Film listesi yapmak an be an değişen bir akıl yürütmesi gibi. Bu liste bittikten yarım saat sonra yeni bir liste yapsam elbet farklı filmler olacaktı. Ne de olsa çağrışımsal çalışıyor koç aklım.

Metin Akdemir

Berlin Şehir Senfonisi – Berlin: Die Sinfonie der Großstadt (1927)

Yönetmen: Walter Ruttmann

Şehirlere yakılan senfonilerin başlangıç filmidir Berlin Şehir Senfonisi. Tüm günün sonunda havai fişekler patlar ve gün geceye karışır. Modernleşmeye başlayan şehirlerin, görüntünün elementleri ile arşivlere girmesine dair kıymeti hep artmakta bu film serilerinin.

Yağmur – Regen (1929)

Yönetmen: Joris Ivens & Mannus Franken

Yağmur yağar, şemsiyeler açılır… Su yerde yansımalar yapar. İnsanlar koşuşturur. Bir Amsterdam günü bir daha böyle olur mu? Belgeselin gündelik hayatı kayıt altına alan gücüne bir övgü gibidir Yağmur.

Kusursuz İnsan – Det perfekte menneske (1968)

Yönetmen: Jørgen Leth

Kusursuz İnsan böyle uzanır, böyle yemek yer, böyle saçını tarar. Kusursuz İnsan kimdir? Nasıl bir kadın/adam? Ve sonunda nasıl terk eder kadın adamı? Ayrılığın ardından bir bardak su içilir.

Tahtacı Fatma (1979)

Yönetmen: Süha Arın

Fatma ormanlarda büyür, odun keser, hızarcıdır. Hayali “lokanta yemekleri” yemektir. Rüyalarının mekânı ormandır. Yıllar sonra Fatma ile buluştum ve onunla ağaçları, ormanı konuştum; kahve içtim. Fatma benim Rosetta’m.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi (1981)

Yönetmen: Ömer Kavur

Ayvalık’ta melankolik, kırgın, kırık bir aşk hikâyesi; Hümeyra’nın güzelliği, Kadir İnanır’ın ataerkiden sıyrılamamış şefkatsizliği. Sonunu bile bile devam eden bir eylül aşkı.

Bir Yudum Sevgi (1984)

Yönetmen: Atıf Yılmaz

Aygül: Canına yazık değil mi, niye yakıyorsun bu kadar? (sigara)
Cemal: Canımı düşündüğüm mü var..
Aygül: Ya neyi düşündüğün var.

İkisi de evli ama mutsuz Hale Soygazi ve Kadir İnanır’ın kaçak sevdasına bir gecekondu mahallesinden bu ilişkiyi onaylayan, beklenmeyecek toplumsal ahlak perspektifi. Ve de Gülsün Karamustafa’nın elinden çıkan şahane giriş jeneriği.

Paris Is Burning (1990)

Yönetmen: Jennie Livingston

Balo kültürü, draq queen‘ler sahnede, 1980’ler New York’u Ra ta ta ta ta! Dead DROP… Queer sinemanın en gösterişli bi’ o kadar hüzünlü şaheseri!

Exils (2004)

Yönetmen: Tony Gatlif

Fransa’dan yola çıkıp Cezayir’de köklerini arayan Zano ve Naima’nın yol hikâyesine Tony Gatlif’in müzikleri eşlik ediyor. Bencilliğimizden bir ağacın altında aynı portakalı bölüp yiyerek kurtulabilir miyiz?

Frances Ha (2012)

Yönetmen: Noah Baumbach

Kariyerli olmak , başarılı olmak, bir iş sahibi olmak… tüm bu kaygılardan uzak yaşanır Frances Ha izledikten sonra. Ve yatakta başın döndüğünde ayağını yere koyarsan başının dönmesi durur.

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Portrait de la jeune fille en feu (2019)

Yönetmen: Céline Sciamma

Queer bir ilişkinin imkânsızlığına/imkânlılığına dair bu filmi izledikten sonra, sinemadan çıkınca, içime oturan ağır yükten kurtulmak için İstiklal Caddesi’ni bir baştan bir başa beş kere yürümem gerekti. Ve Adèle Haenel’e sevgim sonsuz.

Bonus: Tilda Swinton ve Şahika Tekand’ın oynadığı her film.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information