Sonuna yaklaştığımız 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali‘ni yerinden takip ederken Nihal Yalçın’ın başrolünde yer aldığı, ilk film olma özelliğini taşıyan Zuhal’in yönetmeni Nazlı Elif Durlu ile bir sohbet gerçekleştirdik.

Söyleşi: Umur Çağın Taş

Umur Çağın Taş: Hoş geldin öncelikle Nazlı.

Nazlı Elif Durlu: Hoş bulduk.

Umur Çağın Taş: Klasik soruları başta hızlıca geçmeye çalışacağım. Nasıl geçiyor Antalya senin için?

Nazlı Elif Durlu: Oldukça heyecanlı! (Gülüyor.) Çok uzun süre bu projeyle ilgili çalıştık. Seyirciyle ilk kez karşılaşması kadar, hem ekibin hem de sektörün ilk kez izlemesi heyecan verici.

Umur Çağın Taş: Aslında ilk soruya cevap verirken sen de biraz bahsetmiş oldun. Basın toplantısında da konuşulduğu gibi uzun bir zaman önce çektiniz Zuhal’i. Pandemiden mi sebep yoksa projenin başlaması mı zaman aldı, sebeplerinden bahsetmek ister misin?

Nazlı Elif Durlu: Finansman süreci çok uzun sürdü çekime ulaşana kadar. Ondan sonra post-prodüksiyon sürecimiz de aslında, içimize sindire sindire, kurguda bütün olasılıkları deneyerek, aynı şekilde sese ve müziğin yapımına gerektiği kadar zaman ayırarak tamamlandı. O yüzden belki de bu, bağımsız sinema için de çok da uzun bir süre sayılmaz.

Umur Çağın Taş: 2013’ten bu yana verdiğin ara daha çok Zuhal’le alakalı o zaman. Sinemaya ara verdiğin, uzaklaştığın bir dönem gibi düşünmeyelim. 

Nazlı Elif Durlu: Yo, hep sinemaylaydım. Senaryoya ve başka senaryolara da çalıştım aslında. Öyle yani hayat birazcık…

Umur Çağın Taş: Ben Zuhal’i çok beğenerek izleyenlerdenim ve festivalde konuştuğum herkes de genel olarak çok pozitif bir reaksiyon veriyor gördüğüm kadarıyla. Minik minik senaryo üzerine konuşmaya geçeceksek, Zuhal’in hem bütünde işleyen hem de tek başına dahi işleyebilecek ayrı ayrı bir sürü bloğu var. O yüzden şunu sormak istiyorum, total bir fikir olarak mı Zuhal’i yazmaya başladınız, yoksa başka başka fikirler tek bir potada mı buluştu?

Nazlı Elif Durlu: Arkadaş ortamında tanıştığım bir kadından duyduğum bir hikâyeden yola çıkarak yazıldı Zuhal. Bir kedi sesi duyduğunu anlattı bana ve bunu başka kimsenin duymadığını, bu kediyi aradığını ve yavaş yavaş etrafındaki insanların onun akıl sağlığından şüphe etmeye başladığını söyledi. Ben de onu dinlerken bu hikâyede kendimi nasıl konumlandırmalıyım diye düşündüm durdum. “Tabii ki vardır kedi, aramaya devam et” mi demeliyim, yoksa acaba, yok mu diye düşünmeliyim diye çok kafa yordum. Mesela ben olsaydım ne yapardım? Bu sesi duymaya devam etseydim etrafımdaki insanların yargılarından korktuğum için aramaktan vazgeçer miydim, yoksa aramaya devam mı ederdim diye sordum ve senaryo bu sorularla yazılmaya başladı. Bu sadece çıkış noktasıydı, daha sonra ortak yazarım Ziya Demirel ile filmin tonunu ve bu hikâyenin aslında ne anlatacağı üzerine çalışmaya başladık.

Umur Çağın Taş: Ne tepki verirdim diye yola çıkmandan bahsederken o apartman sakinlerinin Türkiye’deki spektrumdan pek çok kesimi temsil etmesi de akla geliyor. O bütünlük hissi apartmanla, sanat yönetiminin başarısıyla sağlanıyor. Tek bir binada mı çalıştınız, ayrı ayrı daireler mi kullandınız?

