Söz konusu anaakım romantik komediler olunca, türün altın çağını yaşadığı söylenilen 1990’lı yılların birbirine benzeyen fakat her biri kendine ait albenili fikirlere sahip Hollywood yapımları gelir önce akıllara. Julia Roberts’ın ya da Meg Ryan’ın bir yandan bizleri eğlendiren binbir türlü badireleri atlatıp, finalde çoğunlukla mümkün olduğunca yeteneksiz ama güzel “duran” aktörler tarafından canlandırılmış “hayallerindeki eşe” kavuştukları mutlu sonlara hepimiz aşinayızdır. Türün, orijinal fikirlere çabucak uyum sağlayan yapısına karşın, anlatılarının omurgasını sabit bırakmakta tutucu davranan büyük yapım şirketlerinin menzilinden biraz uzaklaştığımızda ise daha farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çoğunlukla 2000’li yıllarda bağımsız Amerikan sineması kapsamında ya da benzerlerinden farklılaşabilenlerini düşündüğümüzde Avrupa’dan gelen örnekleri de sayabileceğimiz tonu değiştirilmiş modern bir romantik komedi ile karşılaştığımız söylenebilir. Ancak bu yıl prömiyerini gerçekleştirdiği Berlin Film Festivali yarışma bölümünden En İyi Oyuncu ödülüyle ayrılan Tam Sana Göreyim – Ich bin dein Mensch için, klişe Hollywood romantik komedileriyle özdeşleşmiş tondan çok da uzaklaştığını söylemek mümkün değil. Maria Schrader’in filmi bizzat o klasikleşmiş rom-kom dünyasının havasını soluyan ancak ilerledikçe bu atmosferin içerisinde olabildiğince özgünleşen hınzır bir dramaya dönüşüyor. Tam Sana Göreyim: Aradığınız Robot Ayağınıza Geldi Berlin’deki Bergama Müzesi’nde bilimsel araştırmalarını sürdüren bir grubun liderliğini yürütmekteki arkeolog Alma burada hikâyemizin Meg Ryan’ı. Üzerine çalıştığı araştırmayı devam ettirebilmesi için gerekli fonu alması karşılığında patronunun istediği başka bir görevi kabul etmek zorunda kalır. Bu görev, insanların hayallerini süsleyen ideal partneri yaratma amacındaki bir şirketin, tamamen kişisel verilerin ve istatistiklerin yüklendiği, kişiye özel programlanarak üretilmiş robotlarından birini deneyip incelemesini gerektiriyor. Mecburiyetten kabul ettiği ve isteksizliğini her an belli ettiği bu iş için bahsi geçen şirkete başvuruyor ve kendisi için özel yaratılmış ideal eş Tom ile randevulaşıyor. Bu alengirli bir araya gelme faslıyla açılan Tam Sana Göreyim, yakın gelecekte hatta belki neredeyse günümüzde geçen iyi tasarlanmış dünyasına seyircisini çabucak çekiyor. Sonrasında ise tüm bu bilimkurgu dokunuşlarıyla şekillenmiş rom-kom anlatısında asıl dert edindiği konulara yoğunlaşıyor. Yazının başında bahsini ettiğim “altın çağ” bir yandan tüm dünyada dergiciliğin ve gündelik yaşam üzerine yayınların da yüksek tirajlarla gündeme hükmettiği bir döneme denk düşüyordu. Kapaklarında ideal romantik ilişkinin formülünü vadeden ya da on adımda karşındakini etkilemenin sırlarını matbu dizgilerin arasına saklayan bu dergiler ile dönemin gişe canavarları arasında organik bir bağın bulunduğunu da söylemek gerek. Adını sanki bu dergi kapaklarında yer alan bir manşetten ödünç almış gibi duran Kadınlar Ne İster – What Women Want (2000) gibi tür klasikleri, garip bir şekilde bu filmde Schrader’in istediği dünyayı yaratmasında derinlerde bir yerde yardımcı oluyor. Fikrinin ilgi çekiciliğiyle seyirciyi yakaladığı yerde, bu filmlerden ortak hafızalara armağan kalmış bir cazibeyi kullanarak başlıyor Tam Sana Göreyim. Ancak az önce de belirttiğim gibi niyeti bu kasım sezonu Hollywood filmleriyle aynı yolda ilerlemek değil. Bu uğurda en büyük farklılığı katan ise oldukça özenli yazılmış ana kahramanı Alma oluyor. Alma, zoraki kabul ettiği görevinin daha en başından söz konusu sistemin çalışabileceğine ve simüle edilmiş mutluluğun mümkünlüğüne inanmıyor. Hatta bu tarz fütürist bir organizasyonun bağlamı dışında da hayallerini süsleyen bir “o kişi” bulunmadığına, bunların otuz yıl öncesinin filmlerinde kalmış yapay umutlar inşa eden saçmalıklar olduğuna emin. Günümüzde romantik ilişkiler üzerine oluşmuş genel algıyı paylaşan, “hayatının aşkı” gibi…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Fikrinin ilgi çekiciliğiyle seyirciyi yakaladığı yerde, bu filmlerden ortak hafızalara armağan kalmış bir cazibeyi kullanarak başlıyor Tam Sana Göreyim. Ancak niyeti bu kasım sezonu Hollywood filmleriyle aynı yolda ilerlemek değil.

