Sevgili günlük,

Bugün 24 Nisan 2020. Ve yine hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkan bilgilerle mutlu olduğum bir gündeyim. İnternet üzerinden, biraz da avare şekilde, oradan oraya dolaşırken Ezel Akay’a ve onun bayıldığım filmi Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? hakkındaki röportajına denk geldim. Metin ve oyunculuklar bazında muhteşem bulduğum ancak başta ses kurgusu olmak üzere epeyce teknik sorunu olan filme dair Akay’ın da aynı görüşte olması beni garip bir şekilde sevindirdi. Hatalarının farkında olmak güzel şey sanırım. Sinemamızda örneği pek fazla bulunmayan, gerçek tarihi komediyle boca ettiği filmi tasarlarken, ilk etapta parodik bir malzemenin çıktığını fark eden Akay, bunun üzerine ciddi bir okuma ve araştırma sürecine girdiklerini söylüyor. Kostüm ve sanat tasarımından yaratılan dile ve şarkılara dek pek çok elementin, gerçeğin en azından bir yansıması olarak karşımıza çıkmasıyla filmin oturduğu zeminin nasıl sağlamlaştığını ve aradan geçen yıllara rağmen hâlen güncelliğini koruyan alt metni nasıl zenginleştirdiğini de böylece keşfetmiş oldum sevgili günlük.

Sevgili Günlük #13: Living with Yourself

Bugün sana Living with Yourself’ten bahsetmek istiyorum. Dizi, aslında her zaman ilgi çekici olan “What if” senaryolarından birini ele alarak kendi klonuyla baş başa kalan bir adamı merkezine alıyor. Gelgelelim işler, olayların arkasındaki bilimkurgusal dünyayı aydınlatma ekseninde ilerlemekten ziyade hâlihazırda varoluşsal bir kriz yaşayan Miles ve eşi Kate’in içinde bulunduğu statüko üzerinden gelişiyor. Böylece mizah soslarıyla bezenmiş bir dram ortaya çıkmış oluyor. Yine de bu tür yapımlardan alışık olduğumuz klonların birbirlerinin yerini alması gibi klişelerden kaçılmadığını ve tam da bu nedenle ilk birkaç bölümün bazen sıkıcılaştığını söylemem gerek sevgili günlük. Burada dizinin yarım saatten oluşan sekiz bölümden oluşması imdadıma yetişti ve bir şekilde izlemeye devam ettim. Ve sezon finaline ilerlerken, araya katılan bir flashback bölümün de etkisiyle, tüm o “bayık” sekansların bir şekilde geleceğe yatırım olduğunu fark etmemle birlikte diziye yeniden yükseldim ve son sahne, yeni sezona olan merakımı epeyce artırdı. Aynı olayların farklı perspektifler üzerinden birkaç kez önümüze sunulması da ilk etapta fazla etkileyici olmasa bile alıştıkça diziye ilginç bir hava katıyor. Sıkı sıkıya takip ettiğim yakın dönem Amerikan bağımsız komedilerinden aşina olduğum Paul Rudd ve daha sonra esas olarak komedyen olduğunu öğrendiğim Aisling Bea’nın da performanslarıyla beni etkilediğini belirtmem gerek.

Görüşürüz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information