Adını "Blues'un Annesi" olarak da bilinen Ma Rainey'nin klasikleşmiş şarkısından alan Ma Rainey's Black Bottom, ilk anda kulağa tipik bir müzisyen biyografisi gibi geliyor. Filmde Oscar ödüllü oyuncu Viola Davis'in canlandırdığı Ma Rainey de hem blues'un en eski seslerinden biri hem de ilk profesyonel Afro-Amerikalı müzisyenlerden biri olması itibarıyla, özellikle ana akım sinemaya çok uygun bir isim. Fakat film, sanatçının hayatına dair geniş bir panaroma sunan bir yapım değil de August Wilson'ın 1982'de yazdığı, ilk kez 1984'te sahneye konan oyunun uyarlaması olması sebebiyle benzerlerinden ayrışıyor. Zira bu oyun, Wilson'ın Pittsburgh Cycle adıyla bilinen ve 20. yüzyılda Afro-Amerikan olmanın nasıl bir şey olduğunun kaydını tutan on bölümlük serisinin bir parçası. Film de büyük ölçüde kurmaca unsurlar barındıran bir metinden uyarlandığı için tipik bir müzisyen biyografisinden uzak bir noktaya konumlanıyor ama yönetmen George C. Wolfe'un anlatı tercihlerinin sırtını tiyatroya fazlasıyla yaslıyor oluşu ortaya çıkan eserin tüm derdini replikler üzerinden uzun uzun açıklayan bir yapıma dönüşmesine neden oluyor. Ma Rainey's Black Bottom; sanatçının, onu dinlemeye gelenlerin ormanlık alanda uzun bir kuyruk oluşturduğu çadırdaki performansıyla açılıyor. Tamamı Ma Rainey gibi siyah seyircilerin önünde gerçekleştirilen bu performans, kurgu marifetiyle Chicago'daki, daha lüks bir konser salonundaki başka bir performansa bağlanıyor. Rainey'nin kariyerindeki keskin ve önlenemez yükselişi işaret eden geçişe paralel olarak, iki performansın arasına, siyahları kuzeye, geniş iş imkânlarının bulunduğu söylenen "vadedilen topraklara" davet eden metinler ve siyah-beyaz görüntüler giriyor. Bu görüntüler de bunun sadece bir müzik filmi olmadığını, Afro-Amerikan komünitenin yaşadıklarının, daha doğrusu maruz kaldıklarının hikâyede önemli bir yer tutacağını ilan ediyor; tıpkı uyarlandığı oyundaki gibi. Ma Rainey's Black Bottom: Vadedilen Topraklarda Filmin diğer başkarakteriyle tanışmamız da ikinci performans esnasında gerçekleşiyor. Ma Rainey, performansıyla sahneyi domine ederken orkestradaki genç trompetçi ondan rol çalmaya yelteniyor ve bu durum ikili arasında, en azından o sırada, söze dökülmeyen bir gerilimi tetikliyor. Geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Chadwick Boseman'ın canlandırdığı trompetçi Levee, bu sahnede emarelerini sunduğu üzere, yenilikçiliğe, yaratıcı özgürlüğe kıymet veren, dış görünümüne ve kadınlara düşkün biri. Levee'nin bu özellikleri, onu ilk gördüğümüz anda sahnedeyken ya da filmin neredeyse tamamının geçtiği kayıt stüdyosuna geç gelmeyi göze alarak kadınlarla flört etmesinden, kendine yeni ayakkabılar almasından çıkarılabiliyor. Fakat film, seyircinin zaten büyük ölçüde öğrendiği bu bilgileri, tüm orkestranın o sıcak günde klostrofobik bir prova odasında -ki müzisyenlerin Rainey'nin gelmesine kadar burada çalıştırılmaları, ırkçılığın bir göstergesi olarak okunabilir- geçirdiği süre zarfında detaylıca açıklıyor. Levee, kendinden yaşça büyük grup arkadaşlarından hem müzikal hem hayata bakış olarak daha yenilikçi bir tavra sahip olması ve diğerlerinin aksine tanrı inancı taşımaması gibi özellikleriyle ayırılıyor. Bu durum grup içinde bir gerilim yaratıyor olsa da hepsinin maruz kaldığı sistematik ırkçılık ve şiddet, yani hepsinin karşısındaki daha büyük bir düşman, aralarındaki bu farkı, bir şekilde eritiyor. Grup içi dinamiklerin uzun uzadıya açıklandığı bu bloğun ardından, Ma Rainey sahneye giriş yapıyor. Yılların yarattığı yıpranmanın etkisi yüzünden okunan Rainey, müzikal olarak çok daha gelenekçi. Levee'nin şarkılara getirdiği yeni yorumlara tereddütsüz karşı çıkıyor. Bu tutumun en büyük nedeni de kendi olarak, kendi müziğini icra ederek beyazların dünyasında söz sahibi olabilmiş olması belki de. Ma Rainey, o kadar büyük ve güçlü bir sanatçı…
Puan - 55%

