Fitzcarraldo, Aguirre, der Zorn Gottes ve Stroszek gibi filmlerin usta yönetmeni Werner Herzog’dan 6 yönetmenlik tavsiyesi!

Werner Herzog, gerek kurmaca gerek belgesel filmleriyle usta mertebesinde görülmeyi fazlasıyla hak eden bir yönetmen. Çalıntı bir kamerayla 1968’de çektiği ilk uzun metrajlı filmi Lebenszeichen’den bu yana Yeni Alman Sineması’nın en önemli isimlerinden biri olmasının ötesinde; sinemaya, medyaya ve sanat ürünlerine yönelttiği özgün bakışla her zaman ufuk açıcı bir konumda duruyor. Böylesine önemli bir isim olan Werner Herzog’un 6 yönetmenlik tavsiyesini listeledik.

Werner Herzog’dan 6 Yönetmenlik Tavsiyesi

Okuyun, Okuyun, Okuyun, Okuyun

Yönetmenin mümkün olduğunca fazla şey okumaya verdiği öneme birçok söyleşisinden aşinayız. Ama burada kast ettiği şey, senaryo yazımı ya da film yapımıyla üzerine yazılmış teknik kitaplar değil. Herzog’un mutlaka okunması gerektiğini düşündüğü kitapları şu şekilde sıralayabiliriz:

– Virgil, Georgics
– Ernest Hemingway,The Short Happy Life of Francis Macomber
– Baker, The Peregrine

Okuma önerileri olarak sınıflandırabileceğimiz kitaplar da şöyle:

– The Warren Commission Report
– The Poetic Edda
– Bernal Diaz del Castillo, True History of the Conquest of New Spain

Çabuk Yazın

2014’te katıldığı bir söyleşide Werner Herzog, senaryo yazmasının beş gün sürdüğünü ifade etmiş ve eğer bu süreçte iki haftadan fazla zaman harcanıyorsa bunun bir yerde bir yanlışlık olduğunu gösterdiğini ifade etmiştir. Bunun birincil nedeni de yönetmenin filmin aklında tamamen şekillenmeden yazma işlemine başlamaması. Yazım sürecine geçtiğinde ise, tamamıyla odaklanabilmek için çevresinde kimsenin olmamasına özen gösteriyor Herzog.

Storyboard Korkaklar İçindir

Herzog’a göre storyboard korkakların kullandığı bir yöntemdir. Zira bu yöntemi tek bir net doğru olduğuna inananlara uygun görüyor ve bunun hayal gücünü dizginlediğini düşünüyor. Yönetmen ayrıca storyboard çizimleri işlemlerini fazlasıyla bürokratik buluyor ve bu işlemin sette yönetmene yapacak bir şey bırakmadığını ifade ediyor.

Kurgu ve Kurgu Olmayanı Ayırmayın

Herzog’un gerek kurmaca gerekse belgesel alanında başyapıt seviyesinde filmlere imza atmış bir yönetmen olduğunu biliyoruz. Bu iki form arasında bir ayrım olduğu varsayılsa da Herzog bu görüşe pek katılmıyor. Ona göre asıl önemi olan sinemanın kendisi. Yönetmenin bu konudaki ifadeleri şu şekilde: “Oturup bir hikâyeyi hangi formda anlatmam gerektiğini düşünmüyorum. Eğer yapacağım filmler kurmaca olacaksa bunun özel bir sebebi yok, bunun tek nedeni öyle olması gerektiği. Ben, benim için önemli olan hikâyeleri anlatıyorum. Kurmaca ya da belgesel arasında belirgin bir ayrım olduğunu düşünmüyorum. İkisi de ‘gerçek’lerle ilgileniyor, karakterlere sahipler ve benzer şekilde anlatılacak hikâyeleri var. Bana sorarsanız benim en iyi belgeselim Fitzcarraldo.”

Hata Yapın

Yönetmenin sıklıkla ifade ettiği görüşlerinden biri de “hatalarınızla yaşamayı öğrenin.” Ona göre sorunlarla boğuşup durmak ve reddedilmekten çekinmek hataların belki de en büyüğü. Onun geçmişte olanı geride bırakıp korkusuzca önümüze bakmamızı söylemesini de buna bağlayabiliriz. Yönetmenin kendiyle kullandığı çarpıcı ifadeyi burada hatırlayabiliriz: “Ben başarısızlıklarımın bir ürünüyüm.”

Kopyalamayın

Yönetmen, verdiği bir röportajda master class‘larında asla pratikte kullanılacak bir şey öğretmediğini söylüyor. Çünkü bunu yapmaya başladığı anda, kendi klonlarını yaratacağını, bunun çok tehlikeli olduğunu ve bunu yaparsa yönetmen adaylarının kendi vizyonları bulmalarının önüne geçeceğini düşünüyor.

Kaynak

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information