İlk ayağı çevrimiçi olarak 1-5 Mart arasında düzenlenen 71. Berlin Film Festivali’nin yarışma bölümünde izleme şansı bulduğumuz Wheel of Fortune and Fantasy – Guzen to Sozo’nun yönetmeni Ryusuke Hamaguchi ile üç farklı kısa hikâyeyi bir araya getirerek ortaya çıkardığı uzun metrajlı filmi üzerine konuştuk. Festivalden Jüri Büyük Ödülü’nü kazanarak ayrılan film, Magic (Or Something Less Reassuring), Door Wide Open ve Once Again isimli üç kısa hikâyeyi bir araya getiriyor.

Zeynep Pınar Uçar: Öncelikle tebrik ederek başlamak istiyorum. Wheel of Fortune and Fantasy 71. Berlin Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü ile ayrıldı.

Ryusuke Hamaguchi: Teşekkürler.

Zeynep Pınar Uçar: Film üç farklı kısa hikâyeyi bir araya topluyor. Bu hikâyeleri nasıl seçtiniz ve aralarında bir favoriniz var mı?

Ryusuke Hamaguchi: Kısa hikâyeler uzun zamandır ilgimi çekiyordu. Kısa film çekmeyi çok seviyorum. Hatta son iki uzun metrajlı filmim Happy Hour ve Asoka I & II arasındaki süre içerisinde bir de Heaven is Still Far Away isimli bir kısa film çektim. Bu sayede kısa film çekmenin yeni şeyler denemek ve yeni insanlarla çalışmak, yeni oyuncular tanımak için çok iyi bir yol olduğunu fark ettim. Bu yüzden de aynı zamanda yeni seyircilerle buluşmanın bir yöntemi olduğunu düşündüğüm kısa filmleri çekme sürecini çok sevdim. Fakat sorun şu ki, Japonya’da kısa filmlerin dağıtım ve gösterim alanı çok sınırlı. Bu problemle başa çıkabilmek adına birkaç kısa filmi bir araya getirmeye ve ortaya kısa filmlerden oluşan bir uzun metrajlı film çıkarmaya karar verdim. Aslında yedi farklı hikâyeyi bir araya getirmeyi düşünüyordum ancak en sonunda bu hikâyelerden üç tanesini kullanmaya karar verdim.

Hikâyelerin hepsini seviyorum, filmin hikâyesinde kendisine yer bulan her kısa hikâyenin farklı bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Aynı zamanda bu hikâyelerin hiçbiri daha önceki işlerime benzemiyor. Aslında bu yüzden ben de izleyici olarak size aralarından bir favoriniz olup olmadığını sormak isterim.

Zeynep Pınar Uçar: Ben bütün hikâyeleri çok sevdim ancak içlerinden birini seçmem gerekirse Magic (Or Something Less Reassuring) isimli ilk hikâyeyi seçerdim. Çünkü bu hikâyenin karakter ve anlatım bakımından farklı bir yapısı var.

Hikâye kolayca klişe yollara düşebilecek bir anlatı gibi dururken kullandığınız anlatım tarzı karakterlerin ve hikâyenin karmaşıklığını koruyor. Bu yüzden de hikâyeyi izlemek benim için oldukça keyifliydi. 

Ryusuke Hamaguchi: Çok teşekkürler, yorumlarınız beni çok mutlu etti. İlk hikâye hakkında kesinlikle haklısınız, onun gerçekten herkes için kolayca anlaşılabilir olmasını ve bazı klişelere yer vermesini istemiştim. Bir yandan da bu fikirleri anlatım yoluyla farklı ve değişik şekillerde aktarmayı istemiştim. Bu hikâyenin böylece film içerisinde diğer hikâyelere önderlik eden, temel oluşturan bir başlangıç yapmasını istedim.

Zeynep Pınar Uçar: Filmin içerisindeki her hikâyenin kendine has, farklı bir dünyası olsa da hikâyeler arasındaki geçiş oldukça yumuşak bir şekilde yapılıyor. Hikâyeleri bir araya getirip ortaya bir uzun metrajlı film çıkarma süreci nasıldı?

