı kendi ayakları üzerinde durarak tüm gücüyle savaşmaya karar veriyor.

Daha aday aday film olarak yedi kez Oscar maratonuna dâhil olan Kosova, bugüne kadar kısa listeye hiç kalamadı. Hive filminin konusu ve Sundance’den ödülle dönmüş olması, Kosova’nın Oscar yarışında elini güçlendiren önemli bir etmen olarak göze çarpıyor.

Clara Sola / Kosta Rika

74. Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin 15 Günü seçkisinde yer alan yapımlardan biri olan Clara Sola, annesinin kontrolü altında bastırılmış bir hayat yaşayan ve günün birinde cinsel ve mistik bir uyanış yaşayan 40 yaşındaki Clara’yı odak noktasına alıyor.

Sestri – Sisterhood / Kuzey Makedonya

Dina Duma’nın ilk uzun metrajlı film Sestri – Sisterhood, dünya prömiyerini Ağustos 2021’de Karlovy Vary Film Festivali’nde yaptı.

Manipülatif davranışlarının korkunç sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldıkları anda tehdit edilen iki ergen kızın arkadaşlığını konu alan film, Kuzey Makedonya’nın Oscar’da son beş filme aday sokmaya çalıştığı üçüncü yapım. Daha önce 1954 yapımı Before The Rain ve Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov imzalı Honeyland’in Oscar yarışında yer aldığını sözlerimize ekleyelim.

The Pit / Letonya

Daha önce Oscar’da yarışmak için 13 kez çabalayan ancak bu konuda başarısız olan Letonya, bu seneye Dace Puce imzalı The Pit filmini yarışmak üzere Oscar’a gönderiyot.

Filmde bir komşunun kızı, ölen babası hakkında bazı aşağılayıcı sözler söyledikten sonra, on yaşındaki erkek çocuk kıza acımasız bir ders vererek çevredekilerin gözünde kendini ulvi bir noktaya çıkarır.

Isaac / Litvanya

Jurgis Matulevicius’un yönettiği Holokost draması Isaac, 1941’de Yahudi bir adamı öldüren ve daha sonra yıllarca suçluluk duygusuna kapılan Litvanyalı bir aktivistin yaşadıklarını konu alıyor.

Bu film, Litvanya’nın daha önce adaylığı veya galibiyeti olmayan 14. kez Oscar’a aday adayı olarak soktuğu son yapım.

Costa Brava, Lebanon / Lübnan

Mounia Akl’ın yönettiği Costa Brava, Lebanon filmi, 46. Toronto Film Festivali’nin NETPAC En İyi Asya Film kategorisinde ödüle layık görüldü.

Nadine Labaki ve Saleh Bakri’nin oyuncu kadrosunda yer aldığı filmde ikili Beyrut’un yukarısındaki tepelerde sürdürülebilir, çevreye duyarlı bir yaşam hayalleri kurarker, kırsal evlerinin yanına bir çöplük inşa edildikten sonra hayatları paramparça olan bir çifte hayat veriyor.

Io Sto Bene / Lüksemburg

Lüksemburglu yönetmen Donato Rotunno’nun yeni filmi Io Sto Bene, tüm hayatını anavatanı İtalya’dan uzakta geçiren ve yurtdışında başarılı olmaya çalışan genç bir İtalyan sanatçı olan Leo ile yolları kesişen Antonio karakterini anlatıyor.

Post Mortem / Macaristan

En İyi Uluslararası Film OscarıMacaristan, Uluslararası En İyi Film Oscarı için aday adayı olarak Péter Bergendy‘nin Post Mortem filmini seçti. Birinci Dünya Savaşı sırasında geçen dönem filmi Post Mortem, kadavra fotoğrafçılığı yapan Tomas’ın hikayesini ele alıyor. 1918 yılının soğuk bir kış gününde Macaristan’ın küçük bir kasabasına giden Tomas, çektiği kadavra fotoğraflarında beliren figürler ve duyduğu garip sesler sonrası hayaletlerin kendisine musallat olduğunu anlar. Köyde yaşayan küçük bir kızın da aynı durumdan yakınması üzerine, hayaletlerin niyetlerini ve onlardan kurtulma yolunu bulmak için arayışa başlarlar.