Nazlı Elif Durlu: Tek bir apartmanda çekildi ama çoğu farklı farklı dairelerde tabii.

Umur Çağın Taş: Bulabilmiş olmanız şahane bu arada. 

Nazlı Elif Durlu: Kesinlikle öyle! Bütün apartmanın ve sakinlerinin bizimle çalışmak istemesi de çok büyük bir şanstı. Bize evlerini açtılar. Burada tabii sanat yönetmenimiz Osman Özcan çok çok iyi bir iş çıkardı. Çok detaylı ve titizlikle çalıştık. Her evin o evde yaşayanlara dair bir şeyler anlatmasına özen gösterdik.

Umur Çağın Taş: Her kapıda ayrı bir hikâye olur ya, filmde de bu çok iyi hissediliyor. Sanat yönetimi gibi Zuhal’i özel kılan şeylerden biri de bence ses tasarımı tabii. Burada seyirciyi yanıltmak için kedi sesinin olduğu sahneler de varmış gibi hissettim ben açıkçası. Bilinçli bir tercih miydi bu?

Nazlı Elif Durlu: Kedi sesinin nerelerde, ne sıklıkta ve hangi seviyede olması gerektiği konusunda pek çok deneme yaptık. Onun ayarını bulmak bütün filmin önemli kilit noktalarından bir tanesiydi. Açıkçası, seyirciyi kandırmak istemedim. O yüzden de seyircinin de Zuhal kadar ve Zuhal’in duyduğu anlarda duymasını istedik. Zuhal duyup duymadığından emin olamadığı zamanlarda seyirci de aynı duyguları yaşasın istedim.

Umur Çağın Taş: Bariz bir kadın dayanışması var bu apartmanda. Hayatın farklı yerlerinden farklı kadınlar bir şekilde bir araya geliyor. Bir taraftan yarışmadaki tek kadın yönetmen olmanın da önemine bağlamak istiyorum bu konuyu. Fırsat eşitliğiyle alakalı ne yapılabilir gibi bir soruyu üstüne bırakmak istemesem de böyle hikâyelere çok çok ihtiyacımız olduğunu söylemeden geçmek istemiyorum. 

Nazlı Elif Durlu: Sonuçta ben bir kadın olduğum için kendi deneyimlerimden yola çıkarak hikâye anlattığımdan filmin de kadın hikâyeleri anlatıyor olması kaçınılmazdı doğrusu. Tam olarak bu konuda nasıl yorum yapmam gerektiğini bilmiyorum. Çünkü çok da söylenmemiş bir şey söylemek pek mümkün değil gibi geliyor.  Keşke daha çok kadın, film yapabiliyor olsa tabii.

Umur Çağın Taş: O zaman filmdeki dayanışma üzerinden konuşalım istersen.

Nazlı Elif Durlu: Zuhal, dinlemek üzerine bir film. Zuhal filmin başında çok daha kapalı bir insanken yavaş yavaş etrafında olan hikâyeleri keşfediyor. Burada ve her çaldığı kapının arkasında da bir başka hikâye var. Doğrusu en başından “ben kadın dayanışması üzerine bir film yapacağım” diye bir fikirle yola çıkmadım. Kendiliğinden, içimden çıkan bir şey oldu gibi geliyor bu bana.

Umur Çağın Taş: Kadın dayanışması motivasyonu üzerine yapmış olsaydınız yine harika bir şeyler çıkacağına şüphe yok tabii. Böylesi de ekstra organik hissettirmiş. Peki Türkiye spektrumu dedik, filmdeki kadınlardan bahsettik. Ortak yazarın Ziya Demirel’le, bu insanlarla tanışarak kendi reaksiyonları üzerinden düşünüp mü kaleme aldınız, yoksa tanıdıklarınızdan mı hareketle ortaya çıktı her şeyi?