Ryusuke Hamaguchi: Yorumlarınız için tekrar çok teşekkür ederim, söyledikleriniz çok sevindirici. Hikâyeler arasındaki geçişlerin işleyip işlemeyeceğinden en başta ben de emin değildim. Filmde yer alan bütün hikâyelerin kendilerine has bir yoğunluğu ve ağırlığının olduğunu düşünüyorum bu yüzden de aralarındaki geçişin nasıl işleyeceği konusunda endişelerim vardı. İzleyicinin kendilerini farklı hikâyelerin içerisine aniden atılmış gibi hissetmelerinden ve her biri sonlandıktan sonra diğerine geçmenin onlar için zorlayıcı olabileceğinden çekiniyordum. Hikâyeler arasındaki bu geçişleri yumuşatabilmek için her hikâyenin başında bir önceki hikâyeden bir yankıya yer vermeye karar verdim. Örneğin bir numaralı hikâye bittiğinde iki farklı dünya olasılığını görüyorsunuz ve ikinci hikâye başlarken de Sasaki isimli öğrenciyi hayatının gidişatı için bir diğer olasılığı, sahip olabileceği diğer hayatı düşünürken yani aslında başka bir dünyayı hayal ederken izliyorsunuz. İkinci hikâyenin sonunda ise, bir e-mailin yanlışlıkla istenen kişiye değil de başka birine gönderildiğini görüyorsunuz. Üçüncü hikâye ise, internetin artık kullanılamadığı bir dünyada geçiyor. Bu tip yollarla, hikâyelerin başlangıcında önceki hikayelerin yankısına yer vermeye çalıştım.

Bu konuda kullandığım bir diğer yöntem ise müzikti. Schumann’ın müziklerinin yarattığı hisleri bütün hikâyelere yerleştirmeye çalıştım. Schumann’ın eğlenceli fakat içinde aynı zamanda melankoli hissi barındıran müziklerini kullanarak hikâyelerdeki farklı duyguları yakalayabileceğimi düşündüm. Verilmek istenen duygular fark etmeksizin her sahnede Scenes from Childhood isimli eserini kullandım ve böylece olup biten her şeye rağmen hayatın daima devam ettiği hissini aktarmayı hedefledim. Filmdeki hikâyeler de farklı kişilerin başlarına gelen farklı olayları konu alıyor olsa da günün sonunda tüm bu hikâyeler aynı dünyada geçen hikâyeler.

Zeynep Pınar Uçar: Aynı zamanda en başta basit gibi görünseler de hikâye ilerledikçe özellikle diyalogların yardımıyla, karakterler ve hikâyeler git gide daha karmaşık, derin bir hâl alıyor. Bu kasıtlı bir yöntem mi? Küçük bir hikâyeyle başlayıp diyaloglar yardımıyla onu git gide daha da büyüterek mi ilerliyorsunuz? Hikâyelerinizde kadınların bakış açısını keşfetmek sizin için nasıl bir deneyim?

Ryusuke Hamaguchi: Hikâyenin ilerledikçe diyaloglarla birlikte daha da derin bir hâl aldığını söylediğiniz için teşekkür ederim. Bence bunun belirsizlik hissiyle alakası var. Kelimeler tek başlarınayken sabit bir beyan gibi hissettirebiliyorlar. Ancak kelimeleri fazlaca kullanıp yeni katmanlar katarak kelimelerin tek başına kullanıldıklarında yarattığı sertliği kırabilirim diye düşündüm. Kelimelerin bu şekildeki kullanımı aynı zamanda karakterlerin yaptıklarıyla söyledikleri arasındaki uyumsuzlukları da açıklayabilir. Bu çatışmayı yarattığım zaman karakterlere de daha fazla boyut kazandırmış ve onları derinleştirmiş oluyorum. Bu sayede, onların etraflarında bir gizem de yaratabildiğimi düşünüyorum. Bu yüzden kelimeleri bu şekilde kullanmayı tercih ediyorum.

Kadınların bakış açısını deneyimleme konusundaki sorunuza gelirsek de, bir erkek olduğum için günün sonunda bunun zor bir şey olduğunu düşünüyorum. Ancak bu sayede, genelde düşündüğüm şeylerin her zaman doğru cevaplar olmayabileceklerini anladım. Hazırlık sürecimde ise çok fazla insanı gözlemliyorum, dinliyorum ve farklı kadınlarla konuşuyorum fakat günün sonunda senaryoyu benim yazmam gerekiyor. Bu anlarda da kendimi karakterlerin yerine koyuyorum ve yaşadıklarının nasıl olacağını hayal etmeye çalışıyorum. Bu süreç, empati kurabilmem açısından bana çok yardımcı oldu.