55%

Ma Rainey's Black Bottom, büyük ölçüde kurmaca unsurlar barındıran bir metinden uyarlandığı için tipik bir müzisyen biyografisinden uzak bir noktaya konumlanıyor ama yönetmen George C. Wolfe'un anlatı tercihlerinin sırtını tiyatroya fazlasıyla yaslıyor oluşu ortaya çıkan eserin tüm derdini replikler üzerinden uzun uzun açıklayan bir yapıma dönüşmesine neden oluyor.

Kullanıcı Puanları: 4.47 ( 9 oy)
55

Adını “Blues’un Annesi” olarak da bilinen Ma Rainey’nin klasikleşmiş şarkısından alan Ma Rainey’s Black Bottom, ilk anda kulağa tipik bir müzisyen biyografisi gibi geliyor. Filmde Oscar ödüllü oyuncu Viola Davis’in canlandırdığı Ma Rainey de hem blues’un en eski seslerinden biri hem de ilk profesyonel Afro-Amerikalı müzisyenlerden biri olması itibarıyla, özellikle ana akım sinemaya çok uygun bir isim. Fakat film, sanatçının hayatına dair geniş bir panaroma sunan bir yapım değil de August Wilson’ın 1982’de yazdığı, ilk kez 1984’te sahneye konan oyunun uyarlaması olması sebebiyle benzerlerinden ayrışıyor. Zira bu oyun, Wilson’ın Pittsburgh Cycle adıyla bilinen ve 20. yüzyılda Afro-Amerikan olmanın nasıl bir şey olduğunun kaydını tutan on bölümlük serisinin bir parçası. Film de büyük ölçüde kurmaca unsurlar barındıran bir metinden uyarlandığı için tipik bir müzisyen biyografisinden uzak bir noktaya konumlanıyor ama yönetmen George C. Wolfe’un anlatı tercihlerinin sırtını tiyatroya fazlasıyla yaslıyor oluşu ortaya çıkan eserin tüm derdini replikler üzerinden uzun uzun açıklayan bir yapıma dönüşmesine neden oluyor.

Ma Rainey’s Black Bottom; sanatçının, onu dinlemeye gelenlerin ormanlık alanda uzun bir kuyruk oluşturduğu çadırdaki performansıyla açılıyor. Tamamı Ma Rainey gibi siyah seyircilerin önünde gerçekleştirilen bu performans, kurgu marifetiyle Chicago’daki, daha lüks bir konser salonundaki başka bir performansa bağlanıyor. Rainey’nin kariyerindeki keskin ve önlenemez yükselişi işaret eden geçişe paralel olarak, iki performansın arasına, siyahları kuzeye, geniş iş imkânlarının bulunduğu söylenen “vadedilen topraklara” davet eden metinler ve siyah-beyaz görüntüler giriyor. Bu görüntüler de bunun sadece bir müzik filmi olmadığını, Afro-Amerikan komünitenin yaşadıklarının, daha doğrusu maruz kaldıklarının hikâyede önemli bir yer tutacağını ilan ediyor; tıpkı uyarlandığı oyundaki gibi.

