İran Sineması'nın medarıiftiharı Asghar Farhadi, uluslararası başarılar elde ettiği Bir Ayrılık ve Satıcı filmlerinin ardından, Penélope Cruz ile Javier Bardem'in yer aldığı Herkes Biliyor ile düşüşe geçen kariyerinde nihayet ülkesine geri dönüyor. Prömiyerini yaptığı 74. Cannes Uluslararası Film Festivali'nden Jüri Büyük Ödülü'nü Juho Kuosmanen'ın 6 Numaralı Kompartıman filmiyle paylaşarak ayrılan Kahraman'da, ahlaki çatışmaların başında bir kez daha bekçilik yapıyor sevmelere doyamadığımız yönetmen. Geri ödeyemediği borcu yüzünden hapse giren Rahim, izne geldiği dönemde kız arkadaşı aracılığıyla eline geçen altın dolu bir çantayı, alacaklısı şikâyetini geri çeksin diye ödeme olarak kullanacakken biraz vicdanının devreye girmesi, biraz da işlerin istediği gibi gitmemesiyle birlikte planlarında değişiklik yapmak zorunda kalıyor. Yalnız çağın, bizi her şeyden şüphe etmeye iten, sıradan hayatlarımıza renk katmak üzere mübalağalar ile önümüze geleni baş tacı ettiğimiz düzeninde, Rahim'in öyküsü durmaksızın yeni bir duvara çarpıyor. Aldığı bir aksiyon neticesinde hapishane idaresinin kendi imajını temizlemek üzere kahraman ilan ederek halka servis ettiği Rahim, hikâyesini tekrardan yazmak isterken kimi zaman hakim olamadığı siniri, kimi zaman da sadece şansın yüzüne gülmemesi neticesinde daha derin kuyularda merdivensiz kalıyor. Kahraman: Farhadi Volta Atarken... Adalet sistemi sorgulanmaya açık coğrafyaların çocukları olarak, yargılamaya yüzümüzün olmadığı İran'da, hâlâ şahsi borç yüzünden verilen hapis cezalarının kaldırılmamasının altını çizmek üzere masum yüzlü, iyi kalpli Rahim'i merkeze yerleştirerek başlıyor işine Kahraman. Karşı cephe, yani alacaklı olarak da nemrut birini kondurup seyircisini taraf tutma konusunda manipüle etmeyi tercih ediyor. Büyük bir kısmı orta-alt sınıfa mensup karakterleri arasında ekonomik bir uçurum yaratmaktan da bir hayli uzak ama. Kazananı olmayan bir davada alanın da verenin de koşullarını, biri özgürlüğünü elinde tutuyor olsa da, eşitlemiş. Dolayısıyla Rahim ile alakalı olarak içimize bir şüphe düşürmek istese de bunda pek başarılı olamıyor Farhadi. Çünkü ak ile kara denilecek kadar uzak bir tasvir mevcut. Öyle ki motivasyonlarını sorgulamamız istenen Rahim'in tüm akışı değiştirebilecek eski eşini de kadrajda bir kez olsun görmüyor, açık bıraktığı bütün kapılardan esen rüzgârı yalnızca hürriyetine duyduğu özlemle savurabiliyoruz. İnsan ilişkilerinin temelinde yer alan unsurları elden geçirmesiyle tanınan Farhadi, meselesi yine vicdana ve ahlaka değindiği için bildiklerinden çok da uzaklaşmış olmamasına karşın bu sefer sosyal medyayı da almış kapsama alanına. Eski kafalı bir yönetmen değil belki ama, etüt yaptığı konuların ehemmiyetli vasfı filmlerini farklı bir yere konumlandırdığından bir anda dijital mevcudiyetlerin hayatlarımız üzerindeki tesirini incelemek istemiş olması dikkat çekici. Bunda başarılı mı peki? Ne yazık ki hayır. Kahraman, melodramının büyük bir kısmını, hukuk kavramının yerinde yeller esince güven inşasının kurulamadığı bir gerçeklik üzerinden açıyor olsa da medyanın, bütün ve bilhassa çağdaş ayaklarının, yıkıcılığından şikayet ediyor. Ve ne acıdır ki bunu alıştığımız, defalarca söylenmiş cümleleri bile koyduğu kontekst sayesinde taze hissettirebilen bir yerden değil, çağı yakalayamamış birinin ağzıyla yapıyor. Devasa bir iptal kültürüne dolaylı yollardan hizmet etmeyi sürdürürken, kartondan kahramanlarımızın yaratıldığı yerlere de göz atıp göstermelik insanlığımızı yüzümüze vurmaya çalışıyor esasında. Ama yarattığı ahlak çıkmazının tek bir sokağı var ve Farhadi burada sadece volta atabiliyor. Yine takdire şayan bir oyuncu yönetimi söz konusu olduğu için kalemi zayıflamış hissettirse de yönetmenin burada kan kaybetmediğini görmek mutluluk verici elbette. Başrol oyuncusu Amir Jadidi'den oyunculuğa bu filmle adım atan Sahar Goldust'a herkesin…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Kahraman, melodramının büyük bir kısmını, hukuk kavramının yerinde yeller esince güven inşasının kurulamadığı bir gerçeklik üzerinden açıyor olsa da medyanın, bütün ve bilhassa çağdaş ayaklarının, yıkıcılığından şikayet ediyor. Ve ne acıdır ki bunu alıştığımız, defalarca söylenmiş cümleleri bile koyduğu kontekst sayesinde taze hissettirebilen bir yerden değil, çağı yakalayamamış birinin ağzıyla yapıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.5 ( 1 oy)
50


