Henüz çok değil, iki hafta kadar önce Kino 2021 programı içinde izlediğim Buzağılarının Orda Kimse Yok – Niemand ist bei den Kälbern isimli film üzerine yazdığım yazıya şöyle başlamıştım: “Taşranın orta yerinde günlük rutinlerin arasına sıkışmış yirmili yaşlarında ya da daha genç kahramanların farklı bir yaşam tarzını düşlediği hikâyelere çok da yabancı değiliz. Klişe bir taşra sıkıntısından öte, içinde hiçbir şekilde uyum sağlayamayıp tek çaresi yaşadığı yeri terk etmekten geçen ve bilinmeyen yenilikleri, alışılmış sıkıcılığa tercih eden genç kahramanlar bunlar.” Üzerinden çok geçmeden 20. Filmekimi programında görme fırsatı yakaladığım ilk filmlerden biri olan Murina da tam olarak bu bahsettiğim kulvarlarda dans eden bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Coğrafyası, çevresi ve sebepleri değişse de özellikle sinemada dinlemeye alıştığımız bu tanıdık hikâye, bu kez Hırvatistan'a bağlı Adriyatik adacıklarından birinde karşımıza çıkıyor. İlk uzun metraj filmi Murina ile bu sene Cannes Film Festivali’nin yan seçkilerinden Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde dünya prömiyerini gerçekleştiren Hırvat yönetmen Antoneta Alamat Kusijanović, festivalin en iyi ilk filme verilen Altın Kamera ödülünü alarak da dikkatleri üzerine çekmişti. Buradaki mevzubahis genç kahramanımız 17 yaşındaki Julija. Yüzmeyi ve özellikle de dalış yapmayı çok seven, hatta bu konuda derecelere sahip olmuş bir kalifiyeye sahip. Hiçbir konuda anlaşamadığı babasına ve vaktinde yerel bir güzellik yarışmasında kraliçe seçilmiş annesine gündelik işlerde yardım ederek onlarla birlikte yaşadığı küçük adada sayfiye bir hayat sürmekte. Bir gün kaptan olan babasının eskiden birlikte çalıştığı zengin iş adamı arkadaşı bölgeden arazi satın alma amacıyla ziyarete geldiğinde filmin dalgaları yükseliyor. Murina: Kayalıklardan Çıkarak Benzerlerini ya da gittiği yolu izleyen farklı anlatıları daha önce birçok değişik varyasyonda farklı ritimde ya da farklı amaçlara hizmet ederken görmemiz, Murina'yı dolaylı yoldan belki çok da adil olmayan bir kıyaslamanın içine sokuyor. Bunda benim yakın dönemde benzer içerikli bir filmi izlememin ve bu vesileyle aynı konuyu düşünmüş olmamamın da etkisi olduğu muhakkak. Ancak Murina, bundan bağımsız olarak ele alındığında dahi sağlıklı bir karakter inşa etmekte zorlanıyor. Julija'nın gözlerinde yer alan ergen yaşların verdiği doğal yollu otorite öfkesi, adadaki küçük çevreli yaşamında kendisine sürekli emirler yağdıran buyurgan babasının üzerinde toplanıyor. Filmin asıl hikâyesinin başlama zilini çalan zengin misafirin sahneye çıkmasıyla bu öfke yerini altı çok da dolu olmayan bir yerine koyma güdüsüne bırakıyor. Sahip oldukları toprakları bu bahsi geçen eski patron/dosta satıp büyük şehir Zagreb'de yeni bir hayat kurma amacındaki ebeveynleriyle arasında tuttuğu bağ gittikçe geriliyor. Senaryonun bu hesaplarını kurduğu iskelette ilk bakışta bir noktaya dek gözle görünür büyüklükte bir gedik bulunmuyor. Ancak hem Julija'nın hem de filmin, bu zengin iş adamı konumundaki Javi karakterini oturttuğu yer filmin anlattığı hikâyeyi de, karaktere karşı kurduğumuz sempatiyi de bulandırıyor. Kısa süreli bir misafirin kalp çalan tavırlarla, ardında destek olmadan etrafına saçtığı övgü, umut, cesaret ve derinliği sorgulanabilecek sevgisi Julija'nın tavlanmasında yeterli oluyor. Aslında üzerinde yaşadıkları topraklarda süren günlük mütevazı yaşamından memnun olan ve arazilerinin satılıp büyük şehre taşınılması fikrine en başından beri karşı çıkan genç kızı bir anda Harvard'a başvuracağı ve şu anki hayatından çok uzakta bir düzen kuracağı bir gelecek planı yaparken görüyoruz. Tabii ki bu ani değişim kahramanımızın yaşına ve içinde bulunduğu ruhsal duruma bakıldığında gayet…

Yazar Puanı

Puan - 40%

40%

Murina, sahip olduğu süresinin çok daha fazlasını hissettiren, karakterlerinin sempatisine çok güvenerek çok da olgun olmayan kalemiyle iyice sündürdüğü senaryosunun ağırlığında yavaşça derine çekilen bir ilk film.