Kullanıcı Puanları: 4.13 ( 5 oy)
65


Söz konusu anaakım romantik komediler olunca, türün altın çağını yaşadığı söylenilen 1990’lı yılların birbirine benzeyen fakat her biri kendine ait albenili fikirlere sahip Hollywood yapımları gelir önce akıllara. Julia Roberts’ın ya da Meg Ryan’ın bir yandan bizleri eğlendiren binbir türlü badireleri atlatıp, finalde çoğunlukla mümkün olduğunca yeteneksiz ama güzel “duran” aktörler tarafından canlandırılmış “hayallerindeki eşe” kavuştukları mutlu sonlara hepimiz aşinayızdır. Türün, orijinal fikirlere çabucak uyum sağlayan yapısına karşın, anlatılarının omurgasını sabit bırakmakta tutucu davranan büyük yapım şirketlerinin menzilinden biraz uzaklaştığımızda ise daha farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çoğunlukla 2000’li yıllarda bağımsız Amerikan sineması kapsamında ya da benzerlerinden farklılaşabilenlerini düşündüğümüzde Avrupa’dan gelen örnekleri de sayabileceğimiz tonu değiştirilmiş modern bir romantik komedi ile karşılaştığımız söylenebilir. Ancak bu yıl prömiyerini gerçekleştirdiği Berlin Film Festivali yarışma bölümünden En İyi Oyuncu ödülüyle ayrılan Tam Sana Göreyim – Ich bin dein Mensch için, klişe Hollywood romantik komedileriyle özdeşleşmiş tondan çok da uzaklaştığını söylemek mümkün değil. Maria Schrader’in filmi bizzat o klasikleşmiş rom-kom dünyasının havasını soluyan ancak ilerledikçe bu atmosferin içerisinde olabildiğince özgünleşen hınzır bir dramaya dönüşüyor.

Tam Sana Göreyim: Aradığınız Robot Ayağınıza Geldi

Berlin’deki Bergama Müzesi’nde bilimsel araştırmalarını sürdüren bir grubun liderliğini yürütmekteki arkeolog Alma burada hikâyemizin Meg Ryan’ı. Üzerine çalıştığı araştırmayı devam ettirebilmesi için gerekli fonu alması karşılığında patronunun istediği başka bir görevi kabul etmek zorunda kalır. Bu görev, insanların hayallerini süsleyen ideal partneri yaratma amacındaki bir şirketin, tamamen kişisel verilerin ve istatistiklerin yüklendiği, kişiye özel programlanarak üretilmiş robotlarından birini deneyip incelemesini gerektiriyor. Mecburiyetten kabul ettiği ve isteksizliğini her an belli ettiği bu iş için bahsi geçen şirkete başvuruyor ve kendisi için özel yaratılmış ideal eş Tom ile randevulaşıyor. Bu alengirli bir araya gelme faslıyla açılan Tam Sana Göreyim, yakın gelecekte hatta belki neredeyse günümüzde geçen iyi tasarlanmış dünyasına seyircisini çabucak çekiyor. Sonrasında ise tüm bu bilimkurgu dokunuşlarıyla şekillenmiş rom-kom anlatısında asıl dert edindiği konulara yoğunlaşıyor.