Ma Rainey’s Black Bottom: Vadedilen Topraklarda

Filmin diğer başkarakteriyle tanışmamız da ikinci performans esnasında gerçekleşiyor. Ma Rainey, performansıyla sahneyi domine ederken orkestradaki genç trompetçi ondan rol çalmaya yelteniyor ve bu durum ikili arasında, en azından o sırada, söze dökülmeyen bir gerilimi tetikliyor. Geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Chadwick Boseman‘ın canlandırdığı trompetçi Levee, bu sahnede emarelerini sunduğu üzere, yenilikçiliğe, yaratıcı özgürlüğe kıymet veren, dış görünümüne ve kadınlara düşkün biri. Levee’nin bu özellikleri, onu ilk gördüğümüz anda sahnedeyken ya da filmin neredeyse tamamının geçtiği kayıt stüdyosuna geç gelmeyi göze alarak kadınlarla flört etmesinden, kendine yeni ayakkabılar almasından çıkarılabiliyor. Fakat film, seyircinin zaten büyük ölçüde öğrendiği bu bilgileri, tüm orkestranın o sıcak günde klostrofobik bir prova odasında -ki müzisyenlerin Rainey’nin gelmesine kadar burada çalıştırılmaları, ırkçılığın bir göstergesi olarak okunabilir- geçirdiği süre zarfında detaylıca açıklıyor. Levee, kendinden yaşça büyük grup arkadaşlarından hem müzikal hem hayata bakış olarak daha yenilikçi bir tavra sahip olması ve diğerlerinin aksine tanrı inancı taşımaması gibi özellikleriyle ayırılıyor. Bu durum grup içinde bir gerilim yaratıyor olsa da hepsinin maruz kaldığı sistematik ırkçılık ve şiddet, yani hepsinin karşısındaki daha büyük bir düşman, aralarındaki bu farkı, bir şekilde eritiyor.

Grup içi dinamiklerin uzun uzadıya açıklandığı bu bloğun ardından, Ma Rainey sahneye giriş yapıyor. Yılların yarattığı yıpranmanın etkisi yüzünden okunan Rainey, müzikal olarak çok daha gelenekçi. Levee’nin şarkılara getirdiği yeni yorumlara tereddütsüz karşı çıkıyor. Bu tutumun en büyük nedeni de kendi olarak, kendi müziğini icra ederek beyazların dünyasında söz sahibi olabilmiş olması belki de. Ma Rainey, o kadar büyük ve güçlü bir sanatçı ki, beyaz plak şirketi sahibinin karşı çıkmalarına rağmen konuşma zorluğu çeken yeğenine kayıtlarda şarkıları anons ettirtebiliyor; o sıcak günde stüdyoya soğuk kola getirilene kadar kayıtları durdurabiliyor. Sanatçının bulunduğu konuma tırnaklarıyla kazıyarak gelmesinin kendisine sağladığı gücü ve zaman zaman kibri, çevresindeki herkesi domine etmek için kullanıyor. Bu duruma şahit olduğumuz birbirini andıran sahnelerde, beyazlarla ilişkisini cümleleriyle doğrudan ifade de ediyor. Hatta bu durum “Onlar beni değil, sesimi istiyor.” demesine kadar varıyor. Fakat seyirci konumundaki bizler, devamında uzun uzun açıklanan tüm bu durumun kompakt bir hâlini, Rainey’nin kayıt stüdyosuna gelirken bir polis memuruyla tutuştuğu tartışmadan ve onun karşısındaki duruşundan zaten sezebiliyoruz. Hâl böyle iken, yönetmen George C. Wolfe’un her şeyi diyaloglar üzerinden vermeye yönelik tercihleri, hem filmi kendi içinde tekrara düşüyor, hem de demode bir hâle getiriyor. Amerika’daki ırkçılığı anlatısının önemli bir parçası hâline getirmesiyle politik anlamda eli güçlü bir yapım olan Ma Rainey’s Black Bottom, bu konuları anlatısının içine yedirmek adına filmin en başındaki kadar etkili sinematik buluşlar yapamayıp tüm meramını karakterlerine söylettikçe iyiden iyiye didaktik bir yola giriyor.

Tüm bu saydığımız olumsuzlara rağmen ortalamanın üzerinde bir seyir deneyimi sunuyor film. Bunda da en önemli pay elbette Viola Davis ve Chadwick Boseman’a ait. Yönetmenin onlara tiyatro sahnesindeymişçesine geniş bir alan açması, onların yer yer abartılı ama izlemenin haz verdiği performanslarına imkân tanıyor; film kendi vadedilmiş topraklarını bu alanda buluyor. Bu bağlamda yapımın, görece kısa süresinin her anını dolduran Davis ve Boseman’a çok şey borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Zira onların tüm hünerlerini sergilemediği ya da sergileyemediği alternatif bir senaryoda, Ma Rainey’s Black Bottom’ın, özellikle blues‘a mesafeli seyirciler için sabır sınayan ve tüm iyi niyetine rağmen şiddet ve ırkçılıkla örülü Amerika tarihine dair fazlasıyla didaktik bir yapıma dönüşmesi işten bile değil.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information