Geçen sene Varşova Film Festivali ve Stiges Film Festivali’nde seyirciyle buluşan Post Mortem, 2021 Macar Sinema Filmi Ödülleri’nde En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kurgu, En İyi Yapım Tasarımı ve En İyi Makyaj dallarında ödüllerin sahibi oldu.

Fatsani – A Tale Of Survival / Malavi 

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Fatsani – A Tale Of Survival, temizlik sorunları ve yolsuzluk nedeniyle okulu kapatıldıktan sonra hayatta kalabilmek için sokaklarda muz satmak zorunda kalan genç bir kızın mücadelelerini konu alan yönetmen Gift Sukez Sukali’nin ilk uzun metrajlı filmi.

Güney, Güneydoğu ve Doğu Afrika’da tahminen 12 milyon kişi tarafından konuşulan Nyanja dilinde (Chewa olarak da bilinir) çekilen filmin başrollerinde Kelvin Maxwell Ngoma, Edwin Chonde ve Hannah Sukali yer alıyor.

Prebet Sapu – Hail, Driver! / Malezya

Siyah beyaz olarak çekilen Prebet Sapu – Hail, Driver! filminde babasının ölümünden sonra yaşadışı bir şekilde taksicilik yapmaya başlayan Aman’ı izliyoruz. Filmi ikinci uzun metrajını çeken Muzzamer Rahman yönetiyor.

Luzzu / Malta

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Malta’nın karaborsa balıkçılık sektörüne girerek kız arkadaşını ve yeni doğan oğlunu geçindirmek için her şeyi riske atan bir babanın öyküsünü izliyoruz, Alex Camilleri’nin yönettiği Luzzu filminde.

Alex Camilleri’nin ilk uzun metrajlısı olan Luzzu, dünya prömiyerini bu yılın başında Sundance Film Festivali’nde yaptı ve En İyi Oyuncu Jüri Özül Ödülü’nün sahibi olarak festivalden ödülle dönmeyi başardı. Sundance Film Festivali’nde gösterilen ilk Malta yapımı olarak tarihe geçen Luzzu, sadece Sundance’te gösterilen ilk Malta filmi değil, Malta yapımı ilk filmlerden de biri aynı zamanda.

Büyük bütçeli Hollywood yapımlarının da aralarında bulunduğu pek çok film Malta’yı bir çekim lokasyonu olarak sıkça kullanıyor olsa da, bu küçük ada ülkesinin sakinleri tarafından hayata geçirilmiş az sayıda film bulunuyor. Bu bağlamda Camilleri’nin filmi, böyle yeni bir sinema kültüründen çıkıp Sundance gibi büyük bir festivalde ödül kazanmış olmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Dahası Oscar için yarışma sürecine girmesiyle sinema sektöründe varlık göstermeye başladığını hissettiriyor.

Prayers For The Stolen – Noche de Fuego / Meksika

Meksika, önceki sekiz adaylığın ardından nihayet 2019’da Alfonso Cuarón’un aile draması Roma ile ilk Oscar ödülünü kazandı ve bu sene Tatiana Huezo’nun yönettiği Prayers For The Stolen filmiyle bu ödüle yeniden kavuşmak istiyor.

Jennifer Clement’in romanından uyarlanan film, ergenliğe giden yolda üç genç kızın gözünden savaştaki bir kasabadaki hayatı gösteriyor. Filmin 74. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünden ödül kazandığının altını çizelim.

Souad / Mısır

 

Mısır, Tunus ve Almanya ortak yapımı olan, Ayten Amin imzalı Souad, Mısır için Oscar yarışında şansını denemeye hazırlanıyor.

