The Invisible Man’den The Lodge’a, Possessor’dan Relic’e The Playlist’e göre 2020’nin şu ana kadarki en iyi 15 korku filmi!

Sinema açısından oldukça zorlu bir yılı geride bırakmak üzereyiz. Pandeminin getirdiği şartlardan ötürü bir süredir sinemalara gidemez olduk, merakla beklediğimiz filmlerin vizyon tarihi ise ileriye ertelendi. Ancak pandemiden önce izleyiciyle buluşan filmlerin yanı sıra VOD gibi dijital platformlarda yayınlanan yapımlar da izleyicinin aklında yer edinmeyi başardı. Ayrıca Berlin, Sundance gibi festivallerde beğeniyle karşılanan, övgü dolu yorumlar alan filmler de bu süre zarfında dikkat çekti.

The Playlist ise 2020’nin şu ana kadarki en iyi 15 korku filmini derlediği bir liste yayınladı ve yaptığı bu liste sayesinde korku sineması hayranlarının radarına girdi.

Listede 2012 yılında Antiviral filmine imza atan Brandon Cronenberg’in yazıp yönettiği, bilimkurgu ve korku türlerini bir araya getiren Possessor, Natalie Erika James‘in ilk uzun metrajına imza attığı, Sundance’te izleyici tarafından beğeniyle karşılanan, Emily Mortimer ve Bella Heathcote’lu Relic, izleyiciler ve eleştirmenlerden olumlu yorumlar alan, gişede de yüksek bir başarı elde eden, Elisabeth Moss’un başrolünü üstlendiği ve Leigh Whannell’in yönettiği The Invisible Man, tekinsiz atmosferiyle izleyiciye gerilim dolu dakikalar yaşatan, Goodnight Mommy’ye imza atan Severin Fiala ve Veronika Franz ikilisinin korku türündeki son filmi The Lodge gibi bu yıl öne çıkan korku filmleri yer alıyor.

Bağımsız yapımların ağırlıkta olduğu listede yer alan tüm filmlere ve bu filmlerle ilgili bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

The Playlist’e Göre 2020’nin Şu Ana Kadarki En İyi 15 Korku Filmi

After Midnight – Jeremy Gardner

Dünya prömiyerini 2019 Tribeca Film Festivali’nde yapan, Jeremy Gardner’ın yazıp yönetip, aynı zamanda başrolünde yer aldığı After Midnight, kız arkadaşı Abby’nin ortadan kaybolmasından sonra hayatı tepetaklak olan Hank’in yaşadıklarını konu alıyor. Hank, bir yandan şifreli bir not bırakan Abby’i bulmaya çalışırken diğer bir yandan da akıl sağlığını korumaya çalışmaktadır.

Color Out of Space – Richard Stanley

Başrolünde Nicolas Cage’in yer aldığı, H.P. Lovecraft uyarlaması Color Out of Space’in yönetmen koltuğunda Hardware ve Dust Devil gibi yapımlara imza attıktan uzun yıllar sonra beyazperdeye geri dönen Richard Stanley oturuyor.

Film, modern dünyanın kargaşasından kaçmak için ufak bir kasabaya yerleşen bir ailenin, esrarengiz bir meteorun arka bahçelerine düşmesiyle değişen hayatlarını konu alıyor. Aile, hem dünya hem de uzay-zaman üzerinde tuhaf etkiler yaratmaya başlayan meteorun düşmesiyle kendilerini hiç beklemedikleri, korku dolu bir durumun içinde buluyor.

Extra Ordinary – Mike Ahern ve Enda Loughman

Mike Ahern ve Enda Loughman ikilisinin imzasını taşıyan Extra Ordinary filmi korku ve komedi türlerini bir araya getiriyor ve izleyiciyi İrlanda kırsalına davet ediyor.

İrlanda’da sürüş eğitmeni olarak yaşamını sürdüren Rose, doğaüstü yeteneklere sahiptir ancak çevresindeki insanların ruhlarla ilgili yardım taleplerini sürekli reddeder. Ancak kızı şeytani bir varlığın etkisi altında olan Martin’in Rose’dan yardım istemesi olayların seyrini değiştirir ve Rose, kızı kurtarmak için harekete geçer.

