71. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde yer alan ve festivalden Altın Ayı ile ayrılan Bad Luck Banging or Loony Porn filminin yönetmeni Radu Jude, ekibimizden Zeynep Pınar Uçar’ın da katıldığı bir basın toplantısında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. 

Bad Luck Banging or Loony Porn – Babardeala cu bucluc sau porno balamuc, eşiyle seks yaparken bu anları videoya çeken Emi’nin, başarılı bir öğretmenken, çekilen görüntülerin internete düşmesiyle diğer insanların gözünde birdenbire toplumsal ahlak karşısında duran kocaman bir tehdit hâline dönüşmesini anlatıyor. Başlangıcını seks görüntüleriyle yaparak cesur bir hamle yapan film, üç bölüme ayırdığı anlatısı boyunca hem insanların Emi’nin cinsel hayatındaki tercihleri konusunda yaptığı bitmek bilmeyen yorumlarını ve eleştirilerini, hem de yönetmenin kendi ülkesi Romanya’nın iki yüzlü bulduğu politik geçmişindeki çarpıklıkları ortaya seriyor. Film Emi’yi özel hayatı konusundaki tercihleri sebebiyle hiç sıkılmadan, saatlerce yargılamak üzere kurulan “ahlak mahkemesi”ne yer verdiği üçüncü kısmında ise sonu için üç farklı olasılık sunuyor.

2015 yılında Aferim! filmi ile festivalde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Radu Jude, filmin ilham kaynağıyla ilgili sorulan bir soruya, filme birçok farklı kaynağın birleşerek ilham olduğunu söyledi. Yönetmen bu sözlerini, “Filmin ilham kaynağını sorarken insanlar genellikle konusu hakkında düşünüyorlar. Ama aslında benim için filmin konusu bu sorunun sadece yarısına cevap veriyor, çünkü benim için filmin formatı olmadan konusunun da hiçbir önemi yok, bu yüzden bu sorunun cevabı benim için çok karmaşık.” diyerek devam ettirdi. Yönetmen kutuplaşma kültürünün bu tarz örneklerinin Avrupa ve Romanya’da hatta Fransa’da da var olduğundan bahsederken, yine de filmi çekerken bu konunun üzerine gitme kararı almadığını söyledi. Sinemanın dünyayı inceleme ve dünya üzerine düşünmenin bir yolu olduğunu düşünen yönetmen, bu filmi konuyu anlatmak için uygun bir format bulduğu için yaptığını belirtti.

“Sinemanın dünyayı inceleme ve dünya üzerine düşünmenin bir yolu olduğunu düşünüyorum.”

Jude, kendisine toplumlar için hâlâ tabu niteliğinde olan porno filmlerinin bu pozisyonuyla ilgili bir soru sorulduğunda ise, cinselliğin hâlâ bir tabu olarak görüldüğünün farkında olduğunu ve muhtemelen de uzun bir süre daha bu şekilde kalacağını düşündüğünü söyleyerek cevap verdi. Elbette bunun ülkelere, ülkelerdeki özgürlük seviyesine göre değişebileceğini söyleyen yönetmen, sözlerine, “Romanya hakkında konuşmam gerekirse, Romanya porno tüketimi konusunda Avrupa’da zirvede olan bir ülke. Buna rağmen porno endüstrisine karşı aynı zamanda en yargılayıcı bakış açısına sahip ülke de yine Romanya.” diyerek devam etti. Filmde porno unsurunu kullanırken bunu, başka çarpıklıkları yansıtan bir ayna gibi kullanmayı hedeflediğinden bahsetti. Jude, “İnsanlar filmdeki porno sahnelerinde olduğu gibi cinsellik içeren sahneleri gördüklerinde kolayca geriliyor ve rahatsız oluyor ancak aslında, hem hikâyeyi birleştiren diğer noktaları hem de genel anlamda toplumları düşündüğünüz zaman çok daha yakışık olmayan durumlarla karşılaşabilirsiniz. Ancak biz bu durumlara kısa süreli bir porno filmine verdiğimiz kadar çok tepki vermiyoruz ve bu çok saçma.” dedi.

