İlk uzun metrajlısı olan Görülmüştür ile hem ulusal hem uluslararası festivallerde adından söz ettiren Serhat Karaaslan’ın yeni kısa filmi Suçlular – Les criminels, dünya prömiyerini geçtiğimiz günlerde Sundance Film Festivali’nde yaptı. Pandemi nedeniyle bu yıl online olarak gerçekleşen festivalin “Kısalar” bölümünde yer alan yeni filminde Karaaslan, iki genç sevgilinin geceyi birlikte geçirebilmek için işledikleri ufak “suç” üzerinden, gerilim dolu bir 24 dakika inşa ediyor. İki gencin birlikte olma isteği onları tehlikeleri sulara çekerken, filmin tonu da daha karanlık bir hâl almaya başlıyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Suçlular ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Anadolu’da küçük bir kasabada geceyi birlikte geçirmek için gittikleri ilk otelde evli olmadıkları için aynı odada kalamayacakları söylenerek geri çevrilen Nazlı (Deniz Altan) ve Emre (Lorin Merhart), kendilerince bir plan yapıyorlar. Bir sonraki otele ayrı ayrı giriş yapıp oda kiralayacak, sonra bir odada buluşacaklardır. Ne var ki bu planla girdikleri ikinci otelde karşılaşacakları kişilerin onları hiç beklemedikleri olayların içine çekeceğinden habersizdirler.

Karaaslan, daha ilk dakikalardan itibaren seyircinin gerginlik dozunu tırmandırmaya başlıyor. Bunu da sırlar üzerinden yapıyor. Henüz karakterlerin farkında olmadığı kritik bilgileri önceden izleyici ile paylaşarak onları bu sırra ortak ediyor. İlk olarak gençlerin ne planladığını gösteriyor. Bu sırra vâkıf olmamız, Emre otel işletmecesini kandırıp otele girmeye çalışırken onunla birlikte gerilmemize neden oluyor. Otele girdikten sonra ise bu kez daha tedirgin edici bir sırra ortak oluyor seyirci: Güvenlik kameralarından birilerinin izlediğine. Karaaslan, karakterleri takip eden kamerasının yerini kısa bir anlığına güvenlik kamerasına bırakarak, gençlerin izlendiğini gösteriyor seyirciye. Henüz gençlerin farkında olmadığı bu durumu bilmemiz, birazdan yaşanacakların gerginliğini daha yaşanmadan hissetmeye başlamamızı sağlıyor. Sonunda Nazlı ve Emre’nin gizlice buluştuğu odadaki telefon çalıp da tehlike baş gösterdiğinde, karakterlerin üzerine gelen duvarlar izleyici tarafından da hissediliyor.

Suçlular: Gençlere Yer Yok

Kendisini otelin güvenlik görevlisi olarak tanıtan karakterin (Erdem Şenocak) kapıyı zorlayarak gençlerin kaldığı odaya girmesiyle birlikte, olaylar hiç beklenmedik bir yöne evriliyor. İlk olarak Nazlı’yı öpmeye çalışan güvenlik görevlisi, tepki gösteren Emre’yi tartaklıyor. Gençlerden onun önünde sevişmeye devam etmelerini istiyor, reddedilince tehdit ediyor. Tüm bu esnada Nazlı’ya karşı tacizleri, saldırgan tavırları sürüyor. Filmin adında atıfta bulunulan asıl suçlular, yavaş yavaş kendilerini göstermeye başlıyor. Nazlı bir şekilde güvenlik görevlisini aşıp otel lobisine indiğinde bu kez de karşısına otel yöneticisi (Ercan Kesal) çıkıyor. Odada karşılaştıkları cinsel taciz ve tecavüz tehlikesi ortadan kalkıyor belki ama sözlü taciz ve şiddet devam ediyor. Ayıplamalar, tehditler, hakaretler… Daha saniyeler önce otelde kalan genç bir kadını taciz ederken gördüğümüz “güvenlik görevlisi”ni yanında çalıştırmakta bir sakınca görmeyen otel yöneticisi, geceyi birlikte geçirmeye çalışan gençlere ahlak dersi vermeye başlayınca, neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair yerleşik değerler, kanun önünde “suç” olarak görülen davranışlar sorgulamaya açılıyor. Darp, taciz, hatta tecavüzün eşiğinde olan, korkudan ödleri patlamış iki gencin otel yöneticisinin çağıracağı polisleri bir kurtuluş aracı olarak değil yeni bir tehdit olarak algılaması da şahit olduğumuz bu çarpık düzene farklı bir boyut katıyor. Otele gelecek polislerin de gençlere pekâlâ benzer bir muamele yapabileceğini biliyor olmamız, rahatsız edici bir farkındalık yaratıyor. Bu farkındalıkla birlikte, Anadolu’da küçük bir otelde yaşananlar, gençlerin tüm ülkede karşılaştıkları sistematik baskının temsiline dönüşüyor.

Suçlular, sahne sahne üzerine düşünülmüş, ufak detaylarla zenginleştirilmiş bir kısa film. Gençlerin otel resepsiyonundaki zille oynamasından Emre’nin odasına girerken Pembe Panter melodisini ıslıkla çalmasına kadar her bir detay anlatıya hizmet ediyor. Bu detaylar bir araya gelerek, çocukça bir “suç” işleyen gençlerle oteldekiler arasındaki kontrastı derinleştiriyor. Filmin sonunda bir lokantada otururken gördüğümüz gençleri birbirine yakınlık göstermekten alıkoyan bakışların gösterilmiyor oluşunu da bu detaylara katabiliriz. Emre’nin elini çekmesine neden olan bakışları görmesek de, arkasındaki ayıplamayı, baskıyı tahmin etmek çok zor olmuyor. Biraz önce otelde yaşananlar ise, o bakışların sahiplerine dair de soru işaretleri yaratıyor.

Suçlular’ın bu iyi düşünülmüş yapısı içinde göze batan ön önemli kusuru ise oyuncu seçimlerinde karşımıza çıkıyor. Bir Zamanlar Anadolu’da ve Kelebekler gibi yakın dönem Türkiye sinemasının en bilindik filmlerinden ikisinde yolculuk sırasında karşılaşılan, konuşkan karakter olarak karşımıza çıkan Ercan Kesal’ı yine benzer bir rolde görmemiz, ekranda olup bitenlerden uzaklaşıp oyuncuyu düşünmemize neden oluyor. Kesal’ın otel yöneticisi karakterinde önceki rollerine benzer bir yorum görmemiz, bunun ya tipik bir type casting durumu olduğunu, ya da Kesal’ın kendinden de bir şeyler katmasına müsaade edildiğini düşündürüyor. Öte yandan başta Deniz Altan ve Lorin Merhart olmak üzere oyuncu kadrosunun geri kalanı içinse sadece iyi şeyler söyleyebilirim.

Neticede Suçlular, filmin ismini ekranda gördüğümüz ilk andan itibaren yavaş yavaş belirginleşmeye başlayan meselesini, zekice düşünülmüş küçük dokunuşlarla ve türler arasında başarıyla geçiş yaparak izleyiciye aktarıyor. Bunu yaparken de uzun uzun konuşmalar yerine, film bittikten sonra bile kolay kolay geçmeyen gerginliğe ve seyircilerin az önce yaşananları sorgulamalarıyla ulaşacakları rahatsız edici cevaplara bel bağlıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information