His House – Remi Weekes

Netflix filmi His House, zamanın ruhuna uygun teması ve konusu açısından Get Out’a olan benzerliğiyle dikkatleri üzerine çekiyor.

Savaşın parçaladığı Güney Sudan’dan dehşet içinde kaçan genç bir mülteci çift, küçük bir İngiliz kasabasında yeni hayatlarına uyum sağlamak için mücadele ediyor ancak kasabanın mütevazı görüntüsünün altında tarifsiz bir kötülük gizleniyor.

La Llorona – Jayro Bustamante

Dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Venedik Film Festivali’nde yapan, daha sonra Sundance ve Tribeca gibi önemli film festivallerine konuk olan, Jayro Bustamante imzalı La Llorona, Guatemala’da yaşanan bir silahlı çatışma sırasında öldürülen Alma ve çocukları ile bu katliamın sorumlusu olarak gösterilen Enrique karakterleri arasındaki ilginç ilişkiyi konu alıyor. Enrique’nin beraat etmesi, Alma’nın ruhunun intikam için harekete geçmesine neden olur. Açıklanamayan olaylar dizisi izleyiciyi filmin içerisine sürükler.

Possessor – Brandon Cronenberg

2012 yılında Antiviral filmine imza atan Brandon Cronenberg’in yazıp yönettiği, dünya prömiyerini 2020 Sundance Film Festivali’nde yapan Possessor filminin oyuncu kadrosunda Andrea Riseborough, Christopher Abbott, Tuppence Middleton, Sean Bean, Rossif Sutherland gibi isimler yer alıyor.

Filmde Andrea Riseborough’un canlandırdığı Tasya Vos karakteri, insanların beynine yerleştirdiği bir tür implant teknolojisi ile çalıştığı şirketin yararı için onları suikastlarda kullanmaya zorlar. Tasya’nın bu eylemleri yararınaymış gibi gözükse de kendisinde birtakım değişikliklere neden olur. Kendi hayatında şiddet içeren geçmişini ve anılarını baskılamakta zorlanan Tasya, gittikçe kontrolünü kaybetmeye başlar. Kısa süre sonra, kimliği kendi kimliğini yok etmekle tehdit eden bir adamın zihninde hapsolmuş bulur.

Relic – Natalie Erika James

Başrollerinde Emily Mortimer ve Bella Heathcote’un yer aldığı ve Natalie Erika James‘in ilk uzun metrajına imza attığı Relic, 80’lerin perili ev filmlerinden feyz alıyor.

Film, ailenin en yaşlı üyesi Edna’yı bulmak için eve geri dönen Edna’nın kızı Kay ile torunu Sam’i odak noktasına alıyor. Edna, kaybolduktan kısa bir süre hiçbir şey olmamış gibi geri döner ve davranışlarında şiddete varan tutumlar sergiler. Bu süreçte Kay ve Sam, evin şeytani bir güç tarafından lanetlendiğini ve Edna’nın kontrolünü ele geçirdiğini keşfeder.

Scare Me – Josh Ruben

Sundance kontenjanından bu listeye giriş yapan Scare Me, ilk romanına başlamak için şehirde bir ev kiralayan Fred ile başarılı, bir o kadar da kendini beğenmiş  bir korku romanı yazarı olan Fanny’nin yaşadıklarını mercek altına alıyor.

Kaldıkları evin elektriğinin kesilmesi üzerine Fred ve Fanny birbirlerine korku hikayeleri anlatmaya başlar ve ikili en korkularıyla yüzleşir. Filmin yönetmenliğini Fred karakterine hayat veren Josh Ruben’in üstlendiğini sözlerimize ekleyelim.

Sea Fever – Neasa Hardiman

Daha çok televizyon dizilerinde görev alan Neasa Hardiman‘ın yönettiği Sea Fever, Batı İrlanda açıklarındaki bir gemi mürettebatının, su kaynaklarında büyüyen bir parazite karşı verdiği hayatta kalma mücadelesini izleyiciye aktarıyor.

Denizin derinliklerindeki dehşeti izleyiciye göstermeyi hedefleyen filmin başrollerinde Wonder Woman’da Hippolyta karakterine hayat veren Connie Nielsen ve EverAfter, Mission: Impossible II filmlerinden tanıdığımız Dougray Scott yer alıyor.

