İlk uzun metrajlısı Cennetten Kovulmak 50. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ödülüne layık görülen Ferit Karahan, bu yıl yeni filmi Okul Tıraşı ile Berlin Film Festivali’ne konuk oldu. Dünya prömiyerini 71. Berlin Film Festivali’nin Panaroma bölümünde yapan film, bu bölümde verilen tek ödül olan FIPRESCI Ödülü’ne layık görüldü. Karahan, Berlin Film Festivali kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportajda, festivalden ödülle dönen Okul Tıraşı filmine dair sorularımızı cevapladı.

Doğu Anadolu’da bir yatılı ilköğretim bölge okulunda geçen Okul Tıraşı, on bir yaşındaki Mehmet’in hastalanması ve sonrasında oda arkadaşı Yusuf’un onu iyileştirmek için okuldaki bürokrasi kademelerini bir bir devreye sokmaya çalışmasını anlatıyor. Ferit Karahan’ın senaryosunu Gülistan Acet ile birlikte kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda Ekin Koç, Melih Selçuk, Cansu Fırıncı, Mahir İpek gibi isimler yer alıyor.

Erhan Tan: Doğu Anadolu’da bir yatılı okulda yaşananlar üzerinden çok daha geniş ölçekte bürokrasiyi, asimilasyonu ve otoriter sistemleri irdeleyen bir film çekme fikri nasıl çıktı ortaya?

Ferit Karahan: 2009’da yatılı okulda geçen bir hikâye yazıp Kültür Bakanlığının senaryo desteğini almıştım. Sonrasında 2014’te Gülistan Acet ile yatılı okul üzerine çalışmaya başladık. Bir türlü istediğim yere gitmiyordu hikâye ve ben de çalışmayı bıraktım; fakat 2015’te Gülistan başka bir versiyon yazdı. O zamana kadarki en iyi versiyondu; ama yine tam olarak içimize sinmiyordu. Bir akşam yemek yaparken Gülistan ile korkudan kaynaklı gelişen yalanın nasıl bir direniş biçimine dönüştüğünden ve bunu filme nasıl yedireceğimizden bahsederken neredeyse bütün sahneler ortaya çıktı. Sonra oturup yedi günde senaryoyu bitirdik.

Erhan Tan: Cennetten Kovulmak’ın çıktığı dönemde verdiğiniz bir demeçte pek çok senaryo yazdığınızı, bunların bir kısmını yırtıp attığınızı söylemiştiniz. Okul Tıraşı’nın bu aşamayı geçip hayata geçirdiğiniz filmlerden biri olmasını sağlayan ne oldu? Proje ilk olarak 2009 yılında ortaya çıkıyor anladığım kadarıyla, sonra uzun süre rafa kaldırıp 2014 yılında yeniden ziyaret ediyorsunuz ama yine yolculuğu yarıda kalıyor. Yıllar sonra bu projeye dönmenizin özel bir sebebi var mı?

Ferit Karahan: Zaman, yeterince bekleyen bir hikâyeyi değiştirip dönüştürüyor hâliyle. Bugün kötü bir fikir olarak gördüğümüz ve kullanmadığımız bir sahne ya da diyalog, başka yerde karşımıza çıkar. Her şeyle ilgili bir film yapabiliriz. Sinema her şeyi kendi içinde eriten bir potadır. Ne anlatıldığından çok nasıl anlattığı her zaman daha önemli oluyor. Sanırım zaman içinde yatılı okulu nasıl anlatacağımı keşfettim. Baktığınızda Okul Tıraşı, hastalanan arkadaşını hastaneye götürmeye çalışan bir çocuğun, bir günde ve bir mekânda geçen öyküsü sadece. Çok basit ve yalın.

Erhan Tan: 2009 yılında ortaya çıkan ilk versiyona baktığınızda hikâyeye yaklaşımınızın değiştiğini düşünüyor musunuz? Değiştiyse, bu değişim ne yönde oldu?

Ferit Karahan: 2009’da bütün öğretmenleri kötü, öğrencileri de masum göstermek gibi bir yaklaşım içerisindeydim. Zamanla çocukların sanıldığı kadar masum, öğretmenlerin de pür kötü olmadıklarını anladım. Sorun eğitim ve yaşam biçimimizdeydi ve bu versiyonda onu yansıtmaya çalıştık.

Erhan Tan: Filmdeki bazı detaylar -donan revir kapısı gibi- bana filmin yaratım sürecinde kişisel deneyimlerin de pay sahibi olduğunu düşündürdü. Okul Tıraşı’nın hikâyesine kaynaklık eden kişisel bir deneyim söz konusu mu gerçekten, yoksa daha uzaktan bir gözlem mi bu detayları ortaya çıkaran?

Ferit Karahan: Uzun bir süre kaynak araştırdık fakat bulduğumuz şeyler, genelde sorunlu metinlerdi. Yatılı okulda okuyanların nefreti, bürokrasinin eğitimi armağan olarak gören anlayışı dışında bir şey bulduğumu söyleyemem. Bu yüzden yeni bir bakış geliştirmek gerekiyordu. Altı yıl yatılı okulda okumanın büyük bir katkısı var tabii. Hâlâ okuldan kalan iyi-kötü alışkanlıklarım sürüyor. Her ne kadar kendi çocukluğum hakkında bir belgesel yapmaya çalışmasam da -çünkü bu film tamamen kurmaca- yine de benim için çok zor oldu oraya geri dönmek ve aynı atmosferi yaşamak. Biz senaryodan önce karakter çalışırız. Bunun filmi katmanlı bir anlatıya dönüştürmesinde büyük katkısı var. Bütün karakterleri çalışmak; öğretmenlerin, öğrencilerin ve hizmetlilerin birbirine benzemesini de ortadan kaldırdı.

