Son olarak Martin Eden filmine imza atan Pietro Marcello, The Criterion Collection filmleri arasından 10 favori filmini seçti. Marcello’nun listesinde Mon oncle, Cléo from 5 to 7, Come and See, The Umbrellas of Cherbourg gibi yapımlar yer alıyor.

La bocca del lupo, Il passaggio della linea, Bella e perduta gibi filmleriyle önemli festivalleri ziyaret eden İtalyan yönetmen Pietro Marcello, geçtiğimiz yıl Jack London’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan Martin Eden filmiyle izleyici karşısına çıktı. Martin Eden uyarlamasıyla olumlu yorumlar alan Marcello, bu filmden sonra yeni projeleri merak edilen yönetmenler arasındaki yerini aldı. Marcello’nun yeni projelerini merakla beklerken; yönetmenin The Criterion Collection filmleri arasından seçtiği 10 favori filmine buradan göz atabilirsiniz.

Pietro Marcello’nun The Criterion Collection filmleri arasından seçtiği ve birden ona kadar sıraladığı bu listede Agnès Varda imzalı Cléo from 5 to 7, II. Dünya Savaşı’nın en çetin günlerinde, birliklerinden kopan ve Nazi sempatizanı Belarus’ta bir köye sığınmak zorunda kalan iki Sovyet askerinin yaşadıklarını mercek altına alan, Sovyet sinemasının keşfedilmeyi bekleyen yönetmenlerinden Larisa Shepitko’nun son filmi The Ascent, Fransız sinemasının en önemli isimlerinden, toplumsal komedinin ve hayatın içindeki absürtlüklere dair hikâyelerin ustası Jacques Tati’nin en bilinen filmi Mon oncle gibi yapımlar yer alıyor.

Pietro Marcello’nun seçtiği filmler hakkındaki kısa kısa düşüncelerine ulaşabileceğiniz bu listeye aşağıdan göz atabilirsiniz.

Pietro Marcello’nun The Criterion Collection Filmleri Arasından Seçtiği 10 Favori Filmi

1. L’Atalante – Jean Vigo (1934)

Jean Vigo imzalı L’Atalante filmini bir gece televizyondayken izlemeye başladığını söyleyen Marcello, küçükken izlediği en özel filmlerden biri olarak gördüğü için bu filmi bir numaraya koyuyor. Bu film sayesinde sinemaya tutkun olan Pietro Marcello, yönetmen Jean Vigo’nun yoğun ve şiirsel gücü yüksek olan bir film çektiğini düşünüyor.

2. Bicycle Thieves – Vittorio De Sica (1948)

Pietro Marcello’ya göre bir film kendisini ağlatıyorsa, o film başarılı bir yapımdır. Tıpkı Bicycle Thieves gibi. Yönetmen, savaş sonrasındaki İtalya’yı anlatan bu filmde İtalyan halkının insanlıkla dolup taşmasını çok sevmiş.

3. Paisan – Roberto Rossellini (1946)

Pietro Marcello’nun Bicycle Thieves’ın hemen sonrasına Paisan filmini koymasının sebebi bu iki filmin İtalyan neorealizmin yapıtaşları olduğunu düşünmesi. Rossellini’nin bir yönetmen olarak metotlarına minnettar olan Marcello, onun gözlemci bakış açısına hayran kalmış ve Rossellini’nin ülkesine olan sevgisini bu filme aktardığı düşüncesini benimsemiş.

4. Mon oncle – Jacques Tati (1958)

Mon oncle’ı çok farklı dünyalar da olsa paralel yaşayan iki toplumu yan yana getirdiği için önemli bulduğunu söyleyen Pietro Marcello, “Tati, sessiz sinemanın araçlarını kullanarak ve bizi yedinci sanatın saf bir biçimine daha yakın hissettirerek, diyalogsuz çok şey anlatıyor. Nostaljik bakış açısıyla başka bir çağın hayalperestlerine hitap ediyor ve sadece köpekler ve çocuklar aracılığıyla bile olsa kurtuluş umudu olduğunu gösteriyor” sözleriyle filme olan sevgisini bu şekilde dile getiriyor.

5. Apu Üçlemesi – Satyajit Ray

Satyajit Ray’in yönetmenliğini üstlendiği Hindistan yapımı Apu Üçlemesi, Pietro Marcello için bu listenin olmazsa olmazları konumunda yer alıyor. Ona göre üçlemenin son filminin final sekansı, sinema tarihinin en güzel sonlarından biri. “Satyajit Ray, sinematik sanat formu aracılığıyla samimi duyguları ve hatta insan ruhunu ifade etme konusundaki büyük yeteneğini ortaya koyuyor.” sözleriyle yönetmene olan hayranlığını dile getiriyor Marcello.

5. Cléo from 5 to 7 – Agnès Varda (1962)

Agnès Varda’nın kendi devrimini yarattığını dile getiren Marcello, onun filminin gücünün anlatının sadeliğinde ve kamera hareketlerinde yattığını söylerken; kendisi için Varda’nın filminin, filmlerin daha derin bir anlamı olduğu o dönemle yeniden bağlantı kurmanın bir yolu olduğunu belirtiyor. Varda’nın yaşadığı dünya hakkında derinlemesine konuştuğunun altını çizmeden de geçmiyor.

7. The Umbrellas of Cherbourg – Jacques Demy (1964)

Pietro Marcello, harika ve çok yürek burkan bir sanat eseri olduğunu düşündüğü bu filmle ilgili şu çıkarımlarda bulunuyor: “Çok basit bir hikâye anlatan ama insanlık dolu bu filmin her şeyi seviyorum. Besteci Michel Legrand sayesinde filmdeki müzik olağanüstü. Demy’nin geleneksel anlatıdan kopma cesareti ve güveni aynı anda hem bir aşk hikâyesini hem de bir sosyal dramayı tasvir ederken bu filmi benzersiz ve tekrarlanamaz kılıyor.”

8. The Tree of Wooden Clogs – Ermanno Olmi (1978)

The Tree of Wooden Clogs’u Ermanno Olmi’nin başyapıtı olarak gören Marcello, bu filmle ilgili düşüncelerini açıklarken Olmi’nin bu filmde sadece yönetmen olarak yer almadığını senarist, görüntü yönetmeni ve yapımcı olarak da bulunduğunu belirtmeden geçmiyor. Filmi de her şeyden önce bize sembolik olarak nereden geldiğimizi, kim olduğumuzu ve nasıl olduğumuzu hatırlatan bir masal olarak görüyor.

9. The Ascent – Larisa Shepitko (1977)

Pietro Marcello, The Ascent filminin yeniden keşfedilmesi ve daha fazla tanıtılması gerektiğini savunuyor ve “Ruhsal, felsefi, didaktik, duygusal, anti-militarist bir film, ama her şeyden önce zulmü açığa vuran ışık gölge (sanatta karanlık ve aydınlığın oluşturduğu zıtlığı vurgulamak) ile insan doğasının ham bir tasviri.” şeklinde filmden övgüyle bahsediyor.

10. Come and See – Elem Klimov (1985)

II. Dünya Savaşı sırasında Belarus’ta yaşanan trajediyi anlatan Come and See, Marcello’ya göre muhtemelen savaş hakkında yapılmış en önemli film. Bir dünyanın tamamen çürümekte olan yıkımını anıtsal bir şekilde tasvir ediyor ve Klimov’un tüm acıyı ustaca hayata geçirmesiyle akıllarda yer ediniyor. Marcello için bu durumun ortaya çıkmasında Klimov’un kendi hikâyesini anlatmasının payı büyük.

Kaynak: The Criterion Collection

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information