b1vUEI_2aBY


Slasher janrını mercek altına alan video essay, bu türdeki filmlerin olmazsa olmaz kurallarını ve korku sinemasına nasıl katkı sağladığını analiz ediyor.

Korku sinemasının alt türleri arasında yer alan slasher janrı, bir grup insanın vahşi bir katilin saldırısına uğradığı ve genellikle keskin aletlerle öldürüldüğü filmler için kullanılan bir terimdir. Özellikle 80’li yıllarda popülerleşmeye başlayan, slasher janrının alt türü olarak varlık gösteren teen-slasher ise adından anlaşıldığı üzere gençlerin kesilip biçilerek öldürüldüğü filmleri ifade eder. “Beş arkadaş hafta sonu tatili için ormandaki bir kulübeye giderler. Bir süre sonra başlarına ilginç olaylar gelir” şeklinde tarif edilen filmler, slasher janrının ana temasını oluşturur.

Slasher formülü kısaca ve kabaca bir katilin olay yerine gelip, insanları birer birer katletmesi ve en sonunda kurtulan bir kadın tarafından öldürülmesi şeklinde tanımlanabilir. Bu filmlerde elimizde bir katil ve bu katilin kurbanları konumunda yer alan bir grup insan (teen-slasher için bir grup genç demek daha doğru olur ve bu filmlerin sonunda genellikle sadece seks yapmamış genç kız hayatta kalır. Bu korku sinemasında kısaca “final girl” tanımıyla da ifade edilir) bulunur. Tabii bu tür, yıllar geçtikçe bazı değişikliklere uğramış, temel ögelerin ötesine evrilen belli yapılara bürünmüştür.

CineFix adlı YouTube kanalı, slasher janrının tarihini ve bu türün belli başlı kurallarını ele aldığı bir video hazırladı. Gelin hep birlikte bu kurallara yakından bakalım ve kurallar üzerinden verdiğimiz örneklerle slasher janrının merkezine bir yolculuk yapalım.

Slasher Janrının Olmazsa Olmaz Kuralları

Kural 1: Seks eşittir ölüm. 1960’lı yıllardan itibaren ortaya çıkan slasher filmler, muhafazakâr Amerika’nın hüküm sürdüğü, seks yapmanın çok kötü bir şey olarak algılandığı, günah olarak kabul edildiği bir dünyada geçer ve bir karakterin seks yapmış olması, filmin ilerleyen dakikalarında onun öleceği anlamına gelir. Mesela John Carpenter imzalı Halloween filminde henüz küçük bir çocukken ablasını öldüren Michael Myers’ın, 15 yıl sonra mahallesine geri dönerek saçtığı dehşeti izleriz. Michael Myers’ın ablasını filmin başında biriyle cinsel ilişkiye girerken görürüz. Bu noktadan sonra Myers, ablasını bir nevi yaşadığı cinsel ilişki sebebiyle cezalandırır ve onu öldürür. Michael Myers’ın temel motivasyonu bir slasher klişesi olan “seks yaparsan ölürsün ya da evlilik dışı cinsel ilişki yaşayan ergenlerin öldürülmesi gerekir” durumuyla doğrudan paralellik kurar. Aynı şekilde Alfred Hitchcock tarafından çekilen ve slahser filmlerinin ilk etkili örneklerinden biri olarak sayılan 1960 yapımı Psycho filmine yakından bakalım. Filmdeki meşhur duş sahnesini hatırlarsınız. Janet Leigh’in canlandırdığı Marion, sevgilisi Sam ile evlenebilmek için patronunun banka hesabına yatırması için verdiği 40 bin doları çalar ve geceyi yol üzerinde bir motelde geçirmeye karar verir. Norman Bates’in oteline gelen Marion gece yatmadan önce duş alırken vahşice bıçaklanarak öldürülür. Bu durum, videodaki 2. kuralla yani “Ahlaksızlık ölümleri hızlandırır” durumuyla doğrudan ilişkilidir aslında. Çünkü Marion para çalarak büyük bir ahlaksızlık yapmıştır. Karakterlerin, o dönemin toplumsal normlarının dışına çıkmış olması, başka bir deyişle tabu olan davranışları sergilemesi onların sonunu getirir.

Kural 3: Asla yalnız kalma. Bir slasher filminde yalnız kalıyorsan, ölümün etrafında kol gezdiğini bilmelisin. Bu aslında bütün korku filmleri için geçerlidir. Nasıl bir katille karşı karşıya olduğunu, ona karşı nasıl bir savunma mekanizması geliştireceğini bilmediğin için yalnız kalmak doğru bir tercih değil. Slasher filmlerde ilk yalnız kalanın ya da olayları çok ciddiye almayan karakterlerin ölmesi gibi. Mesela birazdan detaylı bir şekilde değineceğimiz Scream filminde Rose McGowan’ın canlandırdığı Tatum karakterinin bira almak için evin garajına yalnız olarak indiği sahneyi ele alalım. Tatum biraları aldıktan sonra eve girmek için kapıya doğru yönelir ancak kapı bir türlü açılmaz. Tam bu sırada çığlık maskesi giyen katilimiz ekranda belirir. Tatum ise sanki bir film aktrisiymiş gibi davranır ve katille oyun oynamaya başlar. Oysa “masum kız” rolüne bürünen Tatum, başına geleceklerden habersizdir. Bir süre sonra şaka yerini gerçeğe bırakır ve Tatum çok vahşi bir şekilde hayata gözlerini yumar. Filmin başında gördüğümüz Drew Barrymore da evde yalnızken öldürülür ve bu ölüm her şeyin başlangıcı olur.

