David Lowery, yazıp yönettiği The Green Knight filmini çekme konusunda kendisine ışık tutan 10 yapımı listeledi. Lowery’nin listesinde The Triology of Life ve Sleepy Hollow  gibi yapımlar yer alıyor.

Ain’t Them Bodies Saints, A Ghost Story, Pete’s Dragon ve The Old Man & The Gun gibi filmlere imza atan David Lowery’nin merakla beklenen yeni filmi The Green Knight, kısa süre önce sinemaseverlerle buluştu. Kral Arthur efsanesinden ilham alan film, referans aldığı pek çok filme göz kırpıyor.

Eskimeyen Kral Arthur efsanesinden esinlenen epik macera The Green Knight, Sir Gawain’in hikâyesine odaklanıyor. Filmde, Kral Arthur’un güçlü fakat aklı bir karış havada yeğeninin ünlü Green Knight ile  karşılaşmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkmasının ardından yaşananlar anlatılıyor.

Akademi üyelerinin kendi filmleriyle ilgili önemli detayları sinemaseverlerle paylaştığı Aframe, The Green Knight’ın çıkışı vesilesiyle David Lowrey ile bir araya gelerek, The Green Knight’ı çekme konusunda kendisine yol gösteren 10 filmi listeledi.

David Lowery’nin The Green Knight’ı çekme konusunda kendisine yol gösterdiğini belirttiği 10 filme buradan ulaşabilirsiniz.

The Green Knight Filmini Çekme Konusunda David Lowery’e İlham Veren 10 Film

1- Willow – Ron Howard (1988)

Ron Howard klasiği olan 1988 yapımı Willow’u ilk izlediğinde 7 yaşında olan David Lowery, filmdeki her şeyi görmesinin yıllar sürdüğünü ve üzerinde büyük bir etki bıraktığını dile getiriyor. Favori filmlerinden biri olan Willow, The Green Knight filmi için yönetmenin ana ilham kaynakları arasında yer alıyor.

2- Hayat Üçlemesi – Pier Paolo Pasolini (1970)

Pierre Paolo Pasolini’nin The Decameron, Arabian Nights ve The Canterbury Tales filmlerinin birleşimi olan Hayat Üçlemesi’ni The Green Knight için mekân keşfine gitmeden önce izleyen Lowery, Sir Gawain tasvirinde Ninetto Davoli olduğunu düşünmenin hoşuna gittiğini belitti.

3- Sleepy Hollow – Tim Burton (1999)

Sleepy Hollow’un Tim Burton denince akla gelen tüm unsurların zirve noktası olduğunu düşünen Lowery, özellikle Tim Burton ve görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki’nin birlikte çıkardığı işten övgüyle söz ediyor. Burton ve Lubezki’nin Sleepy Hollow’da ilk kez birlikte çalışıyor olmalarına rağmen birbirlerini en iyiyi yapmaya ittiklerini söyleyen Lowery, özellikle The Green Knight’taki St. Winifred sekansında Sleepy Hollow’un önemli referans noktalarından biri olduğunu söylüyor. The Green Knight’ın görüntü yönetmeni Andrew Palermo ile birlikte Burton’ın filmini incelediklerini belirtiyor.

4- Marie Antoinette – Sofia Coppola (2006)

Sofia Coppola’nın Marie Antoinette filmindeki dönem vurgusu ve aktarımındaki ince çalışması Lowery’nin dikkatini çekmiş ve kendi filminde işlemeyi düşünmüş. Marie Antoinette hakkında “Sofia Coppola’nın filminin benim üzerimde hüküm süren bir unsuru varsa, o da yürek ve inancın tarihsel doğruluğu gölgede bırakmasıydı.” ifadelerini kullanıyor.

5- Henry V – Kenneth Branagh (1989)

David Lowery’nin 10-11 yaşlarında neredeyse her gün izlediği Henry V filminde en çok etkilendiği yer Patrick Doyle’un “Non Nobis Domine” adlı savaş sonrası ara bölümüymüş. Bu bölümü Barry Keoghan’la olan savaş sahnesi için teknik bir şablon olarak kullandıklarını belirten Lowery, buna rağmen Branagh’ın o tek çekimde başardığının yayına bile yaklaşamadıklarını ifade ediyor.

