Filmlerindeki karakterlere duygulardan malikâneler yaratan Céline Sciamma’nın son filmi Petite maman, 8 yaşındaki Nelly’nin (Joséphine Sanz) travmatik bir süreçle baş edebilme yöntemini konu alıyor. Anneannesinin (Margot Abascal) ölümünün ardından, annesinin büyüdüğü eve gelip, kalan eşyaları toparlamak üzere birkaç gün geçirdiği sırada Nelly, annesinin (Nina Meurisse) karanlığı henüz basmaya başlayan yas sürecine eşlik ediyor. Anneannesinin eşyalarını toplayıp kendi evlerine dönecekleri plana göre kaldıkları ve annesinin de çocukluğunun geçtiği bu ev, eşyalardan arınıp boşalmaya başladıkça, Nelly için, kendisine ait olmayan ama ona yeni bir dünya bahşedecek eski hatıralarla örülü bir mekâna dönüşüyor. Büyüme hikâyeleri anlatma konusunda uzman Sciamma, Petite maman’da küçük bir kız çocuğuna odaklanıyor gibi görünse de, yetişkinlerin çocuklarla aynı sularda yüzdüğü, çok katmanlı, sarmala dönüşen, oyunbaz ve biraz da tekinsiz bir zaman ve mekân kurguluyor. ***Yazının bundan sonraki bölümü Petite maman ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.*** Petite maman bir veda ile açılıyor. Nelly, anneannesinin kaldığı bakımevindeki diğer misafirlere veda ederken, anneannesinin odasına girdiğinde eşyaları toparlayan annesini görünce duraksıyor. Bu noktadan itibaren filmin önce yüzeyine dağılan kayıp -daha da doğrusu anne tarafından terkedilme korkusu, yavaşça ve adım adım önce çatlaklardan sızarak hikâyenin temeline oturuyor ve sonrasında Nelly’nin yeni bir dünya yaratmasının öncelikli nedenini oluşturuyor. Film boyunca annesiyle özdeşleşmenin ötesinde, kendi varlığını annesine yoldaş eden ve hatta zaman zaman onun yerine geçen Nelly, yas sürecinde kızını sembolik olarak terk eden annesinin içinde olduğu süreci anlamaya çalışmakla birlikte, kendi terk edilişini de iyileştirmek adına annesinin çocukluğuna yolculuğa çıkıyor. Babasının (Stéphane Varupenne) mutfaktaki hantal bir dolabı itmesiyle arkasından çıkan eski duvar kâğıdının cüretkâr davetiyle başlayan bu geçmişe yolculuk, Nelly’nin kendisine birebir benzeyen yeni bir arkadaş edinmesiyle devam ediyor. Yeni arkadaşı Marion (Gabrielle Sanz), tıpkı Nelly’nin annesinin yıllar önce yaptığı gibi ormanda ağaç dallarından bir sığınak yapıyor ve Nelly’den de yardım istiyor. Elbette anılarda yolculuk ederek annesinin çocukluğuyla arkadaşlık ettiğinin farkında olan Nelly, şefkati ve sevgisiyle yeni arkadaşına yardım ediyor, onunla oyunlar oynuyor ve hikâye ilerledikçe ona büyük sırrını açıklayarak “gelecekten değil, tam arkasındaki yoldan gelen” kızı olduğunu itiraf ediyor. Petite maman: Bizi Korkutan, Gerçek Şeyler Birbirlerine arkadaşlık eden bu anne kızın yarattığı sığınak, oynadığı oyunlar, birbirlerinin sırdaşlığını üstlenirken edindikleri cesaret Sciamma’nın eril tahakkümlerin dışında tutmayı başardığı bir hikâyeye dönüşüyor. Filmdeki tek erkek karakter olan baba, annenin yokluğunu doldurmaya çalışırken, Nelly tarafından çocukluğa dair “gerçek ve korkutucu şeylerin” konuşulmasının talep edildiği bir sohbet sırasında, çocukken babasından korktuğunu itiraf ediyor. Bu korku bir itiraf boyutunda asılı kalırken devasa bagajıyla filmin üzerinde bir yük olmaktan ziyade, Sciamma’nın esas odağındaki korkunun kayıp korkusu olduğunun altını çizme işlevi de görüyor. Bu, hikâye içinde hikâye, oyun içinde oyun, yas içinde yas barındıran dünyada Nelly, adeta canavarlaşan suçluluk duygusuyla beraber, annesini üzen her şeyin sorumluluğunu almamayı da öğreniyor. İzlemekte olduğumuz hayali evrenin içinde katmanlar hâlinde hayali evrenler kuran Petite maman, Nelly ve Marion’u yaşçılıktan, hiyerarşiden, hakiki dünyanın küçük sıradan hikâyelerinden kurtarıp, yeni evlerinde birbirlerini besledikleri, iyileştirdikleri ve dinledikleri, hatta yaralanmadan veda edebildikleri, korkutucu şeyleri bertaraf edebildikleri ve son derece gerçek bir üst zaman yaratıyor. Céline Sciamma’nın Petite maman ile izinde olduğu sinema, annemizin bizi asla terk etmeyeceği bir yer.

Yazar Puanı

Puan - 90%

90%

Büyüme hikâyeleri anlatma konusunda uzman Sciamma, Petite maman’da küçük bir kız çocuğuna odaklanıyor gibi görünse de, yetişkinlerin çocuklarla aynı sularda yüzdüğü, çok katmanlı, sarmala dönüşen, oyunbaz ve biraz da tekinsiz bir zaman ve mekân kurguluyor.