İran Sineması’nın medarıiftiharı Asghar Farhadi, uluslararası başarılar elde ettiği Bir Ayrılık ve Satıcı filmlerinin ardından, Penélope Cruz ile Javier Bardem’in yer aldığı Herkes Biliyor ile düşüşe geçen kariyerinde nihayet ülkesine geri dönüyor. Prömiyerini yaptığı 74. Cannes Uluslararası Film Festivali‘nden Jüri Büyük Ödülü’nü Juho Kuosmanen’ın 6 Numaralı Kompartıman filmiyle paylaşarak ayrılan Kahraman‘da, ahlaki çatışmaların başında bir kez daha bekçilik yapıyor sevmelere doyamadığımız yönetmen. Geri ödeyemediği borcu yüzünden hapse giren Rahim, izne geldiği dönemde kız arkadaşı aracılığıyla eline geçen altın dolu bir çantayı, alacaklısı şikâyetini geri çeksin diye ödeme olarak kullanacakken biraz vicdanının devreye girmesi, biraz da işlerin istediği gibi gitmemesiyle birlikte planlarında değişiklik yapmak zorunda kalıyor. Yalnız çağın, bizi her şeyden şüphe etmeye iten, sıradan hayatlarımıza renk katmak üzere mübalağalar ile önümüze geleni baş tacı ettiğimiz düzeninde, Rahim’in öyküsü durmaksızın yeni bir duvara çarpıyor. Aldığı bir aksiyon neticesinde hapishane idaresinin kendi imajını temizlemek üzere kahraman ilan ederek halka servis ettiği Rahim, hikâyesini tekrardan yazmak isterken kimi zaman hakim olamadığı siniri, kimi zaman da sadece şansın yüzüne gülmemesi neticesinde daha derin kuyularda merdivensiz kalıyor.

Kahraman: Farhadi Volta Atarken…

Adalet sistemi sorgulanmaya açık coğrafyaların çocukları olarak, yargılamaya yüzümüzün olmadığı İran’da, hâlâ şahsi borç yüzünden verilen hapis cezalarının kaldırılmamasının altını çizmek üzere masum yüzlü, iyi kalpli Rahim’i merkeze yerleştirerek başlıyor işine Kahraman. Karşı cephe, yani alacaklı olarak da nemrut birini kondurup seyircisini taraf tutma konusunda manipüle etmeyi tercih ediyor. Büyük bir kısmı orta-alt sınıfa mensup karakterleri arasında ekonomik bir uçurum yaratmaktan da bir hayli uzak ama. Kazananı olmayan bir davada alanın da verenin de koşullarını, biri özgürlüğünü elinde tutuyor olsa da, eşitlemiş. Dolayısıyla Rahim ile alakalı olarak içimize bir şüphe düşürmek istese de bunda pek başarılı olamıyor Farhadi. Çünkü ak ile kara denilecek kadar uzak bir tasvir mevcut. Öyle ki motivasyonlarını sorgulamamız istenen Rahim’in tüm akışı değiştirebilecek eski eşini de kadrajda bir kez olsun görmüyor, açık bıraktığı bütün kapılardan esen rüzgârı yalnızca hürriyetine duyduğu özlemle savurabiliyoruz.

İnsan ilişkilerinin temelinde yer alan unsurları elden geçirmesiyle tanınan Farhadi, meselesi yine vicdana ve ahlaka değindiği için bildiklerinden çok da uzaklaşmış olmamasına karşın bu sefer sosyal medyayı da almış kapsama alanına. Eski kafalı bir yönetmen değil belki ama, etüt yaptığı konuların ehemmiyetli vasfı filmlerini farklı bir yere konumlandırdığından bir anda dijital mevcudiyetlerin hayatlarımız üzerindeki tesirini incelemek istemiş olması dikkat çekici. Bunda başarılı mı peki? Ne yazık ki hayır. Kahraman, melodramının büyük bir kısmını, hukuk kavramının yerinde yeller esince güven inşasının kurulamadığı bir gerçeklik üzerinden açıyor olsa da medyanın, bütün ve bilhassa çağdaş ayaklarının, yıkıcılığından şikayet ediyor. Ve ne acıdır ki bunu alıştığımız, defalarca söylenmiş cümleleri bile koyduğu kontekst sayesinde taze hissettirebilen bir yerden değil, çağı yakalayamamış birinin ağzıyla yapıyor. Devasa bir iptal kültürüne dolaylı yollardan hizmet etmeyi sürdürürken, kartondan kahramanlarımızın yaratıldığı yerlere de göz atıp göstermelik insanlığımızı yüzümüze vurmaya çalışıyor esasında. Ama yarattığı ahlak çıkmazının tek bir sokağı var ve Farhadi burada sadece volta atabiliyor.

Yine takdire şayan bir oyuncu yönetimi söz konusu olduğu için kalemi zayıflamış hissettirse de yönetmenin burada kan kaybetmediğini görmek mutluluk verici elbette. Başrol oyuncusu Amir Jadidi’den oyunculuğa bu filmle adım atan Sahar Goldust’a herkesin performansı dört dörtlük. Ancak kalkıştığı eleştirinin, filmografisinin bütün parçalarında mesaisini yapmış bir izleyiciyi etkileyebileceğine inancım yok. Bir avuç gurur için dilenmenin, en büyük yoklukta her şey elinizden alınmışken bile “doğru” olanın peşinden koşmanın, inancın müşkül durumlarda kullanılan bir silaha dönüşmesinin kitabını çoktan yazdı zaten Farhadi. Kahraman bunun üstüne, anonimliğin şanıyla daha rahat konuşabildiğimiz mecralar sayesinde dönüşmüş kültürümüzle cila çekmek istese de sınıfta kalıyor. Hayata karşı mağlup olmuş herkese tanıdık gelecek, kalp kıran finaliyle kurtarabildiklerine sarılmaktan başka da yapılabilecek hiçbir şey yok.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information