“Romanya, porno tüketimi konusunda Avrupa’da zirvede olmasına rağmen porno endüstrisine karşı ve aynı zamanda en yargılayıcı bakış açısına sahip ülke.”

Yönetmene aynı zamanda, filmin başlangıcında kullanılan bahsi geçen porno sahnesinin izleyici üzerinde yaratabileceği etki hakkında da bir soru soruldu. Bu sahneyi fazla kışkırtıcı bulabilecek kişilerin tepkisi konusunda endişeli olup olmadığı sorulduğunda Jude, bu soruyu sıklıkla aldığını ve bu sahnenin olağan dışı derecede cinsellik içeren bir sahne olmadığını düşündüğünü söyledi.

Yönetmen sözlerine, “Karşılıklı rızaları olan yetişkinler arasında geçen BDSM, sadistlik ye da mazoşistlik içermeyen banal bir seks sahnesi. 10 gün sonra hatırlamazsınız bile. Bazılarının şok edici olduğunu söylediğini gördüğümde şok oldum çünkü ben öyle görmüyorum.” diyerek devam etti. Bu sahnenin filmin bir parçası olduğunu, dolayısıyla filmde yer alması gerektiğini söyleyen yönetmen, bu sahnelerin aynı zamanda izleyicinin karakterlerle kurduğu bağı da güçlendirme ve fikir yürütmelerine yardımcı olma amaçlarıyla kullanıldığını söyledi. Sahnelerin film boyunca Emi karakterinin üstüne giden ebeveynlerin ne ile ilgili konuştuklarını anlatmaya yardımcı olduğundan bahsetti.

Bad Luck Banging or Loony Porn, her şeyiyle günümüze ait bir hikâye ve dolayısıyla filmin dünyasında insanlar salgının etkilerinin farkındalar. Salgının filmin üzerindeki etkisine dair bir soru sorulduğunda, daha önce aikido yaptığından ve dövüş sanatlarının harika bir disiplin yöntemi olduğundan bahsederek cevap vermeye başladı. Yönetmen bu sözlerini, dövüş sanatlarında var olan “içinde bulunduğunuz her durum sizin avantajınıza dönüşebilir” ilkesini hayatlarımıza uygulamamız gerektiğini söyleyerek devam ettirdi. Jude, “Dövüş sanatlarında biri size nasıl saldırırsa saldırsın her zaman karşılık vermek için bir şansınız vardır.” dedi. Pandemi başladıktan sonra filmle ilgili nasıl bir strateji izleyeceğini düşünürken yapımcılarla konuştuğundan ve bu durumu filmin hikayesinde bir element olarak kullanmayı önerdiğinden bahsetti.

Yönetmen sözlerine, “Virüs toplum üzerinde etki gösteriyorsa eğer bu durumu görmeli ve hikâyede de kullanmalıyız.” diyerek devam etti. Birçok insanın bu fikre karşı çıktığını söyleyen Jude, yine de en sonunda pandemi koşullarını filmin hikâyesine dâhil etmeye karar verdiğini ve aynı zamanda filmin yapım süreci boyunca hasta olan kimse olmadığı için çok mutlu olduğunu söyledi. Jude, insanların sıklıkla test yaptırdığı çekim sürecinin keyifli olmaktan çok zorlayıcı geçtiğinden ve herhangi bir şekilde sosyalleşmelerinin mümkün olmadığından bahsetti.

“Virüs toplum üzerinde etki gösteriyorsa eğer bu durumu görmeli ve hikâyede de kullanmalıyız.”

