“Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler. Ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak. Yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış damdan.”

Fyodor Dostoyevsky ile sinemanın uzun bir geçmişi var. Rus yazar Dostoyevsky’nin onu eşsiz kılan eserlerinin beyazperdeye yansımalarını pek çok sinema filminde görebiliyoruz. Zengin karakter analizleri, karmaşık ilişkiler ve duygular… Dostoyevsky’nin kaleme aldığı kitapların doğrudan sinemaya uyarlamaları ve onların yanı sıra esin kaynağı olduğu filmler… Dostoyevsky kitaplarında genelde karanlık ve şeytani bir dünya çizer bize, bu dünyada “iyi insan” bir aptala dönüşür ve farkında olmadan toplumdaki karşıtlıkların açığa çıkmasına sebebiyet verir; ancak fakat yok edilmekten kurtulamaz. Kendi dünyasında çizdiği karanlık ögeler ve yarattığı kasvetli atmosfer; beyazperdeye de benzer şekilde yansır. Jean-Luc Godard’dan Zeki Demirkubuz’a birçok başarılı yönetmeni kamera arkasında gördüğümüz; Fyodor Dostoyevsky kaleminden çıkmış eserlerden beyazperdeye uyarlanan 11 filmi derledik.

Fyodor Dostoyevsky Kitaplarından Beyazperdeye Uyarlanan 11 Film

 Beyaz Geceler – Le Notti Bianche (1957)

le-notti-bianche-filmloverss

Kasvetli ve uzun bir gecede bir kadınla bir erkek küçük bir köprünün üzerinde karşılaşırlar. Çekingen ve yalnız bir memur olan Mario yeni geldiği bu şehirde aylak aylak dolaşmaktadır. Natalia ise bir yıl önce ayrıldığı sevgilisi  ile o gece köprüde buluşmayı ummaktadır. Her iki yalnız insan da birbirlerine ilgi duymaya başlarlar. Beklenen sevgili o gece gelmez. İki yalnız insan üç gece daha buluşurlar. Bu buluşmalarda Natalia Mario’ya hayatını anlatır, gençliğinin nasıl boşa harcandığından bahseder, kiracıları olan adama nasıl âşık olduğunu anlatır. Âşık olduğu bu adam bir denizcidir ve bir yolculuğa çıkıp bir yıl sonra döneceğine söz vermiştir. Söz verdiği saatte köprüye gelmeyen denizcinin bir otelde kalıyor olabileceğini düşünen Natalia, Mario’dan ona bir mektup götürmesini ister. Mario ise mektubu yırtıp atar ve sonraki buluşmalarında da Natalia’yı denizcinin dönmeyeceğine ikna etmeye çalışır. Ancak dördüncü gece beklenen gizemli yabancı ortaya çıkar. 19.yy Rus edebiyatçı Fyodor Dostoyevski’nin 1848’de yazdığı aynı adlı kısa öyküsünden senaryosunu Suso Cecchi d’Amico’nun uyarlayıp yazdığı filmi İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımının öncülerinden Luchino Visconti yönetmiştir. Visconti’nin kaynak aldığı öyküye son derece sadık kaldığını söyleyebileceğimiz bu uyarlamada, öykünün kırılgan ruh hâlini yansıtmada kusursuz bir iş çıkarttığını söyleyebiliriz.

Karamazov Kardeşler – The Brothers Karamazov (1958)

the-brothers-karamazov-filmloverss

Film, Rus yazar Dostoyevski’nin 1880 yılında bitirdiği, son ve zirve romanı olan Karamazov Kardeşler, 1958 yılında yönetmen Richard Brooks tarafından beyazperdeye uyarlandı. Baba Karamazov’u Lee J. Cobb, oğullarını da Yul Brynner, William Shatner, Richard Basehart ve Albert Salmi’nin canlandırdığı filmin kadın oyuncuları ise Maria Schell, Claire Bloom ve Judith Evelyn’dir. Üç çocuğu olan bir baba ölür, sonra kardeşler arasında bir mücadele başlar. İyi ile kötünün anlamı, ahlak, din, hayatın anlamı vb. tartışılan, ilgiyle izlenen epik bir bir Fyodor Dostoyevsky uyarlaması.

