Oscar adayı besteci Jóhann Jóhannsson’un ölümünden önce yönettiği ilk uzun metraj filmi Last and First Men’den fragman yayınlandı. Film, dünya prömiyerini 70. Berlin Film Festivali’nde yapacak.

The Theory of Everything ve Sicario için hazırladığı hayranlık verici müziklerle iki kez Oscar adaylığı kazanan, aynı zamanda Prisoners, Arrival ve Mandy gibi filmlerin de müziklerini hazırlayan İzlandalı besteci Jóhann Jóhannsson, 2018’deki zamansız ölümünden hemen önce ilk uzun metrajlısına imza atmıştı. Last and First Men adını taşıyan bu film, dünya prömiyerini önümüzdeki günlerde 70. Berlin Film Festivali‘nde yapacak. 25 Şubat’ta ilk kez sinemaseverlerin karşısına çıkacak olan film heyecanlı bekleyiş sürerken, filmden ilk fragman yayınlandı.

Olaf Stapledon‘un “geleceğin tarihi” olarak nitelendirilen 1930 tarihli bilimkurgu romanından esinlenerek hazırladığı multimedia çalışmasını 2017 yılındaki turnesi boyunca konserlerinde gösteren Jóhannsson, ilk uzun metrajlısını da bu çalışmadan yola çıkarak hazırladı.

Jóhann Jóhannsson İmzalı First and Last Men, Dünya Prömiyerini 70. Berlin Film Festivali’nde Yapacak

16mm kameralarla siyah-beyaz formatta çekilen Last and First Men, Olaf Stapledon’un aynı adlı bilimkurgu romanının yanı sıra Hollandalı fotoğrafçı Jan Kempenaers‘in 2010 tarihli sanat kitabı Spomeniks’in de bir uyarlaması. Spomeniks’teki fotoğrafları Stapledon imzalı Last and First Men: A Story of the Near and Far Future‘ın 2 milyar yıl geleceğe uzanan hikâyesiyle harmanlayan Jóhannsson’un ortaya nasıl bir iş çıkardığı merak konusu.

Last and First Men’in görüntü yönetmeni koltuğunda, 138 dakikalık tek bir plan sekanstan oluşan Victoria’nın görüntü yönetmeni olarak tanınan Sturla Brandth Grøvlen oturuyor. Film, Jóhannsson ve Grøvlen’ın Balkan ülkelerinde savaş ve soykırıma tanıklık etmiş mekânları ziyaret ederek, “spomeniks” olarak anılan savaş anıtlarının yer aldığı alanlardan topladıkları görüntülerden oluşuyor. Filmde bu görüntülere Jóhannsson’un müzikleri ve Tilda Swinton‘ın anlatımı eşlik ediyor.

Film, Yugoslavya rejimi sırasında savaş bölgelerine dikilen bu futuristik eserlerin görüntüleriyle Jóhannsson’un müziklerini bir araya getirerek izleyicileri 2 milyar sonraya, insanlığın yok olmanın eşiğine geldiği bir geleceğe götürüyor. Geçmiş ile gelecek arasında sürreal bir bağ kuran film, belgesel ile kurmaca arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran bir yapım olarak tanımlanıyor.

IndieWire tarafından yayınlanan fragmanı buradan izleyebilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information