Yönetmene aynı zamanda anlatısını üç bölüme ayıran filmin ikinci bölümü hakkında da soru soruldu. Tarih içerisindeki farklı duraklara ait farklı görüntüleri bir kolaj hâlinde bir araya getiren bu bölümdeki görüntüleri tercih etme süreciyle ilgili soruya yönetmen, “Bu fikir filmin yapısı belli olunca ortaya çıktı. Filmin eskize benzer yapısında özgürce davranabileceğimiz hareket alanının genişliğini fark ettiğimizde aklıma filmdeki temaları bir sözlük gibi sıralama fikri geldi. Bu fikirle birlikte kendi gözlemlerimde dikkatimi çeken görüntüleri toplamaya başladım.” dedi. Jude sözlerine, sistematik bir şekilde olmasa da iki ya da üç yıl boyunca internetten, kitaplardan bulduğu görselleri biriktirmeye başladığını ve bu görselleri montaj yoluyla bir araya getirdiğini anlatarak devam etti. İlk önce ortaya çıkan görüntülerin bir saati bulduğunu söyleyen yönetmen bu görüntülerin tabi ki film içerisindeki son yerinin daha kısa süreli olduğunu belirtti.Bad Luck Banging

Yönetmene aynı zamanda filmin hikâyesindeki tarih ile, geçmişle yüzleşme teması hakkında bir soru sorulduğunda ise Jude, günümüzde yaşanan olayların geçmişin bir yansıması olduğu görüşünün çok ilgisini çektiğini söyledi. Bu ilgisinin tarihe olan meraktan çok tarihte yaşananlardan, olaylar değişime uğrasa bile, bugüne kalanları gözlemlemek olduğundan bahsetti. Filmde de tarihin günümüzdeki izlerini takip ettiğini söyleyen yönetmen, filmin günümüzün ruhuna ait olmasını istediğini söylerken bir yandan da filmde geçmişten bugüne yaşanan değişimleri ve geçmişin izlerini bu şekilde işlediğini anlattı.

Radu Jude’ye sorulan sorular arasında aynı zamanda, filmin üçüncü bölümünde kullanılan mekân ile ilgili bir soru da yer aldı. Jude, hikâyenin bu bölümü için ilk başta bir sınıf aradıklarından ancak ilk karantina döneminden hemen sonra çekim sürecine başladıkları için hiçbir kurumun çekim yapmalarına izin vermediğinden bahsetti. Jude sözlerine, “Maske kullanacak olsalar bile bu, otuz kişinin dâhil olacağı bir sahneydi ve bunun güvenli olmayacağını fark ederek dışarı çıkmaya karar verdim. Zaten salgın koşulları altında geçen bir gerçeklikte de bu kadar fazla insanın katılım göstereceği bir olay dışarıda gerçekleşecekti, insanlar iç mekanlara kıyasla daha çok dış mekanlarda buluşuyorlar. Bazı okulların bahçelerini kullanmak için çalıştık ancak hiçbiri çekimlere izin vermedi. En sonunda bir üniversitenin rektörüyle konuştuk ve kampüs içerisinde uygun bir bina bulduk. Çekimleri burada gerçekleştirebilmek için yaptığımız çalışmalar, almamız gereken izinleri tamamlama sürecimiz çok uzun sürdü fakat çok uygun bir binaydı. Politeknik Üniversitesi kampüsü içerisinde 120 yıllık eski bir binaydı. Artık kullanılmayan bu binanın hâlâ orada durması çok yazık, çünkü çocuklar için bir oyun alanı olabilir. Aslanları ben getirdim, bu aslanlar Sergei Eisenstein’ın The Battleship Potemkin filminde de kullandığı montaj teorisine bir göndermeydi.” dedi. Aynı zamanda aslanların sahnede kullanılan avlunun yarattığı gösteriş hissini de desteklediğini söyledi.

“Filmin üçüncü bölümünde kullanılan aslanlar Sergei Eisenstein’ın The Battleship Potemkin filminde de kullandığı montaj teorisine bir göndermeydi.”

