İlk üç film, beni “ben” yapan filmlerdir. Diğerleri de beğendiğim filmlerdir.

Ferit Karahan

Ayna – Zerkalo (1975)

Yönetmen: Andrei Tarkovsky

Benim için çok özel bir yerde duran bu film, ilk sinema deneyimimdi. Herhangi bir formüle bağlı kalmadan, zamanı genişleten, babayı ve simgesel anlamda tanrıyı arayan benzersiz bir anlatı.

Yol (1982)

Yönetmenler: Şerif Gören & Yılmaz Güney

2000’lerin başında izleme fırsatı bulduğum, dönemine göre yenilikçi, cesur, cuntanın etkisiyle dışarısının içerisiyle bir farkının kalmadığını gösteren film. Benim için bir manifesto.

Sarhoş Atlar Zamanı – Zamani barayé masti asbha (2000)

Yönetmen: Bahman Ghobadi

Kürt coğrafyasında çekilmiş en iyi filmlerden biri. Saf, sert ve yürek burkan bir şaheser. Uzun yıllar etkisinden çıkamamıştım

Sekiz Buçuk – 8½ (1963)

Yönetmen: Federico Fellini

Yönetmeni Fellini’nin kendisine ait bir gramer kurduğu, evvellerine benzemeye çalışmayan, kamera hareketlerinde çığır açmış bir film.

Beyaz Bant – Das weiße Band – Eine deutsche Kindergeschichte (2009)

Yönetmen: Michael Haneke

Göstermek ve söylemek yerine hissettirmeyi seçen, bugünün insan ilişkilerinin geleceği nasıl şekillendirdiğini ve bizatihi baskı altındaki çocukların intikamının hepimiz için nasıl yıkıcı bir deneyime dönüştüğünü anlatan bir film.

Kevin Hakkında Konuşmalıyız – We Need to Talk About Kevin (2011)

Yönetmen: Lynne Ramsay

Okul katliamı yapan bir gencin, yatay ve dikey ilişkilerini irdeleyen, kendince sebep ve sonuç ilişkileri anlamında cesur ve bir o kadar da yenilikçi bir film. Renk kullanımı ve oyuncu yönetimi çok başarılı.

Hayal Ülkesi – Jauja (2014)

Yönetmen: Lisandro Alonso

Post kolonyal bir aklın sert eleştirisi… Zamanı ve mekânı büken, metafor ve metanomilerle bezenmiş, yavaş ve yenilikçi bir western. Birey – iktidar ilişkisi ve buna bağlı olarak direniş biçimlerini gösteren, aynı zamanda sömürgeciliğin bıraktığı mirası sorunsallaştıran bir başkaldırı…

4 ay, 3 hafta, 2 gün – 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile (2007)

Yönetmen: Cristian Mungiu

Bir kürtaj meselesi üzerinden Romanya’nın karanlık dönemini anlatan, kendisine has sinematografisiyle rahatsız edici bir film. İzlenenin bir film değil, gerçeğin kendisi olduğunu bize yaşatıyor.

Rüzgar Bizi Sürükleyecek – Bad ma ra khahad bord (1999)

Yönetmen: Abbas Kiarostami

Ölüm ve yaşam ikilemini, bir ozanın dilinden dinlemek isteyenler için bulunmaz bir cevher. Kendi mitolojisini kurup zamanın ötesine geçen, yalın ve şiirsel bir film.

Delta (2008)

Yönetmen: Kornél Mundruczó

Derinlikli ve orijinal. Toplumsal yapıya cesur bir başkaldırı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information