Nazlı Elif Durlu: Evet, kendimi içinde bulduğum durumlardan esinlenmeler mutlaka var. Mesela emlakçı karakteri… Ev arayan bir insan olarak tanıdığım bir karakter. Aynı şekilde apartman görevlisi de öyle. Çocuk sahibi olmuş arkadaşlarım var, onların içinde bulundukları ruh durumlarına çok yakından tanık oldum. Hemen hemen bütün karakterler aslında bir şekilde tanıdığım insanlar diyebilirim.

Umur Çağın Taş: Ben filmdeki telefon seksi sahnesinin harika yazıldığını, harika oynandığını ve harika yönetildiğini düşünüyorum. Buradan sana bir soru üretemedim ama acaba sen de ne kadar harika olduğunu konuşmak ister misin?

(gülüşmeler)

Umur Çağın Taş: Öyle bir yerde ki tam da o lokomotifin bir başlangıcı gibi… Belki Nihal Yalçın’ın projeye nasıl dahil olduğu üzerinden sohbet edebiliriz.

Nazlı Elif Durlu: Çekimden yaklaşık bir yıl önce Nihal’e senaryoyla gittik, ki bu son hâli değildi. Nihal gerçekten çok güzel karşıladı. Ondan sonra, yazıma devam ettik. Senaryo değişti fakat Nihal değişmedi. Bu sahne de benim hatırladığım kadarıyla konu olmadı hiçbir zaman. Bunu benim söylemem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama herhalde kendini güvende hissetti; hem benden, hem de yapımcımız Anna Maria’nın (Aslanoğlu) ona yaklaşımından. Bir yandan bence o sahnenin senaryoda bir anlamı var, bir bütünde bir anlamı var. Kadınla ilgili, kadının adamla olan ilişkisi hakkında pek çok şey anlatıyor. Yani sadece bir seks sahnesi olması dışında ya da kendi başına iyi bir sahne olması dışında bütüne bir katkısı var. O yüzden çok sorgulamadı diye düşünüyorum. Ama bu tabii ki Nihal’e sorulması gereken bir soru.

Umur Çağın Taş: Nihal Yalçın kabul etmeseydi peki…

Nazlı Elif Durlu: Belki bu kadar erken gitmemizin nedeni budur diye düşünüyorum. Çünkü bir alternatifimiz de yoktu. O an Nihal ile görüşmeye gittiğimizde “Nihal olmazsa da belki başkasına gideriz” diye bir şey yoktu yani. Bunlar böyle çok net konuşuldu mu bilmiyorum ama büyük ihtimalle hissedilen şeylerdi diye düşünüyorum. Kısacası karşılıklı güven, saygı ve paylaşım.

Umur Çağın Taş: Aynı rollerle gidildiği için Nihal’e çokça, bunu yazdıktan sonra Zuhal rolü için onu düşünmüş olman da büyük bir mesele bence. 

Nazlı Elif Durlu: Benim için Nihal hem mizahı olan işlerde bunu çok iyi başaran bir oyuncu. Aynı zamanda dramaya da çok hakim. Hikâye konusunda konuşurken de, oyunculuk hakkında yaptığı yorumlar da beni çok etkiledi aslında. O yüzden şimdiye kadar ona neden böyle teklifler gelmedi, asıl soru bu olmalı bence. Çünkü benim için tartışmalı bir şey değildi.

Umur Çağın Taş: Filmde zayıf bir halka yok. Herkes o kadar harika oynuyor ki Zuhal’in içinden çıkmak mümkün değil. Ben de övmeye gelmişim gördüğünüz üzere.

(Gülüşmeler)

Nazlı Elif Durlu: Ben konuşmayayım, sen konuş. (Gülüyor)

Umur Çağın Taş: Peki Zuhal buradan nereye gidiyor?

Nazlı Elif Durlu: Bir uluslararası prömiyeri olacak. Belirli ama henüz açıklanmadı. 13 Ekim’e doğru söyleyebiliriz ama.

Umur Çağın Taş: Vizyon süreci olacak mı?

Nazlı Elif Durlu: Evet tabii, istiyoruz. Festival süreci tamamlandıktan sonra vizyona girecek. Henüz tarihi net değil.

Umur Çağın Taş: O zaman tekrar görüşmek üzere diyelim. Zuhal’in yolu açık olsun.

Nazlı Elif Durlu: Ben teşekkür ederim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information