Kullanıcı Puanları: 4.31 ( 9 oy)
90


Filmlerindeki karakterlere duygulardan malikâneler yaratan Céline Sciamma’nın son filmi Petite maman, 8 yaşındaki Nelly’nin (Joséphine Sanz) travmatik bir süreçle baş edebilme yöntemini konu alıyor. Anneannesinin (Margot Abascal) ölümünün ardından, annesinin büyüdüğü eve gelip, kalan eşyaları toparlamak üzere birkaç gün geçirdiği sırada Nelly, annesinin (Nina Meurisse) karanlığı henüz basmaya başlayan yas sürecine eşlik ediyor. Anneannesinin eşyalarını toplayıp kendi evlerine dönecekleri plana göre kaldıkları ve annesinin de çocukluğunun geçtiği bu ev, eşyalardan arınıp boşalmaya başladıkça, Nelly için, kendisine ait olmayan ama ona yeni bir dünya bahşedecek eski hatıralarla örülü bir mekâna dönüşüyor. Büyüme hikâyeleri anlatma konusunda uzman Sciamma, Petite maman’da küçük bir kız çocuğuna odaklanıyor gibi görünse de, yetişkinlerin çocuklarla aynı sularda yüzdüğü, çok katmanlı, sarmala dönüşen, oyunbaz ve biraz da tekinsiz bir zaman ve mekân kurguluyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Petite maman ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Petite maman bir veda ile açılıyor. Nelly, anneannesinin kaldığı bakımevindeki diğer misafirlere veda ederken, anneannesinin odasına girdiğinde eşyaları toparlayan annesini görünce duraksıyor. Bu noktadan itibaren filmin önce yüzeyine dağılan kayıp -daha da doğrusu anne tarafından terkedilme korkusu, yavaşça ve adım adım önce çatlaklardan sızarak hikâyenin temeline oturuyor ve sonrasında Nelly’nin yeni bir dünya yaratmasının öncelikli nedenini oluşturuyor. Film boyunca annesiyle özdeşleşmenin ötesinde, kendi varlığını annesine yoldaş eden ve hatta zaman zaman onun yerine geçen Nelly, yas sürecinde kızını sembolik olarak terk eden annesinin içinde olduğu süreci anlamaya çalışmakla birlikte, kendi terk edilişini de iyileştirmek adına annesinin çocukluğuna yolculuğa çıkıyor. Babasının (Stéphane Varupenne) mutfaktaki hantal bir dolabı itmesiyle arkasından çıkan eski duvar kâğıdının cüretkâr davetiyle başlayan bu geçmişe yolculuk, Nelly’nin kendisine birebir benzeyen yeni bir arkadaş edinmesiyle devam ediyor. Yeni arkadaşı Marion (Gabrielle Sanz), tıpkı Nelly’nin annesinin yıllar önce yaptığı gibi ormanda ağaç dallarından bir sığınak yapıyor ve Nelly’den de yardım istiyor. Elbette anılarda yolculuk ederek annesinin çocukluğuyla arkadaşlık ettiğinin farkında olan Nelly, şefkati ve sevgisiyle yeni arkadaşına yardım ediyor, onunla oyunlar oynuyor ve hikâye ilerledikçe ona büyük sırrını açıklayarak “gelecekten değil, tam arkasındaki yoldan gelen” kızı olduğunu itiraf ediyor.

Petite maman: Bizi Korkutan, Gerçek Şeyler

Birbirlerine arkadaşlık eden bu anne kızın yarattığı sığınak, oynadığı oyunlar, birbirlerinin sırdaşlığını üstlenirken edindikleri cesaret Sciamma’nın eril tahakkümlerin dışında tutmayı başardığı bir hikâyeye dönüşüyor. Filmdeki tek erkek karakter olan baba, annenin yokluğunu doldurmaya çalışırken, Nelly tarafından çocukluğa dair “gerçek ve korkutucu şeylerin” konuşulmasının talep edildiği bir sohbet sırasında, çocukken babasından korktuğunu itiraf ediyor. Bu korku bir itiraf boyutunda asılı kalırken devasa bagajıyla filmin üzerinde bir yük olmaktan ziyade, Sciamma’nın esas odağındaki korkunun kayıp korkusu olduğunun altını çizme işlevi de görüyor.

Bu, hikâye içinde hikâye, oyun içinde oyun, yas içinde yas barındıran dünyada Nelly, adeta canavarlaşan suçluluk duygusuyla beraber, annesini üzen her şeyin sorumluluğunu almamayı da öğreniyor. İzlemekte olduğumuz hayali evrenin içinde katmanlar hâlinde hayali evrenler kuran Petite maman, Nelly ve Marion’u yaşçılıktan, hiyerarşiden, hakiki dünyanın küçük sıradan hikâyelerinden kurtarıp, yeni evlerinde birbirlerini besledikleri, iyileştirdikleri ve dinledikleri, hatta yaralanmadan veda edebildikleri, korkutucu şeyleri bertaraf edebildikleri ve son derece gerçek bir üst zaman yaratıyor. Céline Sciamma’nın Petite maman ile izinde olduğu sinema, annemizin bizi asla terk etmeyeceği bir yer.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information