Avrupa’da yer alan 37 ülkede film tanıtımı konusunda çalışan enstitüleri bir araya getirerek bir iletişim ağı oluşturan ve Avrupa Birliği’nin Yaratıcı Avrupa Medya Programı’yla desteklenen European Film Promotion (EFP), 2021 yılının European Shooting Stars (Avrupalı Yükselen Yıldızlar) programına seçilen 10 ismi açıkladı. Program kapsamında bu yıl, açıklanan 10 isim uluslararası basına, topluma ve film endüstrisine pandemi koşulları sebebiyle ilk kez çevrimiçi olarak üç günlük bir süre içerisinde tanıtıldı. 71. Berlin Film Festivali‘nden bir hafta önce gerçekleştirilen etkinliklerde yer alan isimlerden biri de, 2019 yılında Toronto Uluslararası Film Festivali’nden İzleyici Ödülü ile dönen Systemcrasher’da Michael Haller karakterini, 2020 yılında ise Berlin Alexanderplatz filminde Reinhold’u canlandıran Albrecht Schuch oldu.

Albercht Schuch’a bu senenin European Shooting Stars’larından biri olmanın nasıl bir his olduğu sorulduğunda oyuncu, bunun kendisi için çok büyük bir onur olduğunu söyleyerek cevap verdi. Schuch sözlerine, “Gururlanmanın farklı boyutlarını yaşıyorum. Şu anda hissettiğimden daha fazla gururlanmak mümkün mü bilmiyorum. Burada bu kadar sıcak kalpli ilham verici insanla birlikte bulunmak harika. Bu yıl içinde bulunduğumuzdan dolayı çevrimiçi olarak burada bulunsak da bu insanların sıcaklığını hissedebiliyorum.” diyerek devam etti. Programda yer alan bütün isimlerin filmlerini izlemek için vaktinin olmadığından yakınan oyuncu, “Filmleri çevrimiçi olarak izlemek mümkün ancak ben şu anda çalışıyorum. Fakat bütün filmleri izleyebilmek, programa dahil olan tüm isimlerle fiziksel bir ortamda buluşabilmek için sabırsızlanıyorum. Çünkü ilk defa bu kadar fazla sayıda insana internet üzerinden ulaşıyorum. Şikayet ediyor gibi olmak istemiyorum ama iki ışığın ve bilgisayar ekranının önünde oturmak zorunda kaldığım bu duruma hiçbir zaman alışmak istemiyorum. Algılarım işim dolayısıyla çok açık.” dedi.

“Şikayet ediyor gibi olmak istemiyorum ama iki ışığın ve bilgisayar ekranının önünde oturmak zorunda kaldığım bu duruma hiçbir zaman alışmak istemiyorum. “

Berlin Film Festivali’ne iki yıl üst üste farklı yapımlarla katılan oyuncuya aynı zamanda karakterlerine hazırlık süreciyle de ilgili bir soru soruldu. Schuch bu soruya cevap vermeye, Nora Fingscheidt’in yönettiği Systemcrasher’da canlandırdığı Micha karakteri için yaptığı hazırlık süreciyle ilgili konuşarak başladı. Fingscheidt’in belgesel filmi geçmişi olan bir yönetmen olduğundan, filmden önce bir belgesel filmi çektiğinden ve Systemcrasher’da da farklı geçmişlere sahip çeşitli insanlarla tanışan yönetmenin bu yönünü bir şekilde hissettirdiğinden bahsetti. Henüz belgesel türünde bir yapımda yer alma şansı olmasa da belgesel filmlerine kendisinin de büyük ilgi duyduğunu söyleyen Schuch sözlerine, “Micha ile olabildiğince yakın bir bağ kurup, karakterde kendime yakın bir ton yakalamaya çalıştım. Kendi deneyimlerimden yararlanmaya çalıştım, özellikle anaokulunda çalışırken geçirdiğim zaman Helena ile birlikte çalışırken bana çok yardımcı oldu. Micha’yı her zaman ağır, herkesi kabul eden bir ağaç gibi hayal ettim.” diyerek devam etti.

