Unorthodox’a konu olan komünitede yaşayan ve dizinin ana karakteri Esty gibi yıllar önce bu komüniteden ayrılan Frieda Vizel, dizinin pek çok konuda gerçekleri yansıtmadığını iddia etti.

Genç bir kadın olan Esty’nin yaşadığı ultra ortodoks Yahudi komünitesinden kaçıp Berlin’de kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışmasına odaklanan dört bölümlük Netflix dizisi Unorthodox, 26 Mart’ta yayınlandı ve izleyiciler tarafından ilgiyle karşılandı. Kısa sürede Netflix’in en çok izlenen yapımlarından biri hâline gelen dizi, hasidizme, özellikle de diziye konu olan Satmar Hasidik komünitesine yönelik eleştirileri beraberinde getirdi.

Deborah Feldman‘ın gerçek hayat hikâyesini anlattığı Unorthodox: The Scandalous Rejection of My Hasidic Roots’tan uyarlanan dizi, ultra ortodoks komünitesinden kaçıp Berlin’e yerleşen Feldman’ın hikâyesini ekrana uyarlarken önemli değişiklikler yaptı. Karakterin ismi ve mesleği gibi önemli detayları değiştiren dizi, böylece uyarlandığı eserden ayrı duran bir yapıma dönüştü.

Ancak Frieda Vizel‘a göre Netflix tarafından hazırlanan dizi sadece uyarlandığı romanda değişiklikler yapmakla kalmıyor, aynı zamanda gerçekleri de değiştiriyor ve pek çok şeyi yanlış aktarıyor. Unorthodox’un ana karakteri olan Esty gibi Satmar Hasidik komünitesinden yıllar önce ayrılan Vizel’e göre dizideki pek çok olay gerçekleri yansıtmıyor. Son yıllarda Williamsburg’deki Satmar Hasidik komünitesindeki turlarda rehberlik yapan Vizel, Forward için kaleme aldığı yazıda, dizide yanlış aktarıldığını iddia ettiği hususları detaylı bir şekilde anlattı.

Frieda Vizel, Dizide Ultra Ortodoks Yahudilerin Canavarlaştırıldığını Düşünüyor

Vizel’e göre dizideki yanlışlar daha açılış sahnesinde karşımıza çıkıyor. Dizi, Yahudilerin iş yapmayıp dinlendikleri şabat gününde başlıyor. Williamsburg’deki Satmar Hasidik komünitesinden ayrılmaya karar veren Esty, eşyalarını hızlıca toplayıp evden çıkmaya çalışıyor. Ancak tam o çıktığı sırada binadaki kadınlar onu görüyor ve eruvun kaldırıldığını, o yüzden evden çıkamayacağını söylüyor. Çünkü şabat günlerinde sadece yaşanılan yerin etraf ince bir telle, yani eruvla çevrildiği takdirde ortodoks Yahudilerin bir şeyle uğraşmasına izin veriliyor. Esty bu üzden fark edilmeden çıkabilmek için eşyalarını geride bırakmak zorunda kalıyor. Eruvun kaldırılmış olması, Esty’i bu hayata mahkum eden duvarların da yıkılmasını sembolize ediyor. Ancak Vizel, Satmar Hasidik komünitesinde eruv uygulamasının kabul görmediğine dikkat çekiyor. Hasidizmin dini önderlerinden Rebbe eruvu tasvip etmediği için, Satmar Hasidik komünitesindeki ultra ortodoks Yahudiler de bu adeti kabul etmiyor.

Vizel’a göre daha açılış sahnesinde bunun gibi pek çok yanlış bulunuyor. Esty’nin basmakalıp kıyafetleri, çirkin apartman dairesi, ten rengine uymayan peruğu gibi. Binadaki diğer kadınların başörtülerini doğru bağlamadıklarını söyleyen Vizel, oyuncuların Yidiş aksanlarının da başarısız olduğunu düşünüyor. Vizel’e göre dışarıdan birisi için bunlar ufak detaylar gibi görünse de, bu topluluk içinde yaşayan birisi için bunlar son derece bariz hatalar.

Vizel, ufak detaylardaki yanlışlıkların dizinin bütünündeki yanlışların da bir göstergesi olduğunu düşünüyor. Zira Vizel’e göre Unorthodox, Hasidik topluluğunun ruhunu doğru şekilde yansıtamıyor. Vizel, dizide gördüğü bu soğuk, neşesiz, kurallara sıkı sıkıya bağlı insanların yıllarca içinde yaşadığı Satmar Hasidik komünitesine hiç benzemediğini belirtiyor. Williamsburg’deki bu komüniteyi dedikodunun, dramanın, mahalle baskısının, materyalizmin, rekabetin ve meraklı komşuların hiçbir zaman eksik olmadığı yaşam dolu bir dünya olarak gördüğünü ekliyor.

Vizel’ı rahatsız eden bir diğer husus da dizideki karakterlerin tutarsızlıkları. Sessiz, içine kapanık genç bir kadın olarak resmedilen Esty, Williamsburg’den ayrılıp Berlin’e gider gitmez tüm bunlardan bir anda kurtuluyor. Esty’nin kocası olan Yanky çoğu zaman saf, iyi niyetli bir karakter olarak gösterilirken, seks sahnesinde eşinin vajinismus nedeniyle çektiği acıya tamamen duyarsız kalan bir canavar gibi yansıtılıyor. Vizel, ayrıca Esty’nin kaynanasıyla arasındaki ilişkinin de gerçekçi olmadığını belirtiyor. Bu topluluktaki kadınların gelinlerine çeşitli kötülükler yapabileceğini, ancak vajinismus nedeniyle oğluyla cinsel ilişkiye giremediği için azarlamanın bunlardan biri olmadığını belirityor.

Vizel’a göre tüm bunlar bir araya geldiğinde dizideki karakterler gerçek insanlardan uzaklaşıp çizgi film kötülerine dönüşüyor. Vizel, dizideki karakterlerin sadece tanıdığı ultra ortodoks Yahudilere değil, tanıdığı kimseye benzemediğini belirtiyor.

Kudüs’ta yaşayan Haredi Yahudilerin hayatına odaklanan Shtisel dizisinden övgüyle söz eden Vizel, Unorthodox’un aksine Shtisel’in izleyici içine çeken bir dünya yarattığını, Unorthodox’ta ise izleyicilerin Disney cadılarını andıran karakterlere dışarıdan baktığını belirtiyor.

Berlin’deki sekülerleri iyi insanlar, New York’taki ultra ortodoks Yahudileri ise kötü insanlar olarak resmeden Unorthodox’un ön yargıları besleyen bir yapım olmaktan öteye gidemediğini düşünen Vizel, karakterlerini canavarlaştıran hiçbir betimlemenin gerçekleri yansıtamayacağına vurgu yapıyor.

Unorthodox dizisinin Murat Emir Eren imzalı incelemesini buradan okuyabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information