Hem Cannes 2020 etiketiyle sonbahardaki film festivallerinde gösterilen hem 71. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümüne konuk olan film, biri sanal dünyada gizli bir hayata sahip olan iki genç kız kardeş arasındaki ilişki etrafında dönüyor.

The Worst Person In The World – Verdens verste menneske / Norveç

Dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nde yapan, ülkemizde ilk kez 4. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşan film, Oslo, 31 Ağustos’ta birlikte çalışan Joachim Trier, Renate Reinsve ve Anders Danielsen Lie üçlüsünü yeniden bir araya getiriyor. Norveç’li auteur Joachim Trier’in “Oslo Üçlemesi”nin son halkası Dünyanın En Kötü İnsanı, 30 yaşına basan Julie’nin varoluşsal kaygılarını ve hayattaki yönünü arayışını anlatıyor. Birlikte olmak istediği kişi ve yapmak istediği iş konusunda kafası karışık olan Julie, hayatına giren kişilerin peşinde, tesadüfler sonucu en beklemediği yönlere savruluyor. Üçlemenin ilk iki filmi, Altın Lale’li Reprise – Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos’a göre çok daha coşkulu ve neşeli bir ruha sahip olan film, Trier’in her zaman çekme hayalini kurduğu bir aşk hikâyesiymiş. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan başrol Renate Reinsve, şahane performansıyla Julie’nin tüm kafa karışıklığını eğlenceli bir yolculuğa dönüştürüyor.

2000 Songs Of Farida / Özbekistan

2000 Songs Of Farida, Türkistan’da bir köyde ailesi ve üç karısıyla birlikte yaşayan Kamil’i ve eve dördüncü bir eşin gelmesiyle onun değişen hayatını konu alıyor. Özbekistan, bu film sayesinde ikinci kez Oscar’da şansını deniyor.

Plaza Catedral / Panama

Panama’nın Oscar’a gönderdiği film şimdiden bir trajedi tarafından kuşatıldı. Filmin başrol oyuncusu Fernando Xavier de Casta, bu yılın başlarında bir çetenin saldırısı sonucunda 15 yaşında öldürüldü.

Film ise 13 yaşındaki oğlunu bir kazada kaybetmenin yasını tutarken, sokakta vurulduktan ve genç Chief (de Casta) ondan yardım istedikten sonra hayatı altüst olan bir kadını anlatıyor.

Apenas el sol – Nothing But The Sun / Paraguay

Arami UllonUn yönettiği Apenas el sol – Nothing But The Sun belgesel kategorisinden Oscar yarışına giriş yapıyor. Mateo Sobode Chiqueno’yu ve Ayoreo halkının hikâyelerini takip eden bu belgesel sizi yepyeni bir dünyanın içerisine sokuyor.

Powerful Chief – Manco Cápac / Peru

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Dünya prömiyerini Lima Film Festivali’nde yapan Henry Vallejo’nun yönettiği Powerful Chief – Manco Cápac, Puno şehrinde hayatta kalmak için sürekli farklı işlerde çalışan evsiz Elisban karakteri hakkında bir drama.

Filmin oyuncu kadrosunda ise Jesús Luque Colque, Gaby Huaywa ve Mario Velasquez gibi isimler yer alıyor.

Leave No Traces – Zeby nie bylo sladów / Polonya

En İyi Uluslararası Film OscarıAkademi tarihinde 26 yıl boyunca aday gösterilmeyen bir dönemin ardından Polonya, 1960’lar ve 70’lerdeki Oscar başarısını son yıllarda yeniden canlandırdı ve 2008’den bu yana beş adaylık elde etti. 2015’te Pawel Pawlikowski’nin Ida filmiyle bir kez ödül kazanan Polonya, bu yılki seçimini şu sıralar devam eden 78. Venedik Film Festivali’nin Ana Yarışma seçkisinde yer alan Jan P. Matuszynski’nin yönettiği Leave No Traces – Zeby nie bylo sladów filminden yana kullanıyor.