Yazının başında bahsini ettiğim “altın çağ” bir yandan tüm dünyada dergiciliğin ve gündelik yaşam üzerine yayınların da yüksek tirajlarla gündeme hükmettiği bir döneme denk düşüyordu. Kapaklarında ideal romantik ilişkinin formülünü vadeden ya da on adımda karşındakini etkilemenin sırlarını matbu dizgilerin arasına saklayan bu dergiler ile dönemin gişe canavarları arasında organik bir bağın bulunduğunu da söylemek gerek. Adını sanki bu dergi kapaklarında yer alan bir manşetten ödünç almış gibi duran Kadınlar Ne İster – What Women Want (2000) gibi tür klasikleri, garip bir şekilde bu filmde Schrader’in istediği dünyayı yaratmasında derinlerde bir yerde yardımcı oluyor. Fikrinin ilgi çekiciliğiyle seyirciyi yakaladığı yerde, bu filmlerden ortak hafızalara armağan kalmış bir cazibeyi kullanarak başlıyor Tam Sana Göreyim. Ancak az önce de belirttiğim gibi niyeti bu kasım sezonu Hollywood filmleriyle aynı yolda ilerlemek değil. Bu uğurda en büyük farklılığı katan ise oldukça özenli yazılmış ana kahramanı Alma oluyor.

Alma, zoraki kabul ettiği görevinin daha en başından söz konusu sistemin çalışabileceğine ve simüle edilmiş mutluluğun mümkünlüğüne inanmıyor. Hatta bu tarz fütürist bir organizasyonun bağlamı dışında da hayallerini süsleyen bir “o kişi” bulunmadığına, bunların otuz yıl öncesinin filmlerinde kalmış yapay umutlar inşa eden saçmalıklar olduğuna emin. Günümüzde romantik ilişkiler üzerine oluşmuş genel algıyı paylaşan, “hayatının aşkı” gibi masalvari tanımlara bıyık altıyla gülen çok daha gerçek ve tanıdık bir esas kadın Alma. Filmin seyircisine açıldığı noktanın anımsattıklarından mütevellit, hikâye ilerledikçe bir noktada Alma’nın aslında yanılıyor olduğunu fark edeceğine dair bir beklenti barındırıyor. Ancak kahramanımızın tek niyeti, bu mükemmellik ve kusursuzluk üzerine odaklanan teknolojinin bir açığını bulabilmek ve insan doğasının gereğince bu pahalı saçmalıkların hiçbir zaman hayatlarımıza entegre olamayacağını ispatlayabilmek. Burada her ne kadar yalnız ölmenin hiç de sorun olmadığını düşünen bir kahramanın sırtına atlamış olsak da, filmin ısrarla klişe romantik komedileri anımsatan tonu seyircisine neye inanmak istediğini sorgulatıyor.

Özellikle final bloğuna gelirken daha yakın dönemden Spike Jonze’un Her’ünün yüzdüğü sulara yaklaşan Tam Sana Göreyim, mutluluğun formülü ve hislerin hakikati üzerine yoğunlaşıyor. Filmin, sulu bir komediye dönüşmeye oldukça yatkın konusunu olabildiğince olgun bir şekilde zapt eden senaryosu öte yandan izleyicisini neredeyse her anında eğlendirebiliyor. Anlatısı boyunca fazla tepe noktası barındırmayan film, sahip olduğu bir iki kırılma anında da büyük hamleler yapmayıp bunları üzerine konuşmak istediklerini dışa vurmak için kullanıyor. Her ne kadar mükemmelliğini kabul etse de olası bir ilişki hâlinde tüm hayatının oyun oynanan bir sahneye dönüşeceğini düşünen Alma, Tom’dan tamamen vazgeçtiği anda içinde biriktirdiklerini dile döküyor. Filmin buraya kadar usul usul işleyen sıcak hikâyesi, bir anda kendi yarattığı gerçeklik içerisinden dönüp insan doğası üzerine yorumlar yapmaya, neyin insanî olup neyin yapay olduğuna ve gerçekten ne istediğimize dair hâlihazırda kendi kendimize sorduğumuz onca soruyu yönelten bir kapanış tercih ediyor. Kendine has mizahı, zekice denilebilecek özenilmiş tasarımı ve bir noktaya kadar iyi yazılmış senaryosu Tam Sana Göreyim’i sonuna dek keyifle izlenebilen modern bir romantik komediye dönüştürüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information