Spree – Eugene Kotlyarenko

Stranger Things dizisinde Steve Harrington karakterine hayat veren Joe Keery ile Scream serisinden tanıdığımız  David Arquette’yi bir araya getiren Spree, çalıştığı şirketin tanıtımını yapıp sosyal medyada viral olmak için ölümcül bir plan yapan, sosyal medya bağımlısı Kurt Kunkle’ı konu ediniyor.

The Beach House – Jeffrey A. Brown

İlişkilerinde sorunları düzeltmek için ailelerinin deniz kenarındaki evine giden ancak davetsiz misafirlerin gelişiyle hayatları tepetaklak olan bir çiftin hikâyesini anlatıyor The Beach House. Klasik bir korku filmi temasına sahip olan film, eleştirmenlerden olumlu yorumlar almasıyla dikkatleri üzerine çekti.

The Invisible Man – Leigh Whannell

Elisabeth Moss’un başrolünü üstlendiği The Invisible Man, kendisini sürekli manipüle eden ve hayatını kendi istekleri doğrultusunda şekillendiren eşi Adrian’dan kaçan Cecilia’nın hikâyesini anlatıyor. Hayatına çeki düzen vermek için önemli adımlar atan Cecilia, Adrian’ın intihar ettiğini öğrenmesinden sonra açıklanamaz birtakım olaylarla karşılaşıyor ve Adrian’ın gerçekten ölüp ölmediğini sorgulamaya başlıyor.

Bunun üzerinden gerilim yaratarak izleyicisine unutamayacağı bir sinema deneyimi yaşatan film, yönetmen Leigh Whannell’in elinde bambaşka bir yapıya bürünüyor. 2018 yapımı Upgrade ile yönetmenlik alanındaki hünerleri sergileyen, Saw serisinin yaratıcılarından Leigh Whannell, filmin ana karakteri Cecilia üzerinden günümüzde yaşananlarla bağlantı kuruyor ve Hollywood’da yükselen kadın hareketinin sinemada nasıl anlatılması gerektiği konusunda adeta ders niteliğinde bir filme imza atıyor.

The Lodge – Veronika Franz ve Severin Fiala

Geçtiğimiz yıl prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nden övgülerle dönen The Lodge, 2014 yapımı psikolojik gerilim filmi Goodnight Mommy filmiyle sinema dünyasında tanınan Severin Fiala ve Veronika Franz ikilisinin imzasını taşıyor. Filmin başrollerinde her yıl filmografisine o yılın dikkat çeken yapımlarını sığdırmayı başaran; Mad Max: Fury Road, American Honey, It Comes at Night gibi filmlerde rol alan Riley Keough ve The Hobbit serisiyle tanınan Richard Armitage yer alıyor.

Film, Grace isimli bir kadının, evlenmeyi planladığı Richard’ın çocuklarıyla güzel vakit geçirmek üzere gittikleri bir dağ evini mesken tutuyor. Grace ve çocuklar arasındaki ilişki iyiye gitmeye başladıkça, evin çevresinde bazı garip ve korkutucu olaylar yaşanır ve Grace karanlık geçmişinin gizemleriyle baş başa kalır.

The Pale Door – Aaron B. Koontz

Melora Walters, Zachary Knighton, Devin Druid, Noah Segan, Stan Shaw gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı, korku ve western türlerini aynı çatı altında buluşturan The Pale Door filminde gerçekleştirdikleri tren soygununun ardından daha önce hiç görmedikleri hayalet bir kasabaya giden bir çetenin yaşadıklarına ve cadılar tarafından ele geçirilme sürecine tanık oluyoruz.

The Wretched – Brett Pierce ve Drew T. Pierce

Tıpkı The Beach House gibi klişe bir konuya sahip olan The Wretched, hikâyesine kötü cadıları davet ederek bir korku-gerilim teması yaratmaya çalışıyor. Filmde ebeveynlerinin ayrılması sonucu yeni bir yere taşınan bir genç, buradaki komşularının cadı olduğunu anlıyor ve kendisi ve sevdiklerini korumak için zorlu bir mücadeleye girişiyor.

Kaynak: The Playlist

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information