Filmin başrollerini Tomasz Zietek, Sandra Korzeniak ve Mateusz Górski yer alıyor. 1980’lerin başında Polonya’da geçen filmde, bir lise öğrencisinin milis güçler tarafından ölümcül şekilde dövülmesi sonucunda ülke sarsılır ve olaya tanık olan tek bir kişi devletin bir numaralı düşmanı hâline gelir. Konusuyla dikkat çeken filmin Oscar adaylığı kazanıp kazanmayacağını hep birlikte göreceğiz.

Bad Luck Banging or Loony Porn – Babardeala cu bucluc sau porno balamuc / Romanya

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Bad Luck Banging or Loony Porn – Babardeala cu bucluc sau porno balamuc, eşiyle seks yaparken bu anları videoya çeken Emi’nin, başarılı bir öğretmenken, çekilen görüntülerin internete düşmesiyle diğer insanların gözünde birdenbire toplumsal ahlak karşısında duran kocaman bir tehdit hâline dönüşmesini anlatıyor. Başlangıcını seks görüntüleriyle yaparak cesur bir hamle yapan film, üç bölüme ayırdığı anlatısı boyunca hem insanların Emi’nin cinsel hayatındaki tercihleri konusunda yaptığı bitmek bilmeyen yorumlarını ve eleştirilerini, hem de yönetmenin kendi ülkesi Romanya’nın iki yüzlü bulduğu politik geçmişindeki çarpıklıkları ortaya seriyor.

Son dönem Rumen sinemasının öne çıkan isimlerinden Radu Jude imzalı film, 71. Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile ayrıldı.

Unclenching The Fists / Rusya

74. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde büyük ödüle layık görülen, Kira Kovalenko’nun yönettiği Unclenching the Fists, Kuzey Osetya’daki eski bir maden kasabasında genç bir kadını merkezine alıyor ve ana karaterimiz reddettiği kadar sevdiği ailenin de boğucu hakimiyetinden kaçmak için mücadele ediyor.

Rusya bugüne kadar 29 kez Oscar’a başvurdu. Nikita Mikhalov’un Burnt By The Sun filmi 1995’te ödülü kazandı. Rusya, son yedi yılın beşinde ise kısa listeye girdi.

Precious is the Night / Singapur

1960’ların Singapur’unda geçen bir cinayet filmi sizleri bekliyor. Bir doktor, kendisini bir aldatma, seks ve yalanlar ağına bulaşmış halde buluyor ve olaylar gelişiyor.

Wayne Peng’in sinemaya adım attığı bu ilk film, Singapur’un 15. kez Oscar’da şansını deneyeceği yapım olacak.

Oasis – Oaza / Sırbistan

En İyi Uluslararası Film Oscarı

27 kez Oscar yarışında yer almaya çalışan ancak bu konuda başarısız bir grafik sergileyen Sırbistan, bu sefer Ivan Ikic’in yönetmenliğini üstlendiği Oasis filmiyle şeytanın bacağını kırmayı hedefliyor.

Filmde zihinsel engelliler için hizmet veren bir kurumda yer Maria, ilk geldiğinde kurumdaki Dragana ile hızlı bir şekilde arkadaş olur. Bir süre sonra ikisinin de içine kapanık Robert’a aşık olduğu ortaya çıkınca ilişkileri altüst olur.

Sanremo / Slovenya

Miroslav Mandic’in yönettiği Sanremo, bir şarkının tetiklediği kırık anıların yeşerttiği bir aşk hikâyesini konu alıyor. Sandi Pavlin ve Silva Cusin’in başrollerinde yer aldığı film, kamerasını aynı huzurevinde yaşayan Bruno ve Duša’ya çeviriyor.

Bruno, sevdiği kadın Duša ile aynı huzurevinde yaşıyor. Ona olan sevgisi hala güçlü ama hafızası zayıf. Ne zaman ayrılsalar, Bruno’nun onunla olan kısmına dair anıları siliniyor ve tekrar karşılaştıklarında sanki ilk kez karşılaşmış gibi olurlar. Bir gün Bruno yalnız kaldığında geçmişi yeniden ortaya çıkar ve eski hayatına, aslında artık etrafta olmayan evine, karısına ve köpeğine geri dönmek ister.

