Bilimkurgu dizisi Tales from the Loop’un ilk bölümünü yöneten Mark Romanek; Krzysztof Kieślowski, Andrei Tarkovsky, Ingmar Bergman, Yasujirō Ozu gibi yönetmenlerin dizideki etkisinden söz etti.

İsveç’in kasaba yaşamını fütüristik tasarımlarıyla renklendiren İsveçli sanatçı Simon Stålenhag‘ın eserlerinden uyarlanan bilimkurgu dizisi Tales from the Loop, bu ayın başında ilk sezonuyla izleyici karşısına çıktı. Stålenhag’ün, 2015 yılında çıkan Tales from the Loop adlı kitapta kısa hikâyelerle birleştirilen eserlerinden uyarlanan dizi; evrenin gizemlerini keşfetmek ve çözmek için geliştirilen The Loop adlı makinenin üstüne kurulan kasabanın ve kasaba sakinlerinin sıra dışı hayatlarını ekrana taşıdı.

Legion dizisinin senaristlerinden Nathaniel Halpern‘ün yaratıcısı olduğu dizinin ilk bölümünü One Hour Photo ve Never Let Me Go filmleriyle tanınan Mark Romanek yönetti. Romanek aynı zamanda yürütücü yapımcı olarak ilk sezonun tamamında yer aldı ve dizinin tonunun ve görsel stilinin şekillendirilmesinde önemli bir rol üstlendi. Amazon orijinal yapımı olan Tales from the Loop, büyük yankı uyandırmadı belki ama ilgi çekici hikâyesi ve sinematik görsel diliyle ulaştığı izleyicilerin beğenisini kazanmayı başardı.

Geçtiğimiz günlerde The Playlist’e konuşan Mark Romanek, dizinin arthouse filmleri aratmayan bölümlerinin nasıl ortaya çıktığından söz ederken, dizinin ilham kaynakları hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

Mark Romanek, Nathaniel Halpern ve dizinin yapımcıları arasında yer alan Matt Reeves, istedikleri diziyi ortaya çıkarabilmek için ilk sezon etkileyici bir ekibi bir araya getirdi. Sezondaki diğer bölümleri yönetmeleri için Jodie Foster, Andrew Stanton (Wall-E), Ti West (The House of the Devil), So Yong Kim (Treeless Mountain), Charlie McDowell (The One I Love), Tim Mielants (Legion, Peaky Blinders) ve Dearbhla Walsh (The Handmaid’s Tale, Fargo) gibi önemli isimlerle anlaşılırken, dizinin müzikleri Oscar adayı besteci Philip Glass‘a emanet edildi. Mark Romanek’in yönettiği ilk bölümün görüntü yönetmenliğini ise David Fincher filmlerinin görüntü yönetmeni olarak tanınan Jeff Cronenweth üstlendi.

Mark Romanek, Tales from the Loop’un Tonunu Belirlerken Dekalog’u Referans Aldıklarını Açıkladı

Mark Romanek dizinin hazırlık sürecini şu sözlerle anlattı: “Nathaniel de ben de tarifsiz şeylere ve haiku‘ya ilgi duyuyoruz. Takılıp kaldığımız ufak şeylere, nüanslara… Her ikimiz de sinema sevdalısı olduğumuz için bu hikâyeleri o sinematik anların bazılarıyla doldurmak istedik. Nathaneil ile tanıştığımda gerçekten bağ kurabildiğimiz şey bu oldu. Benden biraz daha genç olsa da aynı sinema zevkine sahip. Ve böylece Krzysztof Kieślowski, Andrei Tarkovsky, Ingmar Bergman ve Yasujirō Ozu referansları olarak ortaya çıktı.”

Bu referansları ve sinematik etkileri bir Amerikan dizisine entegre etmenin yollarını aradıklarını söyleyen Romanek, Avrupa sinemasının diliyle harmanlanmış Twilight Zone hikâyeleri yaratmak için yola çıktıklarını belirtiyor. Romanek, Kieślowski’nin 10 bölümlük Dekalog dizisinin bu süreçte önemli bir ilham kaynağı olduğunu açıkladı. Dizi hakkında konuştuklarında Nathaniel Halpern’ün Dekalog’u referans gösterdiğini söyleyen Romanek, bunu duyduğunda Halpern’ün kendisinden ne tarz bir dizi istediğini hemen anladığını söylüyor: “Tamam, benden Spielberg tarzı bir şey yapmamı istemiyor. Bunun çok daha hakiki bir şey olmasını istiyor. Spielberg muhteşem olmadığından değil ama istediği tonu hemen anladım; daha hakiki, daha Avrupai, daha işçi sınıfı tarzı bir hikâye.”

Hikâyenin hangi dönemde geçtiğinin tam olarak belli olmamasının da kasıtlı olduğunu söyleyen Romanek, Simon Stålenhag’ın eserlerinde olduğu gibi zamandan ve mekândan bağımsız bir dünya yaratmak istediklerini söylüyor: “Gerçekten Stranger Things olmak istemedik. O dizi ne kadar harika, ne kadar eğlenceli olsa da bizim çok daha farklı bir hedefimiz vardı. Ayrıca burada dizinin gizemine hizmet eden bir zamansızlık var. Orijinal eserlerde yabancı bir şeyler var, egzotik bir şeyler, İsveçli bir şeyler, biz de bu fikirden yola çıktık. İzleyicinin baktığı her şey, hatta renkler bile neredeyse tarifsiz. Tüm dizinin kendi zamansızlığında, mekânsızlığında var olmasını amaçladık. Kendi dilimize sahip olmak istedik.”

Rebecca Hall, Paul Schneider, Daniel Zolghadri, Duncan Joiner, Jane Alexander, Jonathan Pryce gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı dizinin 2. sezonunun çekilip çekilmeyeceği şimdilik belirsizliğini koruyor.

Kaynak: The Playlist

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information