6- Andrei Rublev – Andrei Tarkovsky (1966)

Lowery, “Ortaçağ filmlerinin en büyüğü” olarak tanımladığı Andrei Rublev’i bir ilham kaynağı olarak kullanmaya çalıştıklarını, ama başarısız olduklarını söylüyor. Çünkü Lowery’ye göre bu film “dokunulmaz”. Yine de The Green Knight’ın görselliğini şekillendirirken Lowery’nin notları arasına giren filmlerden biri de Andrei Rublev olmuş.

7- Zardoz – John Boorman (1974)

Kral Arthur efsanesinden esinlenmiş en bilindik filmlerden biri olan Excalibur’un da yönetmeni olan John Boorman’ın yönettiği Zardoz, The Green Knight’ın ilham aldığı filmlerden biri olmasa da bu listede kendisine yer buluyor. The Green Knight’ın hazırlık sürecinde Excalibur’u defalarca izleyen, Zardoz’u ise filmin çekimleri bittikten sonra izleme şansı yakalayan Lowery, ilk bakışta Excalibur ile The Green Knight arasında çok daha büyük bir bağ var gibi görünse de, iki filmlik bir gösterimde The Green Knight’ı Excalibur ile değil, Zardoz ile eşleştireceğini söylüyor. Zardoz’un Beethoven’ın 7. senfonisi eşliğinde geçen son karelerinin, The Green Knight’ın sonu ile aynı evrenden koparılmış gibi hissettiğini söyleyen yönetmen, “hemen ikisi arasında bir tür kozmik akrabalık hissettim” diyor.

8- Silence – Martin Scorsese (2016)

Martin Scorsese’nin  inancın doğasına dair yavaş ve zorlu bir araştırma yaptığı Silence filminde bu soyut kavramı sorgulama şeklinin The Green Knight’ta onur ve şövalyelik hakkında bir fikir edinmeye çalışırken aklına geldiğinden bahseden Lowery, teknik açıdan da Silence’tan övgüyle söz ediyor. VFX (görsel efekt) kullanımı konusunda Silence’tan ilham aldıklarını söylüyor. Ayrıca Scorsese’nin finalde bir anda zamanda ileriye atlayıp farklı bir karaktere söz vermesi de Lowery’yi derinden etkilemiş.

9- Bram Stoker’s Dracula – Francis Ford Coppola (1992)

Bram Stoker’s Dracula’nın sinema tarihinde en sevdiği filmlerden biri olduğunu söyleyen David Lowery, daha izlemeden bu filmle derin bir bağ kurduğunu söylüyor: “Vizyona girdiğinde 11 yaşındaydım ve ailem görmeme izin vermedi, bu yüzden kendi versiyonumu çekmeye karar verdim. Yerel Waldenbooks’ta yayınlanan senaryoya göz attım, sahne sahne özümsedim, Eiko Ishioka’nın inanılmaz kostüm tasarımlarını ezberledim, Francis Ford Coppola’nın alıntıladığı Klimt ve Goya gibi referansları sindirdim. Bir senaryo yazdım, kostümler ve protezler yaptım, bir de Demeter ve Drakula Kalesi’nin maketini; ama bir video kameram yoktu, bu yüzden aslında o filmi hiç çekemedim. Sanırım, bir bakıma, bu vaadi gerçekleştirmeye en çok The Green Knight ile yaklaştım. Pratik efektlerin, çözülmelerin ve eski moda sinema hilelerinin kullanımı bana ilham vermeyi asla bırakmadı ve St. Winifred kulübesinde Gawain’e ilk yaklaştığı sahnede bu filmin büyüsüne açık bir saygı duruşu var.”

10- Us – Jordan Peele ( 2019)

Jordan Peele’ın ikinci filmi olan Us, The Green Knight’ın hazırlıklarının sonlarına doğru vizyona girmiş ve büyük bir grupla birlikte Dublin’deki Light House Cinema’ya izlemeye gitmişler. Us’ı izlerken bir noktada, ekranda gördüğü bir şey sayesinde The Green Knight’ın senaryosunda yaşadığı bir sorunun kilidini açtığından bahseden Lowery, “Us olmadan bu idrake varır mıydım? Kim bilir! Bu yüzden çekim yaparken hep film izlerim. En beklenmedik şeyler iyi bir fikri açığa çıkarabilir.” ifadelerini kullanıyor.

Kaynak: Aframe

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information