Kural 4: Katilin psikolojik bir travması var. Psycho’da annesi tarafından gördüğü baskıyı hoşlandığı tüm kadınları öldürmesiyle dışavuran, bunu da annesinin kılığına girerek yapan, filmin sonunda çift karakterli olduğunu anladığımız Norman Bates, The Texas Chain Saw Massacre‘da akli dengesi yerinde olmayan bir ailede büyüyen maskeli katil Leatherface, Friday the 13th’te çocukken kamp personelinin ihmali sonucu Camp Crystal Lake’de boğulan Jason Voorhees…. Bu karakterlerin hepsinin yaşadığı bir travma vardır. Bu filmler de katilin motivasyonunu izleyiciye bu şekilde anlatmayı tercih eder.

Kural 5: Eğer bir film hit olursa, sonra gelen devam filmleri kötü olur. Sinemada bir filmin büyük başarı elde etmiş olması, devam filmlerinin çekilmesine zemin hazırlar. Özellikle düşük bütçeyle çekilip bütçesinin çok fazlasını kazanan slasher filmleri, devam filmleriyle beraber bir seriye dönüşür. Yapımcıların daha fazla para kazanma umuduyla yaptığı bu devam filmleri, hiçbir zaman ilk filmin yerini tutamamıştır. Halloween, A Nightmare on Elm Street ve Friday the 13th, her biri uzun bir devam filmi serisini başlatmıştır ve her birinde korku ikonu hâline gelmiş bir katil bulunur: Michael Myers, Freddy Krueger ve Jason Voorhees (ilk filmde katilin Jason Voorhees’in annesini olduğunu, hatta Scream filminin ilk sahnesinde bu duruma bir gönderme yapıldığını belirtmeden geçmeyelim). Bu katil karakterler, korku sinemasından sıçrayarak popüler kültürde de yerini aldı.

90’lı Yılların Slasher Janrına Yön Veren Bir Film: Scream

Bu beş kuralda bahsettiğimiz filmlerle beraber korku sinemasına damga vurmuş slasher filmler yok mu? Elbette var. Gerilim ve korku türünün efsanevi İtalyan yönetmeni Mario Bava’nın kan ve şiddetin doruklarında gezinen giallo filmleri, korku sinemasının dönüşümü ve gelişimi açısından sinema dünyasına çarpıcı filmler kazandırmıştır ve slasher janrında da etkisini göstermiştir. 1974’te Kanadalı yönetmen Bob Clark’ın yönettiği Black Christmas, büyük bir ilgiyle karşılanmamış olsa da korku hissiyatını karakterlerin vahşi ölümleri üzerinden gösteren slasher janrının ilk örnekleri arasında yer aldı.

Peki 90’lı yıllarda ne oldu? Wes Craven imzalı Scream serisi devreye girdi. Doksanların durgun geçen korku sinemasına yeni bir soluk getirdi. Elde ettiği gişe başarısıyla kendisinden sonra üç devam filminin gelmesine vesile olan Scream, “Katil kim?” sorusu üzerinden hikâyesini şekillendirmesine rağmen bu konsepti ciddiye almayan yapısıyla ve korku filmlerinden aldığı referanslarla sinema dünyasını kasıp kavurdu. Film, Woodsboro kasabasındaki gençlerin telefonla aranıp filmler hakkında soru sorarak kurbanlarına işkence eden bir maskeli katil tarafından öldürülmesini konu alıyor ve katilin asıl hedefi, annesi bir yıl önce vahşi bir cinayete kurban gitmiş olan Sidney Prescott. Sidney üzerinden izlediğimiz Scream, korku filmi izleyicisinin her türlü ilgisini çekebilecek bir yapıya sahip. Üstelik bunu devam filmlerinde de korumayı başarmış bir yapısı var. Scream 2’da ilk filmdeki olayların filmi yapılmıştır ve açılış sahnesi de bu sözde kurgusal filmin gösterildiği bir sinema salonunda başlar. Scream 3, bütün olayların nasıl başladığını açıklarken; devreye reddedilen üvey kardeş karakterini sokar ve “geçmiş asla peşini bırakmaz” mottosuyla hikâyesini oluşturur. Scream 4 ise günümüzdeki gençlerin ünlü olma takıntısını ekranlara yansıtır.

Scream’in popüler kültürde geldiği nokta, 2000’li yılların korku sinemasında bu tarz örneklerin daha çok ortaya çıkmasını sağladı. 2000’li yıllara geldiğimizde Wrong Turn, Cold Prey, Wolf Creek gibi slasher filmlerin çekilmesi bu duruma örnek gösterilebilir. 2012 yapımı The Cabin in the Woods ise türün tüm klişelerini ve gereksinimlerini kullanarak onları ti’ye almasıyla, benzeri görülmemiş bir parodiyi ekrana getirip alışılmışın dışına çıkıyor. Deneysel bir amaç için gençlerin hayatını zehir eden bir şirketin işin içinde olmasının filmin diğer yapımlardan farklı olduğu gözler önüne seriyor.

CineFix’in hazırladığı ilgi çekici videoyu da buradan izleyebilirsiniz.

Kaynak: CineFix

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information