Erhan Tan: Berlinale’de verdiğiniz röportajda Okul Tıraşı’nın korku hakkında bir film olduğunu söylediniz. Bu tanımlamayı biraz daha açabilir misiniz? Neye dair bir korku bu?

Ferit Karahan: Bütün baskıcı sistemlerde -bir ev ya da devlet fark etmez- korku, bütün yaşamı şekillendirir. Korkunun olduğu durumlarda ondan kaçmak için bazı yollara başvurulur. Yalan söylemek de bunun büyük bir parçası… Başlangıçta küçük gibi görünen bir sorun, korkudan kaynaklı yalanın kar topu gibi büyümesiyle faciaya neden olabilir. Korku atmosferinde oluşan bütün ilişkiler mekânsal ve geçicidir. Herkesin sırları oluşur. Zamanla bu sırlar büyürken, örtmek için daha fazla yalan söylemek zorunda kalınır ve ortaya asla güven duyulamayan, zamana ve mekâna göre renk değiştiren, sadece kendi çıkarını düşünen bireyler çıkar.

Erhan Tan: Büyük ölçüde çocuklardan oluşan bir oyuncu kadrosu ile çalışmak nasıl bir deneyimdi sizin için?

Ferit Karahan: Genel olarak sinemada oyunculuk deneyimi olmayan insanlar dizi ve popüler sinemadan çok etkileniyorlar. Yeni bir biçim bulmak için onların oradan çıkmalarına yardım etmek gerekiyor.

Filmin ilk günü, çocuklara karşı ciddi bir tavır geliştirip, diğer insanlara nasıl davranıyorsam onlara da öyle davranmaya özen gösterdim. Bir noktada bir iletişim biçimi oluşur ve film, doğru yöne ilerler, tabi eğer cast doğruysa… Benim avantajım bu çocukları gerçekten iyi tanıyor olmam. Çünkü hepsi benim zaten geçtiğim yollardan geçiyorlardı ve içinde bulundukları duygu durumlarını hemen anlıyordum. Nerede yumuşamam ve nerede daha sert davranmam gerektiğini hissediyordum. Biraz da onların zekâlarına güvenmek gerektiğini söyleyebilirim. Çocuklar da karakter sahibiler ve fikirlerinin önemsendiğini, görünür olduklarını bildikleri vakit söylenen her şeyi anlayıp sana fazlasıyla geri verebiliyorlar.

Erhan Tan: Filminizin prömiyerini Berlin Film Festivali gibi prestijli bir festivalde yapmak nasıl bir deneyim sizin için?

Ferit Karahan: Berlin film festivali büyük bir festival ve filminizi dünya ile paylaşma imkânı sağlıyor; ama henüz bu durumu bir deneyime dönüştürme fırsatımız olmadı. Muhtemelen haziran ayında izleyici ile buluşacak. O yüzden mutlu; ama çoğunla buruk hissediyorum. Pandemiden kaynaklı şu anda sınırlı bir paylaşım oluşuyor hâliyle.

Erhan Tan: Bu yıl pandemi nedeniyle festivalin ilk ayağının online olarak gerçekleşmesi, Okul Tıraşı’nın ilk gösteriminin de beyazperdede değil, online platformda olması anlamına geliyor. Bu durumun filmin izleyici üzerinde bıraktığı intibayı etkilediğini düşünüyor musunuz? Yoksa bir film gösterildiği platformdan bağımsız olarak izleyici üzerinde aynı etkiyi yaratabilir mi sizce?

Ferit Karahan: Sinemada film izlemek ile evde ekran başında izlemek arasında çok büyük fark var. Asla aynı hissi oluşturamıyoruz. Sinema, bir büyü gerçekten.

Erhan Tan: Gösterim şeklinden söz etmişken, filmin görsel tasarımına da değinmek istiyorum. Filmde 4:3 aspect ratio tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?

Ferit Karahan: Birkaç nedeni var. İlki, ana karaktere yakın olmak istedim. Onunla birlikte keşif yapmak hikâyeyi daha canlı, protest ve agresif kılıyordu. İkincisi, film tek bir mekânda ve günde geçiyordu. Bu yüzden de klostrofobik atmosfere katkı sunuyordu. Sonuncusu ise, sistemin dar bakışını yansıtmanın yolu oldu benim için.

Erhan Tan: Bir önceki filminizle Okul Tıraşı arasında üç yıl var ama bir sonraki filminiz için bu kadar uzun süre beklememiz gerekmeyecek sanırım. Siyah Atların Ölümü adında çekimlerini tamamladığınız bir filminiz var. Son derece de dikkat çekici bir konusu var. Bu filmden kısaca söz edebilir misiniz? Ve tabii ne zaman izleyici ile buluşacağı belli mi?

Ferit Karahan: Henüz kurgu aşamasındayım. Ne kadar süreceğini bilmiyorum. Film, 20. yüzyılın başında geçen bir yol hikâyesi.

Erhan Tan: Siyah Atların Ölümü’nün yanı sıra bir de distopya yazdığınızı söylediniz Berlinale’de. Bir sonraki projeniz bu distopya mı olacak?

Ferit Karahan: Siyah Atların Ölümü’nden sonra bu filmi çekmek istiyorum. Senaryosunu yeni bitirdim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information