Zeynep Pınar Uçar: Son hikâye, Once Again, bir bilimkurgu dokunuşu içeriyor ancak bu yönünü daima geri planda tutuyor. Hikâyenin bu yönü, içinde bulunduğumuz salgın etkisi altındaki dönemin etkilerini mi taşıyor? Filmin yapım süreci bu dönemden etkilendi mi?  

Ryusuke Hamaguchi: Sizin de bahsettiğiniz üzere üçüncü hikâyedeki bilimkurgu unsuru içinde bulunduğumuz salgın dönemini yansıtır nitelikte. Ancak hikâyeler 2019 yılında, yani pandemi koşulları henüz hayatlarımızda yokken yazıldı. Karakterleri ve hikâyeleri çok sevdiğim için herhangi bir değişiklik yapmak istemedim. Filmi pandemiye hiç yer vermeden, 2019 yılı koşullarında geçiyor gibi çekebilirdim fakat bunun hiç kimse için doğru olacağını düşünmedim. Bu yüzden, içinde bulunduğumuz duruma film içerisinde hikâyeleri değiştirmeden bir şekilde değinmenin yollarını aradım. İçinde bulunduğumuz durumu tam tersine çevirerek internetin ve sanal dünyanın yok olduğu, herkesin fiziksel yollarla iletişim kurmak zorunda olduğu bir anlatıya yer vermeye karar verdim. Böylece, hem hikâyeyi istediğim şekilde anlatmış hem de içinde bulunduğumuz duruma bir gönderme yapmış oldum.

Çekim sürecinde ise, gerekli önlemleri elbette aldık, ancak genel anlamda çok büyük çaplı bir proje olmadığı için çok büyük bir fark hissetmedik. Oyuncular sarılmak gibi yakın temas gerektiren eylemler içeren sahneleri bile çekmeyi kabul ettiler. Aynı zamanda geniş alanlarda çalışarak bir seferde en fazla altı veya yedi kişilik gruplar halinde bir araya geliyorduk. Bu zorlu süreç, küçük çaplı ekiplerin ne kadar verimli çalışabileceğini fark etmemi sağladı.

Zeynep Pınar Uçar: Wheel of Fortune and Fantasy adeta izleyicisini aşk, ilişkiler, zaman, kader ve seçimler gibi konseptler üzerine düşünmeye itiyor. Hatta bu konseptler sanki kısa hikâyeler arasında bir köprü inşa ediyor. Bu konseptlerin hikâye üzerindeki etkisinden biraz bahsedebilir misiniz?

Ryusuke Hamaguchi: Bir konsept olarak tesadüfleri işlemeye karar vermemin sebebi tesadüflerin günlük hayatlarımızda gerçekten var olduğunu düşünüyor olmam. Fakat kurmaca bir hikâyenin içerisinde tesadüfleri işlemek tehlikeli olabilir çünkü anlatmak çok zor olabilir. Ancak ben yine de bu konsepti işlemek istedim, çünkü tesadüflerin hayatlarımız içerisinde çok büyük öneminin olduğunu düşünüyorum. Bir tesadüf anını kamerayla yakalamaya çalıştığımda çok özel ve bir daha geri gelmeyecek bir anı yakaladığımı hissediyorum. Bence tesadüflerin bizlere şahit olduğumuz bir anın bir daha yaşanamayacak, spesifik bir an olduğunu hatırlatmak ve öğretmek gibi bir yeteneği var. Çevremizin tesadüflerle dolu olduğu günlük hayatlarımızda ve yaşadığımız bu tesadüflerle dolu dünyada asıl problem ise, tüm bu tesadüfleri hayatlarımızın içine sokmak için hazır olup olmadığımız.

Örneğin bir film çekeceğimiz zaman olabilecek her şeyi hesaplayarak tesadüfleri olabildiğince elimine etmeye çalışırız ve aynı şeyi toplumun da yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Dünyamız tesadüflerle dolu ve bu tesadüflerin bizleri içinde bulunduğumuz durumlardan uzaklaştırma gibi bir yeteneği var. Bu yüzden karşımıza çıkan tesadüfleri bir noktada sevmek ve kabul etmek zorundayız yoksa tesadüflere kapalı ve tekrarlarla dolu bir dünyada yaşamak zorunda kalırız. Tesadüflerin olmadığı bir dünyayı anlatmanın sahte bir dünyayı anlatmak ve gerçek olmayan bir yalanı yaşamak olduğunu düşünüyorum. Gerçekten yaşayabilmek için tesadüfleri sevmek ve onları kabul etmek zorundayız.

Zeynep Pınar Uçar: Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information