Kullanıcı Puanları: 2.58 ( 2 oy)
40


Henüz çok değil, iki hafta kadar önce Kino 2021 programı içinde izlediğim Buzağılarının Orda Kimse Yok – Niemand ist bei den Kälbern isimli film üzerine yazdığım yazıya şöyle başlamıştım: “Taşranın orta yerinde günlük rutinlerin arasına sıkışmış yirmili yaşlarında ya da daha genç kahramanların farklı bir yaşam tarzını düşlediği hikâyelere çok da yabancı değiliz. Klişe bir taşra sıkıntısından öte, içinde hiçbir şekilde uyum sağlayamayıp tek çaresi yaşadığı yeri terk etmekten geçen ve bilinmeyen yenilikleri, alışılmış sıkıcılığa tercih eden genç kahramanlar bunlar.” Üzerinden çok geçmeden 20. Filmekimi programında görme fırsatı yakaladığım ilk filmlerden biri olan Murina da tam olarak bu bahsettiğim kulvarlarda dans eden bir kahramanın hikâyesini anlatıyor. Coğrafyası, çevresi ve sebepleri değişse de özellikle sinemada dinlemeye alıştığımız bu tanıdık hikâye, bu kez Hırvatistan’a bağlı Adriyatik adacıklarından birinde karşımıza çıkıyor. İlk uzun metraj filmi Murina ile bu sene Cannes Film Festivali’nin yan seçkilerinden Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde dünya prömiyerini gerçekleştiren Hırvat yönetmen Antoneta Alamat Kusijanović, festivalin en iyi ilk filme verilen Altın Kamera ödülünü alarak da dikkatleri üzerine çekmişti.

Buradaki mevzubahis genç kahramanımız 17 yaşındaki Julija. Yüzmeyi ve özellikle de dalış yapmayı çok seven, hatta bu konuda derecelere sahip olmuş bir kalifiyeye sahip. Hiçbir konuda anlaşamadığı babasına ve vaktinde yerel bir güzellik yarışmasında kraliçe seçilmiş annesine gündelik işlerde yardım ederek onlarla birlikte yaşadığı küçük adada sayfiye bir hayat sürmekte. Bir gün kaptan olan babasının eskiden birlikte çalıştığı zengin iş adamı arkadaşı bölgeden arazi satın alma amacıyla ziyarete geldiğinde filmin dalgaları yükseliyor.

Murina: Kayalıklardan Çıkarak

Benzerlerini ya da gittiği yolu izleyen farklı anlatıları daha önce birçok değişik varyasyonda farklı ritimde ya da farklı amaçlara hizmet ederken görmemiz, Murina’yı dolaylı yoldan belki çok da adil olmayan bir kıyaslamanın içine sokuyor. Bunda benim yakın dönemde benzer içerikli bir filmi izlememin ve bu vesileyle aynı konuyu düşünmüş olmamamın da etkisi olduğu muhakkak. Ancak Murina, bundan bağımsız olarak ele alındığında dahi sağlıklı bir karakter inşa etmekte zorlanıyor. Julija’nın gözlerinde yer alan ergen yaşların verdiği doğal yollu otorite öfkesi, adadaki küçük çevreli yaşamında kendisine sürekli emirler yağdıran buyurgan babasının üzerinde toplanıyor. Filmin asıl hikâyesinin başlama zilini çalan zengin misafirin sahneye çıkmasıyla bu öfke yerini altı çok da dolu olmayan bir yerine koyma güdüsüne bırakıyor. Sahip oldukları toprakları bu bahsi geçen eski patron/dosta satıp büyük şehir Zagreb’de yeni bir hayat kurma amacındaki ebeveynleriyle arasında tuttuğu bağ gittikçe geriliyor. Senaryonun bu hesaplarını kurduğu iskelette ilk bakışta bir noktaya dek gözle görünür büyüklükte bir gedik bulunmuyor. Ancak hem Julija’nın hem de filmin, bu zengin iş adamı konumundaki Javi karakterini oturttuğu yer filmin anlattığı hikâyeyi de, karaktere karşı kurduğumuz sempatiyi de bulandırıyor.

Kısa süreli bir misafirin kalp çalan tavırlarla, ardında destek olmadan etrafına saçtığı övgü, umut, cesaret ve derinliği sorgulanabilecek sevgisi Julija’nın tavlanmasında yeterli oluyor. Aslında üzerinde yaşadıkları topraklarda süren günlük mütevazı yaşamından memnun olan ve arazilerinin satılıp büyük şehre taşınılması fikrine en başından beri karşı çıkan genç kızı bir anda Harvard’a başvuracağı ve şu anki hayatından çok uzakta bir düzen kuracağı bir gelecek planı yaparken görüyoruz. Tabii ki bu ani değişim kahramanımızın yaşına ve içinde bulunduğu ruhsal duruma bakıldığında gayet tutarlı ve sorgulanmayacak bir gelişme olarak görünüyor film içinde. Ancak bir noktada annesine karşı gerçekleştirdiği artık gerçekten klişeleşmiş “Kendi hayatını mahvettin, şimdi de benimkini mahvediyorsun” çıkışıyla hem anne karakterine biçtiği rolün temelini yıkıyor, hem de Julija’nın başı boş delikanlı öfkesinin hedefini şaşırtacak hâle getiriyor. Kahramanıyla sempati kurduğumuzu düşündüğümüz anlarda bile en başında yazıldığı motivasyona ters düşmesi, tıpkı filmde babasının avlamaya çalıştığı müren balıkları gibi çok güçlü ve dik başlı bir karakter olması gerekirken, kurtuluşu babasının yerine zengin ve ünlü Javi’yi koymakta bulan zavallı hırçın bir kıza dönüşmesi filmi kendi içinde bir çıkmaza sürüklüyor. Murina, sahip olduğu süresinin çok daha fazlasını hissettiren, karakterlerinin sempatisine çok güvenerek çok da olgun olmayan kalemiyle iyice sündürdüğü senaryosunun ağırlığında yavaşça derine çekilen bir ilk film.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information