Fingscheidt’in proje üzerinde filmin çekimlerine başlamadan önce beş yıl kadar çalıştığından bahseden Schuch, yönetmenin kendisine projeye dahil olduğunda yapması gerekenleri, tanışması gereken kişileri bir araya toparladığı bir paket sunduğunu söyledi ve normalde bütün bunları kendisinin toplamaya çalıştığını, bu yüzden bunun kendisi için çok büyük bir hediye olduğunu söyledi. “Örneğin yönetmenin karaktere hazırlanırken kullanmam için sunduğu bu pakette, saldırganlık yönetimi eğitmeni ve hayatta kalma eğitmeni vardı. Saldırganlığın karşısında durabilmek, yatıştırabilmek için eğitim aldım, eğitmen hastalarıyla birlikte bizleri kurgusal geçmişler vererek farklı durumlara soktu.” sözleriyle hazırlık sürecinden bahseden oyuncu, hayatta kalma koçu ile de iki gün boyunca ormanda kaldıklarını anlattı. Bu deneyimin kendisi için harika olduğunu söyleyen oyuncu, “Din konusundaki tercihlerimi sorsanız, doğanın kilisem olduğunu söylerim. Hayatta kalma koçumda da Micha’yı canlandırırken kullanabileceğim şeyler vardı çünkü askeri bir geçmişten geliyordu ve olağan dışı birçok olay yaşamıştı.” dedi. Bütün bu küçük anların bir oyuncu olarak yapmaktan en fazla zevk aldığı şeye yani materyallerini gerçek hayattan toplamaya yardımcı olduğunu söyleyen oyuncu sözlerine “Benim için hayattaki en keyifli şey küçük detayları toplayabilmek ve topladıktan sonra karıştırmaktır.” diyerek devam etti.

“Micha karakterine hazırlanırken saldırganlık yönetimi eğitimi aldım.”

Aynı soruya, Berlin Alexanderplatz’da canlandırdığı Reinhold karakteri için gerçekleştirdiği hazırlık sürecinden bahsederek yanıt vermeye devam eden oyuncu, Reinhold için yaptıklarının Micha karakteri için hazırlanırken yaptıklarının tam tersi yönde olduğunu söyledi. Normalde karakteri tanımaya duygularından başladığını söyleyen Schuch, Reinhold karakterinde bunu yapmadığını çünkü Burhan Qurbani’nin Berlin Alexanderplatz için yazdığı senaryonun belgesel havasını ayakta tutan Systemcrasher’a göre daha tiyatral, abartılı ve sanatsal alanını daha geniş tutan bir tavrı olduğundan bahsetti. Sözlerine, “İçimden bir tiyatro oyununun yükseldiğini, karakterin daha dışavurumsal bir performansa ihtiyacının olduğunu hissettim. Aklıma ilk gelen şey Richard III isimli tiyatro oyunu ve daha sonra da kostümleri, farklı davranışları ve sahip olduğu abartı ile David Bowie oldu.” ifadelerini kullanan oyuncu, çekimler esnasında oyuncuların her zaman karakterleriyle bir tür bağ kurmaya çabaladığını ve Reinhold’un ruhsal sağlığını anlayabilmek için bir psikologla buluşmaya karar verdiğini söyledi.

Schuch, “Reinhold’u canlandırdığım her çekimden sonra kendime geri dönebilmek için 4-5 dakikaya ihtiyaç duydum. Bu geçişlerde nefes ve yoga egzersizleri yaptım.” ifadelerini kullanırken bu bağlamda yönetmenin Helena ve Benni karakterleri arasındaki kişisel ayrımın oldukça farkında olmasından dolayı Helena Zengel ile birlikte çalışırken yaşadıkları tecrübenin çok daha ferahlatıcı olduğundan bahsetti. Fingscheidt’ın Helena Zengel’e sürekli Benni karakteriyle arasında var olan farkları gösterdiğini anlatan oyuncu, bunun bazen unutulsa da çok önemli olduğunu söyledi. Karakterin derinliklerine inebilmenin çok önemli olduğunu söyleyen Schuch, oyunculuk okullarında bile öğretilmeyen rolden çıkabilme yeteneğinin de bir o kadar önemli olduğunu belirtti. Oyuncu, “Çamurun derinlerine ineceğinizi insanlardan öğrenebilirsiniz fakat nasıl geri çıkacağınızı söyleyen çok az insan olur. Nora ve Helena arasındaki iletişimi izlemek çok öğreticiydi. Nora her zaman karakter ve Helena arasındaki ayrımı çok iyi yaptı, günlükler tutup beraber sohbetler ettiler. Dışarıda hala başka bir dünyanın olduğunu hatırlaması için Helena’yı emekli bir öğretmenle derslere soktu.” sözlerini kullanarak bir oyuncu olarak rolden çıkabilmenin önemini ve Nora Fingscheidt ile Helena Zengel’in çalışma sürecini anlattı.

““Reinhold’u canlandırdığım her çekimden sonra kendime geri dönebilmek için 4-5 dakikaya ihtiyaç duydum.”

Basın toplantısında biz de oyuncuya şu anda çalıştığı projeler hakkında bir soru yönelttik. Albert Schuch, bu soruya şu anda çalıştığı proje için Prag’da olduğunu, bir dönem filminde yer aldığını ve filmin 2014 yılında Jack isimli filmi ile Berlin Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde yer alan, Benedict Cumberbatch’le birlikte Patrick Melrose dizisini yapan Edward Berger tarafından yönetileceğini söyleyerek cevap verdi. Aynı zamanda oyuncu, çekimlerine 9 Mart’ta başlanacak bu filmin hikâyesinin Erich Maria Remarque’ın All Quite on The Western Front isimli romanından uyarlanacağını söyledi.

Deşifre: Arzum Tügen

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information