Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, “Hayalet olmak için ölmek gerekir mi?” sorusunu soran, stop-motion animasyon Good Intentions var.

Hayaletler pek çok farklı şekilde çıkar karşımıza: Kimi zaman beyaz bir örtünün altında hayattaki eşiyle bağ kurmaya çalışırken, kimi zaman bir animede farklı farklı yüzlere bürünerek, kimi zaman da bir korku unsuru olarak gösterirler kendilerini. Peki hayalet olmak için ölmüş olmak gerekir mi? Sinema okulunda amatör bir ruhla hazırladığı kısa stop-motion filmleriyle dikkat çeken Anna Mantzaris, Royal College of Art’taki mezuniyet projesi olarak çektiği Good Intentions’ta bu sorunun cevabının peşine düşüyor. Bu arayış sırasında; yanlış kararlar, pişmanlıklar ve yalnızlık üzerine bir hikâye çıkarıyor ortaya.

Good Intentions: Kendi Hâlinde Bir Hayalet

Good Intentions, ıssız bir yolda yaşanan bir trafik kazasıyla açılıyor. Kazaya karışan kadın, diğer araçtaki adamın yaralandığını gördüğü hâlde, bir şey yapmak, yardım etmek yerine geldiği yoldan geri dönüyor. Ne var ki kazadan sonra bir şey yapmamanın getirdiği suçluluk, bir süre sonra kendisini tuhaf şekillerde göstermeye başlıyor. Kazanın ardından orada yokmuş gibi davrandığı, aksiyon almadığı için yaşayan bir hayalet gibi hissetme hâli, fiziksel olarak da bir hayalete dönüşmeye evriliyor. Yönetmen Anna Mantzaris, “Hayalet konsepti, hayaletlerin ölü bir insandan farklı bir şey olup olamayacakları fikri ilgimi çekmişti“ diyor Good Intentions hakkında konuşurken. Ayrıca bir insanın yaşadığı bir şey yüzünden eskiden olduğu hâlinin hayaletine dönüşmesi ve pişmanlık üzerine düşündüğünü söylüyor.

Dünya prömiyerini 2018 yılında BFI Londra Film Festivali’nde yapan Good Intentions, sonrasında dünyanın dört bir yanında 130’dan fazla film festivalini ziyaret etti. Mantzaris ise, Wes Anderson’ın stop-motion animasyonu Isle of Dogs’un da yapım ekibinde yer aldı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information