107 Mothers / Slovakya

En İyi Uluslararası Film Oscarı

78. Venedik Film Festivali’nin Orizzonti bölümünden En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan Péter Kerekes’in yönettiği, Kerekes’in senaryosunu Ivan Ostrochovsky ile kaleme aldığı 107 Mothers, adından anlaşıldığı üzere Ukrayna’daki Odesa hapishanesindeki 107 annenin gerçek hayat hikâyelerini beyazperdeye aktarıyor.

Slovakya’nın daha önce hiçbir adaylığı veya 24 başvurudan galibiyeti olmadığını belirtelim.

The Gravedigger’s Wife / Somali

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Somali, ilk kez Oscar’da yarışmak üzere bir film gönderiyor. Somali’nin aday adayı olarak gösterdiği film ise Finlandiya asıllı Somalili yönetmen Khadar Ayderus Ahmed’in yönettiği The Gravedigger’s Wife filmi. Film, bu yıl Cannes’ın Eleştirmenlerin Haftası bölümünde gösterildi.

Yasmin Warsame ve Omar Abdi’nin başrollerinde yer aldığı film, eşinin umutsuzca ihtiyaç duyduğu böbrek nakli için parayı toplama arayışında olan bir mezar kazıcısının hikâyesini konu alıyor.

Had Al Tar – The Tambour Of Retribution / Suudi Arabistan

Suudi Arabistan’ın Oscar’da yarışması için gönderdiği Had Al Tar – The Tambour Of Retribution filmi, bir kılıç ustasının oğlunun bir düğün şarkıcısının kızına aşık olduğu fakir bir mahallede geçen bir romantizm hikâyesini konu ediniyor.

Yönetmen Abdulaziz Alshlahei ikinci uzun metraj filmiyle adını geniş kitlelere duyuruyor.

Blanco en blanco – White On White / Şili

Şili sinemasının yeni nesil yönetmenlerinden Théo Court’un yönettiği, başrolünde usta oyuncu Alfredo Castro‘nun oynadığı, 2019 Venedik Film Festivali’den üç ödülle dönen Blanco en blanco – White On White seyirciyi, 20. yüzyılın başlarında Tierra del Fuego Adaları’na, burada zamanında yaşanılan soykırıma götürüyor.

Castro’nun hayat verdiği düğün fotoğrafçısı Pedro’nun iş için bölgeye gelmesiyle açılan anlatı, kişisel bir hikâyenin Güney Amerika tarihinin kanlı sayfalarından birine doğru açılmasıyla genişliyor ve bu sayede çok katmanlı hâle geliyor.

The Medium / Tayland

Oscar’da 28. kez şansını deneyen Tayland, bu yıl şansını korku filmi olan The Medium’dan yana kullanıyor.

2008 yılında Hollywood’a uyarlanan 2004 yapımı Shutter filmini çeken Banjong Pisanthanakun’un yönettiği The Medium, bir şaman ve bir aileye musallat olan kötü bir Tanrıça’yı konu ediniyor.

Pu Bu – The Falls / Tayvan

Bu yıl hem Toronto hem de Venedik gibi iki önemli festivalde gösterilen The Falls filmi, A Sun filmiyle tanınan Mong-Hong Chung’un yönettiği film, bir sınıf arkadaşının Covid-19 testi pozitif çıktığı zaman evde karantinaya giren Xiao Jing ve annesi Pin-Wen’in bu süreçte yaşadıklarını konu alıyor.

Çok iyi bir anne-kız ilişkisi olmayan ikilinin arası bu süreçte daha da gerginleşir. Birkaç garip olaydan sonra, Pin-Wen hastaneye kaldırılır ve psikotik bir bozukluk teşhisi konur. Ancak o zaman Xiao Jing annesinin gerçekten hasta olduğunu fark eder. Hastalıkla, işsizlikle ve aile borçlarıyla karşı karşıya kaldıklarında, gelecekleri üzerinde bir güçlükler bulutu belirir.

