58. Antalya Altın Portakal Film Festivali tam gaz sürerken, araya giren parazitlere aldırış etmeden iyi filmlere sarılmaya, büyük perdede topluca film izlemeyi ne kadar özlediğimizi hatırlamaya devam ediyoruz. Pandemi sebebiyle gösterimlerini açık havaya alan Antalya, bilhassa sesin dağılmasından gol yiyor olsa da Ulusal Yarışma'nın "Yıldızların Altında" konseptinde, sırtımıza vuran soğuğun da dâhil olduğu yol arkadaşlığımıza alıştık bir taraftan. Bugün konuşacağımız, Nazlı Elif Durlu'nun ilk uzun metrajlı filmi olma özelliğini taşıyan Zuhal'in hikâyesinde ses tasarımı büyük ehemmiyet taşıdığı için özellikle bunu dile getirmek de istedim. Fakat Antalya'da neyse ki jüri üyeleri bütün yapımları kapalı bir salonda tükettiğinden, Zuhal'le alakalı alacakları kararlara etkimiyor zaten bu açık hava dezavantajı. Günün sonunda tek kaybeden biz fânileriz diyelim. Kovid-19'un taş koyduğu etkinliklerden biri olabilecekken mümkünatı bulunan tek önlemi aldıklarından isyanımızı da kimseye edemiyor ve konuya giriyorum... Nihal Yalçın'ın başrolünde yer aldığı Zuhal, gerçek bir hikâyeden yola çıkılarak filmin yönetmeni Nazlı Elif Durlu ve ortak yazarı Ziya Demirel tarafından kaleme alınmış. Belli standartların üzerinde bir hayat süren, üst orta sınıfa mensup, avukat olarak çalışan bir kadının, gecenin bir yarısı duyduğu kedi miyavlaması sesiyle başlıyor öykü. Seyahatteki erkek arkadaşıyla yaptığı telefon görüşmeleri, kendi iş koşuşturmacası ve bu kedi sesinden sebep bugüne kadar hiç iletişim kurmadığı komşularıyla teker teker tanışması arasında Zuhal adındaki karakterimizin oturttuğu düzen tektonik değişimlere uğruyor. Bunun ardından birbirinden orijinal apartman sakinleriyle yolları kesiştikçe, Zuhal'in dünyasındaki evrimi de en ön sıradan izleme şansına erişiyoruz. Zuhal: İçeride Bir Yerde Zuhal kim, bu garip hadiseler sırasında ne tepki verir ve nihayetinde bir soruyu mu yoksa bir cevabı mı arıyor başlıklarına fazlaca kafa yoruyor film. Edinilmiş huzurunun içerisinde hayata dair taşıdığı kaygının bir temsilcisi çünkü bu kedi sesi. Tırmalıyor zihninin içerisinden onu. Görünürde her şey yerli yerinde. Zevkli bir ev, söz sahibi olduğu bir kariyer... Şık, bakımlı, güzel bir kadın Zuhal. Ama böyle bir hayat da insanı mutlu etmiyor ki gibisinden, kadınların başarılarını gölgeleyecek bir yere de asla bağlanmıyor. Aksine erkek egemen zihniyetin nevrotik, burnu büyük olarak kodlayacağı bir kadını ve hatta başka ellerde böyle bir karikatüre dönüşebilecek karakterini anlamak, anlatabilmek için üstün bir çaba sarf ediyor. Her şeyin biraz daha anlamlandığı yer de Zuhal'in bu kedi sesinin peşine düşmesinin ardından karşısına çıkan başka kadınlar tabii ki de. Çünkü böyle hikâyelerden alıştığımız üzere, cevabın aslında içeride bir yerde olduğunu kavrayabilmesi için o dayanışmaya bir hayli ihtiyacı var. Kaldı ki, kendi küçük penceresini kapıları dinleyip yeni hayatlara dahil oldukça büyütüyor ve her şeyi bildiğini sandığı yerden uzaklaşıyor. Evin ortasına bırakılan dolabından, annesi tarafından zorlanan özürüne kadar Türkiye'den bir manzara olduğunun da hatırlatmasını sıklıkla yapan bir film Zuhal. Egzotik varlıklar gibi davranılan, kariyer sahasında herkesin canını okumuş kadınların varlığını izole edip iyice yabancılaştırmaktansa, zorla öteki yaratan bir dünyanın sınırlarında var olurken ne tür kaygılar biriktirdiğine göz atıyor. Karakter gelişimine dair bir duraklama dönemine girdiği ikinci çeyreğinde de absürtleşen bir mizahın elinden tutarak seyirci için de tohumları atılan şüpheye daha kalender bir yerden tutunuyor aslında. Zuhal'in aklını yitirdiğini düşünmekten kendimizi alıkoyamasak da final noktasından sonra geriye dönüp baktığımızda bu bilinçli tercihin de yadsınamaz bir katkısı olduğunu görüyoruz. Muhtemelen ayrılık acısı çeken karşı komşusundan,…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Kadınların hikâyelerinin kadınlar tarafından anlatıldığında nasıl sonuçlar doğurduğunu bir kez daha görmek açısından da ehemmiyetli bir yapım Zuhal. Türkiye Sineması'nda cinsiyet beyanı belirtmeden bu sohbetleri yapabildiğimiz günlere gelmeyi çok istiyorum. Nazlı Elif Durlu gibi vizyon sahibi anlatıcılar, üretmeye ve hikâyelerini paylaşmaya devam ettikçe de hedefe düşündüğümüzden daha hızlı yaklaşacağız gibi.