Filmin sonu için üç farklı ihtimal sunan yönetmene, bu sonlarla ilgili bir soru sorduğumda Jude, üç farklı ihtimalle biten filmin finalini özgürce yaptığını söyleyerek cevap verdi. Yönetmen sözlerine, “Dördüncü bir ihtimal daha vardı ancak yeterince iyi olmadığı için kestim.” diyerek devam etti. Jude’ye aynı zamanda porno filmlerini sanat olarak görüp görmediği soruldu. Jude bu soruya, “Filmleri de sanat olarak görmüyorum, estetik kriterlerini kullanmıyorum. Uppercase Print isimli filmimde 1980’li yılların televizyon arşivlerinden çok fazla görüntü kullanmıştım. Harika sahneler de bulmuştum ancak, bahsettiğim televizyon programlarına sanat demek mümkün değil. Fakat bu sahnelerin filmdeki antropolojik yönleri sebebiyle kullanımı onları sanat hâline getiriyor.” diyerek yanıt verdi. Marcel Duchamp’ın bir tabure üzerine yerleştirdiği bisiklet tekerleğine sergide yer vererek bisiklet tekerleğine kattığı değeri örnek vererek “Bir nesneyi alıp başka bir bağlama koyarsanız, anlamı değişir.” dedi ve bu örneği filmdeki porno sahnesinin kullanımıyla ilişkilendirdi. Yönetmen, “Amatör bir porno videosunu filme koyarsanız, filmin estetik araçlarından biri hâline gelir ve filmin bir parçası olur.” dedi.

“Filmleri de sanat olarak görmüyorum. Amatör bir porno videosunu filme koyarsanız, filmin estetik araçlarından biri hâline gelir ve filmin bir parçası olur.”

Emi karakterini yargılayan ebeveynlerin çok ilginç karakterler olduğundan bahsederek bu karakterlerin ortaya çıkma sürecini anlatmasını isteyen bir soruya Jude, yazdığı ilk metnin filmin son halinden çok daha gerçekçi ve abartısız olduğundan bahsederek yanıt verdi. Yönetmen filmin bu karakterleri içeren son kısmının daha gerçekçi olan ilk kısmına kıyasla daha çok abartılı bir durum komedisine benzemesini istediğini, bu karakterlerin de bu fikirle ortaya çıktıklarını anlattı.

Jude’ye aynı zamanda filmin başrollerinden Katia Pascariu ile ilgili bir soru sorulduğunda yönetmen, Pascariu’nun saçmalıklardan uzak duran bir sanatçı olmadığını söyledi. Pascariu’nun profesyonel bir sanatçı olduğunu söyleyen yönetmen, kendisinin çok sayıda bağımsız ve politik tiyatro oyununda yer aldığından bahsetti.

Aynı zamanda projeye kendisini tamamen adayan oyuncunun, Romanya’daki küçük çaplı tiyatro çevresinde önemli bir rolü olduğunu belirtti. Jude sözlerine, “Projeyi kendisine tanıtıp ilk sahneden bahsettiğim anda herhangi bir problemi olmadığını söyledi ve bu konuda hiç tartışmadık. Zor olup olmadığını kendisine sorabilirsiniz fakat hepimiz film endüstrisinde çalışıyoruz ve sanatçılar yaptıkları işin zorluğuna dair soru sorulduğunda daima çok zor olduğunu, neredeyse öleceklerini söyleyerek cevap verirler. Ancak asıl zor olan köyde yaşayan ya da kömür madeninde çalışan birinin işi, oyuncuya zor olarak nitelendirdiği işini yapması için ne kadar para aldığını kimse sormuyor.” diyerek devam etti.

“Sanatçılar yaptıkları işin zorluğuna dair soru sorulduğunda daima çok zor olduğunu, neredeyse öleceklerini söyleyerek cevap verirler. Ancak asıl zor olan köyde yaşayan ya da kömür madeninde çalışan birinin işi, oyuncuya zor olarak nitelendirdiği işini yapması için ne kadar para aldığını kimse sormuyor.”

Yönetmene sorulan sorular arasında, eğitimcilik geçmişinin olup olmadığıyla ilgili bir soru da yer aldı. Filmin son kısmında, eğitim konusunda güçlü diyaloglara yer veren yönetmen, son yıllarda bir üniversitede ders verdiğini ancak, kendisinin filmin başrolü Emi gibi lise veya ortaokul eğitimciliği gibi bir deneyiminin olmadığını söyledi.