Yankesici – Pickpocket (1959)

pickpocket-filmloverss

Robert Bresson’un yazdığı yönettiği Pickpocket, Dostoyevsy’nin Suç ve Ceza’dan uyarlandı. Michel zeki, çalışmayı pek sevmeyen ve içindeki bazı dürtüleri harekete geçiren soğukkanlı bir insandır. Bu yüzden yankesicilik yapar. İlk başlarda tek başına yaparken daha sonradan başka yankesicilerle beraber organize olarak işi devam ettirir. Michel’in iş güç sahibi olan arkadaşı ona bazı iş teklifleri götürse de o bunlara riayet etmez. Zira insanların değişmesi çok zordur. Suç işledikçe arkası gelir, peki nereye kadar? Büyük usta Bresson, filmde Dostoyevsky’nin en bilinen romanlarından birini, kendi üslubuyla yeniden şekillendirerek son derece başarılı bir film çıkarır ortaya.

Çinli Kız – La Chinoise (1967)

la-chinoise-filmloverss

La Chinoise, Fyodor Dostoyevsky’nin 1872’de yayımladığı kitabı Cinler’in bir hayli serbest bir uyarlamasıdır. Fransız sinemasınıni ve sinema tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Jean-Luc Godard’ın yönettiği filmde,  br grup üniversite öğencisi yaz aylarında Mao’nun politik ve kültürel devrimi üzerine çalışmaya başlarlar. Kendilerinin ve Fransa’nın durduğu noktayı tahlil etmek için yapılan bu araştırmada, sanat, kültür, kadının toplumdaki yeri sorgulanmaya başlanır. Grubun geldiği nokta, şiddetin kullanıldığı bir devrim projesidir.

Godard bu filmle ilgili şunları söyler: “Bugün bir parodi gibi görünüyor; ama o zamanlar gerçekten öyleydi. Çok fazla ciddi ve biraz da çabuk yan çiziyorlardı. Bu film benim için aynı zamanda bir belgeseldir. Her şeyi olduğu gibi veriyordu.” 

Suç ve Ceza – Prestuplenie i nakazanie (1970)

crime-and-punishment-filmloverss

Sovyet sinemasının başarılı yönetmenlerinden Lev Kulidzhanov, Fyodor Dostoyevsky’nin aynı adlı romanını 1970 fılında beyazperdeye uyarlamıştır. Raskolnikov, üniversiteden yeni mezun olan ve yoksullukla boğuşan bir gençtir. Kaldığı odanın birikmiş kirasını bile ödeyemezken annesi ve kız kardeşi bulunduğu şehre kendisini görmeye gelirler. Kız kardeşi Antonia’nın sırf ağabeyine yardım etmek için paralı bir adam olan Lushin’le nişanlanmış olması sinirleri zaten bozuk olan Raskolnikov’u iyice kızdırır. Suç bilimiyle uğraşan ve bu konuda yayınlanmış bir makalesi de bulunan Raskolnikov, hem içinde bulunduğu durumdan kurtulmak hem de amaca giden yolda önüne çıkan engelleri kaldırabilen “olağanüstü” insanlardan biri olduğunu kendine ispatlayabilmek için bir kan emici, bir böcek olarak gördüğü yaşlı bir tefeci kadını öldürmeye karar verir. Birçoğumuzun konusuna aşina olduğu romanın bu beyazperde uyarlaması, kaynaklar aldığı metne oldukça sadıktır.

La vengeance d’une femme (1990)

a-woman-s-revenge-filmloverss

Aynı erkeğe aşık iki kadının öyküsünün anlatıldığı filmde, kocasının ölümü üzerine O’nun metresini tanımaya karar veren Cecile ve Cecile’in aklında bambaşka bir güdüyle kendisine yaklaştığına inanan Suzy’nin yaşadıkları, filmin genel çizgisini oluşturuyor. İlhamını Fyodor Dostoyevsky’nin Ebedi Koca eserinden alan, Jacques Doillon tarafından yönetilen yapımda, Blue filmiyle tüm dünyada üne kavuşan Béatrice Dalle ile etkileyici performanslarıyla hafızalara kazınan Fransız aktris Isabelle Huppert başrollerde yer alıyor.