Kullanıcı Puanları: 2.96 ( 18 oy)
70

58. Antalya Altın Portakal Film Festivali tam gaz sürerken, araya giren parazitlere aldırış etmeden iyi filmlere sarılmaya, büyük perdede topluca film izlemeyi ne kadar özlediğimizi hatırlamaya devam ediyoruz. Pandemi sebebiyle gösterimlerini açık havaya alan Antalya, bilhassa sesin dağılmasından gol yiyor olsa da Ulusal Yarışma’nın “Yıldızların Altında” konseptinde, sırtımıza vuran soğuğun da dâhil olduğu yol arkadaşlığımıza alıştık bir taraftan. Bugün konuşacağımız, Nazlı Elif Durlu‘nun ilk uzun metrajlı filmi olma özelliğini taşıyan Zuhal’in hikâyesinde ses tasarımı büyük ehemmiyet taşıdığı için özellikle bunu dile getirmek de istedim. Fakat Antalya’da neyse ki jüri üyeleri bütün yapımları kapalı bir salonda tükettiğinden, Zuhal’le alakalı alacakları kararlara etkimiyor zaten bu açık hava dezavantajı. Günün sonunda tek kaybeden biz fânileriz diyelim. Kovid-19’un taş koyduğu etkinliklerden biri olabilecekken mümkünatı bulunan tek önlemi aldıklarından isyanımızı da kimseye edemiyor ve konuya giriyorum…

Nihal Yalçın‘ın başrolünde yer aldığı Zuhal, gerçek bir hikâyeden yola çıkılarak filmin yönetmeni Nazlı Elif Durlu ve ortak yazarı Ziya Demirel tarafından kaleme alınmış. Belli standartların üzerinde bir hayat süren, üst orta sınıfa mensup, avukat olarak çalışan bir kadının, gecenin bir yarısı duyduğu kedi miyavlaması sesiyle başlıyor öykü. Seyahatteki erkek arkadaşıyla yaptığı telefon görüşmeleri, kendi iş koşuşturmacası ve bu kedi sesinden sebep bugüne kadar hiç iletişim kurmadığı komşularıyla teker teker tanışması arasında Zuhal adındaki karakterimizin oturttuğu düzen tektonik değişimlere uğruyor. Bunun ardından birbirinden orijinal apartman sakinleriyle yolları kesiştikçe, Zuhal’in dünyasındaki evrimi de en ön sıradan izleme şansına erişiyoruz.

