Geleneksel televizyon kanalları yerini dijital platformlara bırakmış olsa da özellikle ana akım olarak nitelendirebileceğimiz ve geniş kitlelere ulaşan platformların da hâlâ yayın anlayışı açısından büyük riskler aldığını söyleyemeyiz. Bu sebepledir ki, son birkaç yıldır yeniden saygınlık kazanmaya başlayan korku janrının iyi örneklerini sinema dışında görmekte zorlanıyoruz. The Haunting of Hill House gibi örnekler bir elin parmağını geçmezken Ryan Murphy, türü küçük düşüren yapımları farklı kanallar için çekmeye devam ediyor. Bu açıdan, tür içerisinde farklı sinemasal arayışlarda olan isimlerin, bu platformlar için dizi ya da film üretmesi önemli. Her ne kadar kariyeri boyunca ciddi iniş ve çıkışlar yaşadığı için artık kendisine temkinli yaklaşılıyor olsa da M. Night Shyamalan’ın yeni bir arayışla Apple TV+ için bir dizi hazırlaması kağıt üzerinde son derece kıymetliydi. En azından bu durum, janrı sipariş üzerine hazırladıkları bol renkli dünyalara hapseden yönetmenlerin elinden kurtarmak için dahi önemliydi.

Gelelim Servant’a. Dizi ilk sezonunda yeni doğan bebeklerinin beklenmedik ölümünün ardından yaşadıkları bu büyük trajediyle başa çıkabilmek için alışılmadık bir yönteme başvuran Philadelphialı bir çifte odaklanıyordu. Turner ailesi, bebeklerinin öldüğünü kabullenemeyen Dorothy’ye uygulanan terapinin bir parçası olarak kendi çocukları yerine koydukları oyuncak bir bebek alıyor ve hâlâ yaşadığını varsaydıkları bu bebekle ilgilenmesi için de gizemli bir genç kadını dadı olarak işe alıyorlardı. Ancak dadı Leanne’nin eve gelmesinden kısa bir süre sonra oyuncak bebeğin, gerçek bir bebeğe dönüşmesiyle işler tuhaf bir hâl alıyor; anlamlandırmakta zorlandığımız doğaüstü olayların ve dini referansların etrafında karakterlerin zihinlerinde dolaşıyorduk. İzlediklerimizin ne kadarının gerçek, ne kadarının karakterlerin yaşadığı travmalara bağlı çıldırış hâlinin bir parçası olduğu sezon boyunca soru işareti olarak kalsa da ilk sezonun son bölümü itibarıyla Shyamalan bizi yeniden sevdiği sulara, bir tarikatın ortasına bıraktı.

Servant 2. Sezon 1. Bölüm: İlk Sezon Kadar Ürkütücü Çok Daha Karanlık

İkinci sezon da kaldığımız bu noktadan devam ediyor; Shyamalan ve Tony Basgallop ikilisi nefes almamıza dahi izin vermiyor. Servant, ilk sezonda olduğu gibi yine bizi tek bir mekâna, evin içerisine hapsediyor. Bir kez daha bebeğini yeni(den) kaybeden Turner ailesinin dramını izliyoruz. İlk sezona göre daha karanlık başlıyor, Julia Ducournau’nun yönettiği bu ilk bölümle daha sert sularda yüzüyoruz. İlk sezonda Jericho’yu kaybetmenin travmasını inkâr ederek atlatmaya çalışan Dorothy bu kez durumun farkında; hatta daha olgun davranan ve oğluna yeniden kavuşabilmek için doğru izleri süren de kendisi. Sean’ın ise Leanne’nin hayatlarına girmesinden itibaren yaşadığı çıldırış hâli devam ediyor. Geride bıraktığımız sezon diğer karakterlerden farklı olarak fiziksel travmalar da yaşayan Sean’ın, sezonun ilk bölümünde elindeki yanığı tedavi etmeye çalıştığı sahneyi izlemek epey zorlayıcıydı. Bir büyüme hikâyesini metaforlarla zenginleştirdiği ilk uzun metraj kurmacası Raw ile en korkunç kabuslarımıza talip olan Ducournau, Servant’ın bu ilk bölümüyle hem diziye hem de kendi kariyerine kaldığı yerden devam ediyor; yine kendisinin çektiği dizinin ikinci bölümüne dair iştahımızı kabartıyor.

İkinci sezonun nereye evrileceği hususunda yalnızca 25 dakika üzerinden tahminde bulunmak zor. Ancak, dizinin hâlihazırda 40 bölümünün hazır olduğunu söyleyen Shyamalan’ın tarikat konusunu odağına alacağını ve bu sezon boyunca Jericho ve Leanne’nin izini süreceğimizi tahmin ediyoruz. Bebeğini kaybeden ve bunun sorumluluğunu omuzlarında hisseden Dorothy, yaşadığı ikinci şokun ardından bebeğinden kolay vazgeçmeyecektir. Sean, bu durumu Dorothy’nin çocuklarını kaybettiğini fark etmesi ve gerçeklerle yüzleşerek, hayatlarına bu kez çocuklarını kaybetmiş bir aile olarak devam edebilmeleri için bir şans olarak görüyor. Diğer yandan Sean, konuyu kapatmaya çalışıyor olsa da tarikata dair merak ettiklerini kaşımaya devam edecektir.

Servant, ikinci sezonuyla da korku ögeleri kadar komediyi de barındırıyor içerisinde ve seyircisine eğlence vaat ediyor. Korkutma ve güldürme ögeleri, hayatın içerisindeki ironiyi dışa vuracak şekilde serpiştiriliyor dizinin içerisine. Yer yer, hem de hiç beklemediğimiz anlarda kahkahalarla gülünecek kadar komik, yer eyer ise tüyleri diken diken edecek kadar ürpertici. Henüz ilk bölümü yayınlanan ikinci sezon için şimdilik fazlasını söylemek güç. Ancak, en az ilk sezon kadar eğlenceli ama çok daha karanlık bir sezonun bizi beklediği aşikâr.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information