Golden Butterfly / Tunus

Abdelhamid Bouchnak, yönetmenliğini üstlendiği 2018 yapımı Dachra filminin 75. Venedik Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümünde kapanış filmini olarak gösterdi. Şimdi de yeni filmi Golden Butterfly ile Oscar yarışına Tunus’ta giriş yapıyor.

Tunus, Kaouther Ben Hania’nın The Man Who Sold His Skin filmiyle 2021 ödüllerinde ilk kez uluslararası Oscar adaylığını toplam sekiz başvuru arasından elde ettiğini belirtmeden geçmeyelim.

Bağlılık Hasan – Commitment Hasan / Türkiye

Dünya prömiyerini bu yıl Cannes’da yapan, Semih Kaplanoğlu’nun son filmi Bağlılık Hasan, Türkiye’nin bu seneki Oscar aday adayı filmi oldu.

Umut Karadağ, Filiz Bozok ve Mahir Günşiray’ın rol aldığı, Bağlılık Üçlemisinin ikinci filmi Bağlılık Hasan, geçimini babadan kalma meyve bahçesi ve domates tarlasıyla sağlayan Hasan’ın hikâyesini anlatıyor.

Bad Roads – Plokhiye dorogi / Ukrayna

En İyi Uluslararası Film OscarıGeçtiğimiz yıl 77. Venedik Film Festivali’nin Eleştirmenlerin Haftası bölümünde yer alan Bad Roads – Plokhiye dorogi, yönetmen Nataliia Vorozhbyt’nin 2017’de Londra’daki Royal Court’ta sahnelenen aynı isimli oyunundan sinemaya uyarlandı.

Film, Rusya’nın Kırım’ı ilhakını bir olaylar panoraması üzerinden ele alıyor ve dört kısa hikâyeyi aynı pota içerisinde eriterek tek bir filmde birleştiriyor.

La Teoría de los Vidrios Rotos – The Broken Glass Theory / Uruguay

Uruguay’ın Oscar’daki 20 girişimi şu ana kadar ne galibiyet ne de adaylık getirdi. Diego Fernandez’in yönettiği bu filmde uzak bir şehirde araba sigortası yapan bir şirkette yönetici olan birini görüyoruz. Ana karakterimiz arka arkaya birkaç arabanın kaza durumlarına şahit olduğunda işlerin göründüğü gibi olmadığını keşfeder.

Amira / Ürdün

Bu yıl Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapan Amira filminin yönetmen koltuğunda şu sıralar Marvel’ın Disney+ dizisi Moon Knight’ın yönetmeni olarak adından söz ettiren Mohamed Diab oturuyor.

Filmde Filistinli bir kızın dünyası, büyüdüğü ve idolleştirdiği adamın gerçek babası olmadığını öğrenince altüst olur.

Un destello interior – The Inner Glow / Venezuela

Ciddi bir hastalıktan mustarip olup küçük kızını bakma sorumluluğuyla karşı karşıya kalan genç bir kadını mercek altına alan film, Andrés Eduardo Rodríguez ve Luis Alejandro Rodríguez ikilisinin imzasını taşıyor ve filmin başrollerinde Violeta Alemán, Valeria Castillo ve Francisco Díaz yer alıyor.

Digger / Yunanistan

En İyi Uluslararası Film Oscarı

Bir baba-oğul ilişkisi üzerinden hikâyesini şekillendiren, Georgis Grigorakis’in yönettiği Digger, En İyi Uluslararası Film Oscarı için Yunanistan’ın bu yılki aday adayı oldu. Yunanistan, Oscar’da hiçbir zaman ödül kazanamadı ancak Yorgos Lanthimos’un Dogtooth filmi dâhil olmak üzere beş kere kısa listeye kaldı.

Kaynak: Screen Daily

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information