7.7 Billion People and Counting, Extinction: The Facts ve Feast to Save the Planet… Mart ayında BBC Earth ekranlarında izleyici ile buluşacak bu üç belgesel, üç farklı ekip tarafından hazırlanmış ve her biri farklı bir konuyu ele alıyor olsa da, aslında bir araya getirildiklerinde ortaya çarpıcı bir manzara çıkaran bir yapbozun parçaları gibiler. Her biri insanların Dünya ve yaşam üzerindeki etkisini farklı bir tema üzerinden işliyor. Ancak her seferinde karşımıza çıkan sonuç aynı alıyor. Carl Sagan’ın tanımıyla bu gezegenin “emanetçileri” olan bizler, ne gezegene ne de diğer türlere karşı görevimizi yerini getirmiyoruz. Aksine, katlanarak süren yıkımın arkasındaki bir numaralı etken insan faaliyetleri ve kontrolden çıkmış tüketim çılgınlığı. Üstelik Feast to Save the Planet’ın gösterdiği üzere, günlük yaşamımızda üzerine pek düşünmediğimiz tercihlerimiz bile gezegenin kaderi için belirleyici olabilir.

Hem insanlık hem de bu gezegeni paylaştığımız tüm canlılar için geleceği şekillendirme şansına hâlâ sahip olduğumuz kritik bir dönemeçteyiz. Ancak yakın zamanda ciddi değişiklikler yapılmaması hâlinde bu şans da yitip gidebilir. Böylesine önemli bir dönemde çıkan bu üç belgesel, sadece sorunun arkasındaki insan faktörünü farklı yönleriyle ele almakla kalmıyor, aynı zamanda çözümün bir parçası olmak için yapılabilecekleri de gözler önüne seriyor. Feast to Save the Planet bunu son derece eğlenceli bir yerden yaparken, Extinction: The Facts ise izleyici üzerinde iz bırakan etkileyici bir deneyime dönüşüyor.

2 Mart‘ta BBC Earth’te izleyici ile buluşacak 7.7 Billion People and Counting, insan nüfusunun son yüzyıldaki muazzam artışına odaklanıyor ve nüfus kontrolü konusunda bilinçli davranmaya başlamadığımız takdirde yakın gelecekte bizleri bekleyen tehlikeleri gözler önüne seriyor. Üstelik bu tehlikelerin pek çoğu çoktan kendisini göstermeye başlamış durumda. Nitekim bir sonraki gün yayınlanacak Extinction: The Facts belgeselinde bu etkiler tüm çarpıcılığıyla karşımıza çıkıyor. Doğal tarih belgeseli denince akla gelen ilk isim olan Sir David Attenborough‘un öncülüğünde hazırlanan belgesel, insan faaliyetlerine bağlı olarak ortaya çıkan yıkımın diğer türler üzerindeki etkisini ekrana taşıyor. Ve izleyiciye, bir milyon türün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gerçeğini hatırlatıyor. 6 Mart‘ta BBC Earth’te ekrana gelecek Feast to Save the Planet ise 7.7 Billion People and Counting ve Extinction: The Facts’te gördüğümüz gerçeklerin arkasındaki “masumane” tercihleri gözler önüne seriyor. Üstelik bunu eğlenceli bir yarışma programı formatında yapıyor. Londra’da bir restorana davet edilen beş konuk, menüden istediklerini seçip keyifli bir akşam yemeği yerken, seçimlerinin karbon ayak izi hesaplanıyor. Kimin en doğru tercihleri yapacağını görmek için merakla izlerken, doğru sandığımız pek çok şey hakkında yanıldığımızı fark ediyoruz.

Yine Sir David Attenborough öncülüğünde hazırlanan Climate Change: The Facts belgeseli de 2 Mart’ta BBC Earth’te izlenebilecek.

7.7 Billion People and Counting Belgeseliyle İlgili Dikkat Çekici 5 Detay

Chris Packham

7.7 Billion People and Counting belgeselinde izleyicilere çevreci ve doğa fotoğrafçısı Chris Packham rehberlik ediyor. Daha önce The Really Wild Show ve Springwatch gibi beğeni kazanan işlere imza atan Packham, 7.7 Billion People and Counting’de dünyanın farklı köşelerine seyahat ederek, son yüzyılda benzeri görülmemiş bir hızda artan nüfusun çevre üzerinde yarattığı etkiyi gözler önüne seriyor.