Nina  (2004)

nina-filmloverss

Film, yoksul bir genç kız olan Nina’nın, bugünün acımasız toplumunda yaşadığı zorlukların hikâyesini anlatır. Nina, kiralık bir odada yaşamaktadır. Eulalia adındaki ev sahibi, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı romanında Raskolnikov tarafından öldürülen yaşlı kadının iyice elden ayaktan düşmüş reenkarnasyonudur. Eulalia, her dakika Nina ile alay eder, uygunsuzluklarını dile getirir, annesinin gönderdiği paraya el koyar, buzdolabını kilitleyerek fazla yemek yemesine engel olur hatta yiyeceklerin üzerine adını yazarak gücünü anlatmaya çalışır. Nina tüm bunlarla mücadele etmek zorundadır. Nina’nın yönetmen koltuğunda Brezilyalı yönetmen Heitor Dhalia oturuyor.

İki Âşık – Two Lovers (2008)

two-lovers-filmloverss

Brooklyn’de geçen filmde Leonard genetik problemler sebebiyle iptal edilen bir evliliğin ardından boşluğa düşen ve depresyonuyla savaşma çabası içinde olan bir insandır. Film sürecinde ailesinin tanıştırdığı ve evlenmesini arzuladığı iyi insan Sandra bir yanda, problemlerle bezenmiş hayatıyla Michelle diğer yanda. Bu iki kadının arasında kalan Leonard’ın gel-gitleri üzerine kurulu olan filmin konusu yabancı değil, fakat karakterlerin derinliği ve olay örgüsüyle diğer örneklerinden farklı değerlendirilmeyi hak ediyor. Film, Fyodor Dostoyevsky’nin Beyaz Geceler hikâyesinin bir başka sinema uyarlaması.

Yeraltı (2012)

yeralti-filmloverss

Yeraltı’nda Demirkubuz, yazmayı bırakıp sıradan bir memurluk hayatına devam eden Muharrem’in hayatını anlatır. Muharrem, takıntılı, korkak ve komplekslidir. Arkadaşları tarafından dışlanmış, içinden geçenleri söyleyecek cesareti olmayan, problem çıkartan bir insandır. Yeraltı’nda, Ankara’da yalnız yaşayan memur Muharrem’in iç dünyası anlatılıyor. Sinemamızın büyük isimi Zeki Demirkubuz’un, Fyodor Dostoyevsky’nin Yeraltından Notlar’ından uyarladığı filmi Yeraltı’nın çekimleri Ankara’da yapıldı. Bu yapım dışında da Demirkubuz, pek çok filminde usta yazarın kitaplarından esinlenmiştir.

Öteki – The Double (2013)

the-double-filmloverss

The Double, yazıldığı yıllarda sert eleştirilere maruz bırakılan, Dostoyevski’nin Öteki (orijinal adıyla Dvojnik) adlı kitabının harika bir uyarlaması! Yönetmenliğini Richard Ayaode’in yaptığı film, Fyodor Dostouevsky o karanlık dünyasını o kadar güzel ele alıyor ki izleyici film boyunca adeta o karanlığın içine çekiliyor, Dostoyevsky ruhunu iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. The Social Network’te Mark Zuckerberg olarak izlediğimiz Jesse Eisenberg ile Mia Wasikowska’nın başrollerini paylaştığı film, zamanını anlamadığımız bir dönemde iki farklı karakter, tek bir adam ve güzel bir kadın etrafında dönüyor. Eisenberg, kendisi ve ötekisiyle girdiği mücadeleyi izleyiciye öyle güzel yansıtıyor ki, sanki iki farklı insan varmış gibi hissettiriyor. Olduğun ve olmak istediğin iki karakteri bir bedende buluşturan Eisenberg, her iki karakterinde üstesinden başarıyla geliyor.

Norte, hangganan ng kasaysayan (2013)

norte-the-end-of-history-filmloverss

Filipinler sinemasının bağımsız yönetmeni Lav Diaz’ın kamera arkasına geçtiği, Dostoyevsky’nin Suç ve Ceza’sını günümüz Manila’sına taşıyan film, haksız yere cinayetle suçlanan sıradan bir adam ile memleketteki bitmek bilmeyen ihanet ve kayıtsızlıktan bunalmış nihilist bir entelektüel olan gerçek katilin paralel yaşamlarını anlatıyor. Hayattan bunalmış hukuk öğrencisi, iki kişiyi vahşice öldürdükten sonra serbestçe yaşamına devam ederken, suç bir aile babasının üzerine kalır. Masum baba hapisteki yaşamla yüzleşirken, eşi ve iki çocuğu bir kurtuluş yolu aramaktadır. Suç ve Ceza dünyasında gerçek katil ise amaçsızca dolanmaktadır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information