Zuhal: İçeride Bir Yerde

Zuhal kim, bu garip hadiseler sırasında ne tepki verir ve nihayetinde bir soruyu mu yoksa bir cevabı mı arıyor başlıklarına fazlaca kafa yoruyor film. Edinilmiş huzurunun içerisinde hayata dair taşıdığı kaygının bir temsilcisi çünkü bu kedi sesi. Tırmalıyor zihninin içerisinden onu. Görünürde her şey yerli yerinde. Zevkli bir ev, söz sahibi olduğu bir kariyer… Şık, bakımlı, güzel bir kadın Zuhal. Ama böyle bir hayat da insanı mutlu etmiyor ki gibisinden, kadınların başarılarını gölgeleyecek bir yere de asla bağlanmıyor. Aksine erkek egemen zihniyetin nevrotik, burnu büyük olarak kodlayacağı bir kadını ve hatta başka ellerde böyle bir karikatüre dönüşebilecek karakterini anlamak, anlatabilmek için üstün bir çaba sarf ediyor. Her şeyin biraz daha anlamlandığı yer de Zuhal’in bu kedi sesinin peşine düşmesinin ardından karşısına çıkan başka kadınlar tabii ki de. Çünkü böyle hikâyelerden alıştığımız üzere, cevabın aslında içeride bir yerde olduğunu kavrayabilmesi için o dayanışmaya bir hayli ihtiyacı var. Kaldı ki, kendi küçük penceresini kapıları dinleyip yeni hayatlara dahil oldukça büyütüyor ve her şeyi bildiğini sandığı yerden uzaklaşıyor.

Evin ortasına bırakılan dolabından, annesi tarafından zorlanan özürüne kadar Türkiye’den bir manzara olduğunun da hatırlatmasını sıklıkla yapan bir film Zuhal. Egzotik varlıklar gibi davranılan, kariyer sahasında herkesin canını okumuş kadınların varlığını izole edip iyice yabancılaştırmaktansa, zorla öteki yaratan bir dünyanın sınırlarında var olurken ne tür kaygılar biriktirdiğine göz atıyor. Karakter gelişimine dair bir duraklama dönemine girdiği ikinci çeyreğinde de absürtleşen bir mizahın elinden tutarak seyirci için de tohumları atılan şüpheye daha kalender bir yerden tutunuyor aslında. Zuhal’in aklını yitirdiğini düşünmekten kendimizi alıkoyamasak da final noktasından sonra geriye dönüp baktığımızda bu bilinçli tercihin de yadsınamaz bir katkısı olduğunu görüyoruz. Muhtemelen ayrılık acısı çeken karşı komşusundan, yeni çocuk sahibi olmuş bir annenin yorgunluğunu kolektif hâlde uyuklayarak paylaşmasına kadar her katta, her kapıda yeni bir delik daha açıyor ördüğü duvarlara Zuhal.

Nihal Yalçın’sız bir Zuhal düşünülemeyeceğini de söylemeden olmaz. Her janrın oyuncusu denilebilecek bir kumaşa sahip olduğundan burada da hepimizi büyülemesine şaşırmamak gerek elbette. Ama öyle güzel giymiş ki Zuhal’i üstüne, film Nihal diye anılmayı hak edecek bir bütünlüğe ulaşmış. İyi yazılmış, iyi yönetilmiş ve tüm kadrosu tarafından da iyi oynanmış yapımın daha da büyük bir doruğa çıkmasını arzu etmek haricinde bir maruzatım yok sanırım. Kadınların hikâyelerinin kadınlar tarafından anlatıldığında nasıl sonuçlar doğurduğunu bir kez daha görmek açısından da ehemmiyetli bir yapım bence. Türkiye Sineması’nda da cinsiyet beyanı belirtmeden bu sohbetleri yapabildiğimiz günlere gelmeyi çok istiyorum. Nazlı Elif Durlu gibi vizyon sahibi anlatıcılar, üretmeye ve hikâyelerini paylaşmaya devam ettikçe de hedefe düşündüğümüzden daha hızlı yaklaşacağız gibi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information