Nüfus Artışıyla Birlikte Gelen Mega Şehirler

Packham’ın yolculuğu sırasında uğradığı en önemli duraklardan biri Nijerya’nın Lagos şehri oluyor. Son yıllarda aldığı yoğun göç ile nüfusu 20 milyonun üzerine çıkan şehir, nüfus artışının önemli etkilerinden birini gözler önüne seriyor: Sayıları hızla artan mega şehirler. 7.7 Billion People and Counting, insanların sınırlı kaynaklara ulaşmak için büyük şehirlere akın etmesiyle ortaya çıkan mega şehirlerdeki yaşamı ekrana taşıyarak, gelecekte bizleri nelerin beklediğini gösteriyor.

Lagos’taki Lagün Kenti

Packham’ın Lagos’a yaptığı seyahat sırasında karşımıza belgeselin en çarpıcı manzaralarından biri çıkıyor. Lagos’un kıyısındaki lagün üzerine kurulan derme çatma şehir ve suyun üstünde duran evler arasında kayıklarla hayatlarını sürdürmeye çalışan insanlar, görülmesi gereken çarpıcı bir tablo ortaya çıkarıyor.

Su Krizi Artık Geleceğin Sorunu Değil

Yakın gelecekte pek çok kişinin suya erişiminin kısıtlı olacağı bilinen bir gerçek. Nitekim ülkemizde de su kaynaklarının kıtlığına bağlı endişeler kendisini gösteriyor. Ancak aslında bu sorun yakın geleceğe yönelik bir endişe olmanın ötesine geçmiş durumda. 7.7 Billion People Counting, Sao Paolo’ya yaptığı seyahatle, artık bu krizin geleceğin değil bugünün sorunu olduğunu gösteriyor.

Sir David Attenborough

Doğal tarih belgesellerine imza atan pek çok kişi gibi Chris Packham’ın da en büyük ilham kaynaklarından biri Sir David Attenborough. Yarım asrı aşan kariyeri boyunca ortaya koyduğu işlerle doğal tarih belgesellerinin sembol ismi hâline gelen Attenborough, daha çocuk yaşta ilham verdiği Packham’ın belgeseline konuk oluyor.

7.7 Billion People and Ccounting, 2 Mart günü saat 21:35’te BBC Earth’te ekrana gelecek.

Extinction: The Facts Belgeseliyle İlgili Dikkat Çekici 5 Detay

Biyoçeşitliliğin Yok Oluşuna Işık Tutuyor

Sir David Attenborough öncülüğünde hazırlanan Extinction: The Facts, yüzbinlerce canlı türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gerçeğini gözler önüne seren etkileyici bir belgesel. 1 milyon bitki ve hayvan türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteren belgesel, aynı zamanda bunun gerçekleşmesinin ekosistem ve dolayısıyla insan hayatı üzerinde nasıl bir etki yaratacağını da mercek altına alıyor.

Etkileyici Drone Çekimleri

Biyoçeşitliliğin yok olmasına neden olan etkenleri ve bu durumun çarpıcı sonuçlarını gözler önüne seren belgesel, bunu yaparken dünyanın dört bir yanında çekilmiş görüntüleri kullanıyor. Bunların arasında drone‘larla çekilmiş görüntüler de yer alıyor ki bu çekimler yaşananlara yeni bir perspektiften bakmamızı sağlıyor.

Çevre Krizine Çok Yönlü Yaklaşım

Extinction: The Facts, çevre krizini farklı yönlerden ele alıyor. Bir yandan avlanma, iklim değişikliği, çevre kirliliği gibi biyoçeşitliliği tehdit eden etkenleri gözler önüne sererken, bir yandan da yaşananların uzun vadede neden olacağı sorunları irdeliyor. Ancak sadece sorunları ve sebeplerini incelemekle kalmıyor, aynı zamanda bu sorunları ortadan kaldırabilecek çözümlere de değiniyor. Her ne kadar endişe verici bir konuyu ele alıyor olsa da, aslında hâlâ umut olduğunu hatırlatıyor.

