Ingmar Bergman‘ın 1974 tarihli mini dizisi/filmi Scenes from a Marriage – Scener ur ett äktenskap, ikili heteroseksüel ilişkiler ve bilhassa evlilik hakkında kelam etmeye kalkışan her anlatının ilham kaynaklarından biri aslında. Bir takvim yılı içerisinde bile Bergman’ın yıkmaya meylettiği evlilik ve birliktelik yorumlarından feyz alarak cümlelerini kuran birden fazla yapıma rastlayabiliyoruz. Ama bu sefer odağımızda, direkt esas materyalin adını almış ve dünyasını mevcuttaki dinamikleri kullanarak, bugüne uyarlansa dahi temel iskelete dokunmadan, kuran bir dizi var. Venedik‘te kırmızı halıyı arşınlarken verdikleri pozlarla da gündemimize oturmuş Jessica Chastain ve Oscar Isaac ikilisinin, 2014 yapımı A Most Violent Year sonrası bir kez daha karşılıklı oynadığı 5 bölümlük mini dizi, geçtiğimiz haftalarda HBO üzerinden sürdürdüğü serüveninin finalini yaptı. Sessiz sakin tamamladığı ekran macerasının ardından şimdi de hakkında konuşmak üzere benim ve FilmLoverss sayfalarının konuğu oluyor.

Scenes from a Marriage: Bir Histeriden Manzaralar

Heteronormatif düzende aidiyet duygusunu atılan bir imzaya bağlamak, buna duyulan açlık ve beraberinde tek eşliliğe duyulan batıl inancın geliyor olmasıyla ilgili etüt yapmış her yapımda rastladığımız üzere, Scenes from a Marriage da sadece erkek ile kadının yer aldığı bir birliktelikten değil, kişinin kendisiyle olan çatışmasından da besleniyor. Dolayısıyla hikâyesinin açılışını yaptığı yerde Mira ile Jonathan çiftinin,  bir dergi için yapılan o röportaj sırasında, uzun beraberliklerinin altı çizilirken kafalarının içerisinde dönen dişlileri de rahatlıkla görebiliyoruz. Burada kendilerine dair fikirlerimizin pekişmesi için yakın arkadaşlarının katıldığı bir yemek sırasında, onların arasındaki sürtüşme üzerinden Mira’yla Jonathan’ın kendini nereye konumladıklarını net görebilmemize imkân tanıyan bir manzara da oluşturuluyor. Dizi devam ettikçe de gerek istenip istenmediği belirsiz bir hamilelik, gerek hayatlarına giren başka başka insanlar yordamıyla bir nevi haklıyı aramaya başlıyoruz. En nihayetinde meselenin haklı haksızdan çok daha fazla olduğunu bilmemize rağmen…

İki oyuncusunun neredeyse kariyer zirvelerine değdiği, iyi tasarlanmış ve ortaya konmuş performansları sayesinde Scenes from a Marriage’ın vites arttırdığına şüphe yok. Birisiyle var olmaya alışmış herkesin bildiği üzere, konu arkanı dönüp çekip gitmeye geldiği zaman, dillendirmediğimiz kaygıların bahsini açmak ve bir şekilde kişinin kendisiyle yüzleşmek mecburiyetinde kalması önem teşkil ediyor. Jessica Chastain ile Oscar Isaac, bu dev kararların arifesi ve sonrasında bazen neyi neden yaptığımızı açıklayamadığımız eylemlerde bulunabileceğimizin öyle farkındalar ki, bu bedensel oyunlarına da bir hayli etki etmiş. Tereddütlerin, ani çıkışların, buhranların, histerilerin orta yerinde iki oyuncusu da, Mira ile Jonathan’ı kurgudan daha gerçek eyliyor. Okul arkadaşları olduğunu her fırsatta dile getiren ikilinin belki daha evvel pek çok defa çalışmasının da etkisi olabilir tabii bu. Gerçi Bergman’ın metnini bir kez olsun okumamış ya da tanıklık etmemiş bir performans sanatçısı olmadığını düşünürsek, “Nihayet!” haykırışlarıyla projeye sarılmalarının da tesiri gibi yorumlanabilir.

Şimdilerde dijital bir platforma Saklı ismiyle uyarlanan The Affair’ın yaratıcısı Hagai Levi‘nin yazıp yönettiği Scenes from a Marriage, evlilik başlığı altında kim olduğunu tanımaya ve tanımlamaya çalışan karakterlerine orijinal yapımdan farklı olarak rolleri değiştiriyor. Evin “ekmek kazandıranı” erkek tarafı değil bu sefer. Bir başkası için çekip gitmek isteyeni de. Çocuğuyla iletişiminde kusursuzluğu yakalayan da kadın tarafı değil. Ekonomik anlamda ayakta durma endişesi olmayanı da. Dolayısıyla toplumda değişen cinsiyet kimliğine dair politikaların ve basmakalıp fikirlerin de karşısına dikilerek yeni bir yüzey yaratmaya çalışıyor kendine Levi. Bu konuları oyun alanı belirlediği kariyerinde, Bergman’ın zaten zirveyi görmüş tekstini alıp yeni bir yorum getirme çabası cüretkâr olsa da amacına ulaştığı ve esansını bozmadan evlilik – varoluş gelgitinde perspektifini seyirciye geçirebildiği aşikâr. Öyle ki politik iklimin etkilerini gördüğümüz öykülerden farklı olarak Scenes from a Marriage bu rol değişimini yaptığını belirterek vakit kaybettirmek yerine, hem karakterlerini hem de bizi akışla birlikte sürüklüyor.

Çekimlerin startı verilmeden önceki anları dökümanlayarak kurguya iliştiren yapımın, tiyatro sahnesinde canlı okunup sahnelenmeye de çok müsait içeriği, bir tek final kısmında sekteye uğruyor. HBO imzalı Scenes from a Marriage özelinde, hesaplaşmaların hepsi gerçekleştirildikten sonra tarihi çok başka bir yerden, hatta soru işaretleriyle tekerrür ettiren bir tavırla, o ana kadar inşa ettiklerini yıkmaya niyetleniliyor. Bu öngörülebilir ve özgün metinde de yer alan ayrıntının aceleye gelmiş sergileniş biçimi, zamanlı ve doğru bir final yapılmasına engel tabii. Ancak o ana kadar, birebir deneyimlemesek dahi dünyaya baktığımız yerden yeni suallerle muhatap edebiliyor olma yetisinin son bloktaki kusurları bastırdığı da bir gerçek. Saat gibi işleyen ilk dört bölümüyle Scenes from a Marriage, sadece bu yılın değil HBO’nun değerli kitaplığı ve televizyonun altın çağı dahilinde kendine kayda değer bir alan açmayı başarıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information