Jude sözlerine, “Biri 16, diğeri ise 5 yaşında olan iki çocuğum var ve bu sebeple eğitim sisteminin çok büyük sorunları olduğunu biliyorum, bu çok iç karartıcı. Bütün ülkelerin eğitim sistemleriyle ilgili sorunları olduğunu biliyorum fakat Romanya’nın şu anki durumu bence diktatörlük döneminde olduğundan bile daha kötü.” diyerek devam etti. Devletin eğitimli bir halka sahip olmaktansa kontrol edilmesi daha kolay olacak eğitimsiz bir toplumu tercih ediyor olduğunu söyleyen yönetmen, “Ne olursa olsun herkes, kendi çocuğunun daha iyi olmasını istiyor. Filmde de bununla ilgili bir örnek var, Romanyalı beyaz aileler, rüşvet karşılığında iyi okullardaki azınlık topluluklarından gelen çocuklar için ayrılmış kontenjanlara kendi çocuklarını sınavlardan muaf tutulmalarını sağlayarak sokuyorlar ve buna kimse bir şey demiyor.” dedi.

“Devlet, eğitimli bir halka sahip olmaktansa kontrol edilmesi daha kolay olacak eğitimsiz bir toplumu tercih ediyor.”

Yönetmene aynı zamanda, filmin Romanya’da alacağı tepki konusundaki tahminleri de soruldu. Filmin henüz Romanya’da gösterilmediğini, diğer filmlerinin daha fazla yüzleşme içerdiğini ve daha önce filmlerine gelen tehdit içeren korkunç tepkiler verildiğini söyleyen yönetmen, bu tepkileri verenlerin genellikle filmleri bile izlemediklerini düşündüğünü söyledi. Daha önce Romanya’nın Yahudi soykırımındaki rolünü de konu alan bir film yapan ve özellikle Romanya’da büyük tepkiyle karşılaşan yönetmen, bu filmle de muhtemelen tepki alacağını düşündüğünden ancak elbette ki, soykırım gibi bir olayı konu alan bir filme göre daha az eleştiri alacağını tahmin ettiğinden bahsetti.

Berlin Film Festivali’nde birçok filmi gösterilen yönetmene festivalin kendisi için önemi sorulduğunda ise Jude, festivalde Forum bölümünde gösterilen dört filmiyle beraber toplam altı filminin gösterildiğini söyleyerek cevap verdi.

Yönetmen, “Öncelikle festivale karşı yıllardır bana destek verdiği ve çalışmalarımı kabul ettiği için minnet duyuyorum. Festival, çalışmalarımın izleyiciyle buluşmasına yardımcı oldu. Berlin’in diğer büyük festivallere kıyasla çok daha cesur olduğunu düşünüyorum ve festivalin diğer büyük festivaller gibi ticari bir anlayışın etkisi altına girmemiş olmasına da hayranlık duyuyorum. Bir yandan da elbette ki, festivale seçilmesinin filmimi diğer filmlerden daha iyi yapmadığının farkındayım.” dedi.

Jude, Andy Warhol’un Beauty No. 2 isimli filmini bir başyapıt olarak gördüğünü söylerken, bir festivalde gösterilmediğinden ve festival çemberinin dışında kaldığı için hak ettiği değeri görmediğinden bahsetti. Yönetmen “Gazetecilerin ve film eleştirmenlerinin en önemli görevi iyi filmleri nerede olurlarsa olsunlar bulmak. Palme d’Or Ödülü alan bir film hakkında herkes yazıyor, herkes konuşuyor.” ifadelerini kullandı.

71. Berlin Film Festivali‘nde Altın Ayı Ödülü’nü kazandıktan sonra katıldığı basın toplantısında film festivallerinde gerçekleştirilen kırmızı halı seremonilerini “saçmalık” olarak adlandırdıktan sonra sinemanın daha ciddi bir şekilde ele alınması gereken bir sanat dalı olduğunu düşündüğünden bahsederken Bad Luck Banging or Loony Porn  filminin yapımcısı Ada Solomon da filmlerden çok elbiseler hakkında konuşulduğunda ortaya bir problemin çıktığını düşündüğünü söyledi.

Deşifre: Arzum Tügen

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information