Pandemi Döneminde Tamamlandı

Pandemi döneminde tamamlanan Extinction: The Facts, hem Covid-19’un hem de benzeri salgınların ortaya çıkmasında rol oynayan etkenleri de inceliyor. Biyoçeşitliliğin yok olmasına neden olan insan faaliyetleri, aynı şekilde insan hayatını da tehdit ediyor. Doğal yaşam alanları tarım ve sanayi için yok edildikçe, vahşi hayvanların yaşam alanı gitgide küçülüyor ve Covid-19 gibi salgınların ortaya çıkmasına sebep olan kesişimler yaşanıyor.

Sir David Attenborough’nun Arşiv Görüntüleri

Extinction: The Facts, doğru adımlar atılırsa doğanın kendisini iyileştirme gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Bunu yaparken de Sir David Attenborough’nun yıllar önce çekilmiş görüntülerinden faydalanıyor. Sir David Attenborough’nun genç yaşta karşılaştığı bir goril topluluğunun bugünkü hâlini görmek, doğru adımları atmak için bir motivasyon kaynağı oluyor.

Extinction: The Facts, 3 Mart günü saat 21:25’te BBC Earth’te ekrana gelecek.

Feast to Save the Planet Belgeseliyle İlgili Dikkat Çekici 5 Detay

Gregg Wallace

Londra’da bir restoranda akşam yemeği yiyen beş kişinin tercihleri üzerinden yediklerimizin çevreye etkisini inceleyen Feast to Save the Planet’ta bu beş konuğu ünlü şef Gregg Wallace ağırlıyor. Wallace, ülkemizdeki versiyonu epey popüler olan MasterChef yarışmasının jürilerinden biri. MasterChef’teki rolünün de etkisiyle Birleşik Krallık’ın en dikkat çekici şefleri ve televizyon kişilikleri arasında yer alıyor.

Gıda En Büyük Karbondioksit Kaynaklarından Biri

Feast to Save the Planet’taki en dikkat çekici detaylardan biri, gıdanın karbon salınımı üzerinde ne kadar etkili olduğunu gözler önüne sermesi. Çünkü toplanmasından işlenmesine, ulaşımından paketlemesine gıdanın masalarımıza gelmesine kadar geçen süreçte yaşananlar, geride koca bir karbon ayak izi bırakıyor. Yemeklerini seçen konuklarla birlikte izleyici de gıdanın karbon salınımındaki rolü hakkındaki çarpıcı gerçekleri öğreniyor.

Yediğimiz Şeylerin Karbon Ayak İzi Bizi Şaşırtabilir

Feast to Save the Planet, sadece gıdanın karbondioksit salınımına etkisi konusunda konuklarını eğitmekle kalmıyor, aynı zamanda doğru bildiğimiz bazı şeylerin aslında tam tersi olduğunu da gösteriyor. Karbon ayak izi düşük olacağı tahmin edildiği için sipariş edilen bir yemek, çevre açısından menüdeki en maliyetli seçenek çıkabiliyor.

İthal Edilen Gıdalar

Feast to Save the Planet, yerel çiftliklerde, tarlalarda yetiştirilmiş ürünleri tüketmenin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sererken, ithal edilen her ürünün daha büyük bir karbon ayak izi anlamına geldiğini gösteriyor. Bu da ürünleri mevsiminde tüketmenin önemini de ortaya çıkarıyor. Çünkü mevsimi olmayan her ürünü tüketmeniz için, başka bir yerden getirilmiş olması gerekiyor.

Farkındalık Yaratmak Önemli

Feast to Save the Planet’ta konuklar kararlarının etkilerini öğrendikçe, yediklerine yaklaşımları ve tercihleri de değişiyor. Bu da aslında insanların bu konuda bilinçlendirilmesi hâlinde daha doğru tercihler yapabileceklerini gösteriyor. Neticede, sığır eti tüketiminin karbon salınımının bir numaralı sebeplerinden biri olduğunu öğrenmişken menüdeki et yemeğini sipariş etmek o kadar da kolay olmuyor.

Feast to Save the Planet, 6 Mart günü saat 22:20